Kültür Sanat Edebiyat Şiir

ölüm sizce ne demek, ölüm size neyi çağrıştırıyor?

ölüm terimi tarafından tarihinde eklendi

  • Erdem Pınar
    Erdem Pınar

    ölüm hayatın başlangıcıdır.herşey ölümden sonra ortaya çıkar.bu konu hakkında başka birşey söyleyemem tek söylenecek söz hepimiz göreceğiz amam toprak olarak değil.

  • Seda Ataş
    Seda Ataş

    Ölüm bir sonun başlangıcı bence.Keşke hiç olmasaydı...

  • 'ölüm güzel şey,işte budur perde arkasından haber
    hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber? ' necip fazıl

  • Ayse Demir
    Ayse Demir

    Ölum bazen aci dolu bazen hüzün dolu bir duygu bazilari icin bir kurtulma yolu ayni benim gibi ama neyazikki yapilamayan birsey nedenmi bazen kolay bazen zor bana zor oldugu gibi ama ölum benim icin enguzel sey hayatimda

  • Alper Aksoy
    Alper Aksoy

    sarsici....
    dusundurucu...
    uyandirici...
    yeni bir başlangic...
    uyarici..
    ne oldugu insan sinirini asan bir gercek......

  • Bir Olalım
    Bir Olalım

    Ölüm denen olay.biyolojik madde bedenin terkedilerek,RUH bedenle dalga âlem yaşamına geçilmesidir.
    Beynin durmasıyla birlikte, vücuda yayılan bioelektrik enerji kesildiği için; beden, ruhu kendisine bağlı tutan elektromağnetizmasını yitirir ve böylece, RUH, bedende bağımsız yaşam biçimine geçer. İşte bu olay ÖLÜM kelimesiyle anlatılır.
    Enerjisini beyinden alan dalga beden (ruh) , aynı zamanda beyinle karşılıklı alışveriş içindedir; ve beyni enerji yönünden takviye etmektedir... Aynı, bir otomobil motorunun aküden hem enerji temin etmesi, hem de aküyü şarj etmesi gibi...
    Ölüm, bir tür dönüşümdür.. Herhangi bir etki ile beyin durduğu anda, sinir sistemi aracılığıyla tüm hücrelere yaydığı bioelektrik enerji ayak uçlarından başlayarak kesilir; bu anda ruh bağımsız hâle gelerek bedenden soyutlanır! .
    Artık o andan sonra bilinç, ruh bedenle yaşamına devam eder! . Ölüm, bilince hiç bir kesiklik getirmez

    Ahmed Hulusi'de Kavramlar dan alıntıdır...

