cok nadiren ugradigim kursuye bugun bir bakayim dedim. iki konu munazarasi dikkatimi cekti. biri siir ve siir elestirileri uzerine. digeri de ulke gundemimize dair son mevzu. guzel konular oldugu icin bu corbaya bir tutam tuz katmak geldi icimden...
ilki; siir ve siir elestirileri konusunda soylemek istedigim seyler sunlardir. arkadaslar siir o kadar buyuk bir sanattir ki butun sanatlar ona cikar, o butun sanatlardan cikar. zemini dar hacmi genistir. bir kitap dolusu mevzuyu bir kac satirla anlatabilmektir. dolayli dolaysiz, direkt endirekt, hafif agir vs. icinde duygu dusunce varsayim dialog haber barindiran ve bunlari kist bir sekilde aktarmayi gerektiren, yazarken sancilar yaratan, okuyucuyu alip goturmesi amac edinilen, soz sanatlari kullanilan, bilgi birikim aktarilan ucsuz bucaksiz deniz derya. bu deniz deryada batan mi dersin cikan mi dersin gecen mi dersin dalan mi dersin sairler var... bana kalirsa dalmak gerek, daldiktan sonra batip cikmak veya gecmek onemli degil.
siir elestirilerine gelince; obkadar cok yazilacak sey var ki... hepsini yazmak mumkun gorunmuyor bu telefon tuslariyla. oncrlikle yorum ve elestiriler nasil olmali tartismalarina mahal vermek istemiyorum ve sadece dusuncelerimi atarmak istiyorum. siirvyazmak kadar onemli bir konunun cok basitlestirildigi bu tur zeminlerde genellikle yapilan ama yapilmamasi gereken bir kac durum var. biri ve en belirgini ahbap cavus iliskilerinde kaynamak. birbirlerinin siirlerine gidip begenmek ovmek borc oder gibi one cikarmak. siirin tek bir tanimi yok ve tanimi da kisinin kendi dimaginda olan kadariyla oldugu icin bizler ancak iyi siir kotu siir eksik siir fazla siir diye ayrim yapabiliriz. ve bunu da tum gercekligiyle yapamazsak siire ve saire zarar vermis oluruz. digerbbir yapilmamasi gereken sey siire surekli tek bir pencereden bakmak ve sahsi bakis acilariyla degerlendirmek. ornek verecek olursa bir amcamiz var burda surekli din perspektifinden bakarak yorumlar yaziyor siirlere ve kopyela yapistir teknigini cok kullaniyor yorumlarinda. butun siirlerin didaktik olmasi gerektigi anlayisiyla yapilan bu yorumlar bilgi saglayici olabilir ama siire katki saglamaz. dedik ya siir cok buyuk bir sanattir ve didaktik siir siir cesnilerinden sadece bir tanesidir. b8r diger yapilmamasi gereken de siire ugrayip tek bir kelime ile yorumlamak " guzel" , " harika" gibi... oysa ne siirin ne de ssirin buna ihtiyaci yoktur.
gelelim ulke gundemimize. uzun uzadiya birseyler soylemenin gereksizligiyle.
' bu sarkilar guzel guzelnolmasina da, nakaratlar sıktı arkadas ' tamam hepimiz ahmagiz ve kabul ettik ahmakligimizi... cektirip gidin.
cok nadiren ugradigim kursuye bugun bir bakayim dedim. iki konu munazarasi dikkatimi cekti. biri siir ve siir elestirileri uzerine. digeri de ulke gundemimize dair son mevzu. guzel konular oldugu icin bu corbaya bir tutam tuz katmak geldi icimden...
ilki; siir ve siir elestirileri konusunda soylemek istedigim seyler sunlardir. arkadaslar siir o kadar buyuk bir sanattir ki butun sanatlar ona cikar, o butun sanatlardan cikar. zemini dar hacmi genistir. bir kitap dolusu mevzuyu bir kac satirla anlatabilmektir. dolayli dolaysiz, direkt endirekt, hafif agir vs. icinde duygu dusunce varsayim dialog haber barindiran ve bunlari kist bir sekilde aktarmayi gerektiren, yazarken sancilar yaratan, okuyucuyu alip goturmesi amac edinilen, soz sanatlari kullanilan, bilgi birikim aktarilan ucsuz bucaksiz deniz derya. bu deniz deryada batan mi dersin cikan mi dersin gecen mi dersin dalan mi dersin sairler var... bana kalirsa dalmak gerek, daldiktan sonra batip cikmak veya gecmek onemli degil.
