'Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir' diye başlıyor. 'Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz? ' diye soruyor..
Sonra anlatmaya başlıyor..
'Sevgi üç türlüdür! ..' Birincinin adı 'Eğer' türü sevgi! .. Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar.. Örnekler veriyor: Eğer iyi olursan baban, annen seni sever.
Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim. Toyotome 'En çok rastlanan sevgi türü budur' diyor. Bir şarta bağlı sevgi.. Karşılık bekleyen sevgi.. 'Sevenin, istediği birşeyin sağlanması karşılığı olarak vaad edilen bir sevgi türüdür bu' diyor yazar.. 'Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi karşılığı birşey kazanmaktır.' Yazara göre evliliklerin pek çoğu 'Eğer' türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil,hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıkları başlıyor.
Sevgi giderek nefrete dönüşüyor. En saf olması gereken anne baba sevgisinde bile 'Eğer' türüne rastlanıyor. Yazar bir örnek veriyor.
Bir genç Tokyo Üniversitesi giriş sınavlarını kazanarak babasını mutlu etmek için, çok çalışıyor. Okul dışında hazırlama kurslarına da gidiyor. Ama başarılı olamıyor. Babasının yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir haftalığına Hakone kaplıcalarına gidiyor. Eve döndüğünde babası öfkeyle 'Sınavları kazanamadın. Bir de utanmadan Hakone'ye gittin' diye bağırıyor. Delikanlı 'Ama baba, vaktiyle sen de bir ara kendini iyi hissetmediğinde Hakone kaplıcalarına gittiğini anlatmıştın' diyor. Baba daha çok kızarak, delikanlıyı tokatlıyor. Çocuk da intihar ediyor. 'Gazeteler intiharın anlık bir sinir krizi sonucu olduğunu söylediler, yanılıyorlardı' diyor yazar.. 'Delikanlı babasının kendisine olan sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bağlı olduğunu anlamıştı! ..' İnsanlar 'Eğer' türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı içindeler aslında.. 'Bu sevginin varlığını ve nerede aranması gerektiğini bilmek, bu genç adamın yaptığı gibi, yaşamı sürdürmekle, ondan vazgeçmek arasında bir tercih yapmakla karşı karşıya kaldığımızda önemli rol oynayabilir' diyor, Masumi Toyotome.. İlginç değil mi? ..
ikinci türe geçiyoruz. Çünkü türü sevgi.. Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor:
'Bu tür sevgide kişi, birşey olduğu, birşeye sahip olduğu ya da birşey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır.' Örnek mi? .. 'Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin. (Yakışıklısın!) ' 'Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki..' 'Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki..' 'Seni seviyorum. Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar romantik yerlere götürüyorsun ki..'
Yazar, Çünkü türü sevginin, Eğer türü sevgiye tercih edileceğini anlatıyor. Eğer türü sevgi, bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan büyük ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz, hoş birşeydir, egomuzu okşar. Bu tür, olduğumuz gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır. Ama derin düşünürseniz, bu türün, 'Eğer' türünden temelde pek farklı olmadığını görürsünüz. Kaldı ki, bu tür sevgi de, yükler getirir insana..
İnsanlar hep dah a çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece yaşama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer. Ailenin en küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler. Sınıfın en güzel kızı, yeni gelen kıza içerler. Üstü açık BMW'si ile hava atan delikanlı, Ferrari ile gelene içerler. Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine içerler. 'O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi? ' diye soruyor, Toyotome.. 'Çünkü türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz' diyor. Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var..
Birincisi.. 'Acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz? ' korkusu.. Tüm insanların iki yanı vardır. Biri dışa gösterdikleri.. Öteki yalnızca kendilerinin bildiği.. 'İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi terkederlerse' korkusu buradan doğar.
İkincisi de.. 'Ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa..' endişesidir. Japonya'da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın yüzü patlayan kazanla parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişanı bozup onu terketmiş. Daha acısı.. Aynı kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler, artık çirkin olan kızlarını.. Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne bina edilmiş olduğundan bir günde yok olmuş. Güzellik kalmayınca sevgi de kalmamış. Kız birkaç ay sonra kahrından ölmüş..
Japon yazar 'Toplumlardaki sevgilerin çoğu 'Çünkü' türündendir ve bu tür sevgi, kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür' diyor.. Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne? ..'
Ve işte sevgilerin en gerçeği! ..
