yani yaşamayı seveceksin ....... ve yaşamak güvenmektir. saygı duymaktır kendine sevmektir kendini. Ama bir tekilin içnde değil bir çoğulun içinde SEVGİLERİN,KARDEŞLİKLERİN DOSTLUKLARIN ORMANI İÇİNDE (ERSİN ERGÜN)
sevgi nadir insanlarda vardır. SEVMEKinanmaktı.SEVMEKyaşamaktırSEVMEKvermektir. sevdiğini kendisi gibi kendisinden çok duyumsamaktır iki ten iki kalp iki gönül yoktur.SEVGİde tek bir kalp olunur tek yürek olunur.bir şey varsa istediğim bu kendim için değil sevdiğim içindir.
İnsanoğlu yüce Allah’ın halk ettiği en muteber varlıktır.Bu nedenle biz insanlar, Allah’ın yeryüzündeki halifeleri oluvermişiz.Fakat beşere verilen bu kıymet mutlak değildir.Kişi yaptığı hâl ve hareketlerle eşref-i mahlûkat(yaratılanların en şereflisi) olabildiği gibi esfele’s safilin(yaratılanların en aşağısı) mertebesine de düşebilmektedir.Zira günümüzde bunun binlerce canlı örneğini çıplak gözle görebilmekteyiz. Beşerin kıymeti hiç şüphesiz ki özündedir.Yüce Rabbimiz bu hususta şu hükme varmıştır: “Andolsun ki,biz insanoğullarını şerefli kıldık,onların karada ve denizde gezmesini sağladık,temiz şeylerle onları rızıklandırdık,yarattıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık.”(İsra S.70.Ayet) Pek çok varlıktan üstün kılınan insanoğlu ne diye kendi kuyusunu kazmakla meşgul? Bütün dünya bir araya gelse insanın insana yaptığı kötülüğü yapamaz.Oysa imanın alâmetlerinden birisi de sevgi ve hoşgörüdür. Gerçek müminler başkalarına kötülük edemezler.İslâm’a göre mümin müminin kardeşidir.Bu, gerçek kardeşlikten makbûldür.Peygamberimiz bu hususta da kesin ölçüyü koymuştur: “Müminler birbirini sevmekte,birbirini acımakta,birbirini korumakta bir vücut gibidir.Vücudun herhangi bir organı rahatsız olursa,diğer organları da bu yüzden ateşlenir ve uykusuz kalır.” Hepimiz imandan dem vururuz ama hiçbirimiz bu ince hakikatlere kulak asmayız.Teferruat der, geçeriz.Kabukla özü bir türlü ayrıştıramayız.Meselelerin kabuğunu aşıp özüne inmekte güçlük çekeriz.Sonra da uyanık diye geçinip dururuz. Kişi öncelikle kendisiyle barışık olmalıdır.Meselelerin halledilmesinde kendimizi merkez üs olarak kabul etmeliyiz.Kendimizi sevmeliyiz.Fakat sözüm ona,insanı putlaştıran bir kısım hümanist zümrenin oyununa da gelmemeliyiz.İnanç ve törelerimizin gereklerine göre belli bir sınır koymalıyız kendimize.18.yüzyıl Divan şairlerinden olan Şeyh Galip’in şu beyti bu hususta dikkate alınmaya değerdir: “Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.” (Kendine hoşça bak ki âlemin özü sensin, Kâinatın gözbebeği olan insansın sen.) Yunus Emre sevgiyi,Mevlâna Celâleddin-i Rûmî hoşgörüyü evrenselleştirirken ilâhî hakikatleri ölçü edinmişlerdir.Zira bu âlem şefkat ve merhamet üzere kurulmuştur.Bunu insanlardan beklerken maalesef,daha çok insan haricindeki varlıklardan görüyoruz.Bu demektir ki dünyamızda bir şeyler ters gidiyor.İnsanoğlu ilâhî misyonunu rafa kaldırmış.Kıymet hükümleri şahsîleşmiş.Felâketin ayak seslerini duymamak için sağır numarası yapıyoruz.Oysa gözlerimizi kapamakla gece olmuyor.İş işten geçmeden kendimize bir çekidüzen verelim.Son sözü büyük mutasavvıf şair Yunus Emre’ye bırakıyorum: “Bir kez gönül yıkdunısa bu kılduğun namaz değül Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değül.”
