…. DOĞA ve İNSAN SEVGİSİNE DAİR 2 … Aşılananın yahut MAYA’ lamanın özü esası Doğa kökenli kendi aslını veren döngülerden kaynaklı olmadığı sürece çöküşü kaçınılmaz sonsuz bozulmalara sebep YAPAY tasarımlı kurgulardan ibarettir her şey.
Gördüğü dokunduğu duyduğu sezdiği tattığı doğadaki her şeyden İnançlar dahil yaşam biçimini, akıl fikir bilinç çıkarımını, beslenme barınma kaynaklarını ve iletişim şekillerini yine doğayla kurduğu bağlardan sağlayan insan, bu sonsuz dönüm dolalım dengesini doyumsuzluk YAYILMCILIĞI ve KEYFİYET hükümranlığı uğruna hiç bir varlığın özgün yalama hakkını gözetmeksizin umursamaz hiçe sayar ve terkederse, bu günlerin miladı olan topyekün kıyametin o noktadan itibaren her leyin sonunu getiren katliamcı katiline dönüşür.
Başkasının emeği çabası gayreti üzerinden ortada dolaşıp gezinmeye son dakika cinnet cinayet ilanlarıyla dalıp çullanarak, Dibe düştüysen eğer ve sorumluluk vicdan özveri özgüven ve özgür iradeden yoksun hayatı kararmış ışığı sönmüşsen eğer, ‘ eller yukarı herkes dışarı ‘ bağırıp çağırıyordur hattı bozulmuş, canlılığı pörsümüş, çizgileri kırılmış her yerin pususuna çullanan haydut kovboyculuğun hercümerçlerinde.
Noktaya kilitlenmeden akla belleğe bilince hafızaya ilgiye duyguya ve düşünceye yatay yahut dikey gözleyebilme sıçrayışlarını ve ilerlemeyi sağlayıp Çevresel bakış alanlarını geniş tutarak kire kibire gürültüye kaosa kine nefrete aç gözlülüğe gösterişe zuluma zorbalığa ve kargaşaya Maruz bırakılmış ısrar ve tekrarların toksinlerinden arınma tadilatı yapmalı ki insan, hayata polyona güzelliği yapmalara mahsur düşen lak lakçılık da da buna dahildir insana dünyaya vicdana saygıya aşka sevgiye ve doğaya arınarak dönebilsin .
Çünkü taklit ettiği vazgeçilmez doğanın her hangi bir parçasıdır insan. Bu sayısız varlık evreninde başkalarınınkini gözettiği kadar ancak kendi varlığını da karakteri özü esası ve işlevi bozulmadan sürdürebilme imkanına sahip olur. İnsan karakterinin diğer adı da bu yüzden fıtratını tanımlayan Tabiat’ tır. Ordan gelir her şartta yeniden oraya döner. Nihayetinde doğadan tedarik ettikleriyle hayatını ve varlığını ancak yaşatıp sürdürme şansının olduğu ( demir çinko magnezyum potasyum selenyum silisyum… )vitaminler, elementler madenler mineraller toplamıdır İNSAN denilen nesne. Eksikliği halinde ruh ve beden dengesi bozulup ölümüne sebep hastalık salgın çöküş ve çürümelerin önü alınamaz sonuçları doğduğu gibi, ihtiras hırs yayılmacılık doyumsuzluk tahammülsüzlük güç gösteriş ihtişam zorbalık dayatma ve keyfiyet hükümranlığı uğruna DOĞA’ nın ve insan ilişkilerinin dengesi düzeni bozulunca soyut laboratuarlarda üretilmiş soyut sahte sanal ve kimyasal cinnetin hiç bir akıl bilinç bellek düşünce duyum vicdan sorumluluk denge idrak irade ve duyarlılığığı olmayan dürtü güdümlerine bağlı psiko manyaklığın ( adalet saygı sevgi emek sanat kültür kişilik kimlik gibi kavram ve çıkarımlar yoksunu) hiç bir şeyi sorgulamadan her leyin hakkına tecavüz eden bu günkü haliyle cinnet ve cinayet öznesine değişmiş ( dölsüzleşmeyi tohumlayarak) ve dönüşmüş olur insanlık. Sefalet yoksulluk düşkünlük acizlik bunalım belirsizlik umutsuzluk tükenmişlik gibilerin tüketime sunulduğu dayatmalarla her türlü sömürüye istismara yapmaya yıkıma ve manipülasyona açık olduğu için insan ve doğa, itirazı veya kabulü olmayan her sorgulama yürekliliğine işsizlik korku baskı hayattan koparma ve tümüyle zindana sokma ışıksız havasız dünyasız bırakma gibilerle) daha da kötüsüyle tehdit etmenin de soygun sömürü çarpık çarmıhına şartları uygun kullanım sahalarıdır.
Görene duyana bilene ve duyarlılık ilminde ve dengesinde yaşayana , yaz güz bahar öteki bahar biz bu kuyuya basıl düştük panik atakları na konum atmakla hayatı raf düzenine sokmak niyetlisi olmayan anlayışla yaşayana yaz da biter ötekiler de insan da. Mühim olansa sayaçta sarnıçta bitmesi kaçınılmaz olanlara yeni kaynaklar unutlar hevesler heyecanlar tutkular katma veya katılma gayreti ve çabasına gitmektir. O sayede insan düzen dünya aşk ve sonsuzluk hasılı velhasıl olur çünkü.
Bu yüzden doğal dengesi bozulmuş birbirine bağlı tarım gıda enerji hayvancılık barınma eğitim ulaşım iletişim inanç dil kültür sanat ilim hukuk güvenlik istihdam ve istikrar gibi hayatı kurup donatan dengede hiç bir şeyin denge düzen bağlanında olmadığı yağma yıkımlar silsilesinde bunalım gerilim karanlık kargaşa bilinmezlik korku kahır şiddet nefret bozgun sataşma çatışma güvensizlik ve mutsuzluklarının kimyasal ölümleri doğuran doğa ve insan sevgisi katliamcılığıyla sıralı kötülüklerin kıyametleştiği günümüz anlayış ve yalam biçimi esaretinde, ilk sıra listesini doğasında ve MAYA’ sında olan değerliliği bozarak tüketim bağımlılığı çılgınlığına kul köle olmuş sahte soyut acınasız ruhsuz ve yapay ilişkiler ağına mecbur ve muhtaç insanlığın soygun sömürü çarkının dayattığı değişim ( dölsüzleşmeyi tohumlayarak) ve dönüşüm sonucudur.
Böylece..
İnsanın doğal varlık sebebi ve zenginliği olan duygu düşünce haz istek heves ve algılama duyumlarıyla örgülü donanımlılığın insan değerlerini marjinal erişilmez olana ve en yüksek kazancın sahibi olmaya sağırlaştırıp körelten bütün kötülüklerle hep huzursuz istikrarsız dengesiz çıkışsız karanlık pusuda bekleyen korkuları kaygıları eziklikleri panik atakları çevreleyip hayatın bütün iletilşm zenginliğini ve dönüm dolaşım çeşitliliğini kısıtlayarak sürekli sanal -digital robotlaşma sanayisiyle yarışan ve kendinden insan üstü artırım başkalaşım ve yıkım beklenen sosyo psikolojik travmalara kendi azgın sapkın felaketinin köle pazarını yapıp bozmaktadır artık insanlık.
Hasılı, yeryüzünün mahşeri kalabalıklarını parıltılı gösterişler ışıltıyla ardında zincirleyip sürükleyerek en yüksek kazançlara kendini ilah edenler çapulculuğunda hızını hiddetini şiddetini öfkesini ve fiyatlandırmasını bir türlü alamayan sapkın yükselişlere azıp çıldıran ALTINA HUCUM kargaşasında zaten gelir dağılımı eşitsizliğiyle adaleti vicdanı sorumluluğu sağlığı kültürü dili saygınlığı aklı yapısı kanunu kuralı bilinci doğası ekseni ve insanlığı bozulmuş ortak yaşam dünyasının silsilesi hiç bitmeyen ve beraberinde daha çok bozgun sürgün sığıntı acı sefalet yokluk azap çile yoksulluk kan ve gözyaşı getirecek olan SAVAŞ ve ÇATIŞMALARA gıcır gıcır paketinden çıkartılan yenisini güncelleyerek geleceği belirsizliği dolgulayan kapasiteden garantiye alma çırpınışlarıyla kendini verip altına doymamanın korkusunu çaresizliğini muğlaklığını kaygısını derdini endişesini kabusunu evhamını kuşkusunu kederini karamsarlığını ve travmalarını yatırımlayıp stoklamakta herkes.
…. DOĞA ve İNSAN SEVGİSİNE DAİR … Karda yürüyen ve Aşkı ayazı soğuğu göze alan varsın izini yolunu kişiliğini ve insanlığını en görünür duyulur kendisiyle belli etsin. Çünkü bütün inanılası bilinesi ve yaşanılası güzelliklerin doğumuna tanıklık etden ay gün saat rüzgar yağmur su toprak hava bulut dağ köprü kavşak rıhtım yer gök ve güneş ve her şey ve her yer , orayı kendinden bilip insanlığı ve sonsuzluğu okutup öğreten yaşama sanatının huzur ve mutluluğuna erecektir. Çünkü değerli anlamlı ve sürdürülebilir bütün ilişkilerde herkesin her zaman her şartta her şeye ve kendine iyi davranma aklı fikri algısı alışkanlığı huyu ve karakterini geliştirebilme hüneri ve becerisidir, sosyoloji arızası yapay laboratuarlarda kadını erkeğe bölüp atomize etmeksizin ve birini diğerinden ayrıştırma sadistliği gütmeksizin vitrin ürünleri olmayan insanlık..
Doğa ve insan sevgisi… yaşam döngüsünde vazgeçilmesi asla mümkün olmayan bütün sevgileri çarpanlarıyla katlayarak çoğaltan, henüz kitabı yazılmamış kaydı asla silinmez değeriyle ve yeryüzü hikayesini iyilik güzellik kılavuz kitabıyla özgürlüğü sevgiyi onuru vicdanı cesareti sorumluluğu ve aşkı insanla bağdaştırıp anlamlandıran vazgeçilmezliğin ta kendisidir .
Doğa ve İnsan sevgisiyle beslenip büyümüş ve insana yetişmiş olan her kişi, her kurduğu sağlıklı e sorumlu iletişim duyarlılığıyla börtü böceğin, çalı çiçeğin, nehrin ormanın, kuşun hayvanın, toprağın denizin ormanın….uçan gezen duran yürüyen her şeyin özgür nitelikli sağlıklı diri ve özgün yaşama hakkına en az kendisininki kadar sevgi saygı duyarlılığıyla yaklaşır özümser benimser ve davranır.
Hep söz konusu edilerek bir türlü yanlıştan dönemeyen olgudur , kadının nazlı narin ince ve zarifliklerle özdeş çiçeksiliğine duyulması gereken özen titizlik ve hassasiyet evet olması kuvvetle gerekli mümkün ve imkan dahilinde yani… fakat bu ortak yaşam değerliliğini kuran yaşatan ve yücelten saygınlığ dair sadece dörtte.bir çeyreklik kısmıdır sağlıklı yürünesi gereken iletişim bağlamının. Çünkü kimse kimseyi zorlu koşulların bu tarafından karşı yakasına omuzlayıp götüreceği kadar hamallık vasıtası anlayışıyla bilip davranmamalı ki… duygularını istemlerini hassasiyetlerini ve ihtiyaç duyduğu hayatiliklerini gözetmeksizin formatlanmış rollere veya kalıplara bürünme zorunluluğuyla sahtelikler kozasında kıvranıp ziyan olmasın insanlık. Bu yüzden kadın erkek farketmeksizin herkes herkesi kişinin özgün karakterini de gözeterek içten samimi gerçekçi ve kimse kimseyi üstün yahut aşağılık seviyesinden görmediği saygın duygularla algılamalı duymalı görmeli anlamalı ve davranmalıdır. Bunun kadını erkeği yok ve burdan doğacak olan şey katıksız sevgi ve herkese yetecek kadar huzur mutluluk ve Aşk zenginliğidir.
İnsan ve Doğa sevgisiyle eğitim öğretimini sağlayamamış olan bütün yalnızlıklar, hiç bir kendine özgünlüğün duygu düşünce akıl fikir yol vicdan bilinç bellek ve sorgulama liyakatliliğiyle gelişip büyüyemediği için, her karşılaştığı ve yaladığı hayati değerdeki eşik evre ve sorunları İLKELLİĞİN kolaycı kibirli kahırlı yıkıcı sapkın aykırı baskın zorba ve şiddet eğilimleriyle çözmeye kalkışarak değer kıymetini bilmediği her şeyin yaşam hakkına kastederek kökünü kazımaya odaklı ezik yoksun tecavüzcülüğe evrilen kişilik bozukluğu korku ve karanlıklarıyla sosyal hayatın canlı cansız bütün donanımlılığını bozan çürüten çökerten ve katleden suç maksadına dönüşür..
Çünkü gönül his haz heves heyecan coşku ilgi samimiyet sevgi saygı açlık susuzluk gibi ruh ve beden bakımının yapılmadığı vücut, hayata hor yaklaşıp ve hoyrat davranarak kendine sunulan yeryüzü cevherinin ve ömür zenginliğinin değer kıymetini bilmeyen insanından uzaklaşarak ölüme terkeder.
…çünkü sürekli nezaket kalıbında iyimserlik kusursuzluk mükemmellik beklentisine formatlanmış kişi zamanla bu yapay biçimlendirmeyi taşıyamaz tam tersine evrilir çünkü böylesi köleli çerçevelilik insan doğasına aykırıdır. Beklenti hücresinde diğerinin tenezzül bağlamında kendini hep ezik yoksun ve muhtaç hisseder.
Okuduğunu anlamaz yaşadığını bilemez duyup gördüğünü tanımlayıp kavrayamaz ilgisi dikkati becerisi savrulmuşluğun zifir karanlıklarına dağılarak ve buzul devrelere girerek kaçınılmaz halde sıkıntı yaşarsın dünya be hayatla bağını kopardığın kendi kendinle ver kalitesiz rimsiz çoraklarla boğuştuğun kendi haline başkalaşmalara terkettiğin boşlukları ve kendin olmadan asla doldurup kapatamazsın bir daha. Çünkü, sakinliğini bulmayan hızlı ve çılgın tüketim bağımlılığı her şeyin kalitesini bozan en yıkıcı etkendir. Çünkü Sayaç ölçümlerine kilitli bağlı İnsanın sesi gözü adımları arzusu bilinci zarar durumundaki kendine yetişemez.
Sınava kusursuzluğa mükemmelciliğe ve kayıpsız yenilgisiz mutlak başarıya endeksli buyurgan komut ve kurgulamalarla yalama tutsaklığının verdiği hasarla insan , bütün değerlerinden koparak darma duman olur.
… EMEK SERMAYE CELiSKiSiNiN SIFIRLANDIGI KIYAMET GÜNCESINDE …… Sanayisi ve ekonomisi emek sermaye çelişkisi üzerinden gelişmiş dünya ölçeğine yerleşik ve yaygın sömürgeci ülkelerde ( misal Alman lokomotifli Avrupa’ da) maaşın üçte ikisi kira ve barınmaya, geri kalanı ayın ortasını bile bulamadan yan giderlere iflas çırpınışlarını tştreyip tükenen sefalet sürüncemesiyle, global Vahşi sömürü çarkının ülke coğrafya kimlik farkı gözetmesi ve orası burası yoktur asla.
Hem zaten sebeplerin tetiklediği soygun sömürü kundakçılığına karşı tepkisel duruş tavır etki yetki sorumluluk itiraz reflekslerini duyarlılıklarını ve sorgulamalarını yitirerek cebelleştiği sonuçlarının kulu kölesi olan kalabalıklar ; tam da dürtü bağımlılıklarına tutsak aranılan ve istenilen kolayca güdülür kurgulanmış planlı proğramlılığın sosyal siyasal ekonomik ve kültürel çürüme ve çöküşlerle koşulsuz şartsız itaatliliği sağlanmış olan niteliksiz tezgah oyunu ve ürünüdür.
Motoru bulunca James Watt insan emeğine ve değerine ilgi azalmış ya.. O gün bu gün.. Her Bilinmezlik, kuşkulu temkinli ihtiyatlı ve mesafeli yaklaşımları zorunlu kılar ve tetikte olmayı gerektirir . Kırsalda bilinmeyenlerin azlığı sebebiyle kötü aykırı olan veya ortak hayatın değerler dolaşımına uymayan her uyumsuluk kolayca farkedilir ve dışlanır. Fakat kent metropollerinde her acımasızlığı içinde barındıran ve herkesin kendince yaşam kavgasını bin türlü şekle girerek öncelediği sert katı ezici yorucu tehlikeli bilinmezlikler insan yoğunluğu kadar çok olduğu için aynı oranda bütün bilinmeyenlere kaygıyla kuşkuyla yaklaşılır.
Kimlik ve ortak yaşam değerlerini yitirmiş kaybolmalar, parçalanmış soyut kimliklerde ve fanatikleşmelerde ( baskılandıkları güdümlü ezikliğin tutsaklığından sağlıklı saygın özgür iradeli kültürlü ve bilgili kişiliğe giden çıkış yolunu bulamadıkları yüzünden parçalanmış alt kimliklerde kümeleştikleri) kendini bulmaya ve ifade etmeye gruplaşırl. Bunu bilen pusudaki Tarikatlar mafyalar magazinciler klüpler ve partiler bu sosyolojik bozulmadan bolca istismar çıkarı sağlar.
Geri çekilip sosyal sıkıntılı kalabalıkların afyon ihtiyacı nabzını tutarak çekildikleri kabuktan fışkırarak En son geçen ncelkenelerle Tarkan - cem yılmaz yıllardır bütünlük n yol kavşak ve magazin kirlidi lanallardan reklamı yapılmamış gibi halk garip graba televizyonlarında hit haber olarak yokluk yoksulluk şiddet sahtekarlık kıskacında kıvranan topluma ve dokum boşaltım paptığı david bacjamin karısının gelinine sırt döndüğü haberiyle birlikte… Denetimsizlik liyakatsizlik israf gösteriş ve sorumsuzluk üzerine vurgun soygun yağma dayatma ve talan kurulumuna yapmış olan Bop keyfiyet sultası, ülkenin bütün kazanım birikim ve değerlerini lendi şahsi çıkar ve menfaatine uygun özelleştirilerek sefeleti yoksulluğu hukuksuzluğu kuruni sallaştırıp sur saltanat keyfiyetinin baskılama çevrim çarkını daimi kıldı. Çünkü feodal bağlarla büyütülen duygular hisler ve hevesler, akıl fikir vicdan muhasebesiyle idare edilmediği sürece her şey birbirine baskın ve üstün gelmek için kıstırır kuşatır çatışır dengesini yitirir kendine tapan katı köşeli akışkanlığı olmayan öfke kin nefret gazabına dönüşür.
