** Her korkaklığı bir hainliğe bağlamak ön yargılı bir davranış olmaz mı? ** Ayrıca bazı korkuların kaynağı sağlık sorunlarından dolayı hayata yansır? ** Bir çok psikolojik rahatsızlıklar ürkek ve korkaklığı tetikler? ** Her Erkeğin fiziksel ve ruhsal yapısı Asker olmaya uygun olmayabilir? ** Benim tanıdığım oldukça zayıf, çelimsiz, ürkek ve çekingen yüzlerce yürekli, dürüst ve şerefli bir Vatan sever vatandaş vardır...SAYGIYLA
"Bir erkeğin, özellikle de bir askerin korkak olması demek, adeta uygarlıktan yoksun olmasıyla aynıdır. Çünkü bu adam vatansızdır." demektir. Böyleleri korkaklık suçuyla cezalandırılırlar.
1929 yılında Atatürk, Yalova kaplıcalarına giderken yolda sığır güden küçük bir çocukla karşılaşır. Çocuğun adı Mustafa’dır.
Atatürk, küçük adaşıyla sohbete başlar ve ona sorular sorar. Çocuk, Atatürk’ün kim olduğunu bilmeden ona büyük bir özgüven ve zeka ile cevaplar verir.
Atatürk ona, “Sen okuma yazma bilir misin?” diye sorar. Çocuk, “Bilmem ama öğrenmek isterim,” der. Atatürk, çocuğun bu azminden ve pratik zekasından çok etkilenir. Yanındakilere dönerek, “İşte Türk köylüsü böyle yüksek zekadadır,” der.
Atatürk, Mustafa’yı İstanbul’a getirtir, bakımını üstlenir ve okutur. Sığırtmaç Mustafa, daha sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nde başarılı bir subay (Binbaşı) olarak görev yapar.
Bu anı, Atatürk’ün sadece bir lider değil, aynı zamanda fırsat eşitliğine inanan bir eğitim gönüllüsü olduğunu kanıtlar.
Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.
Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmadan hemen önce, İstanbul’daki son temaslarında Vahdettin’e dair sarf ettiği ileri sürülen o tarihi sözler, aslında bir yol ayrımının ve derin bir hayal kırıklığının ifadesidir. Paşa, memleketin işgal altında can çekiştiği o karanlık günlerde, Padişah’ın vatanın kurtuluşu yerine şahsi ikbalini ve saltanatını önceleyen teslimiyetçi tavrını bizzat görmüştü. Vahdettin’in kendi geleceğini kurtarma telaşına düşmesi ve ulusal bir direnişe inancını yitirmiş olması, Paşa’da büyük bir öfke uyandırmıştı.
Bu tarihsel kırılma anını ve Paşa'nın hissiyatını günümüze taşıyan en önemli kaynak, o dönem Atatürk’ün en yakınında bulunan isimlerden Mazhar Müfit Kansu’dur. Kansu, tarihe ışık tutan "Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber" adlı anı kitabında, Paşa’nın Padişah’ın bu bencilliği karşısındaki isyanını şu tarihi cümlelerle aktarır:
"Çok kötü, çok alçak bir adam. Memleket mahvoluyor o ise yalnızca kendisini düşünüyor! Ee yakında görüşeceğiz..."