Allah sevgisi her şeyin başı ve bütün sevgilerin de en saf, en duru kaynağıdır. Hep O'ndan akar gelir, akıp gelecekse sinelerimize şefkat ve muhabbet. O'nunla olan alâkamız sayesinde güçlenip pekişecektir her türlü insanî münasebet. Allah sevgisi bizim dinimiz-imanımız, odur cesetlerde canımız. Yaşadığımızda hep onunla yaşadık. Günümüzde de eğer yaşamayı düşünüyorsak ancak onunla yaşayabiliriz. Varlığın özü, esası O'nun sevgisidir; neticesi de Cennet şeklinde o ilâhî muhabbetin bir açılımı. O sevgiye bağlı yaratmıştır yarattığı her şeyi ve sevilme zevk-i ruhanîsine raptetmiştir varlık ve insanlarla münasebetini.
Muhabbetin tecellî alanı ruhtur; biz onu nereye ve neye yönlendirirsek yönlendirelim o hep Allah'a müteveccihtir; kalbteki dağılma ve kesrette boğulmaların ızdırabı ise bize ait, bize râcidir. Her şeye karşı duyduğumuz ve duyacağımız sevgi ve alâkayı tamamen O'na bağlayıp aşk u muhabbeti gerçek değerine ulaştırabildiğimiz takdirde, hem değişik dağınıklıklara düşmekten kurtulacak hem de dış yüzleri itibarıyla sevilip alâka duyulan şeylerden ötürü şirke düşmemiş olacağız; olacak ve bütün varlığa karşı muhabbet ve münasebetlerimizde doğru yolda yürüyenler gibi kalacağız.
Alıntı:
*** Sevgi Ve Hoşgörü Ekseninde İslam Grubunda Buluşalım *** http://www.antoloji.com/grup/sevgi-ve-hosgoru-ekseninde-islam
sevgi okyanuslar kadar büyük ama hak etmeyenin alamıyacagı tadamıyacagı 1 damla kadarda önemli.sevgi karşılıksızsa ızdırap karşılıklıysa mutluluktır.herşeyden önemlisi sevgide karşılıklı ve saygılı olduğu süre içerisinde sevgidir.
BENİ İNANILMAZ ETKİLEYEN BİR HİKAYE HER OKUDUĞUMDA GÖZLERİM DOLAR.....PAYLAŞMAK İSTEDİM....
Kan rengi kıpkırmızı güllere bayılırdı.Zaten onlarla adaştı da..Rose..Gül..Kocasının sevgili Rose”u.Her yıl sevgililer gününü kapının önünde bulduğu enfes fiyonklarla süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı.Hiç aksamadan.Hatta, eşini kaybettiği yıl dahi kapısı çalınmış, gülleri kucağına bırakılmıştı.Tıpkı geçmişte olduğu gibi, küçük bir kartla birlikte…Her yıl güllere iliştirdiği karta aynı cümleleri yazardı “Seni geçen sene bugünkünden daha çok seviyorum…” Birden bunların son güller olduğunu düşündü…Önceden ısmarlanmış olmalıydı..Öleceğini nasıl bilebilirdi? Zaten her şeyi önceden planlamayı ve yapmayı severdi,yumurta kapıya gelmeden….. Gülleri özenle içeri taşıdı…saplarını kesti, vazoya yerleştirdi…Vazoyu da konsolun üzerine, eşinin kendisine gülümseyen fotoğrafın yanına koydu.Orada kocasının koltuğunda oturup saatlerce güller ve fotoğrafı seyretti sessizce….Bitmek bilmeyen bir yıl geçti.Yapayalnız, hüzün dolu bir yıl…Sonra bir sabah kapı çalındı…Tıpkı eski günlerde olduğu gibi…Kırmızı gülleri üzerindeki kartıyla beraber eşikteydi…Sevgililer gününü kutluyordu..Gülleri içeri aldı.