Herkese ve her şeye Baş Olma içgüdüsünün aklı bilgiyi saygıyı sorumluluğu dengeyi fikri mantığı vicdanı düşünceyi ve kontrol etme yeteneğini bulandırarak güç odaklı saldırgan hükümran ve güç eksenli kendini öldürme manipülasyona sebep veren öfkenin hırsın aç gözlülüğün kibirine yenilen mahlukluğa dönüşür insan. Çünkü…bütün dayatılmışları itirazsız tepkisiz harcanarak tüketmeye toplumlarını hiç bşr itiraz yetkisi ve tepkisi olmamaya disipline ederek; veya tamamen ve tümüyle kendi kaderine terkederek güdümlü proğramlı köleler olarak ayar edip kurgularlarken İltihap ve salgın damarlarında biriken acıyıcı yaralandığı sebeplerden arındırıp becerikli bilgili doğru etkin liyakatli ve sağlıklı tanısı tedavisi konularak iyileştirilmediği sürece derinlere kök salıyor ve tamamen kalıcı hale getirerek birbiriyle hayati derecede ilişkili hücreyi yapıyı dokuyu organı sistemi ve bünyeyi çürütüp çökerterek hayatı bitirmeye ve insanlığı öldürmeye urlaşıyor.
Sağlıklı iletişim ağını ve bağını kuramayan köklü kopuşlar, kuramadığı sosyal bağları kolayca ve keyfiyet hükmünde harcanabilir kılarak işlenen her suç ihlali sıradanlaşıyor , her kötülükse kanıksanıp bulaşıcı bir salgın olarak herkesin şiddetli sarsıntı ve yıkımlarını umursamadığı normali şekliyle esaret altına alınmış dünyanın bütün coğrafyalarında yaşam biçimi halini alıyor.
Sömürülen yığınların istihdam barınma gıda beslenme giyinme enerji eğitim ulaşım iletişim kültür sanat bağlamındaki kaygıları endişeleri mutsuzlukları kuşkuları korkuları çekingenleri yılgınlıkları tükenmişlikleri ve umutsuzlukları gittikçe artarak yapay zeka çağıyla beraber en dramatik çıkmazlara derinleşip azgınlık derecedinde artan inziva kopuş izdiham kayıp yitik kabus ve insanlık travmasında .. sadece barınmaya ilişkin bütün yaşam kazancının tümüne yakınını vererek vahşi ve azgın sömürü çarkında tutunmaya asla dengeyi huzuru güveni ve sağlayamayan tutsaklığın soyut ve sanal nesnesine dönüşürken insanlık…yurtdışında yaşayan Türkler üstüne üstlük hiç bir yerin aidiyetsiz kayıp yitiği olarak kabul görmediği ayrımcılık dışlama nefret ve düşmanlıklarıyla didişip boğuşmak zorundadırlar.
Almanya rol model lokomotifli.. Bu ve benzer merkezlerde de günlük anlık değilen fiyat artırımı etiketlemelerini artık hiç bir gücün kontrol etmediği ve yaşam pahalılığı yükü altında ezilen yüzde doksan beşlik kesimin karanlıktan karanlığa gn yüzü görmeyen yaşam kavgası mesaisinde serbest piyasa pazarının topyekün esiri olarak ulaşım, gıda, giyim kuşam, araç gereç , iletişim, sağlık, enerji, eğitim ve her gün ihtiyaç artırımında bulunam diğer ve öteki bin bin türlü hızına yetişilemeyen giderler toplamıyla canıyla cebelleştiği insan yığınlarının göstermelik seçimlerde kimi seçerse seçsin umudu tükenmiş çarkı ve çevrimi bozuklukta hepsi de en acımasız katı ve sinsi sömürücülüğün ofis sekreteryacılığı yapmanın ötesinde hiç bir farkı olmayarak insanların hiç bir irade itiraz ve tepkisel katılım yetkisinin olmadığı proğramlanmış itaatliliğin kaderini soygun sömürü ilahları ve düzenin tanrılaşmış kartelleri belirler ve tayin eder, Geri kalmış sömürge ve sözüm ona gelişmekte olan yarı sömürge( Türkiye gibi) her alanda bağımlı ülkeleri de ise bütün olup biten hükümranlığı buraya bakarak kendilerine ayarlı çelişkiler çıkmazlar sorunlar yaşam pahalılığı ve gelir dağılımı eşitsizliği üzerine kurulu düzeneğin yerli işbirlikçileri sür saltanat ihtiyacına göre kopyalayıp montajlamaktadırlar.
Her şartta maddiyat faydacılığı ve çıkarcılığı odaklanmasını her şeyin önünde ve üstünde bakıp görerek serbest rekabetçi piyasayı sistemin sınırsız yetkilerle donatılmış herkesi itirazsız köleleştiren sömürü Tapınakları olarak dayatırken, (kazanç marjinali sınırsız) alışveriş poşetlerine varıncaya kadar sürekli her şeye artan fiyatlandırmalarla insanların somut gerçeklikteki bütün sosyal siyasal hukuki ve ekonomik yaşam dolaşımına direk müdahaleyle, sigortadan trafik cezasına ödemeler hesabının posta kutusundan ardı arkası kesilmeyen ezici üzücü ve boğucu tıkanmışlığı çok bilinmeyenlerin korkularını endişelerini yalnızlıklarını kaybolmuşluklarını ve kaygılarını sanayi kentleşmesinin de tetikleyen kimliksizliğe hapsettiği çok kimlikli ( klüpçü işçi hademe muhasebeci memur sıvacı yerli yabancı…) silik yenik sönük hiç kimse kabukları altında cebelleşen insan yığını kalabalıklar varolan somut sorunlarına ruh sağlığı ve beden dengesi bozulmuş tükenmişliğini susturup sindirmek için çok masraflı hayatın yan sokaklarına saparak ( uyuşarak içe çekilme) hiç bitmeyen soyut yapay sanal ve sahte çıkış damarları aranır.
Sözün kısası..:
Çok kimliklilik aslında kimliksizliğin ta kendisi olan şifrelenmiş kilitlerin tutsak ettiği sayısız benlik ve hafıza kayıplarından kendine ve yaşadığı karmakarışıklığa ulaşıp erişmesi asla mümkün olmayan Digital Hegomonya ve Neo Liberal diktatörlüğü dönüm dolaşım ağında özgürlüğü iradesi hayatı ve özgün kişiliği olmayan herkesin herhangisidir insan. Bu yüzden de aynın anda bir çok kişi olmayı şart koşarak ( kredi borçlusu, filanca partili, filanca şehirli, galata fenerli, tornacı, tamirci, amir, memur, usta, çırak, şoför…) kaç- göç boğumunda kendini sürüklenmeye terkeden kalabalıkların sefaletiyle süründüğü halde kendini her an bozuk düzenin ayrıcalıklı patronu olabileceği ham hayallerini gerici hurafelerini ve kuruntularını markalayan fuhuş furya özenti gösteriş görgüsüzlük ve bağımlılıklarının modern köleliğini yaratarak emek sermaye çekişkisiyle bağlantılı üretim ve tüketim ilişkilerini belirlemede sermaye ilahlarının her şeyin kaderini yazıp dayattığı esaret hükümranlığında emekçi kesimin sonsuz yenilmişliği alışıp kabullendiği ve her dayatılan kanunsuz hukuksuzluğun bütün gelir dağılımı eşitsizliğinin kullanışlı kölesi olduğuyla hiç bir etkinliği ve yaptırımı yoktur artık.
Bu yüzden kendisi Alman kökenlikten gelme ve Hitler ekollü manyak heveslerin saplantılı tiranı olan Trump’ un insanlık vasfını çoktan kaybetmiş dünyaya kafasına göre ayar şekil ve düzen verme mütahitliliğiyle, astığı astık kestiği kestik keyfiyet salvolarının bütün kendi karakter benzerleriyle ortak ve çağdaş sorgusuz sualsiz despotluklarla hükmederek el koyduğu eş zamanlı günümüz güncelinde, soyan sömüren yüzde beşlik ayrıcalıklı ve imtiyazlı azınlık sultası patron tanrıların ( tasarımcılar gıdacılar şirketler mütahitler süper marketçiler pazarlamacılar holdingler karteller bankalar borsalar magazinciler tefeciler mafyalar sigortalar medyalar özel ve müstakil sağlıkçılar…) ülke yönetimlerinde kendi kendilerini kanun hukuk devlet yerine koyarak her şeyin hak ve yetki sahipliliğini hükümran kıldıkları kazançlarına milyon misli servet ve sermaye geliri katarken, yokluğu ve yoksulluğunu yaşam sadakası olarak özümseyen yüzde doksan beşlik modern köle yığınlarıysa yalam kalitesi sürekli açık veren ve aşağılara düşen korku kaygı endişe çaresizlik zavallılık ve sefalet güncesinde sürekli daha ayın ortasını bile bulamadan ödemelerine yetişemediği iflasın pençesinde kıvranarak can çekişmekte.
Bı yüzden insan odaklı öncelik gittikçe her alanda tüketim bağımlısı esaret müşterisi seviyelere alçaltıp düşürülerek önceliği her şeyi sınır kural ahlak değer sınır tanımayan kazanç getirisine ve paraya tapınma endeksli eşya gösteriş servet cevher mal meta nüfus mülk güç hükümranlık ve özenti fetişizmine koşullayıp endeksleyen soygun sömürü dolaşımında gerek insanlarını aşırı disiplin şartlanmışlığıyla yöneten sanayisi gelişmiş kalkınmış toplumlarda gerekse her şeyi kendi kaderinin başına buyrukluğu savruluşlarına terkederek istikrarsızlığı bozuk sistemin güvencesi sayan geri kalmış toplumlarda sosyal hakların özgürlüklerin kültürel zenginliklerin sağlıklı iletişimlerin ve ekonomik güvencelerin günden güne ortak yaşam döngüsünden bir daha geri dönüşü hatırlanmamak üzere insanlık belleğinden silinip ortadan kaldırıldığı sınırsız doyumsuz sömürenlerin ve sermaye dolaşımının hiç bir yere aidiyeti kimlikleri coğrafyaları sınırları yetinmeleri akıl vicdan muhasebeleri yoktur ve her zaman daha fazlasına duydukları hırs ihtiras acımasızlık tarz usül yol ve yöntemleri de ortak karakterden birbirinin benzeyeni ve aynısıdır.
Konu başlığına ilişkin birkaç satırlık detay katkı ve eklentisiyle: Madem güncelde sefalet ve yokluğu sağlam temellere oturtan ve yaşam kalitesi günden güne bozulan yoksulluk geliri olarak Emekli Maaşları aktüel somut gündemlerin acıklı hikayesidir…. Helmut Kohl, gelininin Türk olmasına karşın orda yaşayan Türkler’ in ne yapsalar kabul görmeyen ve istenmeyen yabancıdan sayılmasına horlanmasına dışlanmasına ve düşmanlaştırılmasına iyileştiren hiç bir etki katkı hayta inandırıcı ve güven aşılayıcı söylemde dahi bulunmayarak başka kültürleri kendilerininkinden aşağılık düşük ve itibarsız gören Hitler Motifli gövdenin yan koalisyon ortağıydı. Kohl, yıllarca süren düzenin patron tarılarının ( emeğin ve emekçinin yaşam hakkını her yıl insanlık kütüğünden silip tarihin çöplüğüne aymakla kendini kutsal görevlendirilmiş şövalyesi olarak görerek) resmi tutanaklı kalem müdürü nitelikli siyasetiyle iktidarı döneminde bütün var olan sosyal hakların esamesi okunmayacak şekilde silahsız saldırganlığını ve iş bitiriciliğini yaparken, doğu- batı blokunun betonarme abidesi olan Berlin Duvarı’ nın yıkımını ağırlıklı olarak Emekli sandığındaki blrikşntilerle satın aldı ve yıllarca kasada para yok diyerek halen yürürlükte olan DAYANIŞMA ( Solidarität) vergisi getirdiği halde onlarca ve enflasyon tava yaptığı ( sömürücülerin sınırsız ölçüde kazandığı ) yıl tek kuruş emekli maaşına zam yapılmadı. Katıldığı uluslararası ihalelerde yolsuzluk iddasına adı karıştışınca” açıklarsam çarşı karışır” diyerek kendini kenara çekip O’ bu da aratan Merkel’ e -soyan sömürenlerin en sadık hizmetkarı olan siyasi figüre- yerini terketti ve raf tamamladı. Ayrıca Helmut Kohl zamanında Çin’ e taşınan batı ağırlıklı emperyal sermayesinin ve teknolojisinin en damar ve ana kolonu Almanya’ dan sökülüp yapılandırıldı. Yani bugünkü Çin görünümlü her kalkınmışlık markasının ardında gerçek kimliğiyle çinliler değil Almanlar vardır ve hakimdir.
Ayrıca taa ilk günden beri ülkenin gelişimine kalkınmasına ve zenginleşmesine en zor koşulların emekçileri olarak ödedikleri katkı payıyla her alanda olduğu gibi Emekli kasasını da doldurup besleyen yabancı ve Duvar’ ın yıkılışından sonra hala Dayanışma vergisi ödeyen Türk’ leri en acımasız yalnız ve sahipsizliğe terkederek nefret kin öfke ve saldırı yapılanmalı yabancı düşmanlığının tohumları, Helmut Kohl dönemlerinde şahlanıp atağa geçerek bugünkü doruk noktadına ulaştı.
Helmut Schröder’ se yine klasik bildik alışkanlıktan gelen Emekli’ ye yıllarca sıfır zamla artık sosyal söylemli tarih öldü gibisine kaymağı kıyak patron tanrılar locasındaki yerini Yeşiller’ le ve Merkel’ le paylaşıp paslaşarak umudu hakkı sevinci iradesi özgürlüğü mutluluk paydası iletişimi ve yaşam kalitesi salacaya konmuş insanlık tabutunu en kalıcı kirli ve kuvvetli baskılamalarla sosyal intihar çivilerini çaktılar.
Yani kısacası toplumun yaşam kalitesini , mutluluk paydasını, kimlik yapısını, kültürel dokusunu, değer saygınlığını, kişilik hak hukuk itibar ve iletişim kalitesini, ekonomik yaşam kaynaklarını birikimlerini güvencesini ve özgürlüklerini yağmalayıp yok ederek soyan sömürenlerin ganimet paylaşımı ortaklığına kanalize eden Türkiye’ deki Emekliyi sefil yoksul bırakma huy alışkanlık hüner meziyet ve yaklaşımı, bakıp gördükleri Alman Ekollü sömürü işgal talan ve yağma merkezlerine bakarak toplumun tepkisel reflekslerine göre dozu ayarlanan bire bir kopyalama icraat ve montajlama dayatmasının icadı harcı ve ürünüdür.
.. ALTINA HUCUMA BAĞLANIP ZİNCİRLENİRKEN HERKES … Herkes umutsuz huzursuz mutsuz bilinmez istikrarsızlıklara aşağılanmayı yozlaşmayı görgüsüzlüğü şiddeti kötülüğü kötümserliği ve küçümsenmeyi öğretip kabullendiren soyut gündemler belirsizliklerinde kolayca özendiği markaya modaya maskeye imaja tasarıma ve modele sınıf atlayıp ve konum saplantısıyla Altın’ a kilitlenip bağlanıp insanlığını şatafatlı zincilerlere bağlarken…
Zerafet, nezaket , letafet, incelik ve daha ötesi berisi, hayatın insanla İŞ ÇEVİREN aklını, akışını, dönüşünü ve dolaşımını ille de akıntısı günden güne kuraklaşan huzur sevgi saygı mutluluk zaman sularında kenara yığılmış çakıl taşlarından süslü kolyeler dizmeye kurdele bağlamak değildir. Gerçi gösterişli sofraların özenle parlatılmış çatal bıçak sesini insan yalnızlığı boşluğun sahne piyesine boşaltarak ununu elemiş kasnağını ışıltılı şatafatlı görünen duvarlara asmış gibi görünür fakaat, şunun şurasında hepimiz herkesin diğer yarısından insanız ve çok iyi biliriz ki…hatasız pürüzsüz kusursuz ve en erişilmez seçkin mükemmellikte güzel görünsün diye zorlanan her arıza, huzur ve zerafetten çok görünenin ince kabukları altındaki mutsuz sessiz çığlıklardan başka hiç kimsedir.
Bu yüzden şatafatlılık şekilciliğiyle kuşatılıp formatlanmış zorunlu tüketim dayatımlarına kamçılanarak uyandırılan özenti salgınlarını taşıyan ve yaşayan topluma sürekli aşağılık düşkünlük eziklik acizlik kimliksizlik ve hiçlik duygusu aşılamak, bilinmez belirsizliklerle boğuştuğu kendi gerçekliğinden uzaklaşıp koparak her türlü rencide edici değişim ve dönüşüm başkalaşmalarının piyasa tutsağı olarak imrendiği ya kendini herkesten çok üstün gören veya özgün varlığını benimseyip kabullenmeyen yozlaşma kuklası, kuşku ve kaygı şüphelisi, çaresizlik ve endişelerinin kölesi, korkularının mahkumu, kahır kibir çöküş gösteriş ve ihtişam düşkünlüğünün soytarısı olduğu sosyal siyasal ekonomik ve kültürel tıkanıklıklarla dolu cinnet kozasının felaket sarmalları içinde bozulduğu bıktığı boğulduğu ve bocaladığı dönemlerde bütün akıl fikir cesaret irade bilgi beceri duyarlılık ve tepkisel reflekslerini yitiren insan, kendini kuşatan korkunç iflastan kurtulmak için hiçe savrulmuşluğun tetiklediği çırpınma ve dürtü güdümleriyle bir an evvel KOLAYCI ,garantici ve hiç kimsenin kendine asla ulaşamayacağı kumarbazlığa, sahtekarlığa, dolandırıcılığa veya HAYAL PERESTLİĞE yönelip her türlü ahlaksız hukuksuz ve kişiliksiz kayboluşları göze alarak faili meçhullere bulaşır yapışır ve karışır.