Atatürk bazı kereler çalışırken okuduğu tefsirlerin çok tesirinde kalırdı ve de “Hey büyük Allahım... Kuran’a inanmayan kafirdir, bize nasıl yol gösteriyor? Bunları tüm dünyaya okutmalıyız” diye de söylenirdi. Sonra o an yanındaki bizlere, “Okurken ruhum coşuyor, size de oluyor mu?” diye de sorardı, ama o anlarda gözleri hafifçe dalar ve kızarırdı. Neticede Kuran Türkçe yazılarak okunmaya, bu çalışmalar sonucu başlatılmıştır. Dini tarihimizi ve bilhassa peygamberimizi, savaşlarını, tarih kitaplarından çokça okur ve hayranlığını sıkça dile getirirdi, hele hele Bedir savaşını hep hayranlıkla anlatırdı. “en büyük bir zaferdir” derdi. Yavuz Sultan Selim ve Timurlenk de hayran olduğu padişah ve komutanlardı, ama en çok takdir ettiği kişiyse Hz. Muhammet (S.A.V.)idi. “O yoklukta ve mahrumiyette, o cehalette, yoktan var ederek bir devlet kurmak kolay iş değildir, ama Hz. Muhammet (S.A.V.) o zoru başarmıştır” der ve takdir hislerini çokça zaman arkadaşlarına anlatırdı. Hatta zaman zaman TBMM de de dile getirdiğine de şahit olmuşumdur. Bu mu Allahına, kitabına inanmayan Atatürk? Günahtır, ayıptır, yazıktır.
Beşeriyetin taş devirlerini bir kenara bırakalım. Maden devirlerinden, muhtelif madenlerden, kemiklerden yapılan eserler, her nevi aletler ve süs eşyası idi. Çamurdan tuğla, çanak çömlek ilk insanların yaptığı eserlerdendir. Hayvanları ehlileştirmek, onlardan muhtelif suretlerle istifade etmek, hayvanları sürüler halinde bulundurmak, insanların ilk yaptıkları işlerdendir. Ziraat da böyledir. Bundan başka insanlar bulundukları mıntıkaya göre kerpiçten, tuğladan veya taştan binalar da yaptılar. Kanallar açarak bataklıkları kurutmak, muhtelif tarzda sulama usulleri de insanların ilk buldukları şeylerdendir. Güneşi ve yıldızları müşahade sayesinde takvimin esasını koyan, tabiatın en büyük kuvvet olduğunu keşfeden binlerce sene önce yaşamış eski insanlardır. Gemi inşa ederek denizlerde dolaşmak kabiliyetini de gösteren, ticaret etmesini öğrenen bu insanlardır. İlk demokrasi esasına müstenit cemiyet ve devlet müesseseleri vücuda getiren de onlardır. Bütün bu saydıklarımız dünyada ve beşeriyette ilk medeni eserlerdir. Bu medeni eserleri barındıran dünyada ve beşeriyette ilk yapmış ve yaymış olan insanlar Türk ırkındandır.
Ergün Sarı, Atatürk'le Konuşmalar, İstanbul 1981, s. 184
"Bizim kuşağın gençlik yıllarına Osmanlılık telkin ve etkileri hâkimdi. İmparatorluk halkını meydana getiren Türk’ten başka uluslara, bu arada yanlış bir din anlayışıyla Arap’lara, sarayın, ordu ve devlet ileri gelenleri arasında bulunan ırkdaşlarının etkisiyle Arnavut’lara özel bir değer veriliyor, onlardan söz edilirken “kavm-i necib” deyimi ile sıfatlandırılarak bu duygunun belirtilmesine çalışılıyor, memleketin sahibi ve devletin kurucusu olan biz Türk’ler, ikinci plânda gelen önemsiz halk yığınları sayılıyordu.
Şair Mehmet Emin Yurdakul’un, ilk defa Manastır Askerî İdadisi’nde öğrenci iken okuduğum “Ben bir Türk’üm, dinim, cinsim uludur” mısraıyla başlayan şiirinde, bana ulusal benliğimin gururunu tattıran ilk anlatımı bulmuştum. Fakat ben asıl bunu, orduya katıldığım ilk günlerde, bir Anadolu çocuğunun gözyaşlarında gördüm ve kuvvetle duydum. Ondan sonra Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağım oldu. Kendimi hiçbir zaman Osmanlılığın telkin ettiği başka ulusları öven ve Türklüğü aşağı gören eksiklik duygusuna kaptırmadım.
Artık bu yanlış görüşe son vermek, Türklüğümüzü bütün soyluluğu ile tanımak ve tanıtmak gerekmektedir” dedim ve o andan beri inandığım bu gerçeğe bütün Türklerin inanmasını, bununla övünüp kendine güvenmesini ülkü bildim."