Şaşkınlık içinde doğru telefona gitti…Çiçekçi dükkanını aradı…Onu bu kadar üzmeye kimin hakkı vardı… “Biliyorum” dedi çiçekçi..”Eşinizi geçen yık kaybettiniz…Telefon edeceğinizi de biliyordum…Bugün size yolladığım gülleri çok önceden ısmarlamış, parasını da ödemişti..Hep öyle yapardı zaten hiç şansa bırakmazdı..Dosyamda talimat var.Bu çiçekleri size her yıl yollayacağım.Bir de özel kart vardı,kendi el yazısıyla.Bilmeniz gerek diye düşünüyorum.Ölümünden sonra çiçeklere iliştirmemi istediği kart……” Rose hıçkırıklar arsında teşekkür ederek telefonu kapattı.Parmakları titreyerek zarfı açtı…. “Merhaba GÜL’ üm” diye başlıyordu,kart…”Bir yıldır ayrıyız.Umarım senin için çok zor olmamıştır.Yalnızlığını ve acılarını hissedebiliyorum.Giden sen kalan ben olsaydım neler çekerdim kim bilir? Sevgi paylaşıldığında yaşamın tadına doyum olmuyor.Seni kelimelerle anlatılamayacak kadar çok sevdim…Harika bir eştin, dostum, sevgilim benim…Sadece bir yıldır ayrıyız.Kendini bırakma.Ağlarken bile mutlu olmanı istiyorum.Onun için bundan sonraki yıllarda güller hep kapımızda olacak…Onları kucağına aldığında paylaştığımız mutluluğu ve kutsandığımızı düşün. Seni hep sevdim.Her zaman da seveceğim..Ama yaşamalısın…Devam etmelisin…Lütfen…Mutluluğu yeniden yakalamaya çalış..Kolay değil, biliyorum ama bir yolunu bulacağına eminim…Güller, senin kapıyı açmadığın güne dek gelmeye devam edecek.O gün çiçekçi beş ayrı zamanda gelip kapıyı çalacak, eve dönüp dönmediğini kontrol edecek.Beşinciden sonra emin olarak gülleri ona verdiğim yeni adrese getirip seninle yeniden ve de ebediyen kavuştuğumuz yere bırakacak……….. SENİ SEVİYORUM GÜLÜMMM… sevgi budur..........................
sevgi ne demek? ? sevgi sığarmı iki kelimeye, sığmazken koca yüreklere! ! ! sevgi sığarmı sayfalara, sığmazken koca dünyalara... Sevgi anlatılamayan yazgıdır bence! ! !
kimse kimseyi gerçekten sevmez. en büyük korkumuzda satarız en çok sevdiğimizi söylediğimizi. koşulsuzu da yok bence...kaybedince seviyoruz birşeyi. bu konuda yazmayı da sevmedim.
sevgiyi bir şiirle açıklayabilirim SENİNLE beni ben olduğum için sevmeni istiyorum el ele koşmak yağan yağmurda nerede olursan ol yanında olayım mutluluğa seninle yürümeyi istiyorum
seni düşündüm bu gece elime kağıt kalem aldım sevgim şiir oldu döküldü satırlara haram artık bana sensiz yaşamak
mehtaplı gecelerde deniz kenarında dans etmek seninle aşk müziğinle umutlarım hayellerim kuruldu mutlu olmak istiyorum seninle
Delikanlı kızı çok seviyordu.Evleneceklerdi. Ama sorunları birden artmıştı.. işte ve evde.. Asabileşmiş sevgilisini üzer olmuştu. Hatta ağlatmıştı bir keresinde.. Bir gün...Mutlu bir gün.. Birbirlerine sarılmışken, delikanlı sordu: 'Bana neden katlanıyorsun? .. Ama hemen cevap verme..iyi düşün! .. Ben aynısoruyu senin için kendime sordum ve cevabı buldum. Bakalım sen ne cevap bulacaksın? ' Kız düşündü ve yanıt verdi: 'Seni sevdiğim için' Delikanlının suratı asılır gibi oldu. Kız Beklenen yanıtı vermediğini hissetti. Bakalım doğru cevap neydi? .. O da sordu: 'Peki sen bana neden katlanıyorsun? .. 'Delikanlı sımsıkı sarıldı kıza... 'Ben sana katlanmıyorum ki! ! ! ..'
yani yaşamayı seveceksin
....... ve yaşamak güvenmektir.
saygı duymaktır kendine
sevmektir kendini.