'Üçüncü tür sevgi benim 'Rağmen' diye adlandırdığım türdür' diyor yazar. Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında birşey beklenmediği için 'Eğer' türü sevgiden farklı bu.. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp, böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için 'Çünkü' türü sevgi de değil. Bu üçüncü tür sevgide, insan 'Birşey olduğu için' değil,'Birşey olmasına rağmen' sevilir. Güzelliğe bakar mısınız? .. Rağmen sevgi..
Esmeralda, Qusimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına 'rağmen' sever. Asil, yakışıklı, zengin delikanlı da Esmeralda'ya çingene olmasına 'rağmen' tapar! .. 'Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insanı olabilir. Bunlara 'rağmen' sevilebilir. Tabii bu sevgiyle karşılaşması şartı ile..' Burada insanın, iyi, çekici ya da zengin konum edinerek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine 'rağmen' olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebiliyor. Japon yazar 'Yüreklerin en çok susadığı sevgi budur' diyor. 'Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek, içecek,giysi,ev, aile, zenginlik, başarı ya da ünden daha önemlidir.' Bunun böyle olduğundan nasıl emin? .. Haklı olduğunu kanıtlamak için sizi bir teste davet ediyor.. 'Şu soruma cevap verin' diyor. 'Kalbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin size aldırmadığını ve hiç kimsenin sizi sevmediğini düşünseydiniz, yiyecek, elbise, ev, aile, zenginlik, başarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz? .. Kendi kendinize 'Yaşamamın ne yararı var' diye sormaz mıydınız? ..' Devam ediyor Toyotome.. 'Şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün.. Dünya birden bire başınızın üstüne çökmez miydi? . O an yaşam size anlamsız gelmez miydi? .'
'Diyelim sıradan bir yaşamınız var.. Günlük yaşıyorsunuz. Günün birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi bulacağınızdan umudunuz olmasa, kalan hayatınızı nasıl yaşardınız? ..' diye soruyor ve yanıtlıyor: 'Böyleleri ya iyice umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlar ya da iyice dağıtıp yaşayan ölü haline geliyorlar.' Toyotome, hem de nasıl iddialı savunuyor 'Rağmen' sevgiyi.. 'Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni 'Rağmen' türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya da birgün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır.' Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome.. 'Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var.. Kimsede başkasına verecek fazlası yok' diye açıklıyor.. Anlatıyor.. 'Yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama da o da aynı şeyi başkasından beklemektedir.' Peki bu dünyada sevgi ne kadar var? .. Yazara göre, açlığımızı biraz bastıracak kadar.. Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi.. Bu minnacık tadım, bizi daha müthiş bir sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor. Büyük bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz.. Hani nerede? .. Hepsi o..
Ve asıl çarpıcı cümle en sonda.. 'Dünyadaki en büyük kıtlık, 'rağmen' türü sevginin yeterince olmayışıdır! ..'
aşk mı önde sevgimi? aşk olmadan sevgi olmaz mı? evet aşk olmadan sevgi ollmaz sevginin gerçekleşebilmesi için yüreğinin kıpırdamasını adrenalinin yükselmesini ruhunun en kıdemli bölgesinde hissedeceksin. işte o zaman sevgi meydana gelir ve ölümsüzleşir.... diyeceksiniz ki hayatta her şeyin değiştiği bir ortamda sevgi ölümsüzleşirmi...yürekten gelirse ölümsüzleşir ölümlülerin diyarında... sevgi hayatı baharı güzeli çirkini kötüyü insanı doğayı o kıırdamayla sevmek ve ölümsüzleştirmek....ve yaratılmışların en yüce yaratılmışı olan insana aşık olmak ve de onu sevmek....işte sevgi dedikleri tek kelime