Efendiler ! Biz bağımsızlığımızı güven altında bulundurabilmek için toptan, milletçe bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı savaşmayı uygun gören insanlarız.
M. Kemal Atatürk
Bir millet yalnız kendi gücüne dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlayamazsa şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz.
Türk çocukları biliyor ve bilmelidir ki onlar 400 çadırlı bir aşiretten değil, on binlerce yıllık medeni ve yüksek bir ırktan gelen yüksek kabiliyetli bir millettir.
M. Kemâl Atatürk
Arkadaşlar, ben namuslu bir askerim. Benimle arkadaş olmak isteyen kişilerin de namuslu olması lâzımdır.
M. Kemâl Atatürk
CHP'nin sonuna kadar benim partim olarak kalacağını nereden bileyim?
M. Kemâl Atatürk
Sen hiç sevildin mi? Bundaki zevk hiçbir şeyde yok. Hele âşığın Türk milleti olursa.
M. Kemâl Atatürk
Eskiden bunun bin mislini gizli gizli içerek türlü fesatlıklar yapan ikiyüzlü sahtekârlar vardı. Ben sahtekâr değilim. Milletimin yükselişi şerefine içiyorum.
M. Kemâl Atatürk
Her kahraman Türk erkeği, kahraman bir Türk kadınının oğlu olduğunu bilir.
M. Kemâl Atatürk
Hayatımda yaptığım hatalardan biri de evlenmektir. İşte görüyorsunuz... Ordular yönettim, Meclisler yönettim, savaşlar yaptım, kazandım ama bir kadını yönetemiyorum.
M. Kemâl Atatürk
Ben kalpleri kırarak değil, kalpleri kazanarak hükmetmek isterim.
M. Kemâl Atatürk
Ben bir defa söz verdikten sonra ondan şüphe etmeye kimsenin hakkı yoktur.
Ben isteseydim derhal askeri bir diktatörlük kurar ve memleketi öyle yönetmeye kalkışırdım. Fakat ben istedim ki milletim için çağdaş bir devlet kurayım ve onu yaptım.
M. Kemâl Atatürk
Ben çocukken fakirdim. Elime iki kuruş geçse bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydı, bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım.
M. Kemal Atatürk
Dünyada hiçbir milletin kadını "Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar gayret gösterdim" diyemez.
Türk milletimiz eski ve şerefli bir millettir. M. Kemâl Atatürk
Güzellik değildir. Tanrı'nın verdiği zekâyla kutsanmış olmayan bir kadınla hiçbir zaman ilgilenmedm. M. Kemâl Atatürk
Aşk tutkusu evrendeki en büyük cesaret verici güçtür. Aksi takdirde yaşamayı sürdüremezdim. Sevilmek sevmekten daha önemlidir. M. Kemâl Atatürk
Türkiye kimseyi taklit etmeye çalışmıyor. Yalnızca maymunlar taklit eder. Biz kendi ırki yeteneklerimizi geliştiriyoruz. M. Kemâl Atatürk
Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kaste ve fiile dayanan taassupkâr hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.
ATATÜRK VE SİLAH ARKADAŞLARI VARLIĞIMIZI BORÇLU OLDUĞUM YEGANE KURTARICILARDIR ONLARI VE TÜM ŞEHİTLERİMİZİ RAHMETLE VE MİNNETLE YADEDİYORUM SELAM VE SAYGILARIMLA
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
'Ey millet! Allah birdir. Şanı büyüktür. Allah'ın selameti, sevgisi ve hayrı üzerinize olsun. Peygamber Efendimiz hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri duyurmaya memur ve elçi olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki, Kur'andaki anlamı açık olan ayetlerdir. insanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor.'
Bizim dinimiz, milletimize değersiz, miskin ve aşağı olmayı tavsiye etmez. Aksine Allah da Peygamber de insanların ve milletlerin değer ve şerefini korumalarını emrediyor. »
Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah? ın emrettiği şey, Müslüman erkeğin ve Müslüman kadının beraber olarak bilim ve bilgi kazanmasıdır? » M.KEMAL ATATÜRK
Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.
● Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. ● Ne mutlu Türküm diyene! ● Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar. ● Arkadaşlar! Devrimimiz Türkiye'nin yüzyıllar için mutluluğunu üstlenmiştir. Bize düşen onu kavrayarak ve takdir ederek çalışmaktır. ● Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar. ● Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın ● Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim. ● Tarih bir milletin kanını, varlığını hiçbir zaman inkar edemez . ATAM ne güzel sözler söylemiş ne mutlu anlayana ve yaşatana! ! ! !
** Her korkaklığı bir hainliğe bağlamak ön yargılı bir davranış olmaz mı?
** Ayrıca bazı korkuların kaynağı sağlık sorunlarından dolayı hayata yansır?
** Bir çok psikolojik rahatsızlıklar ürkek ve korkaklığı tetikler?
** Her Erkeğin fiziksel ve ruhsal yapısı Asker olmaya uygun olmayabilir?
** Benim tanıdığım oldukça zayıf, çelimsiz, ürkek ve çekingen yüzlerce
yürekli, dürüst ve şerefli bir Vatan sever vatandaş vardır...SAYGIYLA
"Bir erkeğin, özellikle de bir askerin korkak olması demek, adeta uygarlıktan yoksun olmasıyla aynıdır. Çünkü bu adam vatansızdır." demektir. Böyleleri korkaklık suçuyla cezalandırılırlar.
M. Kemâl Atatürk
Türk köylüsü yüksek zekâlıdır.
M.Kemâl Atatürk
1929 yılında Atatürk, Yalova kaplıcalarına giderken yolda sığır güden küçük bir çocukla karşılaşır. Çocuğun adı Mustafa’dır.
Atatürk, küçük adaşıyla sohbete başlar ve ona sorular sorar. Çocuk, Atatürk’ün kim olduğunu bilmeden ona büyük bir özgüven ve zeka ile cevaplar verir.
Atatürk ona, “Sen okuma yazma bilir misin?” diye sorar. Çocuk, “Bilmem ama öğrenmek isterim,” der. Atatürk, çocuğun bu azminden ve pratik zekasından çok etkilenir. Yanındakilere dönerek, “İşte Türk köylüsü böyle yüksek zekadadır,” der.
Atatürk, Mustafa’yı İstanbul’a getirtir, bakımını üstlenir ve okutur. Sığırtmaç Mustafa, daha sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nde başarılı bir subay (Binbaşı) olarak görev yapar.
Bu anı, Atatürk’ün sadece bir lider değil, aynı zamanda fırsat eşitliğine inanan bir eğitim gönüllüsü olduğunu kanıtlar.
Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.
Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmadan hemen önce, İstanbul’daki son temaslarında Vahdettin’e dair sarf ettiği ileri sürülen o tarihi sözler, aslında bir yol ayrımının ve derin bir hayal kırıklığının ifadesidir. Paşa, memleketin işgal altında can çekiştiği o karanlık günlerde, Padişah’ın vatanın kurtuluşu yerine şahsi ikbalini ve saltanatını önceleyen teslimiyetçi tavrını bizzat görmüştü. Vahdettin’in kendi geleceğini kurtarma telaşına düşmesi ve ulusal bir direnişe inancını yitirmiş olması, Paşa’da büyük bir öfke uyandırmıştı.
Bu tarihsel kırılma anını ve Paşa'nın hissiyatını günümüze taşıyan en önemli kaynak, o dönem Atatürk’ün en yakınında bulunan isimlerden Mazhar Müfit Kansu’dur. Kansu, tarihe ışık tutan "Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber" adlı anı kitabında, Paşa’nın Padişah’ın bu bencilliği karşısındaki isyanını şu tarihi cümlelerle aktarır:
"Çok kötü, çok alçak bir adam. Memleket mahvoluyor o ise yalnızca kendisini düşünüyor! Ee yakında görüşeceğiz..."