Ama bir tekilin içnde değil
bir çoğulun içinde
SEVGİLERİN,KARDEŞLİKLERİN
DOSTLUKLARIN ORMANI İÇİNDE
(ERSİN ERGÜN)
sevgi nadir insanlarda vardır. SEVMEKinanmaktı.SEVMEKyaşamaktırSEVMEKvermektir.
sevdiğini kendisi gibi kendisinden çok duyumsamaktır iki ten iki kalp iki gönül yoktur.SEVGİde tek bir kalp olunur tek yürek olunur.bir şey varsa istediğim bu kendim için değil sevdiğim içindir.
sevgi,her varlığa can vemektir.
kapısız karanlık
anne ile çocuğu arasında, başka hiç bir şeye benzemeyen
SEVGİYLE BAŞLAR HER ŞEY! ...
M.NİHAT MALKOÇ
İnsanoğlu yüce Allah’ın halk ettiği en muteber varlıktır.Bu nedenle biz insanlar, Allah’ın yeryüzündeki halifeleri oluvermişiz.Fakat beşere verilen bu kıymet mutlak değildir.Kişi yaptığı hâl ve hareketlerle eşref-i mahlûkat(yaratılanların en şereflisi) olabildiği gibi esfele’s safilin(yaratılanların en aşağısı) mertebesine de düşebilmektedir.Zira günümüzde bunun binlerce canlı örneğini çıplak gözle görebilmekteyiz.
Beşerin kıymeti hiç şüphesiz ki özündedir.Yüce Rabbimiz bu hususta şu hükme varmıştır: “Andolsun ki,biz insanoğullarını şerefli kıldık,onların karada ve denizde gezmesini sağladık,temiz şeylerle onları rızıklandırdık,yarattıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık.”(İsra S.70.Ayet) Pek çok varlıktan üstün kılınan insanoğlu ne diye kendi kuyusunu kazmakla meşgul? Bütün dünya bir araya gelse insanın insana yaptığı kötülüğü yapamaz.Oysa imanın alâmetlerinden birisi de sevgi ve hoşgörüdür.
Gerçek müminler başkalarına kötülük edemezler.İslâm’a göre mümin müminin kardeşidir.Bu, gerçek kardeşlikten makbûldür.Peygamberimiz bu hususta da kesin ölçüyü koymuştur: “Müminler birbirini sevmekte,birbirini acımakta,birbirini korumakta bir vücut gibidir.Vücudun herhangi bir organı rahatsız olursa,diğer organları da bu yüzden ateşlenir ve uykusuz kalır.”
Hepimiz imandan dem vururuz ama hiçbirimiz bu ince hakikatlere kulak asmayız.Teferruat der, geçeriz.Kabukla özü bir türlü ayrıştıramayız.Meselelerin kabuğunu aşıp özüne inmekte güçlük çekeriz.Sonra da uyanık diye geçinip dururuz.
Kişi öncelikle kendisiyle barışık olmalıdır.Meselelerin halledilmesinde kendimizi merkez üs olarak kabul etmeliyiz.Kendimizi sevmeliyiz.Fakat sözüm ona,insanı putlaştıran bir kısım hümanist zümrenin oyununa da gelmemeliyiz.İnanç ve törelerimizin gereklerine göre belli bir sınır koymalıyız kendimize.18.yüzyıl Divan şairlerinden olan Şeyh Galip’in şu beyti bu hususta dikkate alınmaya değerdir:
“Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.”