siir elestirilerine gelince; obkadar cok yazilacak sey var ki... hepsini yazmak mumkun gorunmuyor bu telefon tuslariyla. oncrlikle yorum ve elestiriler nasil olmali tartismalarina mahal vermek istemiyorum ve sadece dusuncelerimi atarmak istiyorum. siirvyazmak kadar onemli bir konunun cok basitlestirildigi bu tur zeminlerde genellikle yapilan ama yapilmamasi gereken bir kac durum var. biri ve en belirgini ahbap cavus iliskilerinde kaynamak. birbirlerinin siirlerine gidip begenmek ovmek borc oder gibi one cikarmak. siirin tek bir tanimi yok ve tanimi da kisinin kendi dimaginda olan kadariyla oldugu icin bizler ancak iyi siir kotu siir eksik siir fazla siir diye ayrim yapabiliriz. ve bunu da tum gercekligiyle yapamazsak siire ve saire zarar vermis oluruz. digerbbir yapilmamasi gereken sey siire surekli tek bir pencereden bakmak ve sahsi bakis acilariyla degerlendirmek. ornek verecek olursa bir amcamiz var burda surekli din perspektifinden bakarak yorumlar yaziyor siirlere ve kopyela yapistir teknigini cok kullaniyor yorumlarinda. butun siirlerin didaktik olmasi gerektigi anlayisiyla yapilan bu yorumlar bilgi saglayici olabilir ama siire katki saglamaz. dedik ya siir cok buyuk bir sanattir ve didaktik siir siir cesnilerinden sadece bir tanesidir. b8r diger yapilmamasi gereken de siire ugrayip tek bir kelime ile yorumlamak " guzel" , " harika" gibi... oysa ne siirin ne de ssirin buna ihtiyaci yoktur.
gelelim ulke gundemimize. uzun uzadiya birseyler soylemenin gereksizligiyle.
' bu sarkilar guzel guzelnolmasina da, nakaratlar sıktı arkadas ' tamam hepimiz ahmagiz ve kabul ettik ahmakligimizi... cektirip gidin.
Elbette ki kalma isteği içimizi kemiren Güneşli Melek. Ancak ben kendimden kötü durumda olanlar için çaba harcarken onların beni kemalist, dinsiz vs. sözlerle yaftalaması, benim çocuğum zaten özel okulda okuyorken ben devlet okullarının içler acısı halinde okuyan zavallı çocuklar için üzülürken onların ailelerinin canhıraş şekilde içinde bulundukları bataktan memnun halde bi daha bi daha bi daha gelin demesi, daha ne sayayım ben bıktım artık gerçekten. Şu dış güçler kimmiş dışarıya gidip yakından görelim bari diyorum işte böyle böyle.
Çok radikal kararlar var aklımda özne. Ben miyim bu milletin tek vatanseveri diyorum ya bana ne batıyorsa batsın da görelim ne olacak BİM cilerin hali. Neyse ya boşver.
Medyayı okuyalım mı yine? Selahattin Demirtaş seçilmeden önce bir davadan suçlu bulundu. Konu üst mahkemeye taşındı ve bir türlü sonuç gelmedi. Ta ki Demirtaş genel başkan olana dek uzadı ve seçim sonuçlarının ardından ceza davası onandı jet hızıyla ve Demirtaş mazbatasını alamadan hapse girdi. Şimdi ''ahmaklık'' yapmaya devam mı edeceğiz yoksa biz bu filmi daha önce gördük mü diyeceğiz? En güçlü rakibi ekarte etmenin daha ahlak dışı bir yolu varsa söyleyin.
Bazen diyorum ki yeniden seçilsinler. Bir önceki seçim gecesi kazananlara bunlar iyi günleriniz demiştim. Yine diyorum ki daha dibi görmediniz. Görmelisiniz. Beter olun. Benim tuzum kuru. Bir tane çocuğum var ve şimdiden iki dil biliyor. Bursla, bursla olmadı kendi imkanımla çok iyi bir eğitim aldırırım. Yurtdışı zaten sağlıkçı başvurumu kabul etti. Bilmiyorum bunu da düşünüyorum. Sahip olduğum mülkle çok rahat oturma izni de alırımoğlum için yurtdışına da taşınabilirim. Seçilsinler bence. En kötüsü bittikten sonra enkazı kaldırmak için geri dönenlerden oluruz . Siz düşünün.
