ÖLÜM onları apansız yakalamadı Ülkemizin uçsuz bucaksız sıradağlarında ve ovalarında Kentlerin yoksul mahallerinde ve uğuldayan meydanlarında Kuşatmalar altında ve barikatlar arkasından Sömürüye zulme boyun eğmemenin onuruyla ÖLÜMün üstüne yürüdü onlar Tereddüt etmediler yok; ‘Biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik’ diyerek Türkülerle, marşlarla karşıladılar ÖLÜMü Özgür ve eşit bir gelecek için Canımızdan bir parça koparırcasına En iyilerimizi verdik toprağa Onlar, yaratılan devrimci değerlerin, Onurun, erdemin, inancın simgeleri olarak Yüreklerimizi dolduruyor, bilincimizi aydınlatıyor Bizi kopmaz bağlarla bağlıyor DEWRİME
İnançları ve görüşleri için ÖLÜMÜ bile göze alıp.. ÖLÜM oruçlarına yatanlar var ÖLÜM bile gözlerine gelmiyor... İşte Benimde ÖLÜM denildiğinde aklıma ÖLÜM ORUCUNDAKİLER ve Devrim için ÖLÜME GİDENLER geliyor.. YAŞASIN DEVRİM....
Ölüm bile geç kaldıktan sonra Bütün ilkleri sona bırakmanın belki de tam zamanı Ben her şey bir ırmaktır sanırdım Bunun için günlükler tutmaya kalktım Ve tarihleri karıştırdım nasıl da
Aldım şapkamı gidiyorum şimdi İniyorum kentin çekirdeğine kendime yeni dalgınlıklar buldum son günlerde Dev yapılar ufuk çizgisinin önünde birer parmaklık gibi Kırmaya kalksam çocuklar uyanacak Ben odama döneyim en iyisi
Öyleyse nice yağmur Niye bir kız saçı gibi sokaklarda Aynaya baksam kalbim görünür Aklımda gitgide büyüyen yara Bir ağacın en uzak dalı gibi sessizce çürür Ölüm, evet ölüm bile geç kaldıktan sonra
İster 10 ister 100 hiç farketmez o her zaman erkendir.Yaşar gideriz kırarız kalpleri ama o geldiğinde ne çare.Sonsuz gerçek.Bu zamana kadar binlerce kişi öldü binlerce anne,baba,çocuk.Her saniye ölmekte yinede o olmayacak gibi yaşamak.YÜZLEŞME.Asıl hayat.Günün birinde sanada gelecek!
buz gibi... siz hiç bi morg içinde beyaz kefene sarılı onlarca insanın ayaklarındaki etiketlere bakıp sevdiğinizi aradınız mı? ölüm; sonun başlangıcı, maddenin manasızlığı. orda herkes eşit... ister üstünde güller açsın,isterse adın yazan başucunda bi taşın olmasın.. yanında götürdüğün günahların ve sevapların
bakıyorumda herkes ölüm anında olacakları düshünüyor.birde ölümden sonrasını düshünse ya.ölümden hemen sonra insan düshledigi, olmak istedigi biri gibi dogacagına emin olsa ölüm nede ucuzlar bence.gel korkma ölümden.bunu yapmak ichinde yarına erteleme hich birsheyi.
