kisaca ask; sizi köle yapar, kendinizi yok sayar onurunuzdan gururunuzdan wazgecer bir tek onu istersiniz bir tek onu hayallerinize yakistirirsiniz.. köpek olursunuz farkindada olursunuz ama umrunuzda olmaz yeter ki 'o' olsn yaninizda.. gurur onur inat we asiri kiskanclik yksa ask yasamaya dgr..
Aşkın ve felsefenin kesin tanımı yoktur.tamamen görecedir aşk.herkese hissettirdiği farklıdır.bu bağlamda herkes özgün tanımını oluşturur.kişisel görüşüm; aşk, insana 'yapmam ' dediği şeyleri yaptırır.aynı zamanda tutkuyla karıştırılmaması gerekir.
Acı çekmekle başalr ilk önce kalbin sıkışır nefes alamazsın. aşk sonra onun hoşuna gitmek için Şekilden şekile girerek devam eder sn herşey yolunda sanrsın ama değildir. ve en sonunda da Kahrolarak ölümün gelemsini dilersin ama gelmez.
Hiç gereği yokken hayatımıza birini alırız,kendimize dünyanın acısını yaşatırız,yokken ağlar hatta bazen mutlu olduk sanırız.Aşk insanın kendini kandırmasından ve birine alışmaktan başka birşey değildir. Hiç gitmeyecek sanırız ama bri gün gözlerimizi açtığımızda yalnız olduğumuzu anlarız. Aşk çok gereksiz bir şeymiş bu gunlerde anladım.
Aşk imiş her ne var âlemde / İlm bir kîl ü kal imiş ancak... Fuzûlî böyle demiş aşk hakkında.... Yani ne demek bu? Âlemde ne varsa aşktır, aşkın eseridir. İlim onun yanında bir dedikodudan öteye gidemez. Doğru... Şimdi suyun kaldırma kuvvetini bulmadan önce Arşimet, suyun kaldırma kuvveti yok muydu? Ya da dünya yuvarlak denmeden önce dünya, başka bir şekle mi sahipti? Bilim adına yapılan bütün keşifler,Allah'ın kudretinin eserlerini ve yarattığı kanunları fark etmekten başka ne olabilir? Ve bütün buluşlar Allah'ın verdikleriyle üretilir. Aşktır âlemde her ne varsa... İlahî mi, cismanî mi diye sormamalı. Aşk BİR'dir. Gayrısı düştür, gaflete düşmektir.
zamanın birinde bi padişah var birde cariyesi var gerçi padişahın bir çok cariyesi var ama birini çok seviyor.günlerden bir gün cariye çok rahatsızlanıyor.beti benzi sararıyor.yataklara düşüyor. padişah cariyesini o halde gördükçe çok üzülüyor.ve zamanının en iyi hekimlerine haber salıyor cariyemimi düzelten hekim ne dilerse dilesin benden diyor servet vadediyor.o günün tüm hekimleri geliyor muayene ediyorlar cariyeyi hepsi ken di zannın ca teşhiş koyuyorlar. tedavi uyguluyorlar ama ne hikmetse teşhişler ve tedeviler hiç bir sonuç vermiyor hatta aksi tesir yapıyor diyelim ateşi düşürmek için sirke veriyorlar ateş daha fazla artıyor kabızlık için hint yağı veriyorlar sıkın tı daha bi artıyor cariyenin durumu gitgide daha da kötüleşiyor.padişah iki gözü iki çeşme mabede koşup ellerini açıyor dua ediyor ve ilahi doktoru çağırıyor.ilahi doktor geldiğinde cariyeyi konuşarak muayene ediyor.ve dönüp padişaha padişahım cariyeniz çok hasta ama ümitsiz değil ve rahatsızlığıda bedeninde değil ruhunda diyor. ve cariyeniz aşık olmuş uzaklarda bi yerde bi sarrafa aşık olmuş tez elden buraya gelmesi lazım yoksa cariyeniz düzelmez diyor padişah değerli hediyelerden