Elin elime degmeden avuclarimi terleten sicakligini taa icimde hissetmek. Seninle olmanin en kotu yani ne biliyor musun? 'Seni seviyorum' sozcugu dilimin ucunu isirirken, her bulusmamizda bos yere saatlerce havadan sudan soz etmek. Seninle olmanin en heyecanli yani ne biliyor musun? Ayni seyleri seninle ayni anda dusunmek, birlikte aglamak, gulmek.. Ve yanimdayken seni cilginca ozlemek. Seninle olmanin en aci yani ne biliyor musun? Kalabalik ortamlarda seni diger dostlarinla paylasmak... Telefonda konustugun, yolda hatirini sordugun insanlari, cocukca kiskanmak. Yasadigin eski asklari dinlemek. Seninle birlikte olmanin en mutlu yani ne biliyor musun? Tanidik birileriyle karsilasma tedirginligi ile yollarda yurumek yanyana... Elimdeki semsiyeye inat, yagmurda islanmak birlikte. Elimde kircicegi seni beklemek... Ayni mekanlarda ayni yiyecekleri yemek. Şarap içmek... Belki de visne votka. Seninle olmanin en romantik yani ne biliyor musun? Sensiz gecelerde sana soyleyemediklerimi yildizlara, aya anlatmak...Okudugum kitabin sayfalarinda, dinledigim sarkilarin, turkulerin, siirlerin her Misrasinda seni bulmak. Seninle olmanin en zor yani ne biliyor musun? Seni kaybetme korkusuyla, hayatta ilk kez tattigim o tarifsiz duygularimi, umut denizinin ortasinda kureksiz bir sandala hapsetmek... Sevgili yerine yillarca dost kalmayi basarmak. Yalinayak yurumek bicagin en keskin yerinde. Kanadikca Tuz yerine gozyaslarimi basmak yuregime. Seninle olmanin tek yan etkisi ne biliyor musun? Nereden bileceksin? Sen benimle hic olmadin ki! Olsaydin avuclarim terlemezdi... Isirmazdim dilimin ucunu... Ozlemezdim seni yanimdayken... Kiskanmazdim. Korkmazdim yollarda yurumekten... Islanmazdim yagmurlarda... Yildizlara, aya dert yanmaz, boyle her sarkida sarhos olmazdim. Korkmazdim seni kaybetmekten, ayaklarim kan revan, atlardim sandaldan denize... Ve her kulacta haykirirdim seni sevdigimi. Sen hic benimle olmadin ki... Ya aklin baska yerlerdeydi, ya yuregin!
Sevgi, hepimizin özlemini çektiği bir şey. Sevmek ve sevilmek hayal edilebilecek en güzel duygudur. Sevilmek dünyanın en güzel ikinci şeyidir; en güzeli birini sevmektir.
Sevgiyi anlatmak imkansız değil ama zor. Sevgiyi anlatmak için bir çok tanım yapılır. Ama gerçek cevabın 'sevgi' kelimesinin içinde olduğunun kimse farkında değildir. Bence Sevgi sevgidir! Simdi bunun aciklamasini yapmaya kalksam herkes uyuma baslar. Ondan dolayi kisaca tarif etmek gerekirse sevgi bir sakizi sevdiginle paylasmaktir, sevgi hissetmektir, sevgi dokunmaktir, sevgi aglamaktir, sevgi gülmek, sevinmektir sevgi, düsünmektir, sevgi acimaktir, sevgi annedir, sevgi cocuktur, sevgi devlettir, sevgi Allah... Sevgi sensin, sevgi ben, sevgi o.... Sevgi çok seydir, sevgi asktir, arkadasliktir, dostluktur, komsuluktur... Sevgi her seydirdir her şey sevgidir.
Bana sevgi sunlari cagristiriyor; Bir Yürekte Canin olmayi O yüreğe Can Katabilmeyi Bir Canim kelimesine o yürekte bin anlam katabilmeyi Gözlerde ışıltılar, pırıltılar görebilmeyi Çalınmış Zamanları renk renk yaşayabilmeyi Ellerin, gözlerdeki ışıltıların o yüreğin sıcaklığını birebir yansıttığını algılayabilir/algılatabilmeyi yüzlerce, binlerce, milyonlarca renklerin dışında renkler bilmeyi Can sesini duyduğunuzda yüreğinizde; ürperti ve titreşimlerin getirdiği telaşın midenize vuruşunu Ya kelimelerin, mimiklerin, ifadelerin yetersiz kaldığını Dizlerinizin, omuzunuzun, göğsünüzün can ateşini arayışını Saçlarına, gözlerine, burnuna, dudaklarına ve tenine dokunuşun hazını Kalabalıklarda sessizlik şarkıları söylemeyi Ellerin dansını, Sıkıca sarmanın, yüreğe katmanın tadının haza dönüşümünü, Onun dizlerinde, omuzlarında, sonsuza kadar kalmayı hatta yok olmayı
Sevgili En sevgili Ey sevgili Uzatma dünya sürgünümü benim
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır Sendan ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır Sevgili En sevgili Ey sevgili
