Kaçınılmaz olandır...Lakin; nerede,ne zaman ve ne şekilde olacağını biz fanilerin, aklının alamayacağı kadar derin bir mevzuu...Bu gün; bir yerde okuduğum bir ölüm haberi vardı... Yer: Hakkari'de bir işyerinin pencere pervazı, Zaman: Evvelsi gün geceyarısı, Şekli: Eksi 14 derece soğukta ağzında bir ekmek parçası ile donarak ölüveren güvercin... =0((((((((((Toprağı bol olsun,Rahmetli babam öldüğünde bile bu kadar üzüldüğümü hatırlamıyorum....Allahım, sen onuda cennetine al lütfen.....
Ey İnsan! Ne sen ölümden kaçabilirsin nede ölüm senin peşini bırakır. Öyle ise bu gaflet çukurları içinde kıvranman niye? Diyelim ki bu dünyada her şeyin var, peki ya öbür dünyan? Orası için hazır mısın? Yoksa damarına işleyen ibadetlerinde göstermiş olduğun tembellik, umursamama hastalığından ölüm meleği gırtlağına çöktüğü zaman mı kurtulmak istiyorsun? Yoksa cebindeki üç beş kuruş para ile ebedi bir hayatı satın almayı mı düşünüyorsun........? ? ? En iyisimi sen ölüme hazırlan.....! ! ! Ölüm sana gelmeden.....
Ölüm Nereden Ve Nasıl Gelirse Gelsin... Savaş Sloganlarımız Kulaktan Kulaga Yayılacaksa Ve Silahlarımız Elden Ele Geçicekse Ve Başkaları Mitralyoz Sesleriyle Savaş Ve Zafer Nagralarıyla Cenazelerimizde Ağıt Yakacaklarsa ÖLÜM HOŞGELDİ SEFA GELDİ 'Ernesto CHE Guevera'
Dünya hayatının bitip, ahiret hayatının başladığı an.Veya dünya ka- pısının kapanıp ahiret kapısının açıldığı an.Bu insan ruhunun bedenden ayılması ile olur.
Ölüm sizi her an yakalayabilir. Kimbilir o an, belki de şu andır ya da size çok yaklaşmıştır. Belki de bu satırlar ahlakınızı yeniden düşünmeniz için ölümünüzden önce size tanınmışson bir fırsat, son bir hatırlatma, son bir uyarıdır. Siz bu satırları okurken bir saat sonra hayatta kalacağınızdan emin olamazsınız. Bir saat sonra hayatta olsanız bir sonraki saate erişeceğinizin hiçbir garantisi yoktur. Saat değil bir dakika, hatta bir saniye sonra bile hayatta olacağınız kesin değildir. Bu kitabı sonuna kadar okuyup bitireceğinizin de hiçbir garantisi yoktur. Ölüm size, büyük bir ihtimalle, bir dakika öncesinde ölmeyi hiç aklınızdan geçirmediğiniz bir anda gelecektir.
Mutlaka öleceksiniz, tüm sevdikleriniz de ölecek, sizden önce ya da sonra mutlaka ölecekler. Bundan 100 sene sonra dünya üzerinde sizin tanıdığınız hiçbir canlı insan kalmayacak
Ölüm, her olay gibi, Allah'ın dilemesiyle hayır ve hikmetle gerçekleşir. Bir insanın doğum tarihi nasıl belliyse, aynı şekilde ölüm tarihi de daha o doğmamışken, dakikasına, saniyesine kadar bellidir. İnsan da kendisine verilen süreyi her saniye biraz daha tüketerek, o son ana doğru hızla yaklaşır. Herkesin ölümünün yeri, zamanı ve şekli kaderinde belirlenmiştir.
Buna rağmen insanların bir kısmı ölümün, Allah'ın ona sebep olarak yarattığı olaylar zincirinin bir sonucu olduğunu sanırlar. Her gün gazetelerde ölüm haberlerini okur, ardından da, 'Eğer bir tedbir alınsaydı sonuç bu şekilde olmazdı; şöyle yapılsaydı ölmezdi' gibi cahilce mantıklar yürütürler. Halbuki her insan kendisine tanınmışsüreden ne bir saniye eksik ne de bir saniye fazla yaşayamaz. Ancak, imanın verdiği bilinçten uzak olan insanlar, her olaya olduğu gibi ölüme de tesadüfler zincirinin bir parçası olarak bakarlar. Allah Kuran'da, tamamen inkarcılara özgü olan böyle çarpık bir zihniyetten müminleri sakındırır:
Bu nedenle, uzun yaşama hesapları yapmak yerine insan, Allah'a karşı sorumlu olduğunu ve hesap gününde bütün yaptıklarının hesabını vereceğini bilerek, Kuran'ın ve Peygamberimiz (sav) 'in sünnetinin rehberliğinde ve onun gösterdiği yola uygun olarak yaşamalıdır. Aksi halde, sonsuz hayatı için bir hazırlık yapmaması, bunun için kendisine tanınan bu tek ve son fırsatı kaçırması ve ebediyen cennetten mahrum kalması kendisi için gerçekten de çok acı bir durum olur. Ebediyen cennetten mahrum olan biri sonsuz azap mekanı olan cehenneme gidecek bir ahlak gösteriyor demektir. Bu nedenle dünyada boşa geçen her saniye hem çok büyük bir kayıp hem de çok acı bir sonuca doğru atılan yeni bir adımdır.