  • Selami Türker
    Selami Türker

    · bu sayfalara başvurun ölüm hakkındaki şüphelerinizi yok edin

    http://www.risale-inur.org

    Yedinci Söz sözler 7. söz
    · Sekizinci Söz sözler 8. söz
    · Dokuzuncu Söz sözler 9. söz
    · Onüçüncü Söz sözler 13. söz
    · Ondördüncü Söz sözler 14. söz
    · Onyedinci Söz sözler 17. söz
    · Yirminci Söz sözler 20. söz
    · Yirmidokuzuncu Söz sözler 29. söz
    · konferans
    · Onbirinci Lem'a lemalar 11. lema
    · Onikinci Lem'a lemalar 12. lema
    · Onyedinci Lem'a lemalar 17. lema
    · Yirmibirinci Lem'a lemalar 21. lema
    · Yirmiikinci Lem'a lemalar 22. lema
    · Yirmibeşinci Lem'a lemalar 25. lema
    · Yirmialtıncı Lem'a lemalar 26. lema
    · Yirmisekizinci Lem'a lemalar 28. lema
    · Yirmidokuzuncu Lem'a lemalar 29. lema
    · Birinci mektub mektubat 1. mektub
    · İkinci Mektub mektubat 2. mektub
    · Ondokuzuncu Mektub mektubat 19. mektub
    · Yirminci Mektub mektubat 20. mektub
    · Yirmibirinci Mektub mektubat 21. mektub
    · Yirmiüçüncü Mektub mektubat 23. mektub
    · Yirmialtıncı Mektub mektubat 26. mektub
    · İkinci Şuâ şuâlar 2. şua
    · Yedinci Şua şualar 7. şua
    · Dokuzuncu Şua şualar 9.şua
    · Onbirinci Şua şualar 11. şua
    · Onikinci Şua şualar 12. şua
    · Onüçüncü Şua şualar 13.şua
    · Ondördüncü Şua şualar 14.şua
    · Birinci Şua şualar 1. şua
    · ikinci mesele asa-yı musa 2. mes'ele
    · üçüncü mesele asa-yı musa 3. mes'ele
    · beşinci mesele asa-yı musa 5. mes'ele
    · yedinci mesele asa-yı musa 7. mes'ele
    · sekizinci mesele asa-yı musa 8. mes'ele
    · onuncu mesele asa-yı musa 10. mes'ele
    · onbirinci mesele asa-yı musa 11. mes'ele
    · dokuzuncu hüccet-i imaniye asa-yı musa 9. hüccet-i imaniye
    · delail-i haşir işarat-ül i'caz
    · mühürlenen kalpler işarat-ül i'caz
    · tevhidin ispatı işarat-ül i'caz
    · nübüvvetin tahkiki işarat-ül i'caz
    · kıyamet ve ahiret işarat-ül i'caz
    · ihyay-ı ervah işarat-ül i'caz
    · sırr-ı hilafet-i insaniye işarat-ül i'caz
    · mehmed kayalar'ın müdafası işarat-ül i'caz
    · önsöz tarihçe-i hayat
    · eskişehir hayatı tarihçe-i hayat
    · denizli hayatı tarihçe-i hayat
    · emirdağ hayatı tarihçe-i hayat
    · tahliller tarihçe-i hayat
    · Bediüzzaman ve Risale-i Nur tarihçe-i hayat
    · Risale-i Nur ve Hariç Memleketler tarihçe-i hayat
    · lem'alar mesnevi-yi nuriye
    · Lâsiyyemalar mesnevi-yi nuriye
    · Katre mesnevi-yi nuriye
    · Habbe mesnevi-yi nuriye
    · zühre mesnevi-yi nuriye
    · zerre mesnevi-yi nuriye
    · şemme mesnevi-yi nuriye
    · şu'le mesnevi-yi nuriye
    · Emirdağ lahikası -1-
    · emirdağ lahikası -2-
    · Hutbe-i şamiye
    · Denizli lahikası
    · Divan-ı harbi örfi
    · Yirmidokuzuncu Lem'adan İkinci Bab

  • Yusuf Altındağ
    Yusuf Altındağ

    Ölüm ruhun bedeni terk etmesi değildir sadece Bazen benim bulunduğum şu durum bile ölüm olabiliyor.

    hoşçakalın

  • Aykut Kutay
    Aykut Kutay

    'Başın mı ağrıyor?
    Bir çeyreğe iki aspirin.
    Dişin mi ağrıyor?
    Çek, kurtul.
    Verem misin?
    Üzülme, onun da çaresi var;
    Ölür gidersin.'

    Bu kadar basit olmasa gerek... Kim ölümü anlatabilir ki? Ya da ölümü yaşayanınız var mı?

  • Yusuf Altındağ
    Yusuf Altındağ

    BİR 'DİRİ' NİN ARDINDAN

    Şimdiye kadar ölüm üzerine ne ağıtlar yükseldi yerden gök kubbeye. Ama ağıt yakanlar bir sonraki seferde kendileri ağıtlara konu olmaktan kurtulamadılar. Zaman değirmeni çarkına düşenleri öğütmeden bırakmıyor. İnsanoğlu hep başka semtlere kovuyor ölümü, hiç kendi hanesine yaklaştırmıyor. Ama ansızın karşısına çıkıverince belki şaşırmaya dahi fırsat bulamadan kucağına düşüveriyor ölümün. Tam konuşacakken, diller gerçeği haykıracakken, söylemez oluveriyor; başka bir aleme saklanıyor sırlar. Artık hâl konuşuyor dilin sustuğu yerde, hâlden anlayana. Bir ömür, can ipliğine ölüm üzerine mısralar dizen şaire son anda söz söyleme fırsatı verilmiş:'Sen ölümden çok söz ettin, haydi ölümü anlat bakalım yaşayanlara, dercesine...' ve son söz:

    'Demek böyle ölünürmüş.'

