... benim yeğenler küçükken bir pijama partisi organize etmiştim onlar için. salonun ortasına kurduğum büyük bir çadır. çevresinde yanıp sönen peri led ışıklar. ilerleyen saatlerde altı çocuğun kahkahalarla patlatacağı onlarca balon. sevecekleri türden kurabiyeler, kekler. film seansı sırasında aksamadan servis edilen patlamış mısırlar. evi gürültülü bir neşeyle dolduran yastık savaşları. ve en nihâyetinde yorgun bedenlerini çadırın içindeki kocaman yatağa teslim ettiklerinde çadırın önünde oturup onlara okuduğum bir masalla biten bir gece. diğer gün onları evlerine uğurladığımda içlerinden biri "hala" dedi, "bir dahakine çadırın içine salıncak kurar mısın?"
ben cümleyi yıllarca verdikçe hep daha fazlasını isteyen tatminsiz insan huyunun bir çocuktaki hâli olarak okudum. oysa hayır, öyle değilmiş. bugün dank etti.
benim yapabilme gücüme inanmış o.
şimdi ansızın gelen bu farkedişle ne yapacağımı da bilmiyorum ki..
fonda ahmet kaya:
"hep sonradan gelir aklım başıma hep sonradan sonradan"
Bakış açısı her şeydir... Gerektiğinden kibar ol, Tanıdığın herkes kendi savaşını yaşamakta zaten! Basit yaşa, Cömertçe sev, Yürekten düşün sevdiklerini, Hayat, fırtınanın geçmesini beklemek değildir ki! Yağmurda dans etmesini becerebilmektir!..
Leyla'nın sokağındaki köpeğin gözlerinden öper Mecnun. Psikologlara göre, bu bir davranış bozukluğudur. Edebiyatçılar ise, bu davranışın önünde saygıyla eğilir.
Senin yüreğin güzel olursa, sözün de güzel olur, yolunda güzel olur,sonun da güzel olur. Kötüler mi? Boşver onları sen, herkes hakettiğini elbet bir gün bulur..
sevmeden önce düşünürsünüz siz: insanlar ne der,yaşı yaşıma uygun mu,ailesi karşı çıkar mı, bizimkiler onay verir mi diye,
canınız ölmek ister,ölmeden önce düşünürsünüz: geride bıraktıklarımın canı yanar,intihar günah ama diye,
hiç içmediğiniz kadar içmek,geçici bir sarhoşluğun çalkantılı sularında sanrılarla dolu bir boğulma anını istersiniz ama ne büyük lanettir ki bu yine düşünürsünüz: içmek haram ama
değişmek istersiniz,düşünürsünüz; zamana uymak istersiniz,düşünürsünüz.... hasılı hep düşünürsünüz..
Düşünmek tartmaktır,düşünmek caymaya eğilimli olmaktır. O yüzden ben düşünmem...severim,ölürüm,içerim... bilirim ki düşünürsem vaz geçerim.
'Aşk' kelimesi, Arapça 'âşekâ' kelimesinden gelir. Aşekâ, bir ağacı saran,besinini ağaçtan alan ve zaman içinde ağacı kurutarak öldüren sarmaşığa denir.
üç tane ama fil e merak salmışlar aralarında konuşuyorlar neye benziyor aca diye bunları almışlar fil in yanına götürmüşler. misalye bu.kimi filin bacağını tutmuş kimi kulağını kimide karnını, kuyruğunu hortumunu sonra bunlar kendi aralarında tutuşmuşlar inada kimi diyormuşki fil aynı bi sütuna benziyor kulağını tutan aynı bırandaya benziyor hortumunu tutan olurmu öyle şey fil hortum gibi bişey velasıl herkez kendi zannınca bilmiş fili. ama bu körler için gören bi göz tüm gözlerde bakar gerçeğe.
... benim yeğenler küçükken
bir pijama partisi organize etmiştim onlar için.
salonun ortasına kurduğum büyük bir çadır.