Madem gerçek budur, öyleyse bu gerçeğin dünyadaki herşeyden daha önemli olduğunu iyi anlamak gerekir. İnsanın, hayatında karşısına çıkacak muhtemel olaylar için önceden hazırlık yaptığı gibi, hatta daha da fazla, ölüm ve sonrası için benzeri bir hazırlık yapması en mantıklı hareket olacaktır. Her insan ölümden sonra karşılaşacağı olaylarla da tek başına muhatap olacaktır. Ebedi kurtuluşu isteyen insanlara, Allah Kuran'da şöyle emreder:
Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah'tan korkun. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Kendileri Allah'ı unutmuş, böylece O da onlara kendi nefislerini unutturmuşolanlar gibi olmayın. İşte onlar, fasık olanların ta kendileridir. (Haşr Suresi, 18-19)
Mevlevilikte ölünmez, susulur. Yeniden konuşana, ahiret alemlerine ulaşılacak zamana kadar 'emaneten' susulmuş, daha sonra buluşulacak ve sonsuza kadar konuşulacak, 'Hayy' sahibi olunacaktır. Hz. Mevlana ahir ömründe, hasta yatağında yatarken onun ölümünü büyük bir hüzünle bekleyen dostlarına, öldüğüm gün 'Şeb-i Aruz'dur' (düğün/kavuşma günü) diyerek onları teselli etmiş, üzülmek ne kelime sevinin diye vasiyet etmiştir.
Mevlana Mesnevi'nin bir beytinde ölmüş olmayı şöyle anlatmıştır. 'Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.' 'Ey aşıklar, ey aşıklar! Cihandan göç etmek zamanı geldi. Gökten can kulağıma göç davulunun sesi geliyor.'
alevilik'te böyle bir sözcük yoktur.. her daim aslına dönüş vardır... yani kısaca vahdet-i vücut çuyuz... bizde, bu sözcük yerine hayatını kaybeden kişi için; hakka yürüdü, denilmektedir...
Geri döndüren gördün mü geçmişi Boşa soldurdun o nazlı gençliği Bir avuç toprak için yor kendini Dünya da ÖLÜM den başkası yalan Yalan başkası yalan Zaman kendine benzetmez herkesi Hesapsız açar baharlar perdeyi Açmadığın dalda sözün geçer mi Dünya da ÖLÜM dem başkası yalan Yalan başkası yalan Sitem etme haberi yok dağların Ellerini gözlerinle bağladın Faydası yok geç kalınmış figanın Dünya da ÖLÜM den başkası yalan Yalan başkası yalan
ölüm her canlının birgün tatacağı bir icabettir.eğer iyi amellerimiz çoğunluktaysa ve cenabı allahın sevdiği bir kulsak canımızı almaya sevdiklerimiz tatlı bi şekilde götürecek bizi.aslında ölüm müminlere kurtuluş kötülere kafirlere azaptır.mümin insan bu dünyada azap görür gideceği yere göre..allah hepimizi mümin insanlardan saysınnn.
yeni bir başlangıç...
Kaçınılmaz olandır...Lakin; nerede,ne zaman ve ne şekilde olacağını biz fanilerin, aklının alamayacağı kadar derin bir mevzuu...Bu gün; bir yerde okuduğum bir ölüm haberi vardı... Yer: Hakkari'de bir işyerinin pencere pervazı, Zaman: Evvelsi gün geceyarısı, Şekli: Eksi 14 derece soğukta ağzında bir ekmek parçası ile donarak ölüveren güvercin... =0((((((((((Toprağı bol olsun,Rahmetli babam öldüğünde bile bu kadar üzüldüğümü hatırlamıyorum....Allahım, sen onuda cennetine al lütfen.....
ölüm yaşama kucak açmaktır gurbetten sılaya göçtür ölüm onu her nefeste hatırlamaktır unutmamaktır ölüm unutmamak
Ey İnsan!
Ne sen ölümden kaçabilirsin nede ölüm senin peşini bırakır.
Öyle ise bu gaflet çukurları içinde kıvranman niye?
Diyelim ki bu dünyada her şeyin var, peki ya öbür dünyan?
Orası için hazır mısın?