Sevdi o hep, yürekten sevdi, Ihanete ugradi; Birakti tek kalemde boynunu egdi, Parasi yoktu belki, Parasiyla degil yüregiyle sevdi, sevildi, Hemde çok sevildi... Belki sevdigini cafeler götüremedi, Ama satmadi sevdasini yüregine ekti, Haklinin yaninda idi, Haksiza demir bir yürekti yikilmadi, Delikanliydi o... Üç seyini çok sevdi, birakamadi; Yarini, sigarasini, birde silahini... Kisa Camel içerdi parasi varken, yani nadiren, Yokende maltepe, Iki mekani çok sevdi; Biri her zamanki gittigi çay ocagi, Biri O' nunla oturdugu agacin alti... Dostlari vardi delikanlinin, Belki kendinden çok daha delikanlilardi onlar, Çok severdi dostlarini... Yagmurda yürümeyi birde O' nu çok sevdi, O iki aliskanligini hiç birakamdi, Duygusaldi, aglamayi çok severdi, Ama hep yalniz aglardi, O' ndan baska kimse görmedi delikanlinin agladigini, O' ndan baskasi silmedi, gözlerinden dökülen yaslari, Onun için hep O vardi, Öyle büyük bir askla seviyordu ki unutamadi, Ne birkaç günlük, nede birkaç aylikti onunki, Bir ömür adini kalbine kazimisti, S atmadi asla sevdasini, Çok aci çekti ama hiç ezilmedi, Belki boynu bükük gezerdi, Ama yüregi hiç bükülmedi, Her zaman dimdik ayakta idi, Dik yürüyüp yüreksiz olmaktansa, Boynu bükük yürüyüp, Demir bir yürek tasimayi arzu etti, Ve hep unutulmak korkusu ile yasadi, Hep sevdigini düsünüp agladi; Yapayalniz... Korkma delikanli O seni unutmadi, Hiç unutmayacak, Çünkü O' da seni sevdi, sevecek, O büyük askini kalbinden hiç silmeyecek..
Masumi Toyotome diye bir Japon yazmış.
'Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir' diye başlıyor. 'Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz? ' diye soruyor..
Sonra anlatmaya başlıyor..
'Sevgi üç türlüdür! ..' Birincinin adı 'Eğer' türü sevgi! .. Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar.. Örnekler veriyor: Eğer iyi olursan baban, annen seni sever.
Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim. Toyotome 'En çok rastlanan sevgi türü budur' diyor. Bir şarta bağlı sevgi.. Karşılık bekleyen sevgi.. 'Sevenin, istediği birşeyin sağlanması karşılığı olarak vaad edilen bir sevgi türüdür bu' diyor yazar.. 'Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi karşılığı birşey kazanmaktır.' Yazara göre evliliklerin pek çoğu 'Eğer' türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil,hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıkları başlıyor.
Sevgi giderek nefrete dönüşüyor. En saf olması gereken anne baba sevgisinde bile 'Eğer' türüne rastlanıyor. Yazar bir örnek veriyor.
Bir genç Tokyo Üniversitesi giriş sınavlarını kazanarak babasını mutlu etmek için, çok çalışıyor. Okul dışında hazırlama kurslarına da gidiyor. Ama başarılı olamıyor. Babasının yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir haftalığına Hakone kaplıcalarına gidiyor. Eve döndüğünde babası öfkeyle 'Sınavları kazanamadın. Bir de utanmadan Hakone'ye gittin' diye bağırıyor. Delikanlı 'Ama baba, vaktiyle sen de bir ara kendini iyi hissetmediğinde Hakone kaplıcalarına gittiğini anlatmıştın' diyor.
Baba daha çok kızarak, delikanlıyı tokatlıyor. Çocuk da intihar ediyor. 'Gazeteler intiharın anlık bir sinir krizi sonucu olduğunu söylediler, yanılıyorlardı' diyor yazar.. 'Delikanlı babasının kendisine olan sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bağlı olduğunu anlamıştı! ..'
İnsanlar 'Eğer' türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı içindeler aslında.. 'Bu sevginin varlığını ve nerede aranması gerektiğini bilmek, bu genç adamın yaptığı gibi, yaşamı sürdürmekle, ondan vazgeçmek arasında bir tercih yapmakla karşı karşıya kaldığımızda önemli rol oynayabilir' diyor, Masumi Toyotome.. İlginç değil mi? ..
ikinci türe geçiyoruz. Çünkü türü sevgi.. Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor:
'Bu tür sevgide kişi, birşey olduğu, birşeye sahip olduğu ya da birşey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır.' Örnek mi? .. 'Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin. (Yakışıklısın!) '
'Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki..' 'Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki..' 'Seni seviyorum. Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar romantik yerlere götürüyorsun ki..'
