Zamanın çarkı altında ezilmiş yorgun ervâhız,
Bu asrın çölleşen kalbinde feryat eyleyen âhız.
Kararmış ufkumuz bekler doğan bir feyz-i envârı,
Diriltsin kuruyan kalbi bu nûrun ebr-i îsârı.
Bütün mahlûk durup kalmış, nefesler tutulur bir an;
Kavuşmak bezmine ermiş semâda kehkeşân.
Cihân birden sevinç buldu o pâk mevlid sedâsıyla,
Yıkandı cümle âlemler vüsûlün nev-bahârıyla.
Yıkıldı Kisrâ’nın tahtı, kurudu Sâve’nin gölü,
Sönüp gitti Mecûs nârı, bahâr buldu cihân çölü.
Gözüm asrın kiriyle kör, ararken fıtrat ol ânı;
Tükenmiş seslerin ardından özler cân o dermanı.
Yabancılaştı vicdanlar bu sahte mülkün rengine,
Sığınmak isteriz her an o gül kokan âhengine.
Salât olsun, selâm olsun iki cihânın Sultânı’na,
Salât olsun, selâm olsun Hâtemü’l-Enbiyâ’ya.
Kayıt Tarihi : 24.08.2026 12:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım, Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım, Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım, Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım, Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım, Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım, Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım, Senin için görülen bir düş de ben olsaydım, Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım, Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım, Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım, Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın, Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım... Nurullah Genç




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!