Ben bir okuyucu ve dışarıdan bakan biri olarak bunu "rol çalmak" olarak değerlendiriyorum. Abartlı buluyorum. Ama şiir yazanlar açısından belki de öyle değildir...
Konusu açılmışken, şiir okumayı seven , şiir ve şair adaylarıyla çok karşılaşan bir okuyucu olarak, ben de dikkatimi çeken bazı konuları dile getirmek istiyorum. Genel bir bakış açısıdır, bireysel yaklaşmadım.
Şiir yazanların (şair demiyorum), dil ve yazım kurallarına uymak gibi sorumlulukları var. Türkçeyi düzgün kullanmayan, yazım ve imla kurallarına uymayanların, anlatmaya çalıştığı duygu ne olursa olsun, şiirleri gözümü kanatıyor.
DİN bilgisi kadar DİL bilgisi de gereklidir sevgili şiir severler. Önemli bir konudur...
Ayrıca ; Şiirlere yorum yapmayı sevenler var, ben de yaparım yorum, bu gayet normal.
Ama on satırlık şiire, otuz satırlık yorum yapmak, şiiri yazandan rol çalmak değil midir?
Bir de hiç şiir yazmamışların sayfalarına "şiirinizi beğeni ile okudum" diyenler var :))
Şiir yazanlara, yazmaya çalışanlara, gönül emekçilerine SAYGILAR....
Siyasetçiler gökten düşmüyor İçimizden birileri onlar Şunu kabul edelim Biz fırsatçı bir milletiz Birbirimizi öpmek için hep pusuda bekliyoruz Ecevit - Demirel zamanında karaborsa stokculuk Olarak vardı Şimdi fahiş fiyat Evsahiplerini görüyoruz kiracılara yaptıkları ortada Devlet herkesin vicdanına polis dikemez. Vatandaş namuslu olmayı öğrendiğinde Siyasetcilerde namuslu olur...
Bizim millet Müslümanlığı ile övünür Yaptıkları hiçbir kitapta yokken....
İyi ki Müslüman ! Ya olmasalardı..... O zamanki durumu hayal bile edemiyorum
Gençlere yalan söylemek yanlıştır. Yalanların doğru olduğunu göstermek yanlıştır. Tanrı'nın gökyüzünde oturduğunu Ve yeryüzünde İşlerin yolunda gittiğini söylemek yanlıştır. Gençler anlar ne demek istediğimizi. Gençler halktır. Güçlüklerin sayısız olduğunu söyleyin onlara, Yalnız gelecek günleri değil, Bırakın da yaşadıkları günleri de açıkça görsünler Engeller vardır deyin, kötülükler vardır. Varsa var, ne yapalım. Mutlu olmazlar ki değerini bilmeyenler mutluluğun. Rastladığınız kusurları bağışlamayın, Tekrarlanır sonra, çoğalırlar, Ve ilerde çocuklarımız, öğrencilerimiz Bağışladık diye o kusurları; bizi bağışlamazlar.
iste bu sebeple pek ugramam kursuye:))
Valla ben alıştım artık burada küfür yemeye. Anında gardımı alırım.
Ahaha
:))
Pardon o zaman.
Ahaha
Sinir tepemdeydi ya ne güldüm. Siz sağolun.
:))
maria puder
siz beni cok yanlis anlamissiniz...
sozum sizleredegildi:))
20 yıldır çektirmek sizden sorulur, alışmışsınız. Biraz da bize çektirin de öyle gideriz belki.
:))
20 yıldır çektirmek sizden sorulur, alışmışsınız. Biraz da bize çektirin de öyle gideriz belki.
:))
cok nadiren ugradigim kursuye bugun bir bakayim dedim. iki konu munazarasi dikkatimi cekti. biri siir ve siir elestirileri uzerine. digeri de ulke gundemimize dair son mevzu. guzel konular oldugu icin bu corbaya bir tutam tuz katmak geldi icimden...
ilki; siir ve siir elestirileri konusunda soylemek istedigim seyler sunlardir. arkadaslar siir o kadar buyuk bir sanattir ki butun sanatlar ona cikar, o butun sanatlardan cikar. zemini dar hacmi genistir. bir kitap dolusu mevzuyu bir kac satirla anlatabilmektir. dolayli dolaysiz, direkt endirekt, hafif agir vs. icinde duygu dusunce varsayim dialog haber barindiran ve bunlari kist bir sekilde aktarmayi gerektiren, yazarken sancilar yaratan, okuyucuyu alip goturmesi amac edinilen, soz sanatlari kullanilan, bilgi birikim aktarilan ucsuz bucaksiz deniz derya. bu deniz deryada batan mi dersin cikan mi dersin gecen mi dersin dalan mi dersin sairler var... bana kalirsa dalmak gerek, daldiktan sonra batip cikmak veya gecmek onemli degil.