(Kendine hoşça bak ki âlemin özü sensin,
Kâinatın gözbebeği olan insansın sen.)
Yunus Emre sevgiyi,Mevlâna Celâleddin-i Rûmî hoşgörüyü evrenselleştirirken ilâhî hakikatleri ölçü edinmişlerdir.Zira bu âlem şefkat ve merhamet üzere kurulmuştur.Bunu insanlardan beklerken maalesef,daha çok insan haricindeki varlıklardan görüyoruz.Bu demektir ki dünyamızda bir şeyler ters gidiyor.İnsanoğlu ilâhî misyonunu rafa kaldırmış.Kıymet hükümleri şahsîleşmiş.Felâketin ayak seslerini duymamak için sağır numarası yapıyoruz.Oysa gözlerimizi kapamakla gece olmuyor.İş işten geçmeden kendimize bir çekidüzen verelim.Son sözü büyük mutasavvıf şair Yunus Emre’ye bırakıyorum:
“Bir kez gönül yıkdunısa bu kılduğun namaz değül
Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değül.”
e-mektup: [email protected]
aradığınızı söylerim ben..
Allah sevgisi her şeyin başı ve bütün sevgilerin de en saf, en duru kaynağıdır. Hep O'ndan akar gelir, akıp gelecekse sinelerimize şefkat ve muhabbet. O'nunla olan alâkamız sayesinde güçlenip pekişecektir her türlü insanî münasebet. Allah sevgisi bizim dinimiz-imanımız, odur cesetlerde canımız. Yaşadığımızda hep onunla yaşadık. Günümüzde de eğer yaşamayı düşünüyorsak ancak onunla yaşayabiliriz. Varlığın özü, esası O'nun sevgisidir; neticesi de Cennet şeklinde o ilâhî muhabbetin bir açılımı. O sevgiye bağlı yaratmıştır yarattığı her şeyi ve sevilme zevk-i ruhanîsine raptetmiştir varlık ve insanlarla münasebetini.
Muhabbetin tecellî alanı ruhtur; biz onu nereye ve neye yönlendirirsek yönlendirelim o hep Allah'a müteveccihtir; kalbteki dağılma ve kesrette boğulmaların ızdırabı ise bize ait, bize râcidir. Her şeye karşı duyduğumuz ve duyacağımız sevgi ve alâkayı tamamen O'na bağlayıp aşk u muhabbeti gerçek değerine ulaştırabildiğimiz takdirde, hem değişik dağınıklıklara düşmekten kurtulacak hem de dış yüzleri itibarıyla sevilip alâka duyulan şeylerden ötürü şirke düşmemiş olacağız; olacak ve bütün varlığa karşı muhabbet ve münasebetlerimizde doğru yolda yürüyenler gibi kalacağız.
Alıntı:
*** Sevgi Ve Hoşgörü Ekseninde İslam Grubunda Buluşalım ***
http://www.antoloji.com/grup/sevgi-ve-hosgoru-ekseninde-islam
sevgi emek harcanmadan kazanılacak birkavram değildir. gerçek sevgiyihakedeni bulmak belkide bir ömür sürer. amabunadeğeceğinden hiç kuşkunuz olmasın.
yaşamın kaynağıdır bazen acıya davetiye çıkarır mesela sevdiğinizden
ayrılınca.......anlaşılmaz dünyada anlaşılan ender duygulardan biridir....
sevgi güzellik ister güzellik EMEK ister.güzelliktende değil yürekte ateş ister.......
büyük bişi aslında;
çünkü, nedensiz bi bağlılık, çıkarsız bi ilişki...
sevgi okyanuslar kadar büyük ama hak etmeyenin alamıyacagı tadamıyacagı 1 damla kadarda önemli.sevgi karşılıksızsa ızdırap karşılıklıysa mutluluktır.herşeyden önemlisi sevgide karşılıklı ve saygılı olduğu süre içerisinde sevgidir.
her büyük sevgi başka sevgilerden çalınır.
