Ey sevgilim , cihanım , gülizarım
Hem dünya , hem ahiret servetim
Yüzünün alınadır firak- ı gurbetim
Sanadır vuslatım , çeşm-i muhabbetim
Ruhumun ruhuna olan nidası
Küçüktüm dünya çok büyüktü
Ben büyüdüm ve dünya küçüldü
Git gide beni hırpaladı bu yer
Yabancı bir hisle dolaşıyorum
Kulağıma küpe olan kirazlarım yoktu
İki ruhum var ikisi de birbirine düşman
Beni har anımda gözyaşı ile kuşatan
Ben değildim savaşı başlatan
Anlasalardı kalmazdı ne dağ , ne taş ne de Umman .
Şimdi bana kalan ihtiyar bir heybet
Sensizliğin her sayfasında yazdığım
o karanfil kokularıyla bezenmiş
Cümlelerimin dev sahiliği
Şimdi bana kalan sahte bir gülüş
Kendi dünyama hapsettim benliğimi
İç çekerken kırdım tüm kelimelerimi
Son bir defa diyerek yanılttım kendimi
Son enkazdı kalan sonsuz daimi
Aldırmayıp düşürdüm tek tek yıldızlarımı
Tamda şu an kalbimin kırıkları bir bir batıyor
Serçe gibi yüreğim inciniyor .
Yağmurun tınısını hissediyorum