Yazar, Çünkü türü sevginin, Eğer türü sevgiye tercih edileceğini anlatıyor. Eğer türü sevgi, bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan büyük ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz, hoş birşeydir, egomuzu okşar. Bu tür, olduğumuz gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır. Ama derin düşünürseniz, bu türün, 'Eğer' türünden temelde pek farklı olmadığını görürsünüz. Kaldı ki, bu tür sevgi de, yükler getirir insana..
İnsanlar hep dah a çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece yaşama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer. Ailenin en küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler. Sınıfın en güzel kızı, yeni gelen kıza içerler. Üstü açık BMW'si ile hava atan delikanlı, Ferrari ile gelene içerler. Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine içerler. 'O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi? ' diye soruyor, Toyotome.. 'Çünkü türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz' diyor. Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var..
Birincisi.. 'Acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz? ' korkusu.. Tüm insanların iki yanı vardır. Biri dışa gösterdikleri.. Öteki yalnızca kendilerinin bildiği.. 'İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi terkederlerse' korkusu buradan doğar.
İkincisi de.. 'Ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa..' endişesidir. Japonya'da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın yüzü patlayan kazanla parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişanı bozup onu terketmiş. Daha acısı.. Aynı kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelmemişler, artık çirkin olan kızlarını.. Sahip olduğu sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne bina edilmiş olduğundan bir günde yok olmuş. Güzellik kalmayınca sevgi de kalmamış. Kız birkaç ay sonra kahrından ölmüş..
Japon yazar 'Toplumlardaki sevgilerin çoğu 'Çünkü' türündendir ve bu tür sevgi, kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür' diyor.. Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne? ..'
Ve işte sevgilerin en gerçeği! ..
'Üçüncü tür sevgi benim 'Rağmen' diye adlandırdığım türdür' diyor yazar. Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında birşey beklenmediği için 'Eğer' türü sevgiden farklı bu.. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp, böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için 'Çünkü' türü sevgi de değil. Bu üçüncü tür sevgide, insan 'Birşey olduğu için' değil,'Birşey olmasına rağmen' sevilir. Güzelliğe bakar mısınız? .. Rağmen sevgi..
Esmeralda, Qusimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına 'rağmen' sever. Asil, yakışıklı, zengin delikanlı da Esmeralda'ya çingene olmasına 'rağmen' tapar! .. 'Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insanı olabilir. Bunlara 'rağmen' sevilebilir. Tabii bu sevgiyle karşılaşması şartı ile..' Burada insanın, iyi, çekici ya da zengin konum edinerek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine 'rağmen' olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebiliyor. Japon yazar 'Yüreklerin en çok susadığı sevgi budur' diyor. 'Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek, içecek,giysi,ev, aile, zenginlik, başarı ya da ünden daha önemlidir.' Bunun böyle olduğundan nasıl emin? .. Haklı olduğunu kanıtlamak için sizi bir teste davet ediyor.. 'Şu soruma cevap verin'
diyor. 'Kalbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin size aldırmadığını ve hiç kimsenin sizi sevmediğini düşünseydiniz, yiyecek, elbise, ev, aile, zenginlik, başarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz? .. Kendi kendinize 'Yaşamamın ne yararı var' diye sormaz mıydınız? ..' Devam ediyor Toyotome.. 'Şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün.. Dünya birden bire başınızın üstüne çökmez miydi? . O an yaşam size anlamsız gelmez miydi? .'
'Diyelim sıradan bir yaşamınız var.. Günlük yaşıyorsunuz. Günün birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi bulacağınızdan umudunuz olmasa, kalan hayatınızı nasıl yaşardınız? ..' diye soruyor ve yanıtlıyor: 'Böyleleri ya iyice umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlar ya da iyice dağıtıp yaşayan ölü haline geliyorlar.' Toyotome, hem de nasıl iddialı savunuyor 'Rağmen' sevgiyi.. 'Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni 'Rağmen' türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya da birgün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır.' Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome.. 'Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var.. Kimsede başkasına verecek fazlası yok' diye açıklıyor.. Anlatıyor.. 'Yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama da o da aynı şeyi başkasından beklemektedir.' Peki bu dünyada sevgi ne kadar var? .. Yazara göre, açlığımızı biraz bastıracak kadar.. Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi.. Bu minnacık tadım, bizi daha müthiş bir sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor. Büyük bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz.. Hani nerede? .. Hepsi o..