siir elestirilerine gelince; obkadar cok yazilacak sey var ki... hepsini yazmak mumkun gorunmuyor bu telefon tuslariyla. oncrlikle yorum ve elestiriler nasil olmali tartismalarina mahal vermek istemiyorum ve sadece dusuncelerimi atarmak istiyorum. siirvyazmak kadar onemli bir konunun cok basitlestirildigi bu tur zeminlerde genellikle yapilan ama yapilmamasi gereken bir kac durum var. biri ve en belirgini ahbap cavus iliskilerinde kaynamak. birbirlerinin siirlerine gidip begenmek ovmek borc oder gibi one cikarmak. siirin tek bir tanimi yok ve tanimi da kisinin kendi dimaginda olan kadariyla oldugu icin bizler ancak iyi siir kotu siir eksik siir fazla siir diye ayrim yapabiliriz. ve bunu da tum gercekligiyle yapamazsak siire ve saire zarar vermis oluruz. digerbbir yapilmamasi gereken sey siire surekli tek bir pencereden bakmak ve sahsi bakis acilariyla degerlendirmek. ornek verecek olursa bir amcamiz var burda surekli din perspektifinden bakarak yorumlar yaziyor siirlere ve kopyela yapistir teknigini cok kullaniyor yorumlarinda. butun siirlerin didaktik olmasi gerektigi anlayisiyla yapilan bu yorumlar bilgi saglayici olabilir ama siire katki saglamaz. dedik ya siir cok buyuk bir sanattir ve didaktik siir siir cesnilerinden sadece bir tanesidir. b8r diger yapilmamasi gereken de siire ugrayip tek bir kelime ile yorumlamak " guzel" , " harika" gibi... oysa ne siirin ne de ssirin buna ihtiyaci yoktur.
gelelim ulke gundemimize. uzun uzadiya birseyler soylemenin gereksizligiyle.
' bu sarkilar guzel guzelnolmasina da, nakaratlar sıktı arkadas ' tamam hepimiz ahmagiz ve kabul ettik ahmakligimizi... cektirip gidin.
cok nadiren ugradigim kursuye bugun bir bakayim dedim. iki konu munazarasi dikkatimi cekti. biri siir ve siir elestirileri uzerine. digeri de ulke gundemimize dair son mevzu. guzel konular oldugu icin bu corbaya bir tutam tuz katmak geldi icimden...
ilki; siir ve siir elestirileri konusunda soylemek istedigim seyler sunlardir. arkadaslar siir o kadar buyuk bir sanattir ki butun sanatlar ona cikar, o butun sanatlardan cikar. zemini dar hacmi genistir. bir kitap dolusu mevzuyu bir kac satirla anlatabilmektir. dolayli dolaysiz, direkt endirekt, hafif agir vs. icinde duygu dusunce varsayim dialog haber barindiran ve bunlari kist bir sekilde aktarmayi gerektiren, yazarken sancilar yaratan, okuyucuyu alip goturmesi amac edinilen, soz sanatlari kullanilan, bilgi birikim aktarilan ucsuz bucaksiz deniz derya. bu deniz deryada batan mi dersin cikan mi dersin gecen mi dersin dalan mi dersin sairler var... bana kalirsa dalmak gerek, daldiktan sonra batip cikmak veya gecmek onemli degil.