İnsanların çoğunun hayatı öylesine sefil, öylesine önemsizdir ki, öldükleri zaman herhangi bir şey kaybettikleri söylenemez. Bu çeşit kimselerde, değerli bir nitelik taşıyan biricik yan, yani insanlığın genel özellikleri ise, onlar ölseler bile, öteki insanlarda var olmaya devam eder. Devamlılık, bireylerin değil, insanlığın bir özelliğidir. İnsana sonsuz bir hayat verilmiş olsaydı, durmadan yaşayacağı için, en sonunda karakterinin değişmezliği ve sınırlı zekasından ötürü, öyle bir yeksenaklık duygusuna kapılacak ve öyle tiksinecekti ki, sonunda hiçliği tercih etmek zorunda kalacaktı. Bireyin ruh ölümsüzlüğünü istemek, bir yanılgıyı sonsuz olarak tekrarlamayı istemekle birdir. Çünkü aslında her birey, özel bir yanılgı, zavallı bir şey ve varolmaması gereken bir varlıktır. Ve hayatın gerçek amacı, bizi bundan kurtarmaktır. Bunu açıkça gösteren şey, bir çok insanın, hatta bütün insanların, hayal ettikleri bir dünyada olsalar bile, mutluluğa ulaşamayacak bir biçimde yaratılmış olmasıdır. Hayal ettikleri bu dünya, düşkünlük ve acıdan sıyrılmış olsa, cansıkıntısının avucuna düşecekler ve can sıkıntısından kaçabildikleri ölçüde de düşkünlüğe, acılara, sıkıntılara yeniden yöneleceklerdir. Demek ki, insanı daha iyi bir duruma ulaştırmak için, onu daha iyi bir dünyanın içine yerleştirmek yetmez; asıl yapılması gereken iş, onu tepeden tırnağa değiştirmek ve o ana kadar ne ise, artık öyle olmamasını sağlamaktır.
Bütün hayat etkinliklerinin sona ermesi, bu etkinliği sürdüren gücün bir yük altında kurtuluşu gibi görünüyor. Ölülerin yüzlerinde görülen o yumuşak durulmuşluk, belki de bunu dile getirmektedir.
(...)
Köpeğinize bakın: ne kadar uysal, ne kadar uslu değil mi? Bu köpek, yeryüzüne gelene kadar, binlerce köpeğin ölüp gitmesi gerekti. Ama bu binlerce köpeğin ölümü, köpek İdea'sına hiç dokunmadı bile. Bu İdea, onların ölümleri ile kararmadı. Köpeğinizin, sanki bugün dünyaya gelmiş gibi canlı ve diri olması ve hiçbir zaman ölüp gitmeyecek gibi görünmesi bundan ötürüdür. Onun gözlerinde, varlığında taşıdığı ölümsüz ilke yani archeus pırıldamaktadır.
Peki binlerce yıl içinde ölüm neyi ortadan kaldırdı? Ölüm köpeği ortadan kaldırmadı. Çünkü köpek, işte şurada gözlerinizin önünde ve kılına bile dokunulmamış halde duruyor. Ölümün yokettiği şey, bilincimizin güçsüzlüğünün, ancak zaman içinde algılayabildiği biçimi ve gölgesidir onun.
(...)
Hayatın kısa rüyasına karşılık, sınırsız zamanın gecesi ne kadar uzun!
ölüm sonun başlangıcıdır
sadece ölmek....! varolmanın ötesinde yokuluşla yeniden başlamak....! çürüyüşten kurtulmak,bu dünyadan kurtulmak....! sadece ölmek.....!
hazırsan cennettir, değilsen cehennem, hazır ol heran, ölümün şakası yok
herkesin istemeye hakkı vardır (sadece kendisi için) ..
Otobüse bindiğiniz an.
ÖLÜM onları apansız yakalamadı Ülkemizin uçsuz bucaksız sıradağlarında ve ovalarında Kentlerin yoksul mahallerinde ve uğuldayan meydanlarında Kuşatmalar altında ve barikatlar arkasından Sömürüye zulme boyun eğmemenin onuruyla ÖLÜMün üstüne yürüdü onlar Tereddüt etmediler yok; ‘Biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik’ diyerek Türkülerle, marşlarla karşıladılar ÖLÜMü Özgür ve eşit bir gelecek için Canımızdan bir parça koparırcasına En iyilerimizi verdik toprağa Onlar, yaratılan devrimci değerlerin, Onurun, erdemin, inancın simgeleri olarak Yüreklerimizi dolduruyor, bilincimizi aydınlatıyor Bizi kopmaz bağlarla bağlıyor DEWRİME
İnançları ve görüşleri için ÖLÜMÜ bile göze alıp.. ÖLÜM oruçlarına yatanlar var ÖLÜM bile gözlerine gelmiyor... İşte Benimde ÖLÜM denildiğinde aklıma ÖLÜM ORUCUNDAKİLER ve Devrim için ÖLÜME GİDENLER geliyor.. YAŞASIN DEVRİM....
hiç bir önemi yok,
neden mi?
