Kır çiçeğim
Kayaların arasında
Tutunarak toprağa
Dağ rüzgarı okşar
Yapraklarını doyasıya
Güneş ısıtır yalnızlığını
Tutunmayı öğrendim
Hayata
İnce bir sızı
İçin için kanayan yara
Olsa da şuramda
İnat buya
Uzaklardasın
Yıldızlar kadar belki
Uzatsam ellerimi
Tutabilir miyim?
Gökyüzüne dalıp
“sona ermekte yine bir gün
bir başka gökyüzünde hüzün...
patlamaya hazır şimşekler kıskanır..
kahkahalarla gülmelerde yüzün
bağıra bağıra susmaktayım şimdi
klavyemin tuşları öykünmede
Öyle bir tuzak kurmuş ki zaman
Dilden dökülür ah ile figan
Ne vefa kalmış, ne de vicdan
Sorarım göklere nerde insan?
Toprakça.. 03.7.22
kanatlanmış bir kelebek misali
uçarken gökyüzüne
kara bulutlar düştü peşime,
hüzün bahçelerinden
öfkeli ve kırgın geçerken
Varoluşun bir an
Nasıl da geçer zaman
Yıllar geçse de üstünden
Nakış gibi işlisin yürekte
Seni özledim anne
Sabah rüzgarı serinletirken havayı,
Yapraklar kıpır kıpır heyecanlı
Kuş cıvıltılarına beste yapıyor
Bense oturmuşum deniz kıyısına
Dalga dalga düşler kuruyorum
Bir yürek
Bin umutla
Çarparsa eğer,
Güneş gibi aydınlık
Sevgi dolu bakarsa
Bir çift göz…
Sessizliğin ve
Sevgisizliğin akışındayım zamanın
Dışarıda kar taneleri uçuşurken ardı sıra
Öksüz kalışıma kahrederim
Kurşun gibi gittikçe ağırlaşan saatin
Yelkovanın tik tak sesi kulaklarımda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!