Ve asıl çarpıcı cümle en sonda.. 'Dünyadaki en büyük kıtlık, 'rağmen' türü sevginin yeterince olmayışıdır! ..'
tek cümleyle nefretin mutlak değeri...
aşk mı önde sevgimi? aşk olmadan sevgi olmaz mı?
evet aşk olmadan sevgi ollmaz sevginin gerçekleşebilmesi için yüreğinin kıpırdamasını adrenalinin yükselmesini ruhunun en kıdemli bölgesinde hissedeceksin. işte o zaman sevgi meydana gelir ve ölümsüzleşir....
diyeceksiniz ki hayatta her şeyin değiştiği bir ortamda sevgi ölümsüzleşirmi...yürekten gelirse ölümsüzleşir ölümlülerin diyarında...
sevgi hayatı baharı güzeli çirkini kötüyü insanı doğayı o kıırdamayla sevmek ve ölümsüzleştirmek....ve yaratılmışların en yüce yaratılmışı olan insana aşık olmak ve de onu sevmek....işte sevgi dedikleri tek kelime
sevgi anlaşmak değildir nedensiz de sevilir...
sevgi kardeş katli gibidir kimden intikam alacağını bilmezsin...
apsis ve ordinat sisteminde ordinatın üstünde bulunmanın yolu sevgidir.sevmektir.
seversek mutlu oluyoruz.seversek negatife düşmüyoruz.
sıfır sevgiden aşağı düşersek mutsuz oluyoruz.çünkü sıfır sevginin aşağısı nefrettir.aşağı indikçe nefret artar ve biz daha da mutsuz oluruz.
sevgide yalana yer yok........... insanları birbiriyle bağlayan en güçlü bağ...anne ve cocuğu düşünün
insanın kalbindeki ve her zaman paylaşmak istenilen en değerli duygu...
bu devirde sevgi'den eser mi kaldi,
o güclü eller basima taci takmadi,
haykiran ses icimde ki hicrandi,
nice Nihal'i, nice Sevval'i, nice Gülay'i öldürdü,
simdi tüten bacamiz söndü,
karalari baglarken kalbim yerinden söküldü,
ahh biliyorum sevgi ugruna hanelerin diregi cöktü...
ihtiyaç......
yaşamakla ölmek arasındaki fark..
insanın hayatla kurduğu köprü...
insanı hayata bağlayan bağ...
insanlara olan sevgimizi sunmaktan çekinmemeliyiz.çünkü
sevgi tükenmez.sevgi sonsuzdur.
olmazsa olmazım.....kısır döngüm.....dünyamın yörüngesi!
Sevgi Neydi?
Sevgi neydi
dalda çiçek
denizde kum
petekte arı mıydı
Tutmak mıydı
sımsıcak bir eli
Çözmek miydi
lal olmuş dili
Sezmek miydi
bugünden dünü
sevgi neydi
Anne mama diyen
bir çocuk sesi miydi
Kar beyaz sütlü
anne memesi miydi
ya da kapalı gözlerle
bebenin memeyi emmesi miydi
sevgi neydi
Bir tas ayran mıydı
söğüt gölgesinde
Tütün basmak mıydı
kanayan yaraya
Gökleri kucaklayıp
halay çekmek miydi
Ağıtlar dinleyip
gözyaşı dökmek miydi
sevgi neydi
Gizlemek miydi
kalpteki volkanı
Söylemek miydi
bin türlü yalanı
Özlem gitmek miydi
bir merhabaya
Fal tutmak mıydı
yıldıza, aya
sevgi neydi.
Yaşlı bir nineyi
kolundan tutmak mıydı
Deliler gibi sevişip
dost gibi yatmak mıydı
Buluttan boşalırcasına
özgürce akmak mıydı
sevgi neydi
Sevgi neydi
güneşten parlak
ataşlardan sıcak
pamuktan yumuşak
yıldızlardan ırak
daha ırak mıydı
sevgi neydi?
