sana demedi mi erenler evliyalar demedi mi fallar falcılar sen sen değilsen düşlerine alanlarda kimsin o zaman adını koyda pürü perişan olmasın candarlar
Türkiye`liler artik asiret kültüründen bilincli ve egitimli bir sekilde bireyselligin gücünü kesfederek arinmalidir. Sürü psikolojisinden kurtulup empati ve objektif analiz yetisi kazandiginda, güc sarhosluguna yakalanmaz, böylece yüzyillardir süre gelen aktörleri farkli, senaryosu ayni filmi seyretmekten muaf olur.
Ileri demokrasi icin refah düzeyi yüksek olmali diyen siyasal bilimciler var; kanaatim o ki bu tesbit ya kapitalistlerin bir uydurmasidir, ya da Türkiye icin gecerli degil, zira Türkiye`liler ac olunca despotlara kul, tok olunca da kendileri despot oluyor.
O günden sonra kuracak güzel bir cümlem olmadı hiç dünya için. Rüyalarım tüller ve silahlardan bu yana sisli. Kıvrılıp giden dalgın bir yol, yolda eski bir taş, Limanda bağlı bir tekne, yosunlu bir halat gibi durdum.
Uzağımda açık denizdi o yürüdü gitti. Ben kıyıda ıssız bir ev, ince boğazda gıcırdayan tahta iskele, iskelede bir lastik, az ilerde turuncu bir şamandıra, İçimde kuzeyden bir hatıra aksiyle durgun suya vurdum.
Bir siyah beyaz kare içinde, hepsi hepsi bir hatıra işte Bıraktın, unuttum, unutuldum.
Seni kırdığım yerden beni de kırdılar, Ben hiçbir cümleyle ağlayamam artık seni.
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır, Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor, Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim, Senden kopardım çiçeklerin en solmazını, Toprakların en bereketlisini sende sürdüm, Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için, Hava kadar lazım, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin, nimettensin! Desem ki... İnan bana sevgilim inan, Evimde şenliksin, bahçemde bahar; Ve soframda en eski şarap. Ben sende yaşıyorum, Sen bende hüküm sürmektesin. Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber. Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi farkedemezsen, Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme, müsterih ol; Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini, Ve neden sonra Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede, Hatırla ki mahşer günüdür Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
Can çekişsede, iyi niyetini kaybetmek istemiyor insan.. Tutunuyor iyi yanlarına..Bu kadar da kötü olamaz diye. Varsın 'saflık' olsun...'diğerlerine' dönüşmektense..!
Tahammülüne antrenmanmı yaptırıyosun? ?
dedim ki: sahiller de ne çok gıcık sineği var.
yanımdaki atıldı; ya gıcık değil mucuk sineği dedi.
ne farkeder ikiside sinek işte.
romeo işte.. :)) yazamadıgım her cvp için sonsuz üzeri hıh sana..
Hele bir ayrılık vursun
Sararsın solsun yansın tutuşsun
Kapımda dolansın dursun
İyice kudursun kudursun
Çok çektim elinde harap oldum
Aşktan ziyan oldum be güzelim...
Sonra dedim ki.......Varlığın kutsal bir onur; hem taşır hem övünürüm.
-Sen de mi Brütüs? :)
-Niye başkaları da mı var?
-Orta ölçekli bir dernek kurabilirsiniz.
-O kadar yani?
-He. :)
sana demedi mi erenler evliyalar
demedi mi fallar falcılar
sen sen değilsen düşlerine alanlarda
kimsin o zaman adını koyda
pürü perişan olmasın candarlar
insanligini yitirmeseydin bilirdin..
İyi de sanane...
Türkiye`liler artik asiret kültüründen bilincli ve egitimli bir sekilde bireyselligin gücünü kesfederek arinmalidir. Sürü psikolojisinden kurtulup empati ve objektif analiz yetisi kazandiginda, güc sarhosluguna yakalanmaz, böylece yüzyillardir süre gelen aktörleri farkli, senaryosu ayni filmi seyretmekten muaf olur.
Ileri demokrasi icin refah düzeyi yüksek olmali diyen siyasal bilimciler var; kanaatim o ki bu tesbit ya kapitalistlerin bir uydurmasidir, ya da Türkiye icin gecerli degil, zira Türkiye`liler ac olunca despotlara kul, tok olunca da kendileri despot oluyor.
Hic bir sey yeni degil, dönüp bir bakmali ve hatirlamali sevgili...
sayın Yitik,.. size neyse...ozaman burada işiniz ne..?
Ağrı
O günden sonra kuracak güzel bir cümlem olmadı hiç
dünya için. Rüyalarım tüller ve silahlardan bu yana sisli.
Kıvrılıp giden dalgın bir yol, yolda eski bir taş,
Limanda bağlı bir tekne, yosunlu bir halat gibi durdum.
Uzağımda açık denizdi o yürüdü gitti.
Ben kıyıda ıssız bir ev, ince boğazda gıcırdayan tahta iskele,
iskelede bir lastik, az ilerde turuncu bir şamandıra,
İçimde kuzeyden bir hatıra aksiyle durgun suya vurdum.
Bir siyah beyaz kare içinde, hepsi hepsi bir hatıra işte
Bıraktın, unuttum, unutuldum.
Seni kırdığım yerden beni de kırdılar,
Ben hiçbir cümleyle ağlayamam artık seni.
Birhan Keskin
Sonra dedim ki; şarkıların gözü kör olmuş...
Dünya küçük demislerdi.nerdesin?
İyi de banane...
lamı cimi yok...sevgi emekle büyür...gelişir ve güzelleşir..ve bu güzelliğide...çevresine yansıtır..
Evet öylede diyebiliriz...
' sevmek...Tanrının insanlara verdiği en güzel hediye,... galiba...
bu löşede de,.. ne kadar azız...:=(
ve derken kaybolup gitti yıldızlar arasında.. dedim ki neden kaydı şimdi bu..
sonra hiçbişi demedim....sustum sadece...sustummmmm
bin kere tekrarı olmaz
insan sever bir kere...
İnan sana değil kastım, cahille muhabbeti kestim.
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
unutmuşmuş...ozaman unutulmayıda hak edersin...
Adını koyamadım
Ceplerim doluydu yalnızlıklarla
Elimde üşüyen küçük bir kandil
Bedenim sarılmış avuntularla
Ne zaman yalancı ne riyakar dil
Bir sebep ararım gülsün ki yüzüm
Harabe benliğim kurumuş gözüm
Kendime bile geçmez iken sözüm
Ne zaman yalancı ne riyakar dil
Oysa ki ben sana darılmam ey yar
Gönlümün sevgisi yüreğin kadar
Değişir zamanlar ve de dünyalar
Ne zaman yalancı ne riyakar dil
Ola ki bir sabah uyandığımda
Ola ki herkesi sen sandığımda
Ola ki dillerin dert yandığında
Ne zaman yalancı ne riyakar dil.
Osman İÇER
Quos Deus perdere vult, dementat prius.
Can çekişsede, iyi niyetini kaybetmek istemiyor insan..
Tutunuyor iyi yanlarına..Bu kadar da kötü olamaz diye.
Varsın 'saflık' olsun...'diğerlerine' dönüşmektense..!