siir elestirilerine gelince; obkadar cok yazilacak sey var ki... hepsini yazmak mumkun gorunmuyor bu telefon tuslariyla. oncrlikle yorum ve elestiriler nasil olmali tartismalarina mahal vermek istemiyorum ve sadece dusuncelerimi atarmak istiyorum. siirvyazmak kadar onemli bir konunun cok basitlestirildigi bu tur zeminlerde genellikle yapilan ama yapilmamasi gereken bir kac durum var. biri ve en belirgini ahbap cavus iliskilerinde kaynamak. birbirlerinin siirlerine gidip begenmek ovmek borc oder gibi one cikarmak. siirin tek bir tanimi yok ve tanimi da kisinin kendi dimaginda olan kadariyla oldugu icin bizler ancak iyi siir kotu siir eksik siir fazla siir diye ayrim yapabiliriz. ve bunu da tum gercekligiyle yapamazsak siire ve saire zarar vermis oluruz. digerbbir yapilmamasi gereken sey siire surekli tek bir pencereden bakmak ve sahsi bakis acilariyla degerlendirmek. ornek verecek olursa bir amcamiz var burda surekli din perspektifinden bakarak yorumlar yaziyor siirlere ve kopyela yapistir teknigini cok kullaniyor yorumlarinda. butun siirlerin didaktik olmasi gerektigi anlayisiyla yapilan bu yorumlar bilgi saglayici olabilir ama siire katki saglamaz. dedik ya siir cok buyuk bir sanattir ve didaktik siir siir cesnilerinden sadece bir tanesidir. b8r diger yapilmamasi gereken de siire ugrayip tek bir kelime ile yorumlamak " guzel" , " harika" gibi... oysa ne siirin ne de ssirin buna ihtiyaci yoktur.
gelelim ulke gundemimize. uzun uzadiya birseyler soylemenin gereksizligiyle.
' bu sarkilar guzel guzelnolmasina da, nakaratlar sıktı arkadas ' tamam hepimiz ahmagiz ve kabul ettik ahmakligimizi... cektirip gidin.
Sevgili Maria,
Can alıcı ifade şu ; halinden memnun olmak!!
Sonra ben de dedim ki, boşver! Kim nasıl mutlu oluyorsa...
Elif CAN, sevgiler ;))
Gelirsem mutlaka haber veririm Elif
:)
Takip için teşekkür ederim.
Elbette ki kalma isteği içimizi kemiren Güneşli Melek. Ancak ben kendimden kötü durumda olanlar için çaba harcarken onların beni kemalist, dinsiz vs. sözlerle yaftalaması, benim çocuğum zaten özel okulda okuyorken ben devlet okullarının içler acısı halinde okuyan zavallı çocuklar için üzülürken onların ailelerinin canhıraş şekilde içinde bulundukları bataktan memnun halde bi daha bi daha bi daha gelin demesi, daha ne sayayım ben bıktım artık gerçekten. Şu dış güçler kimmiş dışarıya gidip yakından görelim bari diyorum işte böyle böyle.
Önce salak sonra insan olan birini tanıyorum
Eşlik ederek dinledim varol
Şey, öyle miydi? :))
Senindir bu ezgi Özne...
Gelirseniz düşünürseniz bana çok yakin.gelin
Bekliyor olacağım
Yazılarınızı okudum başarılarınızın devamını dilerim. :))
Şey
Güneşli Melek bana bir şarkı sözün vardı
Bir şey, her şey, hiçbir şey :)))
Maria Puder,
Bu kadar serzeniş ve öfkeli sesin ardında yatan "kalma isteği" aslında. Bırakıp gitmek istemiyoruz. Ama kaldığımız yerde de mutlu olamıyoruz.
"Siz düşünün" yetmez, birlikte düşünelim..
Gitmek de bir seçenek, ama vicdan rahat değil o zaman da..
"Şey" her zaman ayrı yazılır .:))
Dil bilgsi
Aklını kullananların vicdanı rahattır
Köşeye cekilp susmak harika bir şey
Çok radikal kararlar var aklımda özne. Ben miyim bu milletin tek vatanseveri diyorum ya bana ne batıyorsa batsın da görelim ne olacak BİM cilerin hali. Neyse ya boşver.
Medyayı okuyalım mı yine? Selahattin Demirtaş seçilmeden önce bir davadan suçlu bulundu. Konu üst mahkemeye taşındı ve bir türlü sonuç gelmedi. Ta ki Demirtaş genel başkan olana dek uzadı ve seçim sonuçlarının ardından ceza davası onandı jet hızıyla ve Demirtaş mazbatasını alamadan hapse girdi. Şimdi ''ahmaklık'' yapmaya devam mı edeceğiz yoksa biz bu filmi daha önce gördük mü diyeceğiz? En güçlü rakibi ekarte etmenin daha ahlak dışı bir yolu varsa söyleyin.