Taaa Sümerler’ den beri neredeyse dünya ve insanlık tarihinde az bulunurluğu, ışıltılı alımlı cazibesi ve hiç bir değişim dönüşüme uğramadığı sebebiyle Altın, yeryüzünde var olmuş bütün uygarlıklar tarafından süs, takı, dekor, kaplama, teknoloji -sanayi ve değişim aracı olarak kullanılagelmiş. Mısır’ lılardan Aztekler’ e kadar her kıtada ve coğrafyada birbirinden etkilenen incelikte sanatsal işler çalışmış işlemişler. Bugün sanayi teknoloji ve takı mücevherciliği dışında kalan yüzde otuzluk Altın rezervi, Amerika ve İsviçre gibi ( her çatışmayı kolayca manupule edebilen sözde güvenilir) merkezlerde depolanmakta.
Kanada’ nın Yukon bölgesindeki Klondike Irmağı kıyısında ve Bonanza deresinde su yüzeyinde bataklıktan akıp giden çamurda altın bulunmasının ardından haberi duyan bütün ülke bu bölgeye akın etti ve bu uğurda onbinlerce insan gerek ulaşımı zor yollarda gerekse varılan yerlerdeki pis sağlıksız ve kötü yaşam koşullarında can verdi. Şehirler kuruldu. Bazıları servetle dönerken çoğu büyük hayal kırıklıklarının kurbanı olarak yakalandıkları ölümcül hastalıklarla geri döndü. Kırk yıllık toplam hayatının büyük bir bölümünü trenlerde yarı aç yarı tok ülkeyi gezmekle geçerken midye hırsızlığı, okul hademeliği, gazete satıcılığından gemilerde tayfa olarak çalıştığı yaşam öyküsüne Altın Arama serğveğciliğini de katan Jack London bu kapılmışlığın bizzat canlı tanığıydı. Ordan büyük servetle dönmedi ama deneyimlediği yaşanmışlıkları kaleme aldığı Kurt Kanı veya Vahşetin Çağrısı gibi tüm dünyada etkileyici olan Edebiyatın Doğalcı romanlarıyla altın bulma hayalinin peşinde sürüklenenlerin bütün bilinmeyenlerine ve acımasızlıklarla dolu serüven gerçekliğine tanıklık ederek yakından baktı. Daha sonraki yüzyıllardan günümüze kadar çekiciliği hiç değişmeyen yüzyıllarda Güney Afrika ( diğer değerli madenlerde tüm Afrika) ve Avustralya ( çıplak arazide at arabasının tekerleğine yetmiş sekiz kiloluk altın kayası takıldığını duyan herkesi Altına Hucum hayal perestğilinin iflah olmaz kulu kölesi yaparak kolayca ve bir an evvel sorunlarını kökten çözmeye sınıf atlamak uğruna ) yerlilerinin bütün yaşam ve özlük haklarını sorgusuz sualsiz talan tarumar etme pahasıyla tıpkı geçmişte yaşanmış İnka ve Aztek’ lerde olduğu gibi aynı yer çekimi merkezlerinin çapul çullanışlarına ve tecavüzüne uğradı.
Jack London ‘ ın bizzat kendi yaşayarak deneyimlediği ve romanlaştırdığı öyküleri filmleştiren Charlie Chaplin, Altına Hucum çılgınlığının yaşandığı dönemlerde yaklaşan dünyayı sarsan büyük çaplı felaketlerin ön habercisiydi.
Herkes gram altına kilitlenmiş yandan çarklı köhne sefil bucakta ve intihar süslü çarpık yapılanmalı topyekün iflasın kirli bozuk bitik yıkık bulanık bozuk her şeyi paramparça gösteren dikiz aynasında..kadraj giren ülke ve dünya gündemiyle bugün.. Özellikle toplumsal tıkanıklıkların hukuk yol yordam saygı liyakat özgürlük akıl fikir ahlak güven kanun kural kültür vicdan onur sanat irade ve itibardan kalkmasına ve aşağılayıcı baskıcı küçümseyici yozlaşmaların ve kötülüklerin gündelik yaşamın vazgeçilmez dönüm dolaşımına normalleştiği dönemlerde sefalet sorun ve gelir dağılımı adaletsizliyle tüketim ve gösteriş çılgınlığının izdihamında boğuşan kalabalıklar ; içinde bozuldukları ve boğuldukları sürüklenişlere hiç bir akla fikre dayalı saygın ve değerli yaptırım katılımları olmadığı sebebiyle felaketin döngüsünü en kolay yoldan kırabilme kolaycılığı ( her leyin hızla değer kaybettiği yıkım doygun yağma cinnetinde durduğu yerde sürekli değer kazanan veya hiç değilse her şartta değer kaybetmeyen kumarbazlık anlayışıyla) süyanür’ ün yok ettiği ormanlar topraklar ırmaklar dağlar muhitler ve meskenler hiçe sayılarak tüm dünyayı yaklaşan felaketin habercisi olarak saran Trump manyaklık merkezine bağlı ve Kanada geçmişinden şirketleşmiş haydutluk korsanlığının üretim tüketim çapulculuk çıkmazında neredeyse her saniyesi değişen fiyatlandırmalarla ekseni kayışı kaymış hayatını düze çıkarma hayaliyle hemen hemen herkes ALTIN’ a hucum etmekte .
Yirminci Yüzyıl’ ın başlarında Jack London romanlarının ve Charli Chaplin siyah beyaz filminin ele aldığı enek sermaye çelişkisini doruğa çıkaran gelir dağılımı eşitsizliğinden kaynaklı keyfiyet baskı buhranlı ve bunalımlı zamanlarda derinliklerinde boğulduğu bütün açmaz çıkmaz sefalet ve sorunlarını imrenip özendiği yukarı sınıfa benzeme alçalmadıyla dolgulanmış olan sahtelik kişiliksizlik eziklik bilinmezlik aşağılanma ve gelecek kaygısını bir snda değiştirme iç güdüsüyle sürüklenen savruluşlarla varılan sonuçta yıkım enerjisini boşaltamayan peşleşe Büyük Dünya savaşı çıkmıştı.
Koloniciliğin yayılmacılığın ve sömürgeciliğin her keşfettiği ve ele geçirdiği yeni yeryüzü parçasını daha önce yerleşik olanların en acımasız katliamların soykırım metodlarıyla yok edilmesine , baskılanmasına veya hiç bir insan değerliliği gözetmeksizin köle koşullu iş gücünden yararlanmasına bilindik tanıdık karakteristik özellikleriyle, aynı anlayış niyet ve alışkanlıklarını Amerika’ da olduğu büyük bunalımların kendini kurtaracak değişkenlik arayışları dönemlerinde sanayileşmiş Eski Kıta’ daki ( Avrupa) biriktirdikleri işgal yıkım yağma çatışma gerilim paylaşım ve savaş pozisyonlarını her gittikleri diğer yerlere de beraberinde götürdüler. Kanada da kıtaya her ayak basanın keşif ve işgal mülkü olarak ilan edildiği ilk istilacı Fransız’ ların ardından hiç hız kesmeksizin İngilizler, sonra Avrupa’ nın her ülkesinden, Hintli’ lere varıncaya kadar günümüz yüzyılına kadar yerleşimci akınına uğradı. Avrupa da yürütülen savaşın sonucuna göre kolonilerde de idare ve mal değişimi yaşandı. Yeni yerleleşimciler yine Amerika ön çalışmalı laboratuarında olduğu gibi eski kıtayla kader bağlarının olmadığına karar verince yeni oluşumların yeni devlet yapılanmasını ve örgütlenmesini kurdu. Bu durum Avustralya’ da da hiç değişmeksizin birebir kopyalanarak bütün yaşam damarları sefalet baskılanma belirsizlik ve umutsuzluk çürümüşlükleriyle bozulmuş ve TIKANMIŞ OLAN KADERİNİ başka hayaller ve dünyalar arayarak kurtarma arayışına girme işini yer yer bulunan ALTIN cevherinin insan akıl fikir mantık sorumluluk vicdan ahlak onur kültür inanç ve saygınlı değerlerini KAPILMIŞLIĞIN esaretiyle yerle bir eden çıldırmışlığa erişip ulaşması, endüstrileşme ve kimyasallaşma sanayiciliğiyle birlikte Kanada’ da ( analgan ve siyanür teknolojisiyle) en azgın ve sapkın ileri evresine Avustralya, Afrika Anadolu ve tüm dünyayı yıkıp yok ettiği yaşam bedelleri katliamcılığıyla esir aldı.
Hatta öyle ki, ham hayal düşünden umduğu rüyası gerçekleşen Lidya’ lı Midas’ ın her yer ve her şey ALTIN olunca hayati değerde yiyecek ve yaşamını sürdürecek ısırgan otu bile bulamayıp ağıtlar yakarak ben ettim sen etme yakarışlarına ağıtlar yakarak her şeyin tekrar eskisine dönmesinin kulu bin pişmanı ve kölesi olduğu gerçeğiyle, her şeyi altına çevirmek için - çoğu kelli felli bilim adamının da makını mülkünü ve servetini bu kumarda batırdığı- her metal yahut Ametal elementi altına kolayca çevirebilmenin Simyacılık yapma hevesliliği rn nihayetinde Titan “ın mümkün olabileceğine erişildi. Fakat egzim sırasındaki geçen evre altın maliyetinin kat kat üstünde olduğu için, ayrıca da Titan” da Altın gibi yeryüzünde kot bulunan elementen olduğu için bu ihtirastan ve gözü kararmışlık hırsından vazgeçildi. Hem her şey kolayca hiç bir alın terine dayalı r adil paylaşımlı emek be üretimin harcı olmayan Asalaklığın kolayca herkesin insan üstü sür saltanatlık bencilliğini kotarmaya azmış sapkınlaşmış içgüdüsel refleksiyle eğer Altına çevrilebilir olsaydı, bol bulunduğu sebebiyle de değeri sıfıra düşeceğini bu akıl fikir boşluğunda bocalayan gözü kararmışlık esnasında hiç kimse, asla farkına varıp anlamadı.
Üstelik de bir zamanlar ilkel duyumlarla dünya hayatını kuran ve yaşatan en temel elementlerin Su, Ateş, Hava ve Toprak’ tan değişen dönüşenlerle mümkün olduğu iddasını yakın yüzyıllara gelinceye kadar bunun böyle olmadığını bula gele varolan hayati değerde vazgeçilmezi olan element sayısının bugün itibarıyla yüz onsekiz olduğu ve aciliyet listeleme sırasında Altının ilk ve birinci değil Hidrojenin sıralandığı; Aktının’ sa listenin yetmiş dokuzuncu sırada ancak yer ve değer bulduğu ilim bilimcilerce kayda geçirilmiş.
Bugünlerde de geçmişin aynısını tetikleyen Trump merkezliliğe bağlı kirli ilişkiler sapkın yaklaşımlar kara bulutlar ve kızıl kıyameti kundaklayan sebeplerle aynı yeryüzü işgal katliam yıkım yağma kuşatmadı ve gelir adaletsizliğiyle ablukaya alınmış belirsizlik ve bilinmezlik bozgununda ve her şeyin hızla değer ilgi ve itibar kaybettiği kaygı ve endişe kabusunda durduğu yerde durmaksızın sınıf değiştirme hayalini gerçekleştirmeye değer kazansın asalaklık kumarına; veya hiç değilse en kötü şatta değer yitirmesin garantisine ( mal mülk eşya dekor konfor para ihtişam maske gösteriş fetişizmi afyonlarının kamçıladığı dürtü bağımlılığıyla ) herkes altınla yatıp altınla kalkmakta.
Bu arada işgal talan soygun vurgun savaş tehdit çatışma kundakçısı okan emperyal küresel kullanıcıların kiralık katili Pekaka , coğrafya merkezli proğramlandığı uşaklık ve piyonluk işlevini şimdilik rafa kaldıranlara “ bizi kullandınız ve sattınız” kahır küfürleri yağdırmasının ardından yeryüzünün en nazlı güzel ve onurumuz gururumuz bayrağımıza saldırdı ve sataştı. İcat ve kurgulandıkları teröristle muhatap olunmaz ajandasından kaynaklı şerefsizliğe Şaşırdık mı?? Kesinlikle hayır..!
TOPLUMSAL ÇÖKÜŞÜ TETİKLEYEN SEBEP SONUÇ SARMALINA DAİR …. Sebep sonuç ilişkisi üzerinde hayatı toplumu ve dünyayı yorup sorgulamayanlar, sürekli toplumsal hayatı yıkıcı yağmacı engellerle donatarak felaketler üreten sarmalın sorun kaynaklı ardı arkası kesilmeyen sonuçlarıyla çalkalanır ve debelenirler. Bu sosyal travmalı cinnet ve cinayet kaosunda medya magazin dizi reklam moda trübün ve köpük köpüğe ve diğer kıran kırana sonucu nereye varırsa varsın umrunda olmayan nispetleşmeleri sahteleşmeleri şiddeti kutsayan rol modelleri en az sokakları kundaklayan katillikler kadar öğretici, üretici, tasarımlayıcı yol gösterici ve azmettiricidirler.
Sebep sonuç ilişkisindeki gelişim oluşum kaynak arıza aksaklık tıkanıklık tetikleyici ve etkenleri sorgulamaksızın sadece olumsuz sonuçlarıyla yakınıp dertlenen toplumlar, artıkça çoğalan sorunların önlemini alıp üstesinden gelme ilmini yöntemini yordamını yolunu bilgisini kuramını ve becerisini asla bulamadıkları gib, üst üste bindiren çöküntü yıkıntı tıkanıklık kaos kargaşa ve yığılmaların kuşattığı sorunlar sarmalında debelenerek varolan toplumsal çürümüşlüğün ivmesine hız artırarak sosyal travmalı cebelleşmeyi nispetleşen ve yarışan şiddetli bozgunlara katlarlar.
Bu büyük bozgun, sebep sonuç ilişkisini sorgulamadan programlandığı modern kölelik esaretine biatçı kul köleliğin kısır ve kurak döngüsünü yaşamaya mecbur kılınan sanayisi gelişmiş kalkınmış katı kuralcı koruyucu mükemmeliyetçi ve disiplinci toplumlarda böyle olduğu gibi, sosyal hayatı baştan sona kendi kaderine terkedilerek azınlık sultasının şahsi keyfiyet dayatmaları dışında hiç bir kanun kaide usül itibar ilişki denge ve kural tanımayan sömürge veya yarı sömürge toplumlarında da odaklanılmış olan soygun sömürü çarpık yapılanmasıyla benzerliği değişmezlikleri aynıdır.
Kimliksizliği örgütleyerek çoğaltılmış derin yoksulluklar kaygılar endişeler kimsesizlikler yalnızlıklar acizlikler umutsuzluklar zorluklar çelişkiler eşitsizlikler çileler özgüvensizlikler hukuksuzluklar bilenmezlikler gerilimler ve mutsuzluklar kıskacında, ağına ve tuzağına bağlanan herkes bulduğu şiddet ve sadistlik eğilimi kamçılayıp uyandıran bağımlılıklarla her kokuşmuş çürümüşlük damarından kendini olduğundan başkaya değiştirmenin dürtü güdümünü kızıl kıyamet kargaşasını afyonlarını ahlaksızlığını soytarılaşmasını yozlaşmasını bozulmalarını saplantılarını sapkınlıklarını ve dayatılmış kurgularını övgü takdir kabul imaj tarz karizma kalıp şekil ve görsel parlaklıklar profili kazanmak için birbirini ezip bastırarak hiç bir kural kanun hukuk kalite ve istikrar dengesi tanımayan psiko manyaklık kundakçılığıyla, toplum değerlerini katleden suç cinnet ve sabıka makinasına dönüşürler. Çünkü doyumsuzluk kimliksizlik ve nerde ne aradığını bilmeme bilinçsizliğiyle çöplük çukuruna düşmüşlüğün sıfatsız öznesini iyiye doğruya güzele doyurup inandırmanın asla mümkünü ve imkanı olmadığı; ve o halde hiç bir kaçışın savrulma silinti ve süprüntülerinde mutluluk saygınlık huzur güven onur itibar anlam kavram değer şuur bilinç bellek akıl birikim ve dengesini asla tanımlayamadığı ve kuramadığı saplantılı kapılmışlıklarla insandan çok her çeşit soyut ve sahteliğin özentisini seçkinlik farklılık ve üstünlük gösterisinden sayan kalıplaşmış şekilciliğe ve omurgasızlığa alışır ve büyür başına buyruk hayat.
Böylece ( sebep sonuç ilişkisizliğine bağlı insanından yorulmuş , ilmînden yozunmuş, ekseninden kaymış olan toplumsal hayat ve dünya ) sonsuz güzelliklerle donanmış olan su toprak ışık hava güneş zaman ve sonsuz evren, tanıklık ettiğinden okuyup ders çıkarımı yapamayan kendini ıskalanmış bedeni uyumsuz ruh hastalarıyla boşu boşuna yaşam okulunu işlemiş yormuş ve çalışmış olur .
Hayatın kin nefret fitne ve üstün baskın gelme yarışlarında herkesin birbirine misli mislisiyle karşılık verme sinsiliğine pusmuş saklanmış pür tetikte bekleyen insan tipini toplumsal çürümenin sosyal çöküşün ve topyekün yıkımların balına buyrukluğunu yaygınlaştırmak için hır gür cinnet dalaş didiş boğumuyla hiç kimsenin altta kalmayı kendine yediremeyip her şartta hep üste çıkmanın esaret zindanlaşmasını kimliksizliği kalitesizliği kepazeliği rezilliği onursuzluğu ve muhalefetsizliği projelendi ve proğramladı oniki eylül. Ordan da bop sivil yapılanması oniki eylül mirasının sür saltanat ve keyfiyet hükümranlığını olduğu gibi devraldı.
