Anlayamıyorum bu yalnızlığı
Kayıramıyorum taşıdığım gamı
Bir canda iki varlığımı
Anlayamıyorum .
Koşup yetişemedim anılara
Anneciğim ,
Kelebek kanatlarımın sığınağı
Ruhumun gün ışığı
Anneciğim ,
Gelincik çiçeğim , çocukluk sevincim
Göğsümün kenarına iliştirdiğim yaka iğnem
Yorgunum aslında
Kelimelerim dökülmüyor bu günlerde
Ansızın gitmek istiyorum
Ama nereye ?
Yaşımın ağır geldiği yaşlardayım
Dizlerimde ağrıyor esasında
Kelebek çırpına çırpına bir ağa takılmış
Kaçmaya yeltenmek yerine ağı hikayesine eklemiş
Aşık , maşuk için yanmaya razı olmaz mıydı ?
Yanardı o kıvılcımda pervane gibi
Titrerdi ruhunun bütün kapıları
Bilirdi çünkü maşuk’a giden yollar essahtan yanmaktı.
Göğsünün içinde atan o ses için razıydı .
Ben maviliğin içinde süzülürken küçükken
Uçurmanın en renklisi kaybolurdu.
Avucum yara bere olurdu
Ağlardım anneme koşardım
Çünkü ağlayınca bir çocuk
Annesine koşardı
“Sen yokuşları çıktığında,
arkandan bakmalıyım.
Biliyor musun, arkana dönüp bana güleceksin.
Bense o gülücüklerden sana salıncak kuracağım.
Tek örgülerle kapladım kalbimi
Kimse alamasın istedim
Kimse çekip çıkaramasın yalnızlığımı
Burada saklı kalsın
Yara izlerimi kanatarak hatırladım kendimi
Gökyüzüne daldığım vakitlerdeyim.
Ruhumun aynasına baktığım
Kendi halimi sorduğum
Saçlarıma çiçek taktığım yaşlardayım .
دلم را به تب لبخندت آموختهام،
که چگونه بیآنکه بگویی، بفهمد.
تو خاموشی، اما نگاهت
زبان تمام شعرهای نگفتهام است.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!