yollayarak sarrafı sarayına davet ediyor sarraf tez elden padişahın davetini yerine getiriyor. saraya geldiğinde hemen cariyenin odasına götürülüyor. cariye sarrafı gördüğünde neşe leniyor yüzü gülüyor sararmış benzine renk geliyor dudakları al al oluyor ve çok kısa bisürede ayağa kalkıyor iyileşiyor mutlu günlerine geri dönüyor. bu sefer ilahi doktor sarrafa acı ilaç hazırlıyor ve içiriyor. sarrafın keyfi kaçıp hastalanıyor beti benzi sararıyor neşesini yakışıklılığını kaybediyor.ve gitgide çöküyor cariyede sarraftan yavaş yavaş soğuyor uzaklaşıyor. ve bu dertten kurtuluyor. bu mesnevide gerçek aşk ile ilgili hikaye bence bu hikayenin anlatmak istediği. aslında bizim içsel dünyamız. cariye beden.padişah akıl. sarraf aşk.ilahi doktorda yad etmek tir.aklın tüm derdi bedenin isteklerini yerine getirmektir.ve onu tehlike ve sıkıntılardan korumak ve esirgemektir.aşkta isteklerimiz arzularımız hoşlandığımız çoştuğumuz gurur duyduğumuz huzur duyduğumuz sevgi hissettiğimiz anlardır.meyildir kısaca.her azamızla farklı şeylere meylederiz.ilahi doktorda yad etmektir. sıkıntılı anlarda yad ederiz. hissettiğimiz acıyı tarif eden sözcüklerde acı ilaç.bunlarda aslında sır değil esas sır ben de isim ve sıfatlardan arınmış ben de isim ve sıfatlar olmadığındaysa tarifte olmuyor.hatta ben diyen harflerde yok
İnceden bir sızı sarıyor gönlümü İsmini söylemeye dilim varmıyor.. Sen olmayınca akşamlar içime sinmiyor.. Olmuş olacak ne varsa umurumda değil.. ölüm bile yokluğundan daha ağır gelmiyor.. sen olmayınca yaşamak içime sinmiyor..
Sana ait ne varsa yakıp yıksaydım keşke anıların kelepçesini söküp atsaydım keşke Ne çare gücüm yetmiyor..
Bu dört duvar bu sessizlik her gün biraz daha uzun.. Kapımda bekleyen umut dolu bahar bile.. Sensiz içime sinmiyor..
Sana ait ne varsa yakıp yıksaydım keşke anıların kelepçesini söküp atsaydım keşke Ne çare gücüm yetmiyor..
Camlarda ağlayan nazlı yağmur seni sorar gibi.. Bu öyle bir hasret ki yüreğime sığmıyor.. Sen olmayınca yaşamak.. İçime sinmiyor
Ve Aşk, her konuşmak istediğinizde ona bakıp susmaktır! ! !
dipsiz bir kuyu..
rastgele..
kisaca ask; sizi köle yapar, kendinizi yok sayar onurunuzdan gururunuzdan wazgecer bir tek onu istersiniz bir tek onu hayallerinize yakistirirsiniz.. köpek olursunuz farkindada olursunuz ama umrunuzda olmaz yeter ki 'o' olsn yaninizda.. gurur onur inat we asiri kiskanclik yksa ask yasamaya dgr..
Kahramanının, aslında vasıfsız olduğunu anlayana kadarki geçen süredir.
Aşkın ve felsefenin kesin tanımı yoktur.tamamen görecedir aşk.herkese hissettirdiği farklıdır.bu bağlamda herkes özgün tanımını oluşturur.kişisel görüşüm; aşk, insana 'yapmam ' dediği şeyleri yaptırır.aynı zamanda tutkuyla karıştırılmaması gerekir.
Acı çekmekle başalr ilk önce kalbin sıkışır nefes alamazsın. aşk sonra onun hoşuna gitmek için Şekilden şekile girerek devam eder sn herşey yolunda sanrsın ama değildir. ve en sonunda da Kahrolarak ölümün gelemsini dilersin ama gelmez.