...
Bence bu yalancı dünyadan kurtulmak.
korku
şu an çok istiyorummmmmm
ön SiraLarrdan aLindiii CENNETe biLetimm! öLebiLmek kurdugum en buyuk hayaLim..
ÖLÜM BİLE
Ölüm bile geç kaldıktan sonra
Bütün ilkleri sona bırakmanın belki de tam zamanı
Ben her şey bir ırmaktır sanırdım
Bunun için günlükler tutmaya kalktım
Ve tarihleri karıştırdım nasıl da
Aldım şapkamı gidiyorum şimdi
İniyorum kentin çekirdeğine
kendime yeni dalgınlıklar buldum son günlerde
Dev yapılar ufuk çizgisinin önünde birer parmaklık gibi
Kırmaya kalksam çocuklar uyanacak
Ben odama döneyim en iyisi
Öyleyse nice yağmur
Niye bir kız saçı gibi sokaklarda
Aynaya baksam kalbim görünür
Aklımda gitgide büyüyen yara
Bir ağacın en uzak dalı gibi sessizce çürür
Ölüm, evet ölüm bile geç kaldıktan sonra
öldümde almaya gelen yok...sendemi terkettin beni azrail...
ölümü hatırlatırdı her siyah bana gözlerini görmeden önce....
Belkide yaşamanın en güzel yanı budur...
ölüm çıkar karşıma..
yine sen derim...
ardı ardası kesilmeyen soruların cevabı.
İster 10 ister 100 hiç farketmez o her zaman erkendir.Yaşar gideriz kırarız kalpleri ama o geldiğinde ne çare.Sonsuz gerçek.Bu zamana kadar binlerce kişi öldü binlerce anne,baba,çocuk.Her saniye ölmekte yinede o olmayacak gibi yaşamak.YÜZLEŞME.Asıl hayat.Günün birinde sanada gelecek!
ölüm, kurtuluşa erme.. vuslat.. Huzura çıkmaya, dost meclislerinde sohbet etmeye yüzüm olsa dünyada kalmak istemem..
dağda tek başına kayıp düşerken onun ılıklığını almak da güsel...
buz gibi...
siz hiç bi morg içinde beyaz kefene sarılı onlarca insanın ayaklarındaki etiketlere bakıp sevdiğinizi aradınız mı?
ölüm; sonun başlangıcı,
maddenin manasızlığı.
orda herkes eşit...
ister üstünde güller açsın,isterse adın yazan başucunda bi taşın olmasın..
yanında götürdüğün günahların ve sevapların
büyük oyunun son perdesi....
Sonsuzluk,yokoluş.
ölüm olmasa yaşamanın ne anlamı var...
bakıyorumda herkes ölüm anında olacakları düshünüyor.birde ölümden sonrasını düshünse ya.ölümden hemen sonra insan düshledigi, olmak istedigi biri gibi dogacagına emin olsa ölüm nede ucuzlar bence.gel korkma ölümden.bunu yapmak ichinde yarına erteleme hich birsheyi.
İtiraf
Bir kedinin yatağa sıçramasını
bekler gibi
beklerken
ölümü
karım için çok
üzülüyorum
sertleşmiş
solgun
bedenimi
görecek
bir kez, belki de
iki kez sarsacak:
'Hank! '
cevap vermeyecek
Hank.