    Yok, hayır.

    İnsanın etrafında öyle bir koza var ki Azrail’in ayak seslerinden başka hiçbir şey onu delmeye muktedir değil. Günümüz insanı ölüm karşısında, belgesellerde seyrettiğim zebraları hatırlatır bana. Hani aslan tehdidini enselerinde hissedince korkudan tüyleri diken diken olup da aslan içlerinden birini avlayıp yemeye başlayınca rahatlayıp otlamaya başlayan zebraları. Kabristandan dönenler bir dosta karşı son görevlerini yapmış olmanın gönül huzuru içinde, ölenle ölünmez, deyip hayatlarına kaldıkları yerden devam etmiyorlar mı? Hz. Ömer kendisine her gün ölümü hatırlatsın diye birisini görevlendirmiş. Bir gün saçlarında bir ak görünce onu çağırmış. Hadi sen git, artık ölümü hatırlatmak için bu bana yeter, demiş. Hayatını, kılı kırk yararcasına hassas yaşayan bir insana, ağarmış bir saç teli ölümü hatırlatmak için yeterli oluyor. Hayat sermayesini hoyratça harcayan bizlere ne oluyor ki dostlarımızın bir bir etrafımızdan ayrılışı karşısında bile bu kadar duyarsızız. Ölüm, hayatın gerçeği, ölüm korkusuyla da yaşanmaz ki, diyebiliriz. Doğru, ölüm korkusuyla yaşanmaz ama ölüm bir ibret dersidir:
    'Sen ibret almaz mısın ölenlerden
    Onlar da sencileyin kul değil mi? '
    Hayatı verenin bir gün bizden hayatın hesabını mutlaka soracağı gerçeğinin dersidir, ölüm. Hayatın insana verilmiş kısacık bir fırsat olduğunun ifadesidir.

    Yunus Emre’nin:

    'Okumaktan mana ne, kişi Hakk’ı bilmektir
    Çün okudun bilmezsen, ha bir kuru emektir'

    Şiirini,

    'Yaşamaktan mana ne, kişi Hakk’ı bilmektir
    Çün (eğer) yaşadın bilmezsen, ha bir kuru emektir'

    şeklinde yorumlarsak, amaçsız yaşamanın kısır döngüsü içinde nasıl kıvranmakta olduğumuzu fark eder miyiz acaba? Bu âlem içinde anlamım nedir? Beni herkesten farklı yaratan, benimle ne murat ediyor? Benim yaratılış amacım nedir? Ben nereden geliyorum? Nereye sevk olunuyorum? ... Evet sorular uzar gider. Bir kere olsun kendisiyle yüz yüze gelememiş, hayatın anlamını düşünmemiş, kendi kendine soramamış, daha doğrusu işten güçten, meşguliyetten bunu aklını getirmemiş olan bizler, hayat karşısında – kendi konumumuz itibariyle –vazife ve yükümlülüklerimizi ne zaman hatırlarız? Azrail kapımızı çalınca mı?
    Bir gün birinin karşısına ansızın Azrail dikilivermiş, canını almaya geldim diye. Adam önce çok korkmuş, sonra aklı başına gelince yalvarmaya başlamış: Ne olur Azrail, canımı alma, hiç hazırlığım yok. Bu halimle Rabb’imin karşısına nasıl çıkarım? Gelmeden öne haber verseydin ben de ona göre hazırlığımı yapardım, demiş. Azrail, adamın haline acımış: Hadi git, şimdi senin canını almayacağım. Tekrar gelmeden önce de iki defa haber vereceğim, üçüncüsünde gelip canını alacağım, demiş. Adamcağız sevinerek gitmiş. Bir süre verdiği söze sadık yaşamış, sonra işi gevşetmiş, nasıl olsa Azrail gelmeden önce haber verecek. Geleceğini haber verdiği zaman hazırlanırım, deyip büsbütün olayı unutmuş. Aradan uzun zaman geçmiş. Azrail her halde gelmeyecek diye düşünmeye başladığı bir zamanda Azrail çıka gelmiş. Adam çok korkmuş ama bu arada da sormadan edememiş: Hani sen gelmeden önce haber verecektin? Azrail: Ben haber verdim, filan zamanda uzun süre burnun kanamıştı, hatırlamadın mı? Başka bir zamanda şöyle bir kaza geçirmiştin. Adam başını sallayarak tasdik etmiş. Sonra: Sen geleceğini böyle mi haber verirsin, diye sormuş. Azrail de, evet ben geleceğimi hadiselerin diliyle haber veririm, cevabını vermiş
    Avrupalı ölümü hatırlatan her sembolü gündelik hayatının dışına kovarken atalarımız mezarlıklarını şehrin ortasına yapmış, ölümü hatırdan çıkarmayalım daha doğrusu hayatın anlamını unutmayalım diye:

    'Deryada sonsuzluğu fikretmeye ne zahmet!
    Al sana, derya gibi sonsuz Karacaahmet!
    Göbeğinde yalancı şehrin, sahici belde;
    Ona sor, gidenlerden kalan şey neymiş elde? '

    Soralım, '...gidenlerden kalan şey neymiş elde? ' diye. Yüce Kitabımız kalanların, sadece 'sâlih ameller' yani sırf Allah rızası için yapılan güzel işler olduğunu haber veriyor bize. İşte ölüm, ölüm korkusuyla tir tir yaşayalım diye değil hayatın gerçeğini anlamak ve unutmamak için sık sık hatırlanması gereken bir olgu. Ölümü böyle anlamak ve idrak etmek herkese nasip olmuyor. Peşinciliği seven, peşin bir gram lezzeti gelecek bin gram lezzete tercihe meyilli nefsimize söz anlatmak zor. Hele kabrin öte tarafı onun için çok uzak bir ihtimal. Ey gönlüm:
    Nasihat istersen ölüm yeter

    (Şeref Tan)

  • Fatih Mehmet
    Fatih Mehmet

    İstanbul'da büyük bir mezarlığın kapısında kocaman bir yazı vardır,
    gecede ışıklandırılmıştır aynen şöyle yazıyor;

    ' HER NEFİS ÖLÜMÜ TADACAKTIR '

    yorumu sizlere bırakıyorum...

  • Selami Türker
    Selami Türker

    Ölüm yok olma değil. Asıl vatanına gitmek için bir terhis teskeresidir.

  • Var Mısın?
    Var Mısın?

    Dünya-Ahiret Dengesi.../ Hayat ve Ölüm Sırrı

    İslam; hem dünya, hem de ahiret dinidir. Daha doğrusu; insanı, fani/geçici dünya hayatında ebedi/sonsuz ahiret hayatına hazırlayan en mükemmel ve tek dindir. Peygamber Efendimiz; 'Dünya, ahiretin tarlasıdır,'(Müslim, İman, II/ 322) buyurmuşlardır.
    Ahiretin ebedi güzelliklerini ancak bu dünyada kazanabileceğimize göre; dünya hayatımızı en verimli, en faydalı bir şekilde planlamak ve yaşamak zorundayız. Sevgili Peygamberimiz, bu meyanda; 'Sizin en hayırlınız; dünyası için ahiretini, ahireti için dünyasını terk etmeyen ve insanlara yük olmayandır,'(Binbir Hadis, M. Arif, hds.: 431, 1325, s.177): 'Himmet yönüyle insanların en yücesi; hem dünya hem de ahiret işine himmet gösteren mümindir,'(Enes b. Malik'ten) buyurmuştur.
    Yine; 'Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalış,'(Muhtâru'l-Ehadis, s.29) buyurmuşlardır.
    Dünya, ebedi kalmak için yaratılmış bir mekan değil; ebedi alemi kazanmak için yaratılmış bir imtihan meydanıdır. Nitekim Yüce Yaratıcı, bir ayette bu gerçeği şöyle beyan etmektedir:
    'O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı.'(el-Mülk, 2)

  • Var Mısın?
    Var Mısın?