çevresinde yanıp sönen peri led ışıklar.
ilerleyen saatlerde altı çocuğun kahkahalarla patlatacağı onlarca balon.
sevecekleri türden kurabiyeler, kekler.
film seansı sırasında aksamadan servis edilen patlamış mısırlar.
evi gürültülü bir neşeyle dolduran yastık savaşları.
ve en nihâyetinde yorgun bedenlerini çadırın içindeki kocaman yatağa teslim ettiklerinde
çadırın önünde oturup onlara okuduğum bir masalla
biten bir gece.
diğer gün onları evlerine uğurladığımda
içlerinden biri
"hala" dedi,
"bir dahakine çadırın içine salıncak kurar mısın?"
ben cümleyi yıllarca
verdikçe hep daha fazlasını isteyen tatminsiz insan huyunun bir çocuktaki hâli olarak okudum.
oysa hayır, öyle değilmiş.
bugün dank etti.
benim yapabilme gücüme inanmış o.
şimdi ansızın gelen bu farkedişle
ne yapacağımı da bilmiyorum ki..
fonda ahmet kaya:
"hep sonradan gelir aklım başıma
hep sonradan sonradan"
üüfff bu gülün ne çok dikeni var..
ya da
dikenli bu çubuk ( dal) üzerinde ne hoş bir gül..
Bakış açısı her şeydir...
Gerektiğinden kibar ol,
Tanıdığın herkes kendi savaşını yaşamakta zaten!
Basit yaşa,
Cömertçe sev,
Yürekten düşün sevdiklerini,
Hayat, fırtınanın geçmesini beklemek değildir ki!
Yağmurda dans etmesini becerebilmektir!..
Leyla'nın sokağındaki köpeğin gözlerinden öper Mecnun.
Psikologlara göre, bu bir davranış bozukluğudur.
Edebiyatçılar ise, bu davranışın önünde saygıyla eğilir.
- Alıntı -
Senin yüreğin güzel olursa, sözün de güzel olur,
yolunda güzel olur,sonun da güzel olur.
Kötüler mi?
Boşver onları sen, herkes hakettiğini elbet bir gün bulur..
'Kimselerin günahı olmamalı.
İmtihanı da.
Olacaksa, sabahın al yalazında edilen duası olmalı.
İçin için fısıldanan.'
sevmeden önce düşünürsünüz siz:
insanlar ne der,yaşı yaşıma uygun mu,ailesi karşı çıkar mı,
bizimkiler onay verir mi diye,
canınız ölmek ister,ölmeden önce düşünürsünüz:
geride bıraktıklarımın canı yanar,intihar günah ama diye,
hiç içmediğiniz kadar içmek,geçici bir sarhoşluğun çalkantılı sularında sanrılarla dolu bir boğulma anını istersiniz ama ne büyük lanettir ki bu yine düşünürsünüz:
içmek haram ama
değişmek istersiniz,düşünürsünüz;
zamana uymak istersiniz,düşünürsünüz....
hasılı hep düşünürsünüz..
Düşünmek tartmaktır,düşünmek caymaya eğilimli olmaktır.
O yüzden ben düşünmem...severim,ölürüm,içerim...
bilirim ki düşünürsem vaz geçerim.
Önceleri başka bir kadın tarafından mutsuz edilmiş bir erkeği yeniden mutlu edebilen bir kadın cennetliktir. Çünkü mutsuz erkekler çok çirkindirler...
Oğuz Bal
'Aşk' kelimesi, Arapça 'âşekâ' kelimesinden gelir. Aşekâ, bir ağacı saran,besinini ağaçtan alan ve zaman içinde ağacı kurutarak öldüren sarmaşığa denir.
üç tane ama fil e merak salmışlar aralarında konuşuyorlar neye benziyor aca diye bunları almışlar fil in yanına götürmüşler. misalye bu.kimi filin bacağını tutmuş kimi kulağını kimide karnını, kuyruğunu hortumunu sonra bunlar kendi aralarında tutuşmuşlar inada kimi diyormuşki fil aynı bi sütuna benziyor kulağını tutan aynı bırandaya benziyor hortumunu tutan olurmu öyle şey fil hortum gibi bişey velasıl herkez kendi zannınca bilmiş fili. ama bu körler için gören bi göz tüm gözlerde bakar gerçeğe.