Hiç gereği yokken hayatımıza birini alırız,kendimize dünyanın acısını yaşatırız,yokken ağlar hatta bazen mutlu olduk sanırız.Aşk insanın kendini kandırmasından ve birine alışmaktan başka birşey değildir. Hiç gitmeyecek sanırız ama bri gün gözlerimizi açtığımızda yalnız olduğumuzu anlarız. Aşk çok gereksiz bir şeymiş bu gunlerde anladım.
Aşk görmeden sevmektir; elini tutmadan, yanındakinin sıcaklığını hissetmektir. Aşk ona sevdiğini söylemeden seni sevdiğini bilmelidir
Aşk imiş her ne var âlemde / İlm bir kîl ü kal imiş ancak... Fuzûlî böyle demiş aşk hakkında.... Yani ne demek bu? Âlemde ne varsa aşktır, aşkın eseridir. İlim onun yanında bir dedikodudan öteye gidemez. Doğru... Şimdi suyun kaldırma kuvvetini bulmadan önce Arşimet, suyun kaldırma kuvveti yok muydu? Ya da dünya yuvarlak denmeden önce dünya, başka bir şekle mi sahipti? Bilim adına yapılan bütün keşifler,Allah'ın kudretinin eserlerini ve yarattığı kanunları fark etmekten başka ne olabilir? Ve bütün buluşlar Allah'ın verdikleriyle üretilir. Aşktır âlemde her ne varsa... İlahî mi, cismanî mi diye sormamalı. Aşk BİR'dir. Gayrısı düştür, gaflete düşmektir.
AŞK...
yoldan çıkmaktır...
Belki de;
Pervane olmaktır aşk..
Dönerken yakmak,
Yandıkça küle dönmektir..
Bazense küllerinden doğmaktır,
Tekrar yanacağını bile bile...
Aşk iki koyunun bir koç için dövüşmesidir.
Aşk iki koyunun miyavlamaya çabalaması olabilir.
Aşk iki koyunun koyunkoyuna yatması değildir.
Beşeri aşk geçici.. Önemli olan O'na duyulan aşk. Elif Şafak'ın romanında olduğu gibi...
zamanın birinde bi padişah var birde cariyesi var gerçi padişahın bir çok cariyesi var ama birini çok seviyor.günlerden bir gün cariye çok rahatsızlanıyor.beti benzi sararıyor.yataklara düşüyor. padişah cariyesini o halde gördükçe çok üzülüyor.ve zamanının en iyi hekimlerine haber salıyor cariyemimi düzelten hekim ne dilerse dilesin benden diyor servet vadediyor.o günün tüm hekimleri geliyor muayene ediyorlar cariyeyi hepsi ken di zannın ca teşhiş koyuyorlar. tedavi uyguluyorlar ama ne hikmetse teşhişler ve tedeviler hiç bir sonuç vermiyor hatta aksi tesir yapıyor diyelim ateşi düşürmek için sirke veriyorlar ateş daha fazla artıyor kabızlık için hint yağı veriyorlar sıkın tı daha bi artıyor cariyenin durumu gitgide daha da kötüleşiyor.padişah iki gözü iki çeşme mabede koşup ellerini açıyor dua ediyor ve ilahi doktoru çağırıyor.ilahi doktor geldiğinde cariyeyi konuşarak muayene ediyor.ve dönüp padişaha padişahım cariyeniz çok hasta ama ümitsiz değil ve rahatsızlığıda bedeninde değil ruhunda diyor. ve cariyeniz aşık olmuş uzaklarda bi yerde bi sarrafa aşık olmuş tez elden buraya gelmesi lazım yoksa cariyeniz düzelmez diyor padişah değerli hediyelerden yollayarak sarrafı sarayına davet ediyor sarraf tez elden padişahın davetini yerine getiriyor. saraya geldiğinde hemen cariyenin odasına götürülüyor. cariye sarrafı gördüğünde neşe leniyor yüzü gülüyor sararmış benzine renk geliyor dudakları al al oluyor ve çok kısa bisürede ayağa