ölüm değil beni
endişelendiren, bu hiçlik
yığını ile kalacak olan
karım.
ama birlikte uyuduğumuz
bütün o gecelerin
hatta yararsız tartışmaların
bile
harikulade şeyler
olduğunu bilmesini istiyorum
ve bu güne kadar
söyleyemediğim
o zor sözcükler
artık söylenebilir:
seni
seviyorum.
Charles Bukowski
İlk aklıma getirdiği kavram 'çaresizlik'
ölüm herkese gelir ancak herkes gerçekten yaşamış sayılmaz
Oyunun bitip perdenin kapandığı an...
ÖLÜM ÜZERİNE
İnsanların çoğunun hayatı öylesine sefil, öylesine önemsizdir
ki, öldükleri zaman herhangi bir şey kaybettikleri söylenemez.
Bu çeşit kimselerde, değerli bir nitelik taşıyan biricik yan,
yani insanlığın genel özellikleri ise, onlar ölseler bile,
öteki insanlarda var olmaya devam eder. Devamlılık, bireylerin
değil, insanlığın bir özelliğidir. İnsana sonsuz bir hayat
verilmiş olsaydı, durmadan yaşayacağı için, en sonunda
karakterinin değişmezliği ve sınırlı zekasından ötürü, öyle
bir yeksenaklık duygusuna kapılacak ve öyle tiksinecekti ki,
sonunda hiçliği tercih etmek zorunda kalacaktı. Bireyin ruh
ölümsüzlüğünü istemek, bir yanılgıyı sonsuz olarak tekrarlamayı
istemekle birdir. Çünkü aslında her birey, özel bir yanılgı,
zavallı bir şey ve varolmaması gereken bir varlıktır. Ve
hayatın gerçek amacı, bizi bundan kurtarmaktır. Bunu açıkça
gösteren şey, bir çok insanın, hatta bütün insanların, hayal
ettikleri bir dünyada olsalar bile, mutluluğa ulaşamayacak bir
biçimde yaratılmış olmasıdır. Hayal ettikleri bu dünya,
düşkünlük ve acıdan sıyrılmış olsa, cansıkıntısının avucuna
düşecekler ve can sıkıntısından kaçabildikleri ölçüde de
düşkünlüğe, acılara, sıkıntılara yeniden yöneleceklerdir. Demek
ki, insanı daha iyi bir duruma ulaştırmak için, onu daha iyi
bir dünyanın içine yerleştirmek yetmez; asıl yapılması gereken
iş, onu tepeden tırnağa değiştirmek ve o ana kadar ne ise, artık
öyle olmamasını sağlamaktır.
Bütün hayat etkinliklerinin sona ermesi, bu etkinliği sürdüren
gücün bir yük altında kurtuluşu gibi görünüyor. Ölülerin
yüzlerinde görülen o yumuşak durulmuşluk, belki de bunu dile
getirmektedir.
(...)
Köpeğinize bakın: ne kadar uysal, ne kadar uslu değil mi? Bu
köpek, yeryüzüne gelene kadar, binlerce köpeğin ölüp gitmesi
gerekti. Ama bu binlerce köpeğin ölümü, köpek İdea'sına hiç
dokunmadı bile. Bu İdea, onların ölümleri ile kararmadı.
Köpeğinizin, sanki bugün dünyaya gelmiş gibi canlı ve diri
olması ve hiçbir zaman ölüp gitmeyecek gibi görünmesi bundan
ötürüdür. Onun gözlerinde, varlığında taşıdığı ölümsüz ilke
yani archeus pırıldamaktadır.
Peki binlerce yıl içinde ölüm neyi ortadan kaldırdı? Ölüm köpeği
ortadan kaldırmadı. Çünkü köpek, işte şurada gözlerinizin önünde
ve kılına bile dokunulmamış halde duruyor. Ölümün yokettiği şey,
bilincimizin güçsüzlüğünün, ancak zaman içinde algılayabildiği
biçimi ve gölgesidir onun.
(...)
Hayatın kısa rüyasına karşılık, sınırsız zamanın gecesi ne kadar
uzun!
Arthur Schopenhauer