H. Balzac
BENİ İNANILMAZ ETKİLEYEN BİR HİKAYE HER OKUDUĞUMDA GÖZLERİM DOLAR.....PAYLAŞMAK İSTEDİM....
Kan rengi kıpkırmızı güllere bayılırdı.Zaten onlarla adaştı da..Rose..Gül..Kocasının sevgili Rose”u.Her yıl sevgililer gününü kapının önünde bulduğu enfes fiyonklarla süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı.Hiç aksamadan.Hatta, eşini kaybettiği yıl dahi kapısı çalınmış, gülleri kucağına bırakılmıştı.Tıpkı geçmişte olduğu gibi, küçük bir kartla birlikte…Her yıl güllere iliştirdiği karta aynı cümleleri yazardı “Seni geçen sene bugünkünden daha çok seviyorum…” Birden bunların son güller olduğunu düşündü…Önceden ısmarlanmış olmalıydı..Öleceğini nasıl bilebilirdi? Zaten her şeyi önceden planlamayı ve yapmayı severdi,yumurta kapıya gelmeden…..
Gülleri özenle içeri taşıdı…saplarını kesti, vazoya yerleştirdi…Vazoyu da konsolun üzerine, eşinin kendisine gülümseyen fotoğrafın yanına koydu.Orada kocasının koltuğunda oturup saatlerce güller ve fotoğrafı seyretti sessizce….Bitmek bilmeyen bir yıl geçti.Yapayalnız, hüzün dolu bir yıl…Sonra bir sabah kapı çalındı…Tıpkı eski günlerde olduğu gibi…Kırmızı gülleri üzerindeki kartıyla beraber eşikteydi…Sevgililer gününü kutluyordu..Gülleri içeri aldı.Şaşkınlık içinde doğru telefona gitti…Çiçekçi dükkanını aradı…Onu bu kadar üzmeye kimin hakkı vardı…
“Biliyorum” dedi çiçekçi..”Eşinizi geçen yık kaybettiniz…Telefon edeceğinizi de biliyordum…Bugün size yolladığım gülleri çok önceden ısmarlamış, parasını da ödemişti..Hep öyle yapardı zaten hiç şansa bırakmazdı..Dosyamda talimat var.Bu çiçekleri size her yıl yollayacağım.Bir de özel kart vardı,kendi el yazısıyla.Bilmeniz gerek diye düşünüyorum.Ölümünden sonra çiçeklere iliştirmemi istediği kart……”
Rose hıçkırıklar arsında teşekkür ederek telefonu kapattı.Parmakları titreyerek zarfı açtı….
“Merhaba GÜL’ üm” diye başlıyordu,kart…”Bir yıldır ayrıyız.Umarım senin için çok zor olmamıştır.Yalnızlığını ve acılarını hissedebiliyorum.Giden sen kalan ben olsaydım neler çekerdim kim bilir? Sevgi paylaşıldığında yaşamın tadına doyum olmuyor.Seni kelimelerle anlatılamayacak kadar çok sevdim…Harika bir eştin, dostum, sevgilim benim…Sadece bir yıldır ayrıyız.Kendini bırakma.Ağlarken bile mutlu olmanı istiyorum.Onun için bundan sonraki yıllarda güller hep kapımızda olacak…Onları kucağına aldığında paylaştığımız mutluluğu ve kutsandığımızı düşün. Seni hep sevdim.Her zaman da seveceğim..Ama yaşamalısın…Devam etmelisin…Lütfen…Mutluluğu yeniden yakalamaya çalış..Kolay değil, biliyorum ama bir yolunu bulacağına eminim…Güller, senin kapıyı açmadığın güne dek gelmeye devam edecek.O gün çiçekçi beş ayrı zamanda gelip kapıyı çalacak, eve dönüp dönmediğini kontrol edecek.Beşinciden sonra emin olarak gülleri ona verdiğim yeni adrese getirip seninle yeniden ve de ebediyen kavuştuğumuz yere bırakacak………..