Düşünün bence
Bazen diyorum ki yeniden seçilsinler. Bir önceki seçim gecesi kazananlara bunlar iyi günleriniz demiştim. Yine diyorum ki daha dibi görmediniz. Görmelisiniz. Beter olun. Benim tuzum kuru. Bir tane çocuğum var ve şimdiden iki dil biliyor. Bursla, bursla olmadı kendi imkanımla çok iyi bir eğitim aldırırım. Yurtdışı zaten sağlıkçı başvurumu kabul etti. Bilmiyorum bunu da düşünüyorum. Sahip olduğum mülkle çok rahat oturma izni de alırımoğlum için yurtdışına da taşınabilirim. Seçilsinler bence. En kötüsü bittikten sonra enkazı kaldırmak için geri dönenlerden oluruz . Siz düşünün.
Edebi bir şeyler yapıyorsanız, buna uygun ürünler sunmalısınız.. Sonradan öğrenmiş olsanız da, dilin gereği budur bana göre..
" Gelişi güzel" yapılan işlerin, gelişme göstermeyeceğini düşünüyorum...
Sonradan öğrendiğim dil ile şiir yazarken pek dikkat etmem kurallara ..
Seslendirme olayına gelince kalıplara dikkat etmem gelişi güzel okurum
Bazen bilerek bozarım
Hatta bu benim hoşuma bile gider
Sevgili Gün Işığı,
Ben bir okuyucu ve dışarıdan bakan biri olarak bunu "rol çalmak" olarak değerlendiriyorum. Abartlı buluyorum. Ama şiir yazanlar açısından belki de öyle değildir...
Konusu açılmışken, şiir okumayı seven , şiir ve şair adaylarıyla çok karşılaşan bir okuyucu olarak, ben de dikkatimi çeken bazı konuları dile getirmek istiyorum. Genel bir bakış açısıdır, bireysel yaklaşmadım.
Şiir yazanların (şair demiyorum), dil ve yazım kurallarına uymak gibi sorumlulukları var. Türkçeyi düzgün kullanmayan, yazım ve imla kurallarına uymayanların, anlatmaya çalıştığı duygu ne olursa olsun, şiirleri gözümü kanatıyor.
DİN bilgisi kadar DİL bilgisi de gereklidir sevgili şiir severler. Önemli bir konudur...
Ayrıca ;
Şiirlere yorum yapmayı sevenler var, ben de yaparım yorum, bu gayet normal.
Ama on satırlık şiire, otuz satırlık yorum yapmak, şiiri yazandan rol çalmak değil midir?
Bir de hiç şiir yazmamışların sayfalarına "şiirinizi beğeni ile okudum" diyenler var :))
Şiir yazanlara, yazmaya çalışanlara, gönül emekçilerine SAYGILAR....
Siyasetçiler gökten düşmüyor
İçimizden birileri onlar
Şunu kabul edelim
Biz fırsatçı bir milletiz
Birbirimizi öpmek için hep pusuda bekliyoruz
Ecevit - Demirel zamanında karaborsa stokculuk
Olarak vardı
Şimdi fahiş fiyat
Evsahiplerini görüyoruz kiracılara yaptıkları ortada
Devlet herkesin vicdanına polis dikemez.
Vatandaş namuslu olmayı öğrendiğinde
Siyasetcilerde namuslu olur...
Bizim millet Müslümanlığı ile övünür
Yaptıkları hiçbir kitapta yokken....
İyi ki Müslüman !
Ya olmasalardı.....
O zamanki durumu hayal bile edemiyorum
Antoloji şairleri
Neden kendini takip eder
Neden kendi şiirini beğenir
Neden kendi şiirini antolojim listesine alır ?
Anlayan banada anlatsın
Gençlere yalan söylemek yanlıştır.
Yalanların doğru olduğunu göstermek yanlıştır.
Tanrı'nın gökyüzünde oturduğunu
Ve yeryüzünde
İşlerin yolunda gittiğini söylemek yanlıştır.
Gençler anlar ne demek istediğimizi.
Gençler halktır.
Güçlüklerin sayısız olduğunu söyleyin onlara,
Yalnız gelecek günleri değil,
Bırakın da yaşadıkları günleri de açıkça görsünler
Engeller vardır deyin, kötülükler vardır.
Varsa var, ne yapalım.
Mutlu olmazlar ki
değerini bilmeyenler mutluluğun.
Rastladığınız kusurları bağışlamayın,
Tekrarlanır sonra, çoğalırlar,
Ve ilerde çocuklarımız, öğrencilerimiz
Bağışladık diye o kusurları; bizi bağışlamazlar.
Yevgeni Yevtuşenko