Yoksa damarına işleyen ibadetlerinde göstermiş olduğun tembellik, umursamama hastalığından ölüm meleği gırtlağına çöktüğü zaman mı kurtulmak istiyorsun?
Yoksa cebindeki üç beş kuruş para ile ebedi bir hayatı satın almayı mı düşünüyorsun........? ? ?
En iyisimi sen ölüme hazırlan.....! ! !
Ölüm sana gelmeden.....
köprüden önce son çıkış :-))
Ölümün öldüğü andır evet mutlaka gün gelecek ve ölümde ölücek
ölüm; bu hayattan farklı bir hayata, boyuta geçiş
Ölüm Nereden Ve Nasıl Gelirse Gelsin...
Savaş Sloganlarımız Kulaktan Kulaga Yayılacaksa
Ve Silahlarımız Elden Ele Geçicekse
Ve Başkaları Mitralyoz Sesleriyle
Savaş Ve Zafer Nagralarıyla
Cenazelerimizde Ağıt Yakacaklarsa
ÖLÜM HOŞGELDİ SEFA GELDİ
'Ernesto CHE Guevera'
Dünya hayatının bitip, ahiret hayatının başladığı an.Veya dünya ka-
pısının kapanıp ahiret kapısının açıldığı an.Bu insan ruhunun bedenden
ayılması ile olur.
Ölüm sizi her an yakalayabilir.
Kimbilir o an, belki de şu andır ya da size çok yaklaşmıştır.
Belki de bu satırlar ahlakınızı yeniden düşünmeniz için ölümünüzden önce size tanınmışson bir fırsat, son bir hatırlatma, son bir uyarıdır. Siz bu satırları okurken bir saat sonra hayatta kalacağınızdan emin olamazsınız. Bir saat sonra hayatta olsanız bir sonraki saate erişeceğinizin hiçbir garantisi yoktur. Saat değil bir dakika, hatta bir saniye sonra bile hayatta olacağınız kesin değildir. Bu kitabı sonuna kadar okuyup bitireceğinizin de hiçbir garantisi yoktur. Ölüm size, büyük bir ihtimalle, bir dakika öncesinde ölmeyi hiç aklınızdan geçirmediğiniz bir anda gelecektir.
Mutlaka öleceksiniz, tüm sevdikleriniz de ölecek, sizden önce ya da sonra mutlaka ölecekler. Bundan 100 sene sonra dünya üzerinde sizin tanıdığınız hiçbir canlı insan kalmayacak
Ölüm, her olay gibi, Allah'ın dilemesiyle hayır ve hikmetle gerçekleşir. Bir insanın doğum tarihi nasıl belliyse, aynı şekilde ölüm tarihi de daha o doğmamışken, dakikasına, saniyesine kadar bellidir. İnsan da kendisine verilen süreyi her saniye biraz daha tüketerek, o son ana doğru hızla yaklaşır. Herkesin ölümünün yeri, zamanı ve şekli kaderinde belirlenmiştir.
Buna rağmen insanların bir kısmı ölümün, Allah'ın ona sebep olarak yarattığı olaylar zincirinin bir sonucu olduğunu sanırlar. Her gün gazetelerde ölüm haberlerini okur, ardından da, 'Eğer bir tedbir alınsaydı sonuç bu şekilde olmazdı; şöyle yapılsaydı ölmezdi' gibi cahilce mantıklar yürütürler. Halbuki her insan kendisine tanınmışsüreden ne bir saniye eksik ne de bir saniye fazla yaşayamaz. Ancak, imanın verdiği bilinçten uzak olan insanlar, her olaya olduğu gibi ölüme de tesadüfler zincirinin bir parçası olarak bakarlar. Allah Kuran'da, tamamen inkarcılara özgü olan böyle çarpık bir zihniyetten müminleri sakındırır:
Bu nedenle, uzun yaşama hesapları yapmak yerine insan, Allah'a karşı sorumlu olduğunu ve hesap gününde bütün yaptıklarının hesabını vereceğini bilerek, Kuran'ın ve Peygamberimiz (sav) 'in sünnetinin rehberliğinde ve onun gösterdiği yola uygun olarak yaşamalıdır. Aksi halde, sonsuz hayatı için bir hazırlık yapmaması, bunun için kendisine tanınan bu tek ve son fırsatı kaçırması ve ebediyen cennetten mahrum kalması kendisi için gerçekten de çok acı bir durum olur. Ebediyen cennetten mahrum olan biri sonsuz azap mekanı olan cehenneme gidecek bir ahlak gösteriyor demektir. Bu nedenle dünyada boşa geçen her saniye hem çok büyük bir kayıp hem de çok acı bir sonuca doğru atılan yeni bir adımdır.