Atatürk bazı kereler çalışırken okuduğu tefsirlerin çok tesirinde kalırdı ve de “Hey büyük Allahım... Kuran’a inanmayan kafirdir, bize nasıl yol gösteriyor? Bunları tüm dünyaya okutmalıyız” diye de söylenirdi. Sonra o an yanındaki bizlere, “Okurken ruhum coşuyor, size de oluyor mu?” diye de sorardı, ama o anlarda gözleri hafifçe dalar ve kızarırdı.
Neticede Kuran Türkçe yazılarak okunmaya, bu çalışmalar sonucu başlatılmıştır. Dini tarihimizi ve bilhassa peygamberimizi, savaşlarını, tarih kitaplarından çokça okur ve hayranlığını sıkça dile getirirdi, hele hele Bedir savaşını hep hayranlıkla anlatırdı. “en büyük bir zaferdir” derdi. Yavuz Sultan Selim ve Timurlenk de hayran olduğu padişah ve komutanlardı, ama en çok takdir ettiği kişiyse Hz. Muhammet (S.A.V.)idi. “O yoklukta ve mahrumiyette, o cehalette, yoktan var ederek bir devlet kurmak kolay iş değildir, ama Hz. Muhammet (S.A.V.) o zoru başarmıştır” der ve takdir hislerini çokça zaman arkadaşlarına anlatırdı. Hatta zaman zaman TBMM de de dile getirdiğine de şahit olmuşumdur. Bu mu Allahına, kitabına inanmayan Atatürk? Günahtır, ayıptır, yazıktır.
??KAYNAK: ATATÜRK'ÜN YANI BAŞINDA, ANI, ...
Milletin efendisi yoktur, hizmetkarı vardır.
M.K. Atatürk
Dünyanın en zor işi Türk milletini ayağa kaldırmaktır. Bundan daha zor olanı ise harekete geçmiş olan Türk milletini durdurmaktır.
M.K. Atatürk
Beşeriyetin taş devirlerini bir kenara bırakalım. Maden devirlerinden, muhtelif madenlerden, kemiklerden yapılan eserler, her nevi aletler ve süs eşyası idi. Çamurdan tuğla, çanak çömlek ilk insanların yaptığı eserlerdendir. Hayvanları ehlileştirmek, onlardan muhtelif suretlerle istifade etmek, hayvanları sürüler halinde bulundurmak, insanların ilk yaptıkları işlerdendir. Ziraat da böyledir. Bundan başka insanlar bulundukları mıntıkaya göre kerpiçten, tuğladan veya taştan binalar da yaptılar. Kanallar açarak bataklıkları kurutmak, muhtelif tarzda sulama usulleri de insanların ilk buldukları şeylerdendir. Güneşi ve yıldızları müşahade sayesinde takvimin esasını koyan, tabiatın en büyük kuvvet olduğunu keşfeden binlerce sene önce yaşamış eski insanlardır. Gemi inşa ederek denizlerde dolaşmak kabiliyetini de gösteren, ticaret etmesini öğrenen bu insanlardır. İlk demokrasi esasına müstenit cemiyet ve devlet müesseseleri vücuda getiren de onlardır. Bütün bu saydıklarımız dünyada ve beşeriyette ilk medeni eserlerdir. Bu medeni eserleri barındıran dünyada ve beşeriyette ilk yapmış ve yaymış olan insanlar Türk ırkındandır.
Ergün Sarı, Atatürk'le Konuşmalar, İstanbul 1981, s. 184
"Bizim kuşağın gençlik yıllarına Osmanlılık telkin ve etkileri hâkimdi. İmparatorluk halkını meydana getiren Türk’ten başka uluslara, bu arada yanlış bir din anlayışıyla Arap’lara, sarayın, ordu ve devlet ileri gelenleri arasında bulunan ırkdaşlarının etkisiyle Arnavut’lara özel bir değer veriliyor, onlardan söz edilirken “kavm-i necib” deyimi ile sıfatlandırılarak bu duygunun belirtilmesine çalışılıyor, memleketin sahibi ve devletin kurucusu olan biz Türk’ler, ikinci plânda gelen önemsiz halk yığınları sayılıyordu.