kalkıyor iyileşiyor mutlu günlerine geri dönüyor. bu sefer ilahi doktor sarrafa acı ilaç hazırlıyor ve içiriyor. sarrafın keyfi kaçıp hastalanıyor beti benzi sararıyor neşesini yakışıklılığını kaybediyor.ve gitgide çöküyor cariyede sarraftan yavaş yavaş soğuyor uzaklaşıyor. ve bu dertten kurtuluyor. bu mesnevide gerçek aşk ile ilgili hikaye bence bu hikayenin anlatmak istediği. aslında bizim içsel dünyamız. cariye beden.padişah akıl. sarraf aşk.ilahi doktorda yad etmek tir.aklın tüm derdi bedenin isteklerini yerine getirmektir.ve onu tehlike ve sıkıntılardan korumak ve esirgemektir.aşkta isteklerimiz arzularımız hoşlandığımız çoştuğumuz gurur duyduğumuz huzur duyduğumuz sevgi hissettiğimiz anlardır.meyildir kısaca.her azamızla farklı şeylere meylederiz.ilahi doktorda yad etmektir. sıkıntılı anlarda yad ederiz. hissettiğimiz acıyı tarif eden sözcüklerde acı ilaç.bunlarda aslında sır değil esas sır ben de isim ve sıfatlardan arınmış ben de isim ve sıfatlar olmadığındaysa tarifte olmuyor.hatta ben diyen harflerde yok
aşk umut hayal ve hüzündür.
Aşk; Tutamadığın bir kuştur, yüreğinde çırpınan...
AŞK; ; hiç gitmedigin yerlere seni içimde götürmek,,,
aska burun kıvırma sakın.o çol ortasında yemyesil bir bahçedir.
aşk bir insanın birine duyduğu aşırı bağlılık veya sevgi...
Aşk; ağaçlara benzer,
suladıkça büyür unuttulunca kurur.
İnsan gibi nefes aldıkça yaşar,
nefesi kesilince ölür.
||| Mehmet Ali KARABOĞA |||
İnceden bir sızı sarıyor gönlümü
İsmini söylemeye dilim varmıyor..
Sen olmayınca akşamlar
içime sinmiyor..
Olmuş olacak ne varsa umurumda değil..
ölüm bile yokluğundan daha ağır gelmiyor..
sen olmayınca yaşamak içime sinmiyor..
Sana ait ne varsa yakıp yıksaydım keşke
anıların kelepçesini söküp atsaydım keşke
Ne çare gücüm yetmiyor..
Bu dört duvar bu sessizlik
her gün biraz daha uzun..
Kapımda bekleyen umut dolu bahar bile..
Sensiz içime sinmiyor..
Sana ait ne varsa yakıp yıksaydım keşke
anıların kelepçesini söküp atsaydım keşke
Ne çare gücüm yetmiyor..
Camlarda ağlayan nazlı yağmur seni
sorar gibi..
Bu öyle bir hasret ki yüreğime sığmıyor..
Sen olmayınca yaşamak..
İçime sinmiyor
Tek kişinin tadamayacağı bir yaşam ve mutluluk! ..
yalnız aşkı vardır aşık olanın,ve kaybetmek daha zordur onu bulamamanın*******
aşk başkasının hürriyetini alacak kadar bencildir
Sürekli dalgınlık halidir AŞK... Kafanı yaslayarak hayallere daldığın Otobüs camlarinda izler birakmatir ineceğin durağı kaçırarak..! Yanından geçeni görmeden...sokaklar boyu yürümektir aşk..! ! Kafanda duran gözlüğü, konuşurken elinde tuttuğun telefonu aramaktır AŞK..! Çok sevdigin insanlarla ayni ortamda olsan bile.. gözlerinin uzaklara dalmasıdır AŞK! ...
aşk acı çekmek demektir alabildiğine hemde
AŞK düş'lerine düş'tügüm dûş'lerimde düş'ûndügüm
Bir tek gerçek aşk vardır o da çocuklarıma duyduğum aşk... gerisi gelip geçici hevesler, anlık duygular..
aşk elma şekeri gibidir,şekeri bitince sapı kalır elinde :)))))
Düşünmeden ve karar vermeden aşık olursun.Bir bakmışsın olmuşsun.