Madem gerçek budur, öyleyse bu gerçeğin dünyadaki herşeyden daha önemli olduğunu iyi anlamak gerekir. İnsanın, hayatında karşısına çıkacak muhtemel olaylar için önceden hazırlık yaptığı gibi, hatta daha da fazla, ölüm ve sonrası için benzeri bir hazırlık yapması en mantıklı hareket olacaktır. Her insan ölümden sonra karşılaşacağı olaylarla da tek başına muhatap olacaktır. Ebedi kurtuluşu isteyen insanlara, Allah Kuran'da şöyle emreder:
Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah'tan korkun. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Kendileri Allah'ı unutmuş, böylece O da onlara kendi nefislerini unutturmuşolanlar gibi olmayın. İşte onlar, fasık olanların ta kendileridir. (Haşr Suresi, 18-19)
Mevlevilikte ölünmez, susulur.
Yeniden konuşana, ahiret alemlerine ulaşılacak zamana kadar 'emaneten' susulmuş, daha sonra buluşulacak ve sonsuza kadar konuşulacak, 'Hayy' sahibi olunacaktır.
Hz. Mevlana ahir ömründe, hasta yatağında yatarken onun ölümünü büyük bir hüzünle bekleyen dostlarına, öldüğüm gün 'Şeb-i Aruz'dur' (düğün/kavuşma günü) diyerek onları teselli etmiş, üzülmek ne kelime sevinin diye vasiyet etmiştir.
Mevlana Mesnevi'nin bir beytinde ölmüş olmayı şöyle anlatmıştır. 'Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.' 'Ey aşıklar, ey aşıklar! Cihandan göç etmek zamanı geldi. Gökten can kulağıma göç davulunun sesi geliyor.'
alevilik'te böyle bir sözcük yoktur.. her daim aslına dönüş vardır... yani kısaca vahdet-i vücut çuyuz... bizde, bu sözcük yerine hayatını kaybeden kişi için; hakka yürüdü, denilmektedir...
Ölümden korkmuyorum, asıl öldükten sonra ne gibi sonuçlar beni bekliyor ondan korkuyorum...;
Aslında insan seveninin her türlü gönderdiğine katlanır, ama bakalım biz buna katlanacak seviyedemiyiz...
Nerde bizde bu sözleri söyleyecek yürek ve aşk...
' Nar'ında hoş, Nurunda hoş...'
Yeni başlangıç,yepyeni bir boyut..
azrail.
dünya ile ahiret arasındaki geçiş anı.
'Mihnet-i dünya çekilmez doğrusu bir can için'
YALAN
Geri döndüren gördün mü geçmişi
Boşa soldurdun o nazlı gençliği
Bir avuç toprak için yor kendini
Dünya da ÖLÜM den başkası yalan
Yalan başkası yalan
Zaman kendine benzetmez herkesi
Hesapsız açar baharlar perdeyi
Açmadığın dalda sözün geçer mi
Dünya da ÖLÜM dem başkası yalan
Yalan başkası yalan
Sitem etme haberi yok dağların
Ellerini gözlerinle bağladın
Faydası yok geç kalınmış figanın
Dünya da ÖLÜM den başkası yalan
Yalan başkası yalan
her zaman istediğim fakat bi türlü ulaşamadığım...
gerçek olan şey......
ya bütün acılarının bittiği yada tam tersi başladığı zaman.
Simsiyahtır Ölüm Ellerinden Gülüm....
Gül_Siyah, Ölüm siyah, sen siyah, hayat siyah...
Ak olan cennet o'da mekanın olsun...
Zannetmeki cennetle cehennem çok uzakta
Beklenmedik an mevt bizi bekler bu tuzakta. deli
soluğunu hissettiğimizde tüm yaşadığımız yeryüzündeki yaşamımızın saniyelere sığması ölüm...ötesi sonsuzluğa başlangıç...
ebedi sonsuzluğa kavuşma basamağı
ölüm gelmeden, uzat ellerini.
Ölüm geliyor aklıma birden ölüm
Bir ağacın gölgesine sarılıyorum
cemal süreya
Ne acı bir tesadüftür ki...Gaffar Okan, Uğur Mumcu, İsmail Cem...............24 Ocak tarinde, bu dünyaya veda etmişlerdir..........
ölum bu hayat denen oyalamacadan kurtulup sonsuzluğa ve eger burada allaha isen sonsuz guzelliğe açılan 1 kapıdır
olurken guzel gorunmek gerek.
guzel bir olum..
ölüm her canlının birgün tatacağı bir icabettir.eğer iyi amellerimiz çoğunluktaysa ve cenabı allahın sevdiği bir kulsak canımızı almaya sevdiklerimiz tatlı bi şekilde götürecek bizi.aslında ölüm müminlere kurtuluş kötülere kafirlere azaptır.mümin insan bu dünyada azap görür gideceği yere göre..allah hepimizi mümin insanlardan saysınnn.