Şair Mehmet Emin Yurdakul’un, ilk defa Manastır Askerî İdadisi’nde öğrenci iken okuduğum “Ben bir Türk’üm, dinim, cinsim uludur” mısraıyla başlayan şiirinde, bana ulusal benliğimin gururunu tattıran ilk anlatımı bulmuştum. Fakat ben asıl bunu, orduya katıldığım ilk günlerde, bir Anadolu çocuğunun gözyaşlarında gördüm ve kuvvetle duydum. Ondan sonra Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağım oldu. Kendimi hiçbir zaman Osmanlılığın telkin ettiği başka ulusları öven ve Türklüğü aşağı gören eksiklik duygusuna kaptırmadım.
Artık bu yanlış görüşe son vermek, Türklüğümüzü bütün soyluluğu ile tanımak ve tanıtmak gerekmektedir” dedim ve o andan beri inandığım bu gerçeğe bütün Türklerin inanmasını, bununla övünüp kendine güvenmesini ülkü bildim."
-Mustafa Kemal Paşa
Efendiler ! Biz bağımsızlığımızı güven altında bulundurabilmek için toptan, milletçe bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı savaşmayı uygun gören insanlarız.
M. Kemal Atatürk
Bir millet yalnız kendi gücüne dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlayamazsa şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz.
M. Kemal Atatürk
Türkler, ahlakını hiçbir zaman bir peygambere muhtaç olacak kadar kaybetmemişlerdir.
M. Kemal Atatürk
Eğer Türkler müslüman olmasaydı, İslamiyet musevilik gibi göksel bir din olarak kalırdı.
M. Kemal Atatürk
Türk milleti hiçbir devirde insanların yaptığı putlara tapmamıştır.
M. Kemal Atatürk
Türk çocukları biliyor ve bilmelidir ki onlar 400 çadırlı bir aşiretten değil, on binlerce yıllık medeni ve yüksek bir ırktan gelen yüksek kabiliyetli bir millettir.
M. Kemâl Atatürk
Arkadaşlar, ben namuslu bir askerim. Benimle arkadaş olmak isteyen kişilerin de namuslu olması lâzımdır.
M. Kemâl Atatürk
CHP'nin sonuna kadar benim partim olarak kalacağını nereden bileyim?
M. Kemâl Atatürk
Sen hiç sevildin mi? Bundaki zevk hiçbir şeyde yok. Hele âşığın Türk milleti olursa.
M. Kemâl Atatürk
Eskiden bunun bin mislini gizli gizli içerek türlü fesatlıklar yapan ikiyüzlü sahtekârlar vardı. Ben sahtekâr değilim. Milletimin yükselişi şerefine içiyorum.
M. Kemâl Atatürk
Her kahraman Türk erkeği, kahraman bir Türk kadınının oğlu olduğunu bilir.
M. Kemâl Atatürk
Hayatımda yaptığım hatalardan biri de evlenmektir. İşte görüyorsunuz... Ordular yönettim, Meclisler yönettim, savaşlar yaptım, kazandım ama bir kadını yönetemiyorum.
M. Kemâl Atatürk
Ben kalpleri kırarak değil, kalpleri kazanarak hükmetmek isterim.
M. Kemâl Atatürk
Ben bir defa söz verdikten sonra ondan şüphe etmeye kimsenin hakkı yoktur.
M. Kemâl Atatürk
Vatanı korumak çocukları korumakla başlar.
M. Kemâl Atatürk
Türkiye Türklerindir.
M. Kemâl Atatürk
Ben isteseydim derhal askeri bir diktatörlük kurar ve memleketi öyle yönetmeye kalkışırdım. Fakat ben istedim ki milletim için çağdaş bir devlet kurayım ve onu yaptım.
M. Kemâl Atatürk
Ben çocukken fakirdim. Elime iki kuruş geçse bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydı, bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım.
