Henüz vakit varken
Göç temizliğine başlamalı insan. Silkelenip gereksiz ağırlıklardan kurtulabilmeli, dar kalıplara sığmamalı, tökezleten ayak bağlarını koparabilmeli. Sağırlaşmış dimağlara inat bir melodi olmalı dudaklarında özgürlüğü anlatan. Yıların bıraktığı tortuları silkelemeli ardına bakmadan.
Henüz vakit varken
Geçmişin olaylarını irdeleyerek ders çıkarmalı unutmadan, geleceğe ışık tutacak kararları cesaretle alabilmeli insan. Kendi aynasında kendine sorular sorup özüne dönerek eleştirilere önce kendinden başlamalı. Doğruya güzele ulaşmak için kendinden başlamalı önce. Sonrasında etrafına bakabilmeli kırmadan, dökmeden sağduyusunu yitirmeden. Hırslarına yenik düşmeden
Henüz vakit varken
Kardeşlik sıfatlarının içini doldurarak küçük çıkarlara heba etmeden hoşgörüyle sahip çıkarak sevgi bağını güçlendirmeli. Herkesi kucaklayabilmeli gönül zenginliğinin kapılarını ardına kadar açabilmeli. Uzanan elleri hiç düşünmeden tutabilmeli, gençlere yol açmalı bilgece davranışlarla, çocuklar için elinden gelen her şeyin en iyisini yapabilmeli, hiç bir şey beklemeden.
Gecenin en sessiz,en koyu sularındayım.Klavyemin tıkırtılarında beynimin en gizli kıvrımlarında gezinen bin bir dalda dolaşan fikirlerle savaştım.Yine geç kaldım...Nasıl ki bilet alıp günün yetişmez anlarında 'ha bunu da bitireyim,bu da tamam olsun' telaşında cebelleşmekten kalkan vapurun düdüğünü duyarda 'tuh...yine kaçırdım deriz ya...İşte öyle bir şey.Ömür treninde yine telaş,yine geç kalmanın hüznü çöker ya....Yine geç mi kaldım?
Gül bülbül misali... Geçip giden zamana yanarım... Bülbül çoktan göz kapaklarının ağırlığına dayanamamış uykuya dalmışken... Benim gözlerim çoktan uykuları kovmuş! Derinliklere dalmış ve geçen zaman diliminde ünlemleri görebilmekten yoksun... Yine yapacağını yapmış. Kopuş öyle bir kopuş ki...
Dostların dediğini doğrular gibi 'o duymaz ki...'serzenişlerini yine doğrulamış olmanın buruk bir tebessümü bile kendine derinden mahcup ah çekişlerim... Yine yazmanın o dayanılmaz tadıyla tuşlara dokunmaktan vazgeçememiş... Aman demeden...
Ne olurdu? Arada bir dönsen bu dünyanın sıradan duruşlarına takılsan... Ne olurdu sanki... Bak yine geç kaldın... Sen hep geç kaldın zaten... Ne zaman yetişebildin ki! Herkes çoktan dükkânı kapamış... İşleri bitirmenin rahatlığıyla karanlığın gizemli sülietine dalmış...
Hayır diyen beynimin yarısına... Diğer yarısı belkilere takılmış...
Sorma ne olur?
Benim derdim
Zamanla
Sen değilsin ki…
İnat ediyor
Hızına yetişemiyorum
Dost pınarından süzülen
Büyülü bir bakıştı o
Gözden öze akıveren
Sıcacık bir akıştı o
Kan kırmızı güllerin
Yönüm belli biliyorum
Karmakarışık düşüncelerimi
Kör düğümlerde asılı
Düşlerimi
Çözmeye gidiyorum
Zamanın neresindeyim
Geçerken
Şöyle bir baktı
Kaşını yıktı
Durakladı
İki damla yaş
İçine aktı
Senin
Aniden gelişinin ışığı
Bahar güneşi gibi
Isıttı içimi
Oysaki…
Ben…
Yılların çizgilerini
Gördüm de yüzünde
Hiç eksilmedi gülümsemen
Gözlerinde hep sevgi vardı
Bitmeyen
En sert kelimeler bile
Ansızın doğan güneşimdin
Işıklarında kamaştı gözlerim
Yediveren gülleri açıverdi
Hüznün o sisli bulvarında
Kalabalık insan selini gördüm
Kendimle hesaplaştım acımasız
Bazen
Ne komiksin dediler
Bazen de
Ne kadar ciddi…
Ortasını bulamadım gitti
Âlimlerinde ortası yoktu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!