siyah cam severlerin yurdunda yaşıyoruz. iyi ama onlar bizleri görüyorlar
bizlerse onları göremiyoruz...memleket ve halk severlik böyle oluyor...hep de halktan yüksekte konuşuyorlar...nedense
halkla aynı boyda olup konuşmuyorlar.
halk da alkışlıyor kendilerine tepeden konuşanı...tabana iniyoruz diyorlar ya demek ki tabana böyle iniyorlar....
bu gün 10 kasım 1938.
her hafta aynı. aynı pislik aynı karman çorman hesap cetveli ve pislik bir karmaşa. yıkanmamış çay bardakları tıkalı lavabo çöp tenekesinde bir haftalık atıklar çay posaları ve bu güne bırakılan yanlış devir.
ülkenin durumu nasılsa gittiğim yerlerdeki şubelerin durumu da aynı.
sinirleniyorum. küfürler ediyorum ve sakin olmalıyım şube elemanını ararken hem de çok sakin nazik ve kibar. romantik olmalıçyım ormantikliğin gereği yok..
kuşlar özgürdür kır saçlı dostum
kanat çırparlarken düşünceler
yağmur kokulu bulutların üstünde
yağmalanmış ülkelerden geçerlerken
bilirsin acıyla bakarlar bizlere
Hazırız
Hazırla kasılırıź
Bilmediğimizle rahatlarız
Ama bildiklerimizle
Ölümü karşılarız...
Ülke de yaşamaktan sıkılanlarda var. Bunlardan biri; vallahi abi artık tiksinç geldi.
NEDEN diye soramadım. Abi bu ülkenin cahillerinden savurganlarından yıllardır gözlerimin içine baka baka söyledikleri yalanlardan yedikleri paralardan rüşveti yolsuzluğu her türlü oyunu çevirip etikleştirenlerden bıktım usandım artık.
Hele cahillerinden. Kadın hocaya soruyor
hocam bu fayları yerlerinden söküp başka bir yere taşısalar daha iyi olmaz mı? Kafayı yedim abi. Neyim var neyim yok satılığa çıkardım. En kısa süre de ailemi alıp gideceğim...
Evet...
kalasları ıslak bir köprü gibiyim
iki kavuşmaz bulut arasında
düşlerimde düşen ben oluyorum
sabahları uyandığımda
yapraksız dallar kuşsuz
kımıltı yok kalbimde
A' dan Z' ye çivilerini zevkle söktükleri ülkemizde yaşamaktan bayağı zevk almaya başladım.
Ona dokunmaktan çekin buna dokunmaktan çekin ben de çareyi kendime dokunmakla buldum.
Al birini vur ötekine.
Bir mahalleyi bile idare edemezler bunlar. Etmeye kalksalar yemin ediyorum mahalleyi de batırırlar...
Allahtan varımizı yoğumuzu bir bankada altın hesabına çevirmedi.
Dinlemedi kapiatalizm nedir sömürü düzeni nedir bilmedi. Yaşamadı hatta düşünmedi..
O kadarda anlattım. Dinleyen kim?
karşı kaldırımdayım
mavi gök yüzü
masum ışığın altında
yaşlı bir timsah gibi dingin
kendine küskün bir nehir kıyısında
arada bir düşlesemde kendimi
Bazı cariyeler vardır kardeşi kardeşe düşürür imparatorlukları yıkar..Bu bahsettiğim cariye de zamanımızın cariyesi.
Almanya da doğup büyümüş orada okullar bitirmiş. Cariye orada yaşarken Türkiye' de ki memleketi gelmiş aklına. Kafasına koymuş memleketini özlediğinden filan değil sırf memleket merakından gelmiş yerleşmiş...
Gel zaman git zaman yahu demiş canım çok sıkılıyor bari biraz insan tanıyayım. Çocuklar dahil 80 milyonu birden bire tanımış işin garip yanı bu 80 milyon insan da ( yazısında herkes ve hepimizden bahsediyor cümleleri arasına sıkıştırdığı sözcüklerden anlaşılıyor)
birbirine kazıķ atıyor-çıkarcı-menfaatçi-hain-pis-tembel derken hastaneler de telefonla konuşan hemşireler doktorlar hastalar yani 80 milyonun yaşamı cariyenin hoşuna gitmiyor ve bilgiç bilgiç diyor ki ülkemde yönetimden kaynaklanan bir sorun yok. Ama insanlar cahil çıkarcı yağcı.vs..bir sürü hakaret üstüne hakaret ediyor 80 milyona. Almanyaya toz kondurmuyor. Alman vatandaşı cariye için ulu yüksek tanrı mubarek. Bir de hava da atıyor. Avrosuyla cariye. Alman cariyelere diyor ki ay şekerim canım çok sıkılırsa biricik Almanyama dönerim. Evim var işim var dimi ya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!