    MÜJDE

    Öleceğiz; müjdeler olsun, müjdeler olsun!
    Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun

  • Ayhan
    Ayhan

    'Kimin tasası sadece ahiret olursa; dünya tasalarına Allah kifayet eder. Kim de dünya tasalarına kendini kaptırırsa; dünyanın hangi vadisinde helak olduğuna Allah aldırmayacaktır.'(Abdullah ibn Mesud'dan)
    'Allah'ım! Hayat, ancak ahiret hayatıdır.'(Buhari ve Müslim; Riyazü's-Salihin, Hds.: 462)

  • Ayhan
    Ayhan

    'Kimin arzusu ahiret olursa, Allah onun kalbine zenginliğinden koyar ve işlerini derli toplu kılar; artık dünya ona hakir gelmeye başlar. Kimin hedefi de dünya olursa, Allah, iki gözünün arasına (dünyanın) fakirliğini koyar; işlerini de darmadağınık eder. Netice olarak; dünyadan da eline, kendine takdir edilmiş olandan fazlası geçmez.'(Tirmizi, Kıyamet 31, Hds.: 2467)

  • Ayhan
    Ayhan

    Bir Müslüman, dünyanın bu karakteristik özelliğinin bilincinde olacak ve onu sadece kulluk için yaratan Yüce Rabbinin şu emrine göre tavrını belirleyecektir:
    'Allah'ın sana verdiği (bu servet) içinde ahiret yurdunu ara; dünyadan da nasibini unutma; Allah, sana nasıl iyilik ettiyse sen de öyle iyilik et.'(el-Kasas, 77)

  • Ayhan
    Ayhan

    'Bilin ki, dünya hayatı; bir oyun, eğlence, süs, kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışıdır. (Bu) tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider; sonra kurur; onu sapsarı görürsün; sonra çerçöp olur. Ahirette ise çetin bir azap, Allah'tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka birşey değildir.'(el-Hadid, 20)

  • Ayhan
    Ayhan

    'Dünya hayatı, sadece bir oyun ve eğlenceden başka birşey değildir. (Allah'ın azabından) korunanlar için elbette ahiret yurdu daha iyidir. Düşünmüyor musunuz? '(el- En'âm, 32)

  • Mehmet Demirbağ
    Mehmet Demirbağ

    ebedi hayata geçişi sağlayan kapı...

  • Yusuf Altındağ
    Yusuf Altındağ

    Ölüm denen kapıdan hepimiz geçeceğiz.ama bazıları yanıldıklarını farkedecekler

  • Yusuf Altındağ
    Yusuf Altındağ

    'Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber,
    Hiç güzel olmasaydı,ölürmüydü Peygamber.'

  • Yusuf Altındağ
    Yusuf Altındağ

    Dinle, kulağını ver de mezara!
    Ölüler evlattan yana çırpınır.
    Nesiller arası korkunç manzara;
    Domuz yavrulayan ana çırpınır.

  • Yusuf Altındağ
    Yusuf Altındağ

    Ölümü öldüren Rabbe secdeler olsun.