SENİ SEVİYORUM GÜLÜMMM…
sevgi budur..........................
sevgi çıkarı ve bencilliği bir kenara atmaktır.sevgi karşılıklı ama yeri geldiğinde karşılık beklememektir.sevgi sadece SEVGİ'dir.
kedilerim.sevgi sadece onlara duydugum bi duygu.kedi=sevgi.
Hayatı anlamlı kılan tek olgu!
inasonoğluna bahşedilmiş en güzel nimetlerden biri..
saygıyla beraberse aşka dönüşmesi muhtemel duygu, herşey yok olur ama bu duygu olmaz.
Sevgiyi bilmeyen ölmeyi bilmez :)
Aşkın evrim geçirmiş hali..süre geçer aşk sevgiye küller küllere toprak toprağa karışır..
sevgi,karşı tarafa sunulan yüce bir duygudur.çıkara dayanmaz ve insanı mutlu eder...
sevgi ne demek? ? sevgi sığarmı iki kelimeye, sığmazken koca yüreklere! ! ! sevgi sığarmı sayfalara, sığmazken koca dünyalara... Sevgi anlatılamayan yazgıdır bence! ! !
insanin kendine yaptigi en aci iskence seklidir (sevmek) . ama zor oldugu kadar tatlida olabiliyor haliyle.
Kürt teriminden yukarda gözükmesini istediğim için içine yazı yazdığım terim :)
kimse kimseyi gerçekten sevmez. en büyük korkumuzda satarız en çok sevdiğimizi söylediğimizi. koşulsuzu da yok bence...kaybedince seviyoruz birşeyi. bu konuda yazmayı da sevmedim.
sevgiyi bir şiirle açıklayabilirim
SENİNLE
beni ben olduğum için sevmeni istiyorum
el ele koşmak yağan yağmurda
nerede olursan ol yanında olayım
mutluluğa seninle yürümeyi istiyorum
seni düşündüm bu gece
elime kağıt kalem aldım
sevgim şiir oldu döküldü satırlara
haram artık bana sensiz yaşamak
mehtaplı gecelerde deniz kenarında
dans etmek seninle aşk müziğinle
umutlarım hayellerim kuruldu
mutlu olmak istiyorum seninle
sevgi hissetmek onu dolu dolu yaşamaktır.
SEVGİ BUDUR
Delikanlı
kızı çok
seviyordu.Evleneceklerdi.
Ama
sorunları birden
artmıştı.. işte ve evde..
Asabileşmiş sevgilisini üzer olmuştu.
Hatta
ağlatmıştı bir keresinde..
Bir
gün...Mutlu bir gün..
Birbirlerine sarılmışken,
delikanlı sordu:
'Bana neden
katlanıyorsun? ..
Ama hemen
cevap verme..iyi düşün! ..
Ben aynısoruyu senin için
kendime sordum ve
cevabı buldum.
Bakalım
sen ne cevap bulacaksın? ' Kız
düşündü ve yanıt verdi:
'Seni
sevdiğim için'
Delikanlının suratı asılır
gibi oldu.
Kız
Beklenen yanıtı vermediğini hissetti.
Bakalım
doğru cevap
neydi? ..
O da sordu:
'Peki sen
bana neden katlanıyorsun? ..
'Delikanlı sımsıkı sarıldı
kıza...
'Ben sana katlanmıyorum ki! ! ! ..'
SEVMEK
Sevmek...Delicesine, deliler gibi sevmek!
Kuş uçar gibi sevmek, gök gürler gibi sevmek.
Bir çocuk inancıyla inanarak, kanarak
Ve bir günahkar fani azabıyla yanarak,
Hep onu arayarak baharda, yazda, kışta;
Nihayet 'Büyük Sır'ra ulaşmak bir bakışta.
O bakışta okumak aşkın büyük adını,
Hep o büyük bakışta bulmak var olmanın tadını.
Sevmek: Hasta anneyi, altın başlı yavruyu,
Baharı, yıldızları, göğü, güneşi, suyu...
Yürekten kopan ince bir ahı, sever gibi,
Sevmek...Toprağı sever, Allah'ı sever gibi!
Halide Nusret Zorlutuna