M. Kemal Atatürk
Dünyada hiçbir milletin kadını "Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar gayret gösterdim" diyemez.
M. Kemâl Atatürk
Türk milletimiz eski ve şerefli bir millettir.
M. Kemâl Atatürk
Güzellik değildir. Tanrı'nın verdiği zekâyla kutsanmış olmayan bir kadınla hiçbir zaman ilgilenmedm.
M. Kemâl Atatürk
Aşk tutkusu evrendeki en büyük cesaret verici güçtür. Aksi takdirde yaşamayı sürdüremezdim. Sevilmek sevmekten daha önemlidir.
M. Kemâl Atatürk
Türkiye kimseyi taklit etmeye çalışmıyor. Yalnızca maymunlar taklit eder. Biz kendi ırki yeteneklerimizi geliştiriyoruz.
M. Kemâl Atatürk
Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kaste ve fiile dayanan taassupkâr hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere asla fırsat vermeyeceğiz.
M. Kemâl Atatürk
"Dünyada her milletin varlığı, kıymeti, hürriyet ve bağımsızlık hakkı ancak gösterdiği ve göstereceği uygar eserlerle orantılıdır."
ATATÜRK
ya istiklal ya ölüm
'Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.'
Mustafa Kemal Atatürk
Atamızı Saygı, Sevgi ve Özlemle Anıyoruz
'Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.'
Mustafa Kemal Atatürk
Atamızı Saygı, Sevgi ve Özlemle Anıyoruz
Hiç şüphesiz Antalya dünyanın en güzel yeridir
ATATÜRK VE SİLAH ARKADAŞLARI VARLIĞIMIZI BORÇLU OLDUĞUM YEGANE KURTARICILARDIR ONLARI VE TÜM ŞEHİTLERİMİZİ RAHMETLE VE MİNNETLE YADEDİYORUM SELAM VE SAYGILARIMLA
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Ulu Önder Gazi M. Kemal Atatürk
20 Ekim 1927
'Ey millet! Allah birdir. Şanı büyüktür. Allah'ın selameti, sevgisi ve hayrı üzerinize olsun. Peygamber Efendimiz hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri duyurmaya memur ve elçi olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki, Kur'andaki anlamı açık olan ayetlerdir. insanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor.'
Bizim dinimiz, milletimize değersiz, miskin ve aşağı olmayı tavsiye etmez. Aksine Allah da Peygamber de insanların ve milletlerin değer ve şerefini korumalarını emrediyor. »
5. Şubat 1923 Akhisar? da Konuşma.
İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. Eksiksiz dindir. Çünkü dinimiz akla mantığa, hakikate tamamen uyuyor ve uygun düşüyor.? »
07. 02. 1923, Balıkesir? de Halka Konuşma.
Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah? ın emrettiği şey, Müslüman erkeğin ve Müslüman kadının beraber olarak bilim ve bilgi kazanmasıdır? »
M.KEMAL ATATÜRK
Bilelim ki,milli benliğini bilmeyen milletler,başka milletrlerin şikarıdır(Avıdır) .
Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.
cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir...
Diyarbakır'lı, Van'lı, Erzurum'lu, Trabzon'lu, İstanbul'lu, Trakya'lı ve Makedonya'lı, hep bir ırkın evlâtları, hep aynı cevherin damarlarıdır.'
Benim için diktatör diyorlar.Evet ben diktatörüm ama,kalpleri kazanarak diktatör oldum.(M.Esat Bozkurt,a.g.e,136-137)
● Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
● Ne mutlu Türküm diyene!
● Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar.
● Arkadaşlar! Devrimimiz Türkiye'nin yüzyıllar için mutluluğunu üstlenmiştir. Bize düşen onu kavrayarak ve takdir ederek çalışmaktır.
● Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.
● Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın
● Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.
● Tarih bir milletin kanını, varlığını hiçbir zaman inkar edemez
.
ATAM ne güzel sözler söylemiş ne mutlu anlayana ve yaşatana! ! ! !