Hıdır Çam
Sevdim seni bir kere
Başkasını sevemem
Deli diyorlar bana
Desinler değişemem
Hayatta en zor olan
Bir insanı tanımak
Kabul etmek huylarını
Değişmeden bir olmak
Sevgi anlaşmak değildir
Nedensiz de sevilir
Bazen küçük bir an için
Ömür bile verilir
Daha yolun başındasın
Değişirsin diyorlar
Oysa sana çıkıyor
Bildiğim bütün yollar
ask
hep bana
hep bana
veren yok.talep eden çok.
yüreğimizin yitik hazinesi. Bulabilene aşk olsun.
sevgi karsilik beklememek, onun icin dua etmektir. Sevdigin cok uzaklarda olsa bile sensiz mutlu olmasini dilemektir.
...Sirti
Yere degmeyen
Pehlivan
En guclu...
Seninle olmanin en guzel yani ne biliyor musun?
Elin elime degmeden avuclarimi terleten sicakligini taa icimde hissetmek.
Seninle olmanin en kotu yani ne biliyor musun? 'Seni seviyorum'
sozcugu dilimin ucunu isirirken, her bulusmamizda bos yere saatlerce havadan
sudan soz etmek.
Seninle olmanin en heyecanli yani ne biliyor musun? Ayni seyleri seninle ayni
anda dusunmek, birlikte aglamak, gulmek.. Ve yanimdayken seni cilginca
ozlemek.
Seninle olmanin en aci yani ne biliyor musun? Kalabalik ortamlarda seni diger
dostlarinla paylasmak... Telefonda konustugun, yolda hatirini sordugun
insanlari, cocukca kiskanmak.
Yasadigin eski asklari dinlemek.
Seninle birlikte olmanin en mutlu yani ne biliyor musun? Tanidik birileriyle
karsilasma tedirginligi ile yollarda yurumek yanyana...
Elimdeki semsiyeye inat, yagmurda islanmak birlikte.
Elimde kircicegi seni beklemek... Ayni mekanlarda ayni yiyecekleri yemek. Şarap içmek...
Belki de visne votka.
Seninle olmanin en romantik yani ne biliyor musun? Sensiz gecelerde sana
soyleyemediklerimi yildizlara, aya anlatmak...Okudugum kitabin sayfalarinda,
dinledigim sarkilarin, turkulerin, siirlerin her Misrasinda seni bulmak.
Seninle olmanin en zor yani ne biliyor musun? Seni kaybetme korkusuyla, hayatta
ilk kez tattigim o tarifsiz duygularimi, umut denizinin ortasinda kureksiz bir
sandala hapsetmek...
Sevgili yerine yillarca dost kalmayi basarmak. Yalinayak yurumek bicagin en
keskin yerinde.
Kanadikca Tuz yerine gozyaslarimi basmak yuregime.
Seninle olmanin tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hic olmadin ki!
Olsaydin avuclarim terlemezdi...
Isirmazdim dilimin ucunu...
Ozlemezdim seni yanimdayken...
Kiskanmazdim.
Korkmazdim yollarda yurumekten...
Islanmazdim yagmurlarda...
Yildizlara, aya dert yanmaz, boyle her sarkida sarhos olmazdim.
Korkmazdim seni kaybetmekten, ayaklarim kan revan, atlardim sandaldan denize...
Ve her kulacta haykirirdim seni sevdigimi.
Sen hic benimle olmadin ki...
Ya aklin baska yerlerdeydi, ya yuregin!
Sevgi, hepimizin özlemini çektiği bir şey.
Sevmek ve sevilmek hayal edilebilecek en güzel duygudur.
Sevilmek dünyanın en güzel ikinci şeyidir; en güzeli birini sevmektir.
Sevgiyi anlatmak imkansız değil ama zor. Sevgiyi anlatmak için bir çok tanım yapılır.
Ama gerçek cevabın 'sevgi' kelimesinin içinde olduğunun kimse farkında değildir.
Bence Sevgi sevgidir! Simdi bunun aciklamasini yapmaya kalksam herkes uyuma baslar. Ondan dolayi kisaca tarif etmek gerekirse sevgi bir sakizi sevdiginle paylasmaktir, sevgi hissetmektir, sevgi dokunmaktir, sevgi aglamaktir, sevgi gülmek, sevinmektir sevgi, düsünmektir, sevgi acimaktir, sevgi annedir, sevgi cocuktur, sevgi devlettir, sevgi Allah... Sevgi sensin, sevgi ben, sevgi o....
Sevgi çok seydir, sevgi asktir, arkadasliktir, dostluktur, komsuluktur...
Sevgi her seydirdir her şey sevgidir.