  • Towanda Towanda
    Towanda Towanda

    kısaca yeni bir baslangıc :))

  • Towanda Towanda
    Towanda Towanda

    Karanlıktaymışlar. İki embriyo, bir ana
    rahminde...
    her şeyden habersiz bekleşiyorlarmış, sudan bir
    beşiğin içinde...
    Sarılıp birbirlerine, karanlıkta uyumuşlar
    öylece...
    Haftalar geçmiş, ikizler gelişmiş.
    Elleri, ayakları belirginleşmiş.
    Gözleri çıktıkça meydana,
    ikisi de çevrede olup biteni fark etmiş...
    Ne rahat, ne güvenli bir dünyaymış bu...
    Sıcak, ıslak, sevgi dolu...
    'Öyle güzel bir dünyada yaşıyoruz ki' demişler,
    '...bize ne mutlu...'
    ***
    Gel zaman git zaman, çevreyi keşfe girişmişler.
    Bu karanlık dünyayı ve hayatın kaynağını
    deşmişler.
    Onları besleyip büyüten kordonu fark edince
    O kordonla kendilerini var eden Anne'lerine
    şükretmişler.
    Sonra başlamış bir varoluş tartışması:
    'Buraya nereden geldik, biz nasıl olduk' diye
    sormuş ikizler...
    'Annemiz' demiş biri, 'O bizi var etti, bize can
    verdi.'
    'Ne biliyorsun' diye itiraz etmiş öteki, 'Sen hiç
    Anneni görmedin ki...':
    'Belki de o sadece zihnimizdedir. Anne inancı
    bizi rahatlattığı için uydurduğumuz bir şeydir.'
    ***
    Süredursun ana rahmindeki tartışma, ikizler
    büyüyüp gelişmişler.
    Rahme sığmaz olup tekmeleşmişler.
    Artık parmakları ve kulakları varmış
    kerataların...
    Büyüdükçe anlamışlar ki, yolun sonu yakın...
    Gün gelecek, bu güzelim hayat bitecek;
    Karanlık bir yolculuk, onları bir başka diyara
    çekecek.
    ***
    '- Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz' diye
    fısıldamış ikizlerden biri efkarla...
    '- Ben gitmek istemiyorum' diye diretmiş öteki;
    'doyamadım ki daha hayata...'
    '- Ama mukadderat alnına yazılandır; dua et,
    belki doğumdan sonra hayat vardır.'
    Sormuş karamsar olan:
    '- Bir gün bize hayat veren kordon kesilecek.
    Ondan sonra başımıza neler gelecek? '
    Şiirle cevaplamış iyimser olan:
    'Birçok giden/ memnun ki yerinden/ çok seneler
    geçti/ dönen yok seferinden...'
    ***
    Ve günlerden bir gün, yer sarsılmış, duvarlar
    kasılmış.
    Dayanılmaz sancılarla ikizler beklenen günün
    geldiğini anlamış.
    Buruşuk kollarıyla birbirlerine son kez sarılıp
    vedalaşmışlar.
    Ve 'ömrümüz bitti' diye çığlık çığlığa
    ağlaşmışlar.
    Azrail sandıkları bir el kesmiş onları hayata
    bağlayan kordonu,
    Ağlaya ağlaya karanlık bir koridordan öbür hayata
    çıkmışlar

  • Gökçen Yoldaş
    Gökçen Yoldaş

    ölüm:ÖZGÜRLÜKTÜR! ! ! ! !

  • Yusuf Altındağ
    Yusuf Altındağ

    Allah'tan geldik ve tekrar ona döneceğiz.

  • Orkun Işık
    Orkun Işık

    -
    -
    -
    Ölüm; Kendi adıma korkmuyorum, Değer verdiklerim için korkuyorum, bensiz yapabilirlermi diye...

    Ölüm; Kendi açımdan Yaşamışlıklarımın KEFFARETİDİR...Yani: Yaşamın Kefareti Ölümdür...

    Ölüm: Yaşam ile Allah Katında bir nokta...

    Ölüm; randevu vermeyen davetsiz misafirimiz, onu ensemizde taşırız zamansız ve mekansızdır...

    Ölüm; her zaman 'Bu kadar Yeter Demeye Muktedir bir mevhum, 'Bu kadar yeter' cümlesi en güzel ona yakışır...


    :-))) ha ha ha...

  • Ahmet Peker
    Ahmet Peker

    zamanın olmadığı diyar acaba nasıl?
    kesiksiz bir an mıdır bundan sonraki fasıl?