Bu sebeple aralarında yaşadıkları gerilimli bunalımlı geçimsizliklerin şiddetini yıkımını ve hasarını asla onarılmayacak şekilde tüm insanlık değerlerinden yozunmuş küslüğe dargınlığa soğukluğa devre mülkleşmek için her seferinde birbirine daha katlanılmaz ve acımasız olanlarını misilleşen hırs öfke yarış kin dövüş kavga ve sataşmalarıyla ortak hayatı yaşanılmaz ve çekilmez kahrın çilenin kabusun sebep verdikleriyle boğuşan ve didişen sorunlar yumağına dönüştürürler .
Kadın erkek, taşralı kentli, eğitimli eğitimsiz, evli bekar, oğlan kız, genç ihtiyar, işçi işsiz, öksüz yetim, boşanmış veya dul hiç kimseyi kendine özgün kişiliğiyle tanımlamayan zır cahilliğin kundakladığı ve piyasa hükmünün denetlediği kimliksizliğe TEK TİPLEŞTİREN algılar ve alışkanlıklarla herkesin durmadan bulaşıp iliştiği her ard niyetlilik ilişkisinden eksik kusur zaaf açık hata noksan arayarak birbirini aşağılayıp küçümsediği çirkefliğin sosyal bataklığından kendine rol üstlenmeyi, farksız benzeşmeyi, sapkınlığı ayrıcalıklığın hüneri saymayı ve kötülüğü miras edinmeyi itibar onur ve seçkinlik markası sayarak, en ünlü ve şöhretli olanların bu kokuşmuşluk ve çürümüşlük markalaşmasında tüm toplumu aynısına değiştirip dönüştürdüğü toplumsal cinnette ortak yaşamı yerle bir eden afyon ve uyuşturucu barın yahut taşeronları azıp kudururken, herkese psiko narsist şizofrenik sebepli sebepsiz HER AN SALDIRGANLIĞA HAZIR tek tipliğin asosyal donanımını ve kurulumunu sağlayan ; cehaleti yobazlığı gericiliği sorumsuzluğu karanlığı mafyacılığı ve her hakka tecavüzcülüğün kendini kanun devlet düzen yerine koyarak toplumdan ve insanlıktan üstünlüğün istikrarsız düzensiz zorbalığın asalak vitrinine koyan mafyacılığa özenmenin öğretim okulculuğunu yapan dizi film magazin kurgu oyun tezgah trübün klüp marka veya medya süper marketçiliği ve senaryoculuğu, bugünkü toplumsal çöküş çıldırış saplantı ve çürümeyi esir alarak ülke sokaklarını kurumlarını meydanlarını ve her yerini güvensiz sorunlu ve yaşanılmaz kılan her saniyesinde herkesin birbirine odaklanıp kökünü kazıyarak ölüm kalım geriliminden ve bastırılmış sorunlarına yenilmiş olmanın ezip bozduğu umutsuz çaresiz kişiliksizliğinden sıyrılıp benzerine üstün gelmek için azıp kudurduğu bunalım uyuşturucu fuhuş furya hınç öfke nefret şiddet ve mafyatik cinayet ve cinnetlere azmettirici tetikçiler olarak suç ve sabıka sahibiydiler.
Böylelikle soyan sömüren vurguncu talancı yağmacı menfaatçi ve yıkıcı güruhun zevk gösteriş ihtişam ve keyfiyet düşkünlüğünü kolaylaştırıcı güzel dümlü ve bağımlılıkların yozlaşmayı bağnazlığı bencilliği şiddeti ve zorbalığı öven ve kutsayan dizi dekor cihaz eşya fetişizmi ve ruhu bedeniyle hastalıklı cinnet magandasına dönüştüren magazin rahminde doğup ölen kalabalıkların gün ve güncesinde…
Sebep sonuç ilişkisini sorgulamayarak esiri olduğu sorunların sonuçlarıyla cebelleşmeyi yaşam biçimi haline getirmiş kalabalıklara sadece ölüm zulüm şiddet bencillik fanatiklik doyumsuzluk görgüsüzlük hınç kutuplaşma ayrışma kin nefret fitne tahammülsüzlük ve çirkefleşmeler güdümlülüğünü azgınlaştıran toplumsal çöküşlere, algısız ilgisiz esaretlere ve tüketim çılgınlıklarına zorlayarak kendi sür sefa servet kaynak sağlamasını yapan; ve sağladığı eğitimli eğitimsiz tek tipleştirme cehaleti ve değerler erozyonu yıkımlarından sür saltanatlık geçimini sağlayan Bop Eşbaşkanlığı’ nın yaptığı yıkımlarla başarı öykücülüğü yaptığı gibi, sürekli kazandığı seçimlerin bile savunucusu olmayarak evet mi hayır mı oyunlarına ülkeyi Cumhuriyeti ve bütün kazanımlarını ittifaklaştığı komisyon hissedarı yağma yıkımlarla birlikte kotaran ; her yenilmişliği ve muhalefetsizliği büyük bir başarı örneğiymiş gibi gösteren istismar reklamcılığıyla (meydan meydan toplanıp dağılan kalabalıkları kullanışlı atölye sahası olarak kullanarak ) toplumun vazgeçilmez ürünü proğram paketi servisinde sefaleti şiddeti endişeyi korkuyu kaygıyı bozgunu belisizliği herkesin tüketimine sunan Yeni Cehepe muhalefetsizliğinin etkisi katkısı tetikçiliği cürümü kuşatması çevrelemesi kundaklaması ve icraatıyla, kapış kapış tüketenlerse suç dosyasındaki sabıkanın ve vebalin kalabalıklara dağıtılmış hissesine müşteri durumunda. Çünkü kişiyi ve toplumu insanlıktan çıkararak her zorbalığa şiddete kirlenmeye kötülüğe ve dayatmaya uyumlu kuklacılığın soygun sömürü deneği ve soytarısı olunması için bütün sorunlar dertler olumsuzluklar açmazlar korkular kaygılar çirkeflikler kanunsuzluklar ahlaksızlıklar sefaletler felaketler yozlaşmalar , onlar için kurgulanıp tüketilmesi kaydıyla modern esir pazar ve piyasası denetimine sunulmakta .
Kendisine tiksintiyle bakmanın bağımlılık afyonlarına azmış alışmış kudurmuş yalnızlık yitiklik yoksunluk yetersizlik yabancılaşma değersizlik çürüme ve çöküşü kamçılayıp kundaklayan çarpık yapılanmasıyla her saniyesi anlık günlük değişen hortlağa cesetleşmiş insandan en son modelini giyim kuşam dekor tarz imaj ve biçim sanayisinde hormonlaştırma üretimi cinnetiyle olup biten; ve eskisi kullanılmadan çöpe atılan tüketim çılgınlığı iltihaplarına salgınlaşmış kaç göç izdiham tutsağı iş güç yoğunluğudur bütün bunlar .
Nasıl ki vücudun dokusuna ilişip yapısını bozan işlevini tıkayan karakterini değiştiren kurulumunu çürüten canlılığını yorup yıpratıp söndüren ve yaşamını felakete sürükleyerek bahşedilmez yıkıcı hasarlarla bitiren sinir damar ve damarlarının devre dışı bırakılması sonucunun toplamında insanını saf dılı bırakan beden kalp ve beyin ölümü tescillendiği gibi, toplumsal ağları ve ilişkileri kuran sosyal yapıyı bozup çökertip çürüten damarlardan da ünlü şöhretli ve markalı siyaset moda reklam dizi medya sinema tanıtım tasarım trübün tezgah vitrin salon galeri basın yayın piyasa pazar ve magazin viruslarının ortak hayatı saygın değerler ilişki ve itibarında tutan refleks duyumları ve duyarlılıkları olan yaşam dolaşımının damar sinir doku organ sistem bağ kurulum ve iletişim hücrelerine sızıp girmeleri sonucu, toplu intihar nitelikli cehalet korku karanlık sapkınlık lümpenlik belirsizlik kayıtsızlık rezillik tıkanma yozlaşma şiddet cinnet kahır kibir gösteriş fiyaka imaj ve sahtelikler bağımlısı sosyal yıkımlar salgınlaşması ve toplumsal çürümeler kokuşmuşlukları artık hiç kimsenin yadırgayıp sorgulamadığı tepkisizliklerle alışarak uyuşturulmuşluğun kanıksanmış normalleşmeleri algısıyla kısır döngülerin doğal günlük güncesi olmuştur.
Güç ihanet gösteriş istismar ve ihtişam zehlrlenmesiyle kazandığı seçimlerin bile iddasında önünde ardında ve savunmasında duramayan; fakat kendine umut bağlayan sefil ezik yoksul sorunlarla didişip boğuşan toplumun yığınlarını ve kalabalıklarını dolup boşalan meydanlarda büyük başarılara imza attığının matrak geçme makarasına sarıp muhalefetsizliği baskılama büyük icraatıyla övünen rol modelcisi yeni cehepe gibi vesairleriyle koalisyon ve kompozisyon ortaklı yağma talan vurgun sömürü şiddet cinnet ve soygun ekipmanlı bop ittifaklı topyekün irade sahipliliğinin her ne yanlış yaparsa yapsın kendilerini keyfiyet ve çıkar sultasından şiddeti mutsuzluğu sefaleti korkuyu karanlığı cehaleti istikrarsızlığı belirsizliği kaosu kurumsallaştırarak ve her olumsuzluğa zoraki dayattıkları kendilerini yüceltip kutsayan istismar çevrim çarkında doğrultarak kendi muhalefetlerinin ancak yine kendileri olabileceğinin ilahlaşmalarnı sahipsiz sürüklenişlere empoze etmekteler.
Yolunda yörüngesinde giden ortak yaşam duyarlılıklarını veya huzurlu onurlu sakin ve dengeli düzeyli yaşam gayreti çabası umudu niyetlisi olmayı ayıplı yasaklı eksik ve hatalı sayarak, her ilişkide mutlaka acı kaygı keder kabus korku facia felaket damarı arayıp ortak yaşamı değerli kılan ve kuran sanatın en hatırı sayılır duygusunun düşüncesinin müziğinin romanın şiirinin siyaset biliminin ve toplumsal iletişiminin hayatı sönmüş ekseni kaymış işlevi pörsümüş içeriği boşaltılmış aklı vicdanı sağlığı dengesi itibarı ve düzeni bozulmuş hınca hınç yozlaşma afyonlarıyla uyuşturularak sorunlarıyla ağlaşmayı ve dertleşmeyi pazarlayan magazin sergi sınım piyasasında onay kabul ücretlendirme beğeni ve dolaşım karşılığı bulmadığı sürece başka seçeneği olmayan zavallılık enayisi tezgahına konulan toplumun tüketiminde ilgi ve itibardan sayılmadığı sosyal çoraklaşma sonucuna sebebi sorgulanmayan duyarsızlık ve ilkesizliklerle beraber yolunda giden sakin değerli dengeli düzeyli onurlu saygın her şeyin doğasını dünyasını kuralını özgür varlığını özgün karakterini ve yaşam hakkını bozma keyfiyet sadistliği ve kayıtsızlığından dolayı sürüklenip gelindi. Kim kimi en akıl almaz azgın sapkın ve adi fitne fucur fesatlık taciz tecavüz kalkışma yeltenme saldırı çullanma çökme pusu katakulli şiddet entrika dolap dümen cinayet sapkınlıklarıyla kuyuya itmiş uykusunu bölmüş yardan atmış banyoda basmış yolda kıstırmış kavşakta taramış kabusu olmuş paçasına yapışmış altını oymuş üstüne çullanmış dağa kaldırmış depoya kilitlemiş rüyasına sarkmış baldırını bacağını dalağını ciğerini sökmüş koparmış hayatını felakete üzmüş yanıltmış aldatmış ezmiş kışkırtmış kudurtmuş çıldırtmış dolandırmış kazzıklamış kesmiş doğramış delik deşik etmiş evini dünyasını başına yıkmış yaşadığına yaşayacağına dünyayı dar zor ve pişman etmiş veya kaynanasını karısı yapmış cibilliyetsizliğiyle insanlık seviyesini ve yaşam kalitesini her türlü ahlaksız onursuz ve duyarsızlığa düşüren değerler erozyonundan her türlü insanlık dışı kötülükleri kanıksayıp sıradanlaştırarak, kendi kendisiyle baş edemediği sürekli kaçışların savrulmaları ve Hastalıklı ruh haliyle kene gibi yapışıp sataşacak gerilim hatlarında birinin bulaşmasını bekleyen sosyal bozgunda Acun sor vayvuruk dul gelin kart kaynana yemekteyiz izdivaç organize işler ivedik gora kurtlar vadisi hüldür goldür güldür tarkan sezen ibo seda hülya özcan alişan mahmut mahsun gibi ve benzeri sabah akşam nizah kavga bunalım eziklik ve sosyal uyuşturucu ve arabeskliği aşılayan çöplükten geliyor bu toplum.
Çünkü akıl fikir vicdan onur özgürlük güven özgüven irade algı idrak anlayış kavrayış bilgi tavır duruş huzur saygınlık donanım ve iletişim duyarlılığıyla istisnasız ve ayrımsız herkesi kapsayan adalet hukuk ve sosyal mutluluk zenginliğine gelişip yükselemeyen kişilik ve kimlik yoksunluğu, soygun sömürü piyasa çarkının proğramlı tutsakları olarak sürekli aşağılayıcı aldatıcı ve alçaltıcı değer düşüklüklerinin özenti bağımlısına , magazin ahmağına ve tüketim çılgınlığı soytarılığına ( algı yönetimli ilgi merak imrenti alışkanlık ve bağımlılık dolguları yapılarak) evrilir ve dönüşür. Çünkü sayesinde özgürleştiği kendine hayata dünyaya toplum değerlerine ve insanlığa dair olması ve geliştirmesi gereken özünü insancını itibarını saygınlığını güvencini dilini samimiyetini ilgisini merakını kültürünü sorumluluğunu bilincini ahlakını katılımını yakınlığını fikrini saygısını anlayışını katkısını etkinliğini ve iletişim zenginliğini proğramlandığı kişiliksizlik ve tükenmişlik esaretine yitirdikten sonra ekranlardan akan her şeyi ( bütün kepazelik aşağılık cehalet gericilik kayıtsızlık derbederlik zavallılık kibir ihtiras nefret nizah kuruntu endişe şüphe hurafe şiddet küçümseme ayrışma dışlama talan yağma çürüme kokuşma yozlaşma ve kimliksizlik kulluk köleliği dolgulaması yapan dekorcu piyasacı salgın ve afyonlarla) tanrı vergisi olarak kutsayıp sorgusuz sualsiz günlük öğününe nafakalanan..bu günlerin sebep sonuç ilkeselliğini sorgulamayı ortak yaşam ekseninden ve kütüğünden çıkararak bütüncül n kötülükleri doğurmanın kuluçka evresiydi.
Bu bağlamda..
David Backam’ in karısı, (çağ dışı kokuşmuş bütün gericiliklerin ve gösterişlerin ingiliz ROYAL saltanatına çöreklenmiş imtiyazlı seçkinlik sınıfının magazin gözdesi ) gelinine sert çıkıp sırt döndüğü yeryüzü ekseninde, aynı kur ve kulvar endeksli Tarkan ve Cem Yılmaz yıllar yılı sebeplisi oldukları toplumsal yozlaşma ve çöküşe taze ve geniş çaplı kaynak aktarımları sağlamak için birlikte sahne bağırtıp düetledikleri “ bize ne yoksul ve dar gelirlinin çilekeşliğinden dünya bize böyle herkesten güzel” tantanasını yakıp döndürdüğü üst matrak makara geçidinde toplumun, ana haberler bülteninde “ mega star ortalığı yine yıktı geçirdi “ reklam nitelikli magazinciliğini onca toplumsal kokuşmuş çürümüşlük sonuç nedenseli olmasını irdeleyip sorgulamaksızın enkazına okudu üfürdü durdu.
Bu yüzden bugünün soyut sanal sahte ve yapmacıklıklarla sosyal cinnetin tezgahı kurulup yağma yıkımları kalıcı kabullere süreklileştiren topyekün çürümenin, insanlık ölümünün ve toplumsal çöküşlerin dolaşım ağına her ne pahasına olursa olsun türevlilik çöplüğünde sağlanmış olan kendini her ne pahasına okursa olsun pazarlayıp duyurma paylaşımları, görseller, diziler, sinemalar, modalar , magazinler ,şöhret ve ünlü olma budalalıkları, kişiliği kendine ait olmayan cerrahi müdahaleliğin boyalı etiketli yamalı bulaşıklı estetik kamuflajlarıyla insandan çok sahtekarlık kuluçkalı vitrin mumyasına benzemeye aklını fikrini onurunu saygınlığını düşüncesini duyarlılığını idrakını iradesini bilincini karakterini ve kişiliğini tek cümlelik başkasına katlanmaya anlamaya ve daha fazlasına tahammülü donanımı ve gelişimi olmayan diyalogların iletişim özürlülüğüne yitirmiş morg celseliliğin yan sanayi çeşidi ve kullanışlı dangalak üretim merkezlerine bağlı kuklacılık unsurlarıdırlar.
Hiç kimse hiç kimseye hiç bir şey anlatma imkanı mümkünü ilgisi ve merakının olmadığı gibi, herkesin birbirinden saygısı umudu bağı samimiyeti itibarı değeri aidiyeti sevgisi ve yakınlığı kökten kesik morg türü tükenmişlik kapsamında hiç bir şey anlatma ihtiyacı da duymamaktadır. Çünkü yüzü asık kaşı çatık morali bozuk sinirtirleri gergin surat sürekli bir karış aşağıda hali vakti devamlı gergin öfke ve nefret patlaması yaşayan herkesi yutan bunalım ve gerilim hattında, hiç kimse hiç kimseden hiç bir şey anlayıp dinleyecek güçte huzurda sakinlikte tahammülde donanımda olmadığını her fırsatta dışarı döküp saçmak için içinde boğulduğu cinnet kabuklarını yırtarak her defasında daha inandırıcı olsun senaryolu dizi repliklerinden örneklendiği şiddetli hınç nefret kin intihar saldırı sataşma çullanma izdiham sapkınlık ve zorbalık girişimlerine belli ede ede ve bile bile bulaşıp sürtüşecek ( herkesin ötekini kendi durum ve dengesizliğinden tanıdığı) şer bozgun kargaşa bahane ve bela ölüm kalımları kovalaşmakta.
….