Bana sevgi sunlari cagristiriyor;
Bir Yürekte Canin olmayi
O yüreğe Can Katabilmeyi
Bir Canim kelimesine o yürekte bin anlam katabilmeyi
Gözlerde ışıltılar, pırıltılar görebilmeyi
Çalınmış Zamanları renk renk yaşayabilmeyi
Ellerin, gözlerdeki ışıltıların o yüreğin sıcaklığını birebir yansıttığını algılayabilir/algılatabilmeyi
yüzlerce, binlerce, milyonlarca renklerin dışında renkler bilmeyi
Can sesini duyduğunuzda yüreğinizde; ürperti ve titreşimlerin getirdiği telaşın midenize vuruşunu
Ya kelimelerin, mimiklerin, ifadelerin yetersiz kaldığını
Dizlerinizin, omuzunuzun, göğsünüzün can ateşini arayışını
Saçlarına, gözlerine, burnuna, dudaklarına ve tenine dokunuşun hazını
Kalabalıklarda sessizlik şarkıları söylemeyi
Ellerin dansını, Sıkıca sarmanın, yüreğe katmanın tadının haza dönüşümünü, Onun dizlerinde, omuzlarında, sonsuza kadar kalmayı hatta yok olmayı
Şefkat ve sevgi yaşamda değerlidir.Karmaşık değildir onlar, aksine basittirler, ancak uygulanmaları zordur.
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Sendan ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
SEZAİ KARAKOÇ
Sevdi o hep, yürekten sevdi,
Ihanete ugradi;
Birakti tek kalemde boynunu egdi,
Parasi yoktu belki,
Parasiyla degil yüregiyle sevdi, sevildi,
Hemde çok sevildi...
Belki sevdigini cafeler götüremedi,
Ama satmadi sevdasini yüregine ekti,
Haklinin yaninda idi,
Haksiza demir bir yürekti yikilmadi,
Delikanliydi o...
Üç seyini çok sevdi, birakamadi;
Yarini, sigarasini, birde silahini...
Kisa Camel içerdi parasi varken, yani nadiren,
Yokende maltepe, Iki mekani çok sevdi;
Biri her zamanki gittigi çay ocagi,
Biri O' nunla oturdugu agacin alti...
Dostlari vardi delikanlinin,
Belki kendinden çok daha delikanlilardi onlar,
Çok severdi dostlarini...
Yagmurda yürümeyi birde
O' nu çok sevdi,
O iki aliskanligini hiç birakamdi,
Duygusaldi, aglamayi çok severdi,
Ama hep yalniz aglardi,
O' ndan baska kimse görmedi delikanlinin agladigini,
O' ndan baskasi silmedi, gözlerinden dökülen yaslari,
Onun için hep
O vardi,
Öyle büyük bir askla seviyordu ki unutamadi,
Ne birkaç günlük, nede birkaç aylikti onunki,
Bir ömür adini kalbine kazimisti, S
atmadi asla sevdasini,
Çok aci çekti ama hiç ezilmedi,
Belki boynu bükük gezerdi,
Ama yüregi hiç bükülmedi,
Her zaman dimdik ayakta idi,
Dik yürüyüp yüreksiz olmaktansa,
Boynu bükük yürüyüp,
Demir bir yürek tasimayi arzu etti,
Ve hep unutulmak korkusu ile yasadi,
Hep sevdigini düsünüp agladi;
Yapayalniz...
Korkma delikanli O seni unutmadi,
Hiç unutmayacak,
Çünkü O' da seni sevdi, sevecek,
O büyük askini kalbinden hiç silmeyecek..
Sevgi şiirde....
Sevgi masalda....
Sevgi hikayede....
Sevgi masada....
Sevgi sobada..........
Sevgi hayatta olsaydı keşke....hayatta.......
sev seni sevenide sevmiyenide nasılsa mayamız sevgi
Göz gördü gönül sevdi seni yüz-ü mahım
Kurbanın olam var mı benim bunda günahım...
Nahifi
Sevsen beni çocuğum!
Geçen güne yazıktır
Bugün var yarın yoğum
İşim bir şarkılıktır...
Cahit Sıtkı Tarancı
Sevgi deyince elimi istemsizce kalbime götürüyorum.
Yüreğim...
Yüreğimden damağıma ısıtılmış bal tadı geliyor.
Isınıyorum, sevdiklerimi düşününce, gülümsüyorum bir de..
Eğiliyorum...
'Yiğidim ya,
sana gücüm yetmiyor' demiş ozan...
Emeğimi onlardan sakınmıyorum, çünkü seviyorum.