DOĞA ve İNSAN SEVGİSİNE DAİR 2
…
Aşılananın yahut MAYA’ lamanın özü esası Doğa kökenli kendi aslını veren döngülerden kaynaklı olmadığı sürece çöküşü kaçınılmaz sonsuz bozulmalara sebep YAPAY tasarımlı kurgulardan ibarettir her şey.
Gördüğü dokunduğu duyduğu sezdiği tattığı doğadaki her şeyden İnançlar dahil yaşam biçimini, akıl fikir bilinç çıkarımını, beslenme barınma kaynaklarını ve iletişim şekillerini yine doğayla kurduğu bağlardan sağlayan insan, bu sonsuz dönüm dolalım dengesini doyumsuzluk YAYILMCILIĞI ve KEYFİYET hükümranlığı uğruna hiç bir varlığın özgün yalama hakkını gözetmeksizin umursamaz hiçe sayar ve terkederse, bu günlerin miladı olan topyekün kıyametin o noktadan itibaren her leyin sonunu getiren katliamcı katiline dönüşür.
Başkasının emeği çabası gayreti üzerinden ortada dolaşıp gezinmeye son dakika cinnet cinayet ilanlarıyla dalıp çullanarak, Dibe düştüysen eğer ve sorumluluk vicdan özveri özgüven ve özgür iradeden yoksun hayatı kararmış ışığı sönmüşsen eğer, ‘ eller yukarı herkes dışarı ‘ bağırıp çağırıyordur hattı bozulmuş, canlılığı pörsümüş, çizgileri kırılmış her yerin pususuna çullanan haydut kovboyculuğun hercümerçlerinde.
Noktaya kilitlenmeden akla belleğe bilince hafızaya ilgiye duyguya ve düşünceye yatay yahut dikey gözleyebilme sıçrayışlarını ve ilerlemeyi sağlayıp Çevresel bakış alanlarını geniş tutarak kire kibire gürültüye kaosa kine nefrete aç gözlülüğe gösterişe zuluma zorbalığa ve kargaşaya Maruz bırakılmış ısrar ve tekrarların toksinlerinden arınma tadilatı yapmalı ki insan, hayata polyona güzelliği yapmalara mahsur düşen lak lakçılık da da buna dahildir insana dünyaya vicdana saygıya aşka sevgiye ve doğaya arınarak dönebilsin .
Çünkü taklit ettiği vazgeçilmez doğanın her hangi bir parçasıdır insan. Bu sayısız varlık evreninde başkalarınınkini gözettiği kadar ancak kendi varlığını da karakteri özü esası ve işlevi bozulmadan sürdürebilme imkanına sahip olur. İnsan karakterinin diğer adı da bu yüzden fıtratını tanımlayan Tabiat’ tır. Ordan gelir her şartta yeniden oraya döner.
Nihayetinde doğadan tedarik ettikleriyle hayatını ve varlığını ancak yaşatıp sürdürme şansının olduğu ( demir çinko magnezyum potasyum selenyum silisyum… )vitaminler, elementler madenler mineraller toplamıdır İNSAN denilen nesne. Eksikliği halinde ruh ve beden dengesi bozulup ölümüne sebep hastalık salgın çöküş ve çürümelerin önü alınamaz sonuçları doğduğu gibi, ihtiras hırs yayılmacılık doyumsuzluk tahammülsüzlük güç gösteriş ihtişam zorbalık dayatma ve keyfiyet hükümranlığı uğruna DOĞA’ nın ve insan ilişkilerinin dengesi düzeni bozulunca soyut laboratuarlarda üretilmiş soyut sahte sanal ve kimyasal cinnetin hiç bir akıl bilinç bellek düşünce duyum vicdan sorumluluk denge idrak irade ve duyarlılığığı olmayan dürtü güdümlerine bağlı psiko manyaklığın ( adalet saygı sevgi emek sanat kültür kişilik kimlik gibi kavram ve çıkarımlar yoksunu) hiç bir şeyi sorgulamadan her leyin hakkına tecavüz eden bu günkü haliyle cinnet ve cinayet öznesine değişmiş ( dölsüzleşmeyi tohumlayarak) ve dönüşmüş olur insanlık.
Sefalet yoksulluk düşkünlük acizlik bunalım belirsizlik umutsuzluk tükenmişlik gibilerin tüketime sunulduğu dayatmalarla her türlü sömürüye istismara yapmaya yıkıma ve manipülasyona açık olduğu için insan ve doğa, itirazı veya kabulü olmayan her sorgulama yürekliliğine işsizlik korku baskı hayattan koparma ve tümüyle zindana sokma ışıksız havasız dünyasız bırakma gibilerle) daha da kötüsüyle tehdit etmenin de soygun sömürü çarpık çarmıhına şartları uygun kullanım sahalarıdır.
Görene duyana bilene ve duyarlılık ilminde ve dengesinde yaşayana , yaz güz bahar öteki bahar biz bu kuyuya basıl düştük panik atakları na konum atmakla hayatı raf düzenine sokmak niyetlisi olmayan anlayışla yaşayana yaz da biter ötekiler de insan da. Mühim olansa sayaçta sarnıçta bitmesi kaçınılmaz olanlara yeni kaynaklar unutlar hevesler heyecanlar tutkular katma veya katılma gayreti ve çabasına gitmektir. O sayede insan düzen dünya aşk ve sonsuzluk hasılı velhasıl olur çünkü.
Bu yüzden doğal dengesi bozulmuş birbirine bağlı tarım gıda enerji hayvancılık barınma eğitim ulaşım iletişim inanç dil kültür sanat ilim hukuk güvenlik istihdam ve istikrar gibi hayatı kurup donatan dengede hiç bir şeyin denge düzen bağlanında olmadığı yağma yıkımlar silsilesinde bunalım gerilim karanlık kargaşa bilinmezlik korku kahır şiddet nefret bozgun sataşma çatışma güvensizlik ve mutsuzluklarının kimyasal ölümleri doğuran doğa ve insan sevgisi katliamcılığıyla sıralı kötülüklerin kıyametleştiği günümüz anlayış ve yalam biçimi esaretinde, ilk sıra listesini doğasında ve MAYA’ sında olan değerliliği bozarak tüketim bağımlılığı çılgınlığına kul köle olmuş sahte soyut acınasız ruhsuz ve yapay ilişkiler ağına mecbur ve muhtaç insanlığın soygun sömürü çarkının dayattığı değişim ( dölsüzleşmeyi tohumlayarak) ve dönüşüm sonucudur.
Böylece..
İnsanın doğal varlık sebebi ve zenginliği olan duygu düşünce haz istek heves ve algılama duyumlarıyla örgülü donanımlılığın insan değerlerini marjinal erişilmez olana ve en yüksek kazancın sahibi olmaya sağırlaştırıp körelten bütün kötülüklerle hep huzursuz istikrarsız dengesiz çıkışsız karanlık pusuda bekleyen korkuları kaygıları eziklikleri panik atakları çevreleyip hayatın bütün iletilşm zenginliğini ve dönüm dolaşım çeşitliliğini kısıtlayarak sürekli sanal -digital robotlaşma sanayisiyle yarışan ve kendinden insan üstü artırım başkalaşım ve yıkım beklenen sosyo psikolojik travmalara kendi azgın sapkın felaketinin köle pazarını yapıp bozmaktadır artık insanlık.
Hasılı, yeryüzünün mahşeri kalabalıklarını parıltılı gösterişler ışıltıyla ardında zincirleyip sürükleyerek en yüksek kazançlara kendini ilah edenler çapulculuğunda hızını hiddetini şiddetini öfkesini ve fiyatlandırmasını bir türlü alamayan sapkın yükselişlere azıp çıldıran ALTINA HUCUM kargaşasında zaten gelir dağılımı eşitsizliğiyle adaleti vicdanı sorumluluğu sağlığı kültürü dili saygınlığı aklı yapısı kanunu kuralı bilinci doğası ekseni ve insanlığı bozulmuş ortak yaşam dünyasının silsilesi hiç bitmeyen ve beraberinde daha çok bozgun sürgün sığıntı acı sefalet yokluk azap çile yoksulluk kan ve gözyaşı getirecek olan SAVAŞ ve ÇATIŞMALARA gıcır gıcır paketinden çıkartılan yenisini güncelleyerek geleceği belirsizliği dolgulayan kapasiteden garantiye alma çırpınışlarıyla kendini verip altına doymamanın korkusunu çaresizliğini muğlaklığını kaygısını derdini endişesini kabusunu evhamını kuşkusunu kederini karamsarlığını ve travmalarını yatırımlayıp stoklamakta herkes.
Seyfi Karaca…. Ocak/26
….
DOĞA ve İNSAN SEVGİSİNE DAİR
…
Karda yürüyen ve Aşkı ayazı soğuğu göze alan varsın izini yolunu kişiliğini ve insanlığını en görünür duyulur kendisiyle belli etsin. Çünkü bütün inanılası bilinesi ve yaşanılası güzelliklerin doğumuna tanıklık etden ay gün saat rüzgar yağmur su toprak hava bulut dağ köprü kavşak rıhtım yer gök ve güneş ve her şey ve her yer , orayı kendinden bilip insanlığı ve sonsuzluğu okutup öğreten yaşama sanatının huzur ve mutluluğuna erecektir.
Çünkü değerli anlamlı ve sürdürülebilir bütün ilişkilerde herkesin her zaman her şartta her şeye ve kendine iyi davranma aklı fikri algısı alışkanlığı huyu ve karakterini geliştirebilme hüneri ve becerisidir, sosyoloji arızası yapay laboratuarlarda kadını erkeğe bölüp atomize etmeksizin ve birini diğerinden ayrıştırma sadistliği gütmeksizin vitrin ürünleri olmayan insanlık..
Doğa ve insan sevgisi… yaşam döngüsünde vazgeçilmesi asla mümkün olmayan bütün sevgileri çarpanlarıyla katlayarak çoğaltan, henüz kitabı yazılmamış kaydı asla silinmez değeriyle ve yeryüzü hikayesini iyilik güzellik kılavuz kitabıyla özgürlüğü sevgiyi onuru vicdanı cesareti sorumluluğu ve aşkı insanla bağdaştırıp anlamlandıran vazgeçilmezliğin ta kendisidir .
Doğa ve İnsan sevgisiyle beslenip büyümüş ve insana yetişmiş olan her kişi, her kurduğu sağlıklı e sorumlu iletişim duyarlılığıyla börtü böceğin, çalı çiçeğin, nehrin ormanın, kuşun hayvanın, toprağın denizin ormanın….uçan gezen duran yürüyen her şeyin özgür nitelikli sağlıklı diri ve özgün yaşama hakkına en az kendisininki kadar sevgi saygı duyarlılığıyla yaklaşır özümser benimser ve davranır.
Hep söz konusu edilerek bir türlü yanlıştan dönemeyen olgudur , kadının nazlı narin ince ve zarifliklerle özdeş çiçeksiliğine duyulması gereken özen titizlik ve hassasiyet evet olması kuvvetle gerekli mümkün ve imkan dahilinde yani… fakat bu ortak yaşam değerliliğini kuran yaşatan ve yücelten saygınlığ dair sadece dörtte.bir çeyreklik kısmıdır sağlıklı yürünesi gereken iletişim bağlamının. Çünkü kimse kimseyi zorlu koşulların bu tarafından karşı yakasına omuzlayıp götüreceği kadar hamallık vasıtası anlayışıyla bilip davranmamalı ki… duygularını istemlerini hassasiyetlerini ve ihtiyaç duyduğu hayatiliklerini gözetmeksizin formatlanmış rollere veya kalıplara bürünme zorunluluğuyla sahtelikler kozasında kıvranıp ziyan olmasın insanlık. Bu yüzden kadın erkek farketmeksizin herkes herkesi kişinin özgün karakterini de gözeterek içten samimi gerçekçi ve kimse kimseyi üstün yahut aşağılık seviyesinden görmediği saygın duygularla algılamalı duymalı görmeli anlamalı ve davranmalıdır. Bunun kadını erkeği yok ve burdan doğacak olan şey katıksız sevgi ve herkese yetecek kadar huzur mutluluk ve Aşk zenginliğidir.
İnsan ve Doğa sevgisiyle eğitim öğretimini sağlayamamış olan bütün yalnızlıklar, hiç bir kendine özgünlüğün duygu düşünce akıl fikir yol vicdan bilinç bellek ve sorgulama liyakatliliğiyle gelişip büyüyemediği için, her karşılaştığı ve yaladığı hayati değerdeki eşik evre ve sorunları İLKELLİĞİN kolaycı kibirli kahırlı yıkıcı sapkın aykırı baskın zorba ve şiddet eğilimleriyle çözmeye kalkışarak değer kıymetini bilmediği her şeyin yaşam hakkına kastederek kökünü kazımaya odaklı ezik yoksun tecavüzcülüğe evrilen kişilik bozukluğu korku ve karanlıklarıyla sosyal hayatın canlı cansız bütün donanımlılığını bozan çürüten çökerten ve katleden suç maksadına dönüşür..
Çünkü gönül his haz heves heyecan coşku ilgi samimiyet sevgi saygı açlık susuzluk gibi ruh ve beden bakımının yapılmadığı vücut, hayata hor yaklaşıp ve hoyrat davranarak kendine sunulan yeryüzü cevherinin ve ömür zenginliğinin değer kıymetini bilmeyen insanından uzaklaşarak ölüme terkeder.
…çünkü sürekli nezaket kalıbında iyimserlik kusursuzluk mükemmellik beklentisine formatlanmış kişi zamanla bu yapay biçimlendirmeyi taşıyamaz tam tersine evrilir çünkü böylesi köleli çerçevelilik insan doğasına aykırıdır. Beklenti hücresinde diğerinin tenezzül bağlamında kendini hep ezik yoksun ve muhtaç hisseder.
Okuduğunu anlamaz yaşadığını bilemez duyup gördüğünü tanımlayıp kavrayamaz ilgisi dikkati becerisi savrulmuşluğun zifir karanlıklarına dağılarak ve buzul devrelere girerek kaçınılmaz halde sıkıntı yaşarsın dünya be hayatla bağını kopardığın kendi kendinle ver kalitesiz rimsiz çoraklarla boğuştuğun kendi haline başkalaşmalara terkettiğin boşlukları ve kendin olmadan asla doldurup kapatamazsın bir daha. Çünkü, sakinliğini bulmayan hızlı ve çılgın tüketim bağımlılığı her şeyin kalitesini bozan en yıkıcı etkendir. Çünkü Sayaç ölçümlerine kilitli bağlı İnsanın sesi gözü adımları arzusu bilinci zarar durumundaki kendine yetişemez.
Sınava kusursuzluğa mükemmelciliğe ve kayıpsız yenilgisiz mutlak başarıya endeksli buyurgan komut ve kurgulamalarla yalama tutsaklığının verdiği hasarla insan , bütün değerlerinden koparak darma duman olur.
Seyfi Karaca….Ocak/26
…
EMEK SERMAYE CELiSKiSiNiN SIFIRLANDIGI KIYAMET GÜNCESINDE
……
Sanayisi ve ekonomisi emek sermaye çelişkisi üzerinden gelişmiş dünya ölçeğine yerleşik ve yaygın sömürgeci ülkelerde ( misal Alman lokomotifli Avrupa’ da) maaşın üçte ikisi kira ve barınmaya, geri kalanı ayın ortasını bile bulamadan yan giderlere iflas çırpınışlarını tştreyip tükenen sefalet sürüncemesiyle, global Vahşi sömürü çarkının ülke coğrafya kimlik farkı gözetmesi ve orası burası yoktur asla.
Hem zaten sebeplerin tetiklediği soygun sömürü kundakçılığına karşı tepkisel duruş tavır etki yetki sorumluluk itiraz reflekslerini duyarlılıklarını ve sorgulamalarını yitirerek cebelleştiği sonuçlarının kulu kölesi olan kalabalıklar ; tam da dürtü bağımlılıklarına tutsak aranılan ve istenilen kolayca güdülür kurgulanmış planlı proğramlılığın sosyal siyasal ekonomik ve kültürel çürüme ve çöküşlerle koşulsuz şartsız itaatliliği sağlanmış olan niteliksiz tezgah oyunu ve ürünüdür.
Motoru bulunca James Watt insan emeğine ve değerine ilgi azalmış ya.. O gün bu gün..
Her Bilinmezlik, kuşkulu temkinli ihtiyatlı ve mesafeli yaklaşımları zorunlu kılar ve tetikte olmayı gerektirir . Kırsalda bilinmeyenlerin azlığı sebebiyle kötü aykırı olan veya ortak hayatın değerler dolaşımına uymayan her uyumsuluk kolayca farkedilir ve dışlanır. Fakat kent metropollerinde her acımasızlığı içinde barındıran ve herkesin kendince yaşam kavgasını bin türlü şekle girerek öncelediği sert katı ezici yorucu tehlikeli bilinmezlikler insan yoğunluğu kadar çok olduğu için aynı oranda bütün bilinmeyenlere kaygıyla kuşkuyla yaklaşılır.
Kimlik ve ortak yaşam değerlerini yitirmiş kaybolmalar, parçalanmış soyut kimliklerde ve fanatikleşmelerde ( baskılandıkları güdümlü ezikliğin tutsaklığından sağlıklı saygın özgür iradeli kültürlü ve bilgili kişiliğe giden çıkış yolunu bulamadıkları yüzünden parçalanmış alt kimliklerde kümeleştikleri) kendini bulmaya ve ifade etmeye gruplaşırl. Bunu bilen pusudaki Tarikatlar mafyalar magazinciler klüpler ve partiler bu sosyolojik bozulmadan bolca istismar çıkarı sağlar.
Geri çekilip sosyal sıkıntılı kalabalıkların afyon ihtiyacı nabzını tutarak çekildikleri kabuktan fışkırarak En son geçen ncelkenelerle Tarkan - cem yılmaz yıllardır bütünlük n yol kavşak ve magazin kirlidi lanallardan reklamı yapılmamış gibi halk garip graba televizyonlarında hit haber olarak yokluk yoksulluk şiddet sahtekarlık kıskacında kıvranan topluma ve dokum boşaltım paptığı david bacjamin karısının gelinine sırt döndüğü haberiyle birlikte…
Denetimsizlik liyakatsizlik israf gösteriş ve sorumsuzluk üzerine vurgun soygun yağma dayatma ve talan kurulumuna yapmış olan Bop keyfiyet sultası, ülkenin bütün kazanım birikim ve değerlerini lendi şahsi çıkar ve menfaatine uygun özelleştirilerek sefeleti yoksulluğu hukuksuzluğu kuruni sallaştırıp sur saltanat keyfiyetinin baskılama çevrim çarkını daimi kıldı. Çünkü feodal bağlarla büyütülen duygular hisler ve hevesler, akıl fikir vicdan muhasebesiyle idare edilmediği sürece her şey birbirine baskın ve üstün gelmek için kıstırır kuşatır çatışır dengesini yitirir kendine tapan katı köşeli akışkanlığı olmayan öfke kin nefret gazabına dönüşür.
Herkese ve her şeye Baş Olma içgüdüsünün aklı bilgiyi saygıyı sorumluluğu dengeyi fikri mantığı vicdanı düşünceyi ve kontrol etme yeteneğini bulandırarak güç odaklı saldırgan hükümran ve güç eksenli kendini öldürme manipülasyona sebep veren öfkenin hırsın aç gözlülüğün kibirine yenilen mahlukluğa dönüşür insan.
Çünkü…bütün dayatılmışları itirazsız tepkisiz harcanarak tüketmeye toplumlarını hiç bşr itiraz yetkisi ve tepkisi olmamaya disipline ederek; veya tamamen ve tümüyle kendi kaderine terkederek güdümlü proğramlı köleler olarak ayar edip kurgularlarken İltihap ve salgın damarlarında biriken acıyıcı yaralandığı sebeplerden arındırıp becerikli bilgili doğru etkin liyakatli ve sağlıklı tanısı tedavisi konularak iyileştirilmediği sürece derinlere kök salıyor ve tamamen kalıcı hale getirerek birbiriyle hayati derecede ilişkili hücreyi yapıyı dokuyu organı sistemi ve bünyeyi çürütüp çökerterek hayatı bitirmeye ve insanlığı öldürmeye urlaşıyor.
Sağlıklı iletişim ağını ve bağını kuramayan köklü kopuşlar, kuramadığı sosyal bağları kolayca ve keyfiyet hükmünde harcanabilir kılarak işlenen her suç ihlali sıradanlaşıyor , her kötülükse kanıksanıp bulaşıcı bir salgın olarak herkesin şiddetli sarsıntı ve yıkımlarını umursamadığı normali şekliyle esaret altına alınmış dünyanın bütün coğrafyalarında yaşam biçimi halini alıyor.
Sömürülen yığınların istihdam barınma gıda beslenme giyinme enerji eğitim ulaşım iletişim kültür sanat bağlamındaki kaygıları endişeleri mutsuzlukları kuşkuları korkuları çekingenleri yılgınlıkları tükenmişlikleri ve umutsuzlukları gittikçe artarak yapay zeka çağıyla beraber en dramatik çıkmazlara derinleşip azgınlık derecedinde artan inziva kopuş izdiham kayıp yitik kabus ve insanlık travmasında .. sadece barınmaya ilişkin bütün yaşam kazancının tümüne yakınını vererek vahşi ve azgın sömürü çarkında tutunmaya asla dengeyi huzuru güveni ve sağlayamayan tutsaklığın soyut ve sanal nesnesine dönüşürken insanlık…yurtdışında yaşayan Türkler üstüne üstlük hiç bir yerin aidiyetsiz kayıp yitiği olarak kabul görmediği ayrımcılık dışlama nefret ve düşmanlıklarıyla didişip boğuşmak zorundadırlar.
Almanya rol model lokomotifli.. Bu ve benzer merkezlerde de günlük anlık değilen fiyat artırımı etiketlemelerini artık hiç bir gücün kontrol etmediği ve yaşam pahalılığı yükü altında ezilen yüzde doksan beşlik kesimin karanlıktan karanlığa gn yüzü görmeyen yaşam kavgası mesaisinde serbest piyasa pazarının topyekün esiri olarak ulaşım, gıda, giyim kuşam, araç gereç , iletişim, sağlık, enerji, eğitim ve her gün ihtiyaç artırımında bulunam diğer ve öteki bin bin türlü hızına yetişilemeyen giderler toplamıyla canıyla cebelleştiği insan yığınlarının göstermelik seçimlerde kimi seçerse seçsin umudu tükenmiş çarkı ve çevrimi bozuklukta hepsi de en acımasız katı ve sinsi sömürücülüğün ofis sekreteryacılığı yapmanın ötesinde hiç bir farkı olmayarak insanların hiç bir irade itiraz ve tepkisel katılım yetkisinin olmadığı proğramlanmış itaatliliğin kaderini soygun sömürü ilahları ve düzenin tanrılaşmış kartelleri belirler ve tayin eder, Geri kalmış sömürge ve sözüm ona gelişmekte olan yarı sömürge( Türkiye gibi) her alanda bağımlı ülkeleri de ise bütün olup biten hükümranlığı buraya bakarak kendilerine ayarlı çelişkiler çıkmazlar sorunlar yaşam pahalılığı ve gelir dağılımı eşitsizliği üzerine kurulu düzeneğin yerli işbirlikçileri sür saltanat ihtiyacına göre kopyalayıp montajlamaktadırlar.
Her şartta maddiyat faydacılığı ve çıkarcılığı odaklanmasını her şeyin önünde ve üstünde bakıp görerek serbest rekabetçi piyasayı sistemin sınırsız yetkilerle donatılmış herkesi itirazsız köleleştiren sömürü Tapınakları olarak dayatırken, (kazanç marjinali sınırsız) alışveriş poşetlerine varıncaya kadar sürekli her şeye artan fiyatlandırmalarla insanların somut gerçeklikteki bütün sosyal siyasal hukuki ve ekonomik yaşam dolaşımına direk müdahaleyle, sigortadan trafik cezasına ödemeler hesabının posta kutusundan ardı arkası kesilmeyen ezici üzücü ve boğucu tıkanmışlığı çok bilinmeyenlerin korkularını endişelerini yalnızlıklarını kaybolmuşluklarını ve kaygılarını sanayi kentleşmesinin de tetikleyen kimliksizliğe hapsettiği çok kimlikli ( klüpçü işçi hademe muhasebeci memur sıvacı yerli yabancı…) silik yenik sönük hiç kimse kabukları altında cebelleşen insan yığını kalabalıklar varolan somut sorunlarına ruh sağlığı ve beden dengesi bozulmuş tükenmişliğini susturup sindirmek için çok masraflı hayatın yan sokaklarına saparak ( uyuşarak içe çekilme) hiç bitmeyen soyut yapay sanal ve sahte çıkış damarları aranır.
Sözün kısası..:
Çok kimliklilik aslında kimliksizliğin ta kendisi olan şifrelenmiş kilitlerin tutsak ettiği sayısız benlik ve hafıza kayıplarından kendine ve yaşadığı karmakarışıklığa ulaşıp erişmesi asla mümkün olmayan Digital Hegomonya ve Neo Liberal diktatörlüğü dönüm dolaşım ağında özgürlüğü iradesi hayatı ve özgün kişiliği olmayan herkesin herhangisidir insan. Bu yüzden de aynın anda bir çok kişi olmayı şart koşarak ( kredi borçlusu, filanca partili, filanca şehirli, galata fenerli, tornacı, tamirci, amir, memur, usta, çırak, şoför…) kaç- göç boğumunda kendini sürüklenmeye terkeden kalabalıkların sefaletiyle süründüğü halde kendini her an bozuk düzenin ayrıcalıklı patronu olabileceği ham hayallerini gerici hurafelerini ve kuruntularını markalayan fuhuş furya özenti gösteriş görgüsüzlük ve bağımlılıklarının modern köleliğini yaratarak emek sermaye çekişkisiyle bağlantılı üretim ve tüketim ilişkilerini belirlemede sermaye ilahlarının her şeyin kaderini yazıp dayattığı esaret hükümranlığında emekçi kesimin sonsuz yenilmişliği alışıp kabullendiği ve her dayatılan kanunsuz hukuksuzluğun bütün gelir dağılımı eşitsizliğinin kullanışlı kölesi olduğuyla hiç bir etkinliği ve yaptırımı yoktur artık.
Bu yüzden kendisi Alman kökenlikten gelme ve Hitler ekollü manyak heveslerin saplantılı tiranı olan Trump’ un insanlık vasfını çoktan kaybetmiş dünyaya kafasına göre ayar şekil ve düzen verme mütahitliliğiyle, astığı astık kestiği kestik keyfiyet salvolarının bütün kendi karakter benzerleriyle ortak ve çağdaş sorgusuz sualsiz despotluklarla hükmederek el koyduğu eş zamanlı günümüz güncelinde, soyan sömüren yüzde beşlik ayrıcalıklı ve imtiyazlı azınlık sultası patron tanrıların ( tasarımcılar gıdacılar şirketler mütahitler süper marketçiler pazarlamacılar holdingler karteller bankalar borsalar magazinciler tefeciler mafyalar sigortalar medyalar özel ve müstakil sağlıkçılar…) ülke yönetimlerinde kendi kendilerini kanun hukuk devlet yerine koyarak her şeyin hak ve yetki sahipliliğini hükümran kıldıkları kazançlarına milyon misli servet ve sermaye geliri katarken, yokluğu ve yoksulluğunu yaşam sadakası olarak özümseyen yüzde doksan beşlik modern köle yığınlarıysa yalam kalitesi sürekli açık veren ve aşağılara düşen korku kaygı endişe çaresizlik zavallılık ve sefalet güncesinde sürekli daha ayın ortasını bile bulamadan ödemelerine yetişemediği iflasın pençesinde kıvranarak can çekişmekte.
Bı yüzden insan odaklı öncelik gittikçe her alanda tüketim bağımlısı esaret müşterisi seviyelere alçaltıp düşürülerek önceliği her şeyi sınır kural ahlak değer sınır tanımayan kazanç getirisine ve paraya tapınma endeksli eşya gösteriş servet cevher mal meta nüfus mülk güç hükümranlık ve özenti fetişizmine koşullayıp endeksleyen soygun sömürü dolaşımında gerek insanlarını aşırı disiplin şartlanmışlığıyla yöneten sanayisi gelişmiş kalkınmış toplumlarda gerekse her şeyi kendi kaderinin başına buyrukluğu savruluşlarına terkederek istikrarsızlığı bozuk sistemin güvencesi sayan geri kalmış toplumlarda sosyal hakların özgürlüklerin kültürel zenginliklerin sağlıklı iletişimlerin ve ekonomik güvencelerin günden güne ortak yaşam döngüsünden bir daha geri dönüşü hatırlanmamak üzere insanlık belleğinden silinip ortadan kaldırıldığı sınırsız doyumsuz sömürenlerin ve sermaye dolaşımının hiç bir yere aidiyeti kimlikleri coğrafyaları sınırları yetinmeleri akıl vicdan muhasebeleri yoktur ve her zaman daha fazlasına duydukları hırs ihtiras acımasızlık tarz usül yol ve yöntemleri de ortak karakterden birbirinin benzeyeni ve aynısıdır.
Konu başlığına ilişkin birkaç satırlık detay katkı ve eklentisiyle:
Madem güncelde sefalet ve yokluğu sağlam temellere oturtan ve yaşam kalitesi günden güne bozulan yoksulluk geliri olarak Emekli Maaşları aktüel somut gündemlerin acıklı hikayesidir….
Helmut Kohl, gelininin Türk olmasına karşın orda yaşayan Türkler’ in ne yapsalar kabul görmeyen ve istenmeyen yabancıdan sayılmasına horlanmasına dışlanmasına ve düşmanlaştırılmasına iyileştiren hiç bir etki katkı hayta inandırıcı ve güven aşılayıcı söylemde dahi bulunmayarak başka kültürleri kendilerininkinden aşağılık düşük ve itibarsız gören Hitler Motifli gövdenin yan koalisyon ortağıydı.
Kohl, yıllarca süren düzenin patron tarılarının ( emeğin ve emekçinin yaşam hakkını her yıl insanlık kütüğünden silip tarihin çöplüğüne aymakla kendini kutsal görevlendirilmiş şövalyesi olarak görerek) resmi tutanaklı kalem müdürü nitelikli siyasetiyle iktidarı döneminde bütün var olan sosyal hakların esamesi okunmayacak şekilde silahsız saldırganlığını ve iş bitiriciliğini yaparken, doğu- batı blokunun betonarme abidesi olan Berlin Duvarı’ nın yıkımını ağırlıklı olarak Emekli sandığındaki blrikşntilerle satın aldı ve yıllarca kasada para yok diyerek halen yürürlükte olan DAYANIŞMA ( Solidarität) vergisi getirdiği halde onlarca ve enflasyon tava yaptığı ( sömürücülerin sınırsız ölçüde kazandığı ) yıl tek kuruş emekli maaşına zam yapılmadı.
Katıldığı uluslararası ihalelerde yolsuzluk iddasına adı karıştışınca” açıklarsam çarşı karışır” diyerek kendini kenara çekip O’ bu da aratan Merkel’ e -soyan sömürenlerin en sadık hizmetkarı olan siyasi figüre- yerini terketti ve raf tamamladı. Ayrıca Helmut Kohl zamanında Çin’ e taşınan batı ağırlıklı emperyal sermayesinin ve teknolojisinin en damar ve ana kolonu Almanya’ dan sökülüp yapılandırıldı. Yani bugünkü Çin görünümlü her kalkınmışlık markasının ardında gerçek kimliğiyle çinliler değil Almanlar vardır ve hakimdir.
Ayrıca taa ilk günden beri ülkenin gelişimine kalkınmasına ve zenginleşmesine en zor koşulların emekçileri olarak ödedikleri katkı payıyla her alanda olduğu gibi Emekli kasasını da doldurup besleyen yabancı ve Duvar’ ın yıkılışından sonra hala Dayanışma vergisi ödeyen Türk’ leri en acımasız yalnız ve sahipsizliğe terkederek nefret kin öfke ve saldırı yapılanmalı yabancı düşmanlığının tohumları, Helmut Kohl dönemlerinde şahlanıp atağa geçerek bugünkü doruk noktadına ulaştı.
Helmut Schröder’ se yine klasik bildik alışkanlıktan gelen Emekli’ ye yıllarca sıfır zamla artık sosyal söylemli tarih öldü gibisine kaymağı kıyak patron tanrılar locasındaki yerini Yeşiller’ le ve Merkel’ le paylaşıp paslaşarak umudu hakkı sevinci iradesi özgürlüğü mutluluk paydası iletişimi ve yaşam kalitesi salacaya konmuş insanlık tabutunu en kalıcı kirli ve kuvvetli baskılamalarla sosyal intihar çivilerini çaktılar.
Yani kısacası toplumun yaşam kalitesini , mutluluk paydasını, kimlik yapısını, kültürel dokusunu, değer saygınlığını, kişilik hak hukuk itibar ve iletişim kalitesini, ekonomik yaşam kaynaklarını birikimlerini güvencesini ve özgürlüklerini yağmalayıp yok ederek soyan sömürenlerin ganimet paylaşımı ortaklığına kanalize eden Türkiye’ deki Emekliyi sefil yoksul bırakma huy alışkanlık hüner meziyet ve yaklaşımı, bakıp gördükleri Alman Ekollü sömürü işgal talan ve yağma merkezlerine bakarak toplumun tepkisel reflekslerine göre dozu ayarlanan bire bir kopyalama icraat ve montajlama dayatmasının icadı harcı ve ürünüdür.
Seyfi Karaca……….Ocak / 26
..
ALTINA HUCUMA BAĞLANIP ZİNCİRLENİRKEN HERKES
…
Herkes umutsuz huzursuz mutsuz bilinmez istikrarsızlıklara aşağılanmayı yozlaşmayı görgüsüzlüğü şiddeti kötülüğü kötümserliği ve küçümsenmeyi öğretip kabullendiren soyut gündemler belirsizliklerinde kolayca özendiği markaya modaya maskeye imaja tasarıma ve modele sınıf atlayıp ve konum saplantısıyla Altın’ a kilitlenip bağlanıp insanlığını şatafatlı zincilerlere bağlarken…
Zerafet, nezaket , letafet, incelik ve daha ötesi berisi, hayatın insanla İŞ ÇEVİREN aklını, akışını, dönüşünü ve dolaşımını ille de akıntısı günden güne kuraklaşan huzur sevgi saygı mutluluk zaman sularında kenara yığılmış çakıl taşlarından süslü kolyeler dizmeye kurdele bağlamak değildir. Gerçi gösterişli sofraların özenle parlatılmış çatal bıçak sesini insan yalnızlığı boşluğun sahne piyesine boşaltarak ununu elemiş kasnağını ışıltılı şatafatlı görünen duvarlara asmış gibi görünür fakaat, şunun şurasında hepimiz herkesin diğer yarısından insanız ve çok iyi biliriz ki…hatasız pürüzsüz kusursuz ve en erişilmez seçkin mükemmellikte güzel görünsün diye zorlanan her arıza, huzur ve zerafetten çok görünenin ince kabukları altındaki mutsuz sessiz çığlıklardan başka hiç kimsedir.
Bu yüzden şatafatlılık şekilciliğiyle kuşatılıp formatlanmış zorunlu tüketim dayatımlarına kamçılanarak uyandırılan özenti salgınlarını taşıyan ve yaşayan topluma sürekli aşağılık düşkünlük eziklik acizlik kimliksizlik ve hiçlik duygusu aşılamak, bilinmez belirsizliklerle boğuştuğu kendi gerçekliğinden uzaklaşıp koparak her türlü rencide edici değişim ve dönüşüm başkalaşmalarının piyasa tutsağı olarak imrendiği ya kendini herkesten çok üstün gören veya özgün varlığını benimseyip kabullenmeyen yozlaşma kuklası, kuşku ve kaygı şüphelisi, çaresizlik ve endişelerinin kölesi, korkularının mahkumu, kahır kibir çöküş gösteriş ve ihtişam düşkünlüğünün soytarısı olduğu sosyal siyasal ekonomik ve kültürel tıkanıklıklarla dolu cinnet kozasının felaket sarmalları içinde bozulduğu bıktığı boğulduğu ve bocaladığı dönemlerde bütün akıl fikir cesaret irade bilgi beceri duyarlılık ve tepkisel reflekslerini yitiren insan, kendini kuşatan korkunç iflastan kurtulmak için hiçe savrulmuşluğun tetiklediği çırpınma ve dürtü güdümleriyle bir an evvel KOLAYCI ,garantici ve hiç kimsenin kendine asla ulaşamayacağı kumarbazlığa, sahtekarlığa, dolandırıcılığa veya HAYAL PERESTLİĞE yönelip her türlü ahlaksız hukuksuz ve kişiliksiz kayboluşları göze alarak faili meçhullere bulaşır yapışır ve karışır.
Taaa Sümerler’ den beri neredeyse dünya ve insanlık tarihinde az bulunurluğu, ışıltılı alımlı cazibesi ve hiç bir değişim dönüşüme uğramadığı sebebiyle Altın, yeryüzünde var olmuş bütün uygarlıklar tarafından süs, takı, dekor, kaplama, teknoloji -sanayi ve değişim aracı olarak kullanılagelmiş. Mısır’ lılardan Aztekler’ e kadar her kıtada ve coğrafyada birbirinden etkilenen incelikte sanatsal işler çalışmış işlemişler. Bugün sanayi teknoloji ve takı mücevherciliği dışında kalan yüzde otuzluk Altın rezervi, Amerika ve İsviçre gibi ( her çatışmayı kolayca manupule edebilen sözde güvenilir) merkezlerde depolanmakta.
Kanada’ nın Yukon bölgesindeki Klondike Irmağı kıyısında ve Bonanza deresinde su yüzeyinde bataklıktan akıp giden çamurda altın bulunmasının ardından haberi duyan bütün ülke bu bölgeye akın etti ve bu uğurda onbinlerce insan gerek ulaşımı zor yollarda gerekse varılan yerlerdeki pis sağlıksız ve kötü yaşam koşullarında can verdi. Şehirler kuruldu. Bazıları servetle dönerken çoğu büyük hayal kırıklıklarının kurbanı olarak yakalandıkları ölümcül hastalıklarla geri döndü. Kırk yıllık toplam hayatının büyük bir bölümünü trenlerde yarı aç yarı tok ülkeyi gezmekle geçerken midye hırsızlığı, okul hademeliği, gazete satıcılığından gemilerde tayfa olarak çalıştığı yaşam öyküsüne Altın Arama serğveğciliğini de katan Jack London bu kapılmışlığın bizzat canlı tanığıydı. Ordan büyük servetle dönmedi ama deneyimlediği yaşanmışlıkları kaleme aldığı Kurt Kanı veya Vahşetin Çağrısı gibi tüm dünyada etkileyici olan Edebiyatın Doğalcı romanlarıyla altın bulma hayalinin peşinde sürüklenenlerin bütün bilinmeyenlerine ve acımasızlıklarla dolu serüven gerçekliğine tanıklık ederek yakından baktı.
Daha sonraki yüzyıllardan günümüze kadar çekiciliği hiç değişmeyen yüzyıllarda Güney Afrika ( diğer değerli madenlerde tüm Afrika) ve Avustralya ( çıplak arazide at arabasının tekerleğine yetmiş sekiz kiloluk altın kayası takıldığını duyan herkesi Altına Hucum hayal perestğilinin iflah olmaz kulu kölesi yaparak kolayca ve bir an evvel sorunlarını kökten çözmeye sınıf atlamak uğruna ) yerlilerinin bütün yaşam ve özlük haklarını sorgusuz sualsiz talan tarumar etme pahasıyla tıpkı geçmişte yaşanmış İnka ve Aztek’ lerde olduğu gibi aynı yer çekimi merkezlerinin çapul çullanışlarına ve tecavüzüne uğradı.
Jack London ‘ ın bizzat kendi yaşayarak deneyimlediği ve romanlaştırdığı öyküleri filmleştiren Charlie Chaplin, Altına Hucum çılgınlığının yaşandığı dönemlerde yaklaşan dünyayı sarsan büyük çaplı felaketlerin ön habercisiydi.
Herkes gram altına kilitlenmiş yandan çarklı köhne sefil bucakta ve intihar süslü çarpık yapılanmalı topyekün iflasın kirli bozuk bitik yıkık bulanık bozuk her şeyi paramparça gösteren dikiz aynasında..kadraj giren ülke ve dünya gündemiyle bugün..
Özellikle toplumsal tıkanıklıkların hukuk yol yordam saygı liyakat özgürlük akıl fikir ahlak güven kanun kural kültür vicdan onur sanat irade ve itibardan kalkmasına ve aşağılayıcı baskıcı küçümseyici yozlaşmaların ve kötülüklerin gündelik yaşamın vazgeçilmez dönüm dolaşımına normalleştiği dönemlerde sefalet sorun ve gelir dağılımı adaletsizliyle tüketim ve gösteriş çılgınlığının izdihamında boğuşan kalabalıklar ; içinde bozuldukları ve boğuldukları sürüklenişlere hiç bir akla fikre dayalı saygın ve değerli yaptırım katılımları olmadığı sebebiyle felaketin döngüsünü en kolay yoldan kırabilme kolaycılığı ( her leyin hızla değer kaybettiği yıkım doygun yağma cinnetinde durduğu yerde sürekli değer kazanan veya hiç değilse her şartta değer kaybetmeyen kumarbazlık anlayışıyla) süyanür’ ün yok ettiği ormanlar topraklar ırmaklar dağlar muhitler ve meskenler hiçe sayılarak tüm dünyayı yaklaşan felaketin habercisi olarak saran Trump manyaklık merkezine bağlı ve Kanada geçmişinden şirketleşmiş haydutluk korsanlığının üretim tüketim çapulculuk çıkmazında neredeyse her saniyesi değişen fiyatlandırmalarla ekseni kayışı kaymış hayatını düze çıkarma hayaliyle hemen hemen herkes ALTIN’ a hucum etmekte .
Yirminci Yüzyıl’ ın başlarında Jack London romanlarının ve Charli Chaplin siyah beyaz filminin ele aldığı enek sermaye çelişkisini doruğa çıkaran gelir dağılımı eşitsizliğinden kaynaklı keyfiyet baskı buhranlı ve bunalımlı zamanlarda derinliklerinde boğulduğu bütün açmaz çıkmaz sefalet ve sorunlarını imrenip özendiği yukarı sınıfa benzeme alçalmadıyla dolgulanmış olan sahtelik kişiliksizlik eziklik bilinmezlik aşağılanma ve gelecek kaygısını bir snda değiştirme iç güdüsüyle sürüklenen savruluşlarla varılan sonuçta yıkım enerjisini boşaltamayan peşleşe Büyük Dünya savaşı çıkmıştı.
Koloniciliğin yayılmacılığın ve sömürgeciliğin her keşfettiği ve ele geçirdiği yeni yeryüzü parçasını daha önce yerleşik olanların en acımasız katliamların soykırım metodlarıyla yok edilmesine , baskılanmasına veya hiç bir insan değerliliği gözetmeksizin köle koşullu iş gücünden yararlanmasına bilindik tanıdık karakteristik özellikleriyle, aynı anlayış niyet ve alışkanlıklarını Amerika’ da olduğu büyük bunalımların kendini kurtaracak değişkenlik arayışları dönemlerinde sanayileşmiş Eski Kıta’ daki ( Avrupa) biriktirdikleri işgal yıkım yağma çatışma gerilim paylaşım ve savaş pozisyonlarını her gittikleri diğer yerlere de beraberinde götürdüler. Kanada da kıtaya her ayak basanın keşif ve işgal mülkü olarak ilan edildiği ilk istilacı Fransız’ ların ardından hiç hız kesmeksizin İngilizler, sonra Avrupa’ nın her ülkesinden, Hintli’ lere varıncaya kadar günümüz yüzyılına kadar yerleşimci akınına uğradı. Avrupa da yürütülen savaşın sonucuna göre kolonilerde de idare ve mal değişimi yaşandı. Yeni yerleleşimciler yine Amerika ön çalışmalı laboratuarında olduğu gibi eski kıtayla kader bağlarının olmadığına karar verince yeni oluşumların yeni devlet yapılanmasını ve örgütlenmesini kurdu. Bu durum Avustralya’ da da hiç değişmeksizin birebir kopyalanarak bütün yaşam damarları sefalet baskılanma belirsizlik ve umutsuzluk çürümüşlükleriyle bozulmuş ve TIKANMIŞ OLAN KADERİNİ başka hayaller ve dünyalar arayarak kurtarma arayışına girme işini yer yer bulunan ALTIN cevherinin insan akıl fikir mantık sorumluluk vicdan ahlak onur kültür inanç ve saygınlı değerlerini KAPILMIŞLIĞIN esaretiyle yerle bir eden çıldırmışlığa erişip ulaşması, endüstrileşme ve kimyasallaşma sanayiciliğiyle birlikte Kanada’ da ( analgan ve siyanür teknolojisiyle) en azgın ve sapkın ileri evresine Avustralya, Afrika Anadolu ve tüm dünyayı yıkıp yok ettiği yaşam bedelleri katliamcılığıyla esir aldı.
Hatta öyle ki, ham hayal düşünden umduğu rüyası gerçekleşen Lidya’ lı Midas’ ın her yer ve her şey ALTIN olunca hayati değerde yiyecek ve yaşamını sürdürecek ısırgan otu bile bulamayıp ağıtlar yakarak ben ettim sen etme yakarışlarına ağıtlar yakarak her şeyin tekrar eskisine dönmesinin kulu bin pişmanı ve kölesi olduğu gerçeğiyle, her şeyi altına çevirmek için - çoğu kelli felli bilim adamının da makını mülkünü ve servetini bu kumarda batırdığı- her metal yahut Ametal elementi altına kolayca çevirebilmenin Simyacılık yapma hevesliliği rn nihayetinde Titan “ın mümkün olabileceğine erişildi. Fakat egzim sırasındaki geçen evre altın maliyetinin kat kat üstünde olduğu için, ayrıca da Titan” da Altın gibi yeryüzünde kot bulunan elementen olduğu için bu ihtirastan ve gözü kararmışlık hırsından vazgeçildi. Hem her şey kolayca hiç bir alın terine dayalı r adil paylaşımlı emek be üretimin harcı olmayan Asalaklığın kolayca herkesin insan üstü sür saltanatlık bencilliğini kotarmaya azmış sapkınlaşmış içgüdüsel refleksiyle eğer Altına çevrilebilir olsaydı, bol bulunduğu sebebiyle de değeri sıfıra düşeceğini bu akıl fikir boşluğunda bocalayan gözü kararmışlık esnasında hiç kimse, asla farkına varıp anlamadı.
Üstelik de bir zamanlar ilkel duyumlarla dünya hayatını kuran ve yaşatan en temel elementlerin Su, Ateş, Hava ve Toprak’ tan değişen dönüşenlerle mümkün olduğu iddasını yakın yüzyıllara gelinceye kadar bunun böyle olmadığını bula gele varolan hayati değerde vazgeçilmezi olan element sayısının bugün itibarıyla yüz onsekiz olduğu ve aciliyet listeleme sırasında Altının ilk ve birinci değil Hidrojenin sıralandığı; Aktının’ sa listenin yetmiş dokuzuncu sırada ancak yer ve değer bulduğu ilim bilimcilerce kayda geçirilmiş.
Bugünlerde de geçmişin aynısını tetikleyen Trump merkezliliğe bağlı kirli ilişkiler sapkın yaklaşımlar kara bulutlar ve kızıl kıyameti kundaklayan sebeplerle aynı yeryüzü işgal katliam yıkım yağma kuşatmadı ve gelir adaletsizliğiyle ablukaya alınmış belirsizlik ve bilinmezlik bozgununda ve her şeyin hızla değer ilgi ve itibar kaybettiği kaygı ve endişe kabusunda durduğu yerde durmaksızın sınıf değiştirme hayalini gerçekleştirmeye değer kazansın asalaklık kumarına; veya hiç değilse en kötü şatta değer yitirmesin garantisine ( mal mülk eşya dekor konfor para ihtişam maske gösteriş fetişizmi afyonlarının kamçıladığı dürtü bağımlılığıyla ) herkes altınla yatıp altınla kalkmakta.
Bu arada işgal talan soygun vurgun savaş tehdit çatışma kundakçısı okan emperyal küresel kullanıcıların kiralık katili Pekaka , coğrafya merkezli proğramlandığı uşaklık ve piyonluk işlevini şimdilik rafa kaldıranlara “ bizi kullandınız ve sattınız” kahır küfürleri yağdırmasının ardından yeryüzünün en nazlı güzel ve onurumuz gururumuz bayrağımıza saldırdı ve sataştı. İcat ve kurgulandıkları teröristle muhatap olunmaz ajandasından kaynaklı şerefsizliğe Şaşırdık mı?? Kesinlikle hayır..!
Seyfi Karaca. … Ocak/26
TOPLUMSAL ÇÖKÜŞÜ TETİKLEYEN SEBEP SONUÇ SARMALINA DAİR
….
Sebep sonuç ilişkisi üzerinde hayatı toplumu ve dünyayı yorup sorgulamayanlar, sürekli toplumsal hayatı yıkıcı yağmacı engellerle donatarak felaketler üreten sarmalın sorun kaynaklı ardı arkası kesilmeyen sonuçlarıyla çalkalanır ve debelenirler. Bu sosyal travmalı cinnet ve cinayet kaosunda medya magazin dizi reklam moda trübün ve köpük köpüğe ve diğer kıran kırana sonucu nereye varırsa varsın umrunda olmayan nispetleşmeleri sahteleşmeleri şiddeti kutsayan rol modelleri en az sokakları kundaklayan katillikler kadar öğretici, üretici, tasarımlayıcı yol gösterici ve azmettiricidirler.
Sebep sonuç ilişkisindeki gelişim oluşum kaynak arıza aksaklık tıkanıklık tetikleyici ve etkenleri sorgulamaksızın sadece olumsuz sonuçlarıyla yakınıp dertlenen toplumlar, artıkça çoğalan sorunların önlemini alıp üstesinden gelme ilmini yöntemini yordamını yolunu bilgisini kuramını ve becerisini asla bulamadıkları gib, üst üste bindiren çöküntü yıkıntı tıkanıklık kaos kargaşa ve yığılmaların kuşattığı sorunlar sarmalında debelenerek varolan toplumsal çürümüşlüğün ivmesine hız artırarak sosyal travmalı cebelleşmeyi nispetleşen ve yarışan şiddetli bozgunlara katlarlar.
Bu büyük bozgun, sebep sonuç ilişkisini sorgulamadan programlandığı modern kölelik esaretine biatçı kul köleliğin kısır ve kurak döngüsünü yaşamaya mecbur kılınan sanayisi gelişmiş kalkınmış katı kuralcı koruyucu mükemmeliyetçi ve disiplinci toplumlarda böyle olduğu gibi, sosyal hayatı baştan sona kendi kaderine terkedilerek azınlık sultasının şahsi keyfiyet dayatmaları dışında hiç bir kanun kaide usül itibar ilişki denge ve kural tanımayan sömürge veya yarı sömürge toplumlarında da odaklanılmış olan soygun sömürü çarpık yapılanmasıyla benzerliği değişmezlikleri aynıdır.
Kimliksizliği örgütleyerek çoğaltılmış derin yoksulluklar kaygılar endişeler kimsesizlikler yalnızlıklar acizlikler umutsuzluklar zorluklar çelişkiler eşitsizlikler çileler özgüvensizlikler hukuksuzluklar bilenmezlikler gerilimler ve mutsuzluklar kıskacında, ağına ve tuzağına bağlanan herkes bulduğu şiddet ve sadistlik eğilimi kamçılayıp uyandıran bağımlılıklarla her kokuşmuş çürümüşlük damarından kendini olduğundan başkaya değiştirmenin dürtü güdümünü kızıl kıyamet kargaşasını afyonlarını ahlaksızlığını soytarılaşmasını yozlaşmasını bozulmalarını saplantılarını sapkınlıklarını ve dayatılmış kurgularını övgü takdir kabul imaj tarz karizma kalıp şekil ve görsel parlaklıklar profili kazanmak için birbirini ezip bastırarak hiç bir kural kanun hukuk kalite ve istikrar dengesi tanımayan psiko manyaklık kundakçılığıyla, toplum değerlerini katleden suç cinnet ve sabıka makinasına dönüşürler.
Çünkü doyumsuzluk kimliksizlik ve nerde ne aradığını bilmeme bilinçsizliğiyle çöplük çukuruna düşmüşlüğün sıfatsız öznesini iyiye doğruya güzele doyurup inandırmanın asla mümkünü ve imkanı olmadığı; ve o halde hiç bir kaçışın savrulma silinti ve süprüntülerinde mutluluk saygınlık huzur güven onur itibar anlam kavram değer şuur bilinç bellek akıl birikim ve dengesini asla tanımlayamadığı ve kuramadığı saplantılı kapılmışlıklarla insandan çok her çeşit soyut ve sahteliğin özentisini seçkinlik farklılık ve üstünlük gösterisinden sayan kalıplaşmış şekilciliğe ve omurgasızlığa alışır ve büyür başına buyruk hayat.
Böylece ( sebep sonuç ilişkisizliğine bağlı insanından yorulmuş , ilmînden yozunmuş, ekseninden kaymış olan toplumsal hayat ve dünya ) sonsuz güzelliklerle donanmış olan su toprak ışık hava güneş zaman ve sonsuz evren, tanıklık ettiğinden okuyup ders çıkarımı yapamayan kendini ıskalanmış bedeni uyumsuz ruh hastalarıyla boşu boşuna yaşam okulunu işlemiş yormuş ve çalışmış olur .
Hayatın kin nefret fitne ve üstün baskın gelme yarışlarında herkesin birbirine misli mislisiyle karşılık verme sinsiliğine pusmuş saklanmış pür tetikte bekleyen insan tipini toplumsal çürümenin sosyal çöküşün ve topyekün yıkımların balına buyrukluğunu yaygınlaştırmak için hır gür cinnet dalaş didiş boğumuyla hiç kimsenin altta kalmayı kendine yediremeyip her şartta hep üste çıkmanın esaret zindanlaşmasını kimliksizliği kalitesizliği kepazeliği rezilliği onursuzluğu ve muhalefetsizliği projelendi ve proğramladı oniki eylül. Ordan da bop sivil yapılanması oniki eylül mirasının sür saltanat ve keyfiyet hükümranlığını olduğu gibi devraldı.
Bu sebeple aralarında yaşadıkları gerilimli bunalımlı geçimsizliklerin şiddetini yıkımını ve hasarını asla onarılmayacak şekilde tüm insanlık değerlerinden yozunmuş küslüğe dargınlığa soğukluğa devre mülkleşmek için her seferinde birbirine daha katlanılmaz ve acımasız olanlarını misilleşen hırs öfke yarış kin dövüş kavga ve sataşmalarıyla ortak hayatı yaşanılmaz ve çekilmez kahrın çilenin kabusun sebep verdikleriyle boğuşan ve didişen sorunlar yumağına dönüştürürler .
Kadın erkek, taşralı kentli, eğitimli eğitimsiz, evli bekar, oğlan kız, genç ihtiyar, işçi işsiz, öksüz yetim, boşanmış veya dul hiç kimseyi kendine özgün kişiliğiyle tanımlamayan zır cahilliğin kundakladığı ve piyasa hükmünün denetlediği kimliksizliğe TEK TİPLEŞTİREN algılar ve alışkanlıklarla herkesin durmadan bulaşıp iliştiği her ard niyetlilik ilişkisinden eksik kusur zaaf açık hata noksan arayarak birbirini aşağılayıp küçümsediği çirkefliğin sosyal bataklığından kendine rol üstlenmeyi, farksız benzeşmeyi, sapkınlığı ayrıcalıklığın hüneri saymayı ve kötülüğü miras edinmeyi itibar onur ve seçkinlik markası sayarak, en ünlü ve şöhretli olanların bu kokuşmuşluk ve çürümüşlük markalaşmasında tüm toplumu aynısına değiştirip dönüştürdüğü toplumsal cinnette ortak yaşamı yerle bir eden afyon ve uyuşturucu barın yahut taşeronları azıp kudururken, herkese psiko narsist şizofrenik sebepli sebepsiz HER AN SALDIRGANLIĞA HAZIR tek tipliğin asosyal donanımını ve kurulumunu sağlayan ; cehaleti yobazlığı gericiliği sorumsuzluğu karanlığı mafyacılığı ve her hakka tecavüzcülüğün kendini kanun devlet düzen yerine koyarak toplumdan ve insanlıktan üstünlüğün istikrarsız düzensiz zorbalığın asalak vitrinine koyan mafyacılığa özenmenin öğretim okulculuğunu yapan dizi film magazin kurgu oyun tezgah trübün klüp marka veya medya süper marketçiliği ve senaryoculuğu, bugünkü toplumsal çöküş çıldırış saplantı ve çürümeyi esir alarak ülke sokaklarını kurumlarını meydanlarını ve her yerini güvensiz sorunlu ve yaşanılmaz kılan her saniyesinde herkesin birbirine odaklanıp kökünü kazıyarak ölüm kalım geriliminden ve bastırılmış sorunlarına yenilmiş olmanın ezip bozduğu umutsuz çaresiz kişiliksizliğinden sıyrılıp benzerine üstün gelmek için azıp kudurduğu bunalım uyuşturucu fuhuş furya hınç öfke nefret şiddet ve mafyatik cinayet ve cinnetlere azmettirici tetikçiler olarak suç ve sabıka sahibiydiler.
Böylelikle soyan sömüren vurguncu talancı yağmacı menfaatçi ve yıkıcı güruhun zevk gösteriş ihtişam ve keyfiyet düşkünlüğünü kolaylaştırıcı güzel dümlü ve bağımlılıkların yozlaşmayı bağnazlığı bencilliği şiddeti ve zorbalığı öven ve kutsayan dizi dekor cihaz eşya fetişizmi ve ruhu bedeniyle hastalıklı cinnet magandasına dönüştüren magazin rahminde doğup ölen kalabalıkların gün ve güncesinde…
Sebep sonuç ilişkisini sorgulamayarak esiri olduğu sorunların sonuçlarıyla cebelleşmeyi yaşam biçimi haline getirmiş kalabalıklara sadece ölüm zulüm şiddet bencillik fanatiklik doyumsuzluk görgüsüzlük hınç kutuplaşma ayrışma kin nefret fitne tahammülsüzlük ve çirkefleşmeler güdümlülüğünü azgınlaştıran toplumsal çöküşlere, algısız ilgisiz esaretlere ve tüketim çılgınlıklarına zorlayarak kendi sür sefa servet kaynak sağlamasını yapan; ve sağladığı eğitimli eğitimsiz tek tipleştirme cehaleti ve değerler erozyonu yıkımlarından sür saltanatlık geçimini sağlayan Bop Eşbaşkanlığı’ nın yaptığı yıkımlarla başarı öykücülüğü yaptığı gibi, sürekli kazandığı seçimlerin bile savunucusu olmayarak evet mi hayır mı oyunlarına ülkeyi Cumhuriyeti ve bütün kazanımlarını ittifaklaştığı komisyon hissedarı yağma yıkımlarla birlikte kotaran ; her yenilmişliği ve muhalefetsizliği büyük bir başarı örneğiymiş gibi gösteren istismar reklamcılığıyla (meydan meydan toplanıp dağılan kalabalıkları kullanışlı atölye sahası olarak kullanarak ) toplumun vazgeçilmez ürünü proğram paketi servisinde sefaleti şiddeti endişeyi korkuyu kaygıyı bozgunu belisizliği herkesin tüketimine sunan Yeni Cehepe muhalefetsizliğinin etkisi katkısı tetikçiliği cürümü kuşatması çevrelemesi kundaklaması ve icraatıyla, kapış kapış tüketenlerse suç dosyasındaki sabıkanın ve vebalin kalabalıklara dağıtılmış hissesine müşteri durumunda. Çünkü kişiyi ve toplumu insanlıktan çıkararak her zorbalığa şiddete kirlenmeye kötülüğe ve dayatmaya uyumlu kuklacılığın soygun sömürü deneği ve soytarısı olunması için bütün sorunlar dertler olumsuzluklar açmazlar korkular kaygılar çirkeflikler kanunsuzluklar ahlaksızlıklar sefaletler felaketler yozlaşmalar , onlar için kurgulanıp tüketilmesi kaydıyla modern esir pazar ve piyasası denetimine sunulmakta .
Kendisine tiksintiyle bakmanın bağımlılık afyonlarına azmış alışmış kudurmuş yalnızlık yitiklik yoksunluk yetersizlik yabancılaşma değersizlik çürüme ve çöküşü kamçılayıp kundaklayan çarpık yapılanmasıyla her saniyesi anlık günlük değişen hortlağa cesetleşmiş insandan en son modelini giyim kuşam dekor tarz imaj ve biçim sanayisinde hormonlaştırma üretimi cinnetiyle olup biten; ve eskisi kullanılmadan çöpe atılan tüketim çılgınlığı iltihaplarına salgınlaşmış kaç göç izdiham tutsağı iş güç yoğunluğudur bütün bunlar .
Nasıl ki vücudun dokusuna ilişip yapısını bozan işlevini tıkayan karakterini değiştiren kurulumunu çürüten canlılığını yorup yıpratıp söndüren ve yaşamını felakete sürükleyerek bahşedilmez yıkıcı hasarlarla bitiren sinir damar ve damarlarının devre dışı bırakılması sonucunun toplamında insanını saf dılı bırakan beden kalp ve beyin ölümü tescillendiği gibi, toplumsal ağları ve ilişkileri kuran sosyal yapıyı bozup çökertip çürüten damarlardan da ünlü şöhretli ve markalı siyaset moda reklam dizi medya sinema tanıtım tasarım trübün tezgah vitrin salon galeri basın yayın piyasa pazar ve magazin viruslarının ortak hayatı saygın değerler ilişki ve itibarında tutan refleks duyumları ve duyarlılıkları olan yaşam dolaşımının damar sinir doku organ sistem bağ kurulum ve iletişim hücrelerine sızıp girmeleri sonucu, toplu intihar nitelikli cehalet korku karanlık sapkınlık lümpenlik belirsizlik kayıtsızlık rezillik tıkanma yozlaşma şiddet cinnet kahır kibir gösteriş fiyaka imaj ve sahtelikler bağımlısı sosyal yıkımlar salgınlaşması ve toplumsal çürümeler kokuşmuşlukları artık hiç kimsenin yadırgayıp sorgulamadığı tepkisizliklerle alışarak uyuşturulmuşluğun kanıksanmış normalleşmeleri algısıyla kısır döngülerin doğal günlük güncesi olmuştur.
Güç ihanet gösteriş istismar ve ihtişam zehlrlenmesiyle kazandığı seçimlerin bile iddasında önünde ardında ve savunmasında duramayan; fakat kendine umut bağlayan sefil ezik yoksul sorunlarla didişip boğuşan toplumun yığınlarını ve kalabalıklarını dolup boşalan meydanlarda büyük başarılara imza attığının matrak geçme makarasına sarıp muhalefetsizliği baskılama büyük icraatıyla övünen rol modelcisi yeni cehepe gibi vesairleriyle koalisyon ve kompozisyon ortaklı yağma talan vurgun sömürü şiddet cinnet ve soygun ekipmanlı bop ittifaklı topyekün irade sahipliliğinin her ne yanlış yaparsa yapsın kendilerini keyfiyet ve çıkar sultasından şiddeti mutsuzluğu sefaleti korkuyu karanlığı cehaleti istikrarsızlığı belirsizliği kaosu kurumsallaştırarak ve her olumsuzluğa zoraki dayattıkları kendilerini yüceltip kutsayan istismar çevrim çarkında doğrultarak kendi muhalefetlerinin ancak yine kendileri olabileceğinin ilahlaşmalarnı sahipsiz sürüklenişlere empoze etmekteler.
Yolunda yörüngesinde giden ortak yaşam duyarlılıklarını veya huzurlu onurlu sakin ve dengeli düzeyli yaşam gayreti çabası umudu niyetlisi olmayı ayıplı yasaklı eksik ve hatalı sayarak, her ilişkide mutlaka acı kaygı keder kabus korku facia felaket damarı arayıp ortak yaşamı değerli kılan ve kuran sanatın en hatırı sayılır duygusunun düşüncesinin müziğinin romanın şiirinin siyaset biliminin ve toplumsal iletişiminin hayatı sönmüş ekseni kaymış işlevi pörsümüş içeriği boşaltılmış aklı vicdanı sağlığı dengesi itibarı ve düzeni bozulmuş hınca hınç yozlaşma afyonlarıyla uyuşturularak sorunlarıyla ağlaşmayı ve dertleşmeyi pazarlayan magazin sergi sınım piyasasında onay kabul ücretlendirme beğeni ve dolaşım karşılığı bulmadığı sürece başka seçeneği olmayan zavallılık enayisi tezgahına konulan toplumun tüketiminde ilgi ve itibardan sayılmadığı sosyal çoraklaşma sonucuna sebebi sorgulanmayan duyarsızlık ve ilkesizliklerle beraber yolunda giden sakin değerli dengeli düzeyli onurlu saygın her şeyin doğasını dünyasını kuralını özgür varlığını özgün karakterini ve yaşam hakkını bozma keyfiyet sadistliği ve kayıtsızlığından dolayı sürüklenip gelindi.
Kim kimi en akıl almaz azgın sapkın ve adi fitne fucur fesatlık taciz tecavüz kalkışma yeltenme saldırı çullanma çökme pusu katakulli şiddet entrika dolap dümen cinayet sapkınlıklarıyla kuyuya itmiş uykusunu bölmüş yardan atmış banyoda basmış yolda kıstırmış kavşakta taramış kabusu olmuş paçasına yapışmış altını oymuş üstüne çullanmış dağa kaldırmış depoya kilitlemiş rüyasına sarkmış baldırını bacağını dalağını ciğerini sökmüş koparmış hayatını felakete üzmüş yanıltmış aldatmış ezmiş kışkırtmış kudurtmuş çıldırtmış dolandırmış kazzıklamış kesmiş doğramış delik deşik etmiş evini dünyasını başına yıkmış yaşadığına yaşayacağına dünyayı dar zor ve pişman etmiş veya kaynanasını karısı yapmış cibilliyetsizliğiyle insanlık seviyesini ve yaşam kalitesini her türlü ahlaksız onursuz ve duyarsızlığa düşüren değerler erozyonundan her türlü insanlık dışı kötülükleri kanıksayıp sıradanlaştırarak, kendi kendisiyle baş edemediği sürekli kaçışların savrulmaları ve Hastalıklı ruh haliyle kene gibi yapışıp sataşacak gerilim hatlarında birinin bulaşmasını bekleyen sosyal bozgunda Acun sor vayvuruk dul gelin kart kaynana yemekteyiz izdivaç organize işler ivedik gora kurtlar vadisi hüldür goldür güldür tarkan sezen ibo seda hülya özcan alişan mahmut mahsun gibi ve benzeri sabah akşam nizah kavga bunalım eziklik ve sosyal uyuşturucu ve arabeskliği aşılayan çöplükten geliyor bu toplum.
Çünkü akıl fikir vicdan onur özgürlük güven özgüven irade algı idrak anlayış kavrayış bilgi tavır duruş huzur saygınlık donanım ve iletişim duyarlılığıyla istisnasız ve ayrımsız herkesi kapsayan adalet hukuk ve sosyal mutluluk zenginliğine gelişip yükselemeyen kişilik ve kimlik yoksunluğu, soygun sömürü piyasa çarkının proğramlı tutsakları olarak sürekli aşağılayıcı aldatıcı ve alçaltıcı değer düşüklüklerinin özenti bağımlısına , magazin ahmağına ve tüketim çılgınlığı soytarılığına ( algı yönetimli ilgi merak imrenti alışkanlık ve bağımlılık dolguları yapılarak) evrilir ve dönüşür. Çünkü sayesinde özgürleştiği kendine hayata dünyaya toplum değerlerine ve insanlığa dair olması ve geliştirmesi gereken özünü insancını itibarını saygınlığını güvencini dilini samimiyetini ilgisini merakını kültürünü sorumluluğunu bilincini ahlakını katılımını yakınlığını fikrini saygısını anlayışını katkısını etkinliğini ve iletişim zenginliğini proğramlandığı kişiliksizlik ve tükenmişlik esaretine yitirdikten sonra ekranlardan akan her şeyi ( bütün kepazelik aşağılık cehalet gericilik kayıtsızlık derbederlik zavallılık kibir ihtiras nefret nizah kuruntu endişe şüphe hurafe şiddet küçümseme ayrışma dışlama talan yağma çürüme kokuşma yozlaşma ve kimliksizlik kulluk köleliği dolgulaması yapan dekorcu piyasacı salgın ve afyonlarla) tanrı vergisi olarak kutsayıp sorgusuz sualsiz günlük öğününe nafakalanan..bu günlerin sebep sonuç ilkeselliğini sorgulamayı ortak yaşam ekseninden ve kütüğünden çıkararak bütüncül n kötülükleri doğurmanın kuluçka evresiydi.
Bu bağlamda..
David Backam’ in karısı, (çağ dışı kokuşmuş bütün gericiliklerin ve gösterişlerin ingiliz ROYAL saltanatına çöreklenmiş imtiyazlı seçkinlik sınıfının magazin gözdesi ) gelinine sert çıkıp sırt döndüğü yeryüzü ekseninde, aynı kur ve kulvar endeksli Tarkan ve Cem Yılmaz yıllar yılı sebeplisi oldukları toplumsal yozlaşma ve çöküşe taze ve geniş çaplı kaynak aktarımları sağlamak için birlikte sahne bağırtıp düetledikleri “ bize ne yoksul ve dar gelirlinin çilekeşliğinden dünya bize böyle herkesten güzel” tantanasını yakıp döndürdüğü üst matrak makara geçidinde toplumun, ana haberler bülteninde “ mega star ortalığı yine yıktı geçirdi “ reklam nitelikli magazinciliğini onca toplumsal kokuşmuş çürümüşlük sonuç nedenseli olmasını irdeleyip sorgulamaksızın enkazına okudu üfürdü durdu.
Bu yüzden bugünün soyut sanal sahte ve yapmacıklıklarla sosyal cinnetin tezgahı kurulup yağma yıkımları kalıcı kabullere süreklileştiren topyekün çürümenin, insanlık ölümünün ve toplumsal çöküşlerin dolaşım ağına her ne pahasına olursa olsun türevlilik çöplüğünde sağlanmış olan kendini her ne pahasına okursa olsun pazarlayıp duyurma paylaşımları, görseller, diziler, sinemalar, modalar , magazinler ,şöhret ve ünlü olma budalalıkları, kişiliği kendine ait olmayan cerrahi müdahaleliğin boyalı etiketli yamalı bulaşıklı estetik kamuflajlarıyla insandan çok sahtekarlık kuluçkalı vitrin mumyasına benzemeye aklını fikrini onurunu saygınlığını düşüncesini duyarlılığını idrakını iradesini bilincini karakterini ve kişiliğini tek cümlelik başkasına katlanmaya anlamaya ve daha fazlasına tahammülü donanımı ve gelişimi olmayan diyalogların iletişim özürlülüğüne yitirmiş morg celseliliğin yan sanayi çeşidi ve kullanışlı dangalak üretim merkezlerine bağlı kuklacılık unsurlarıdırlar.
Hiç kimse hiç kimseye hiç bir şey anlatma imkanı mümkünü ilgisi ve merakının olmadığı gibi, herkesin birbirinden saygısı umudu bağı samimiyeti itibarı değeri aidiyeti sevgisi ve yakınlığı kökten kesik morg türü tükenmişlik kapsamında hiç bir şey anlatma ihtiyacı da duymamaktadır. Çünkü yüzü asık kaşı çatık morali bozuk sinirtirleri gergin surat sürekli bir karış aşağıda hali vakti devamlı gergin öfke ve nefret patlaması yaşayan herkesi yutan bunalım ve gerilim hattında, hiç kimse hiç kimseden hiç bir şey anlayıp dinleyecek güçte huzurda sakinlikte tahammülde donanımda olmadığını her fırsatta dışarı döküp saçmak için içinde boğulduğu cinnet kabuklarını yırtarak her defasında daha inandırıcı olsun senaryolu dizi repliklerinden örneklendiği şiddetli hınç nefret kin intihar saldırı sataşma çullanma izdiham sapkınlık ve zorbalık girişimlerine belli ede ede ve bile bile bulaşıp sürtüşecek ( herkesin ötekini kendi durum ve dengesizliğinden tanıdığı) şer bozgun kargaşa bahane ve bela ölüm kalımları kovalaşmakta.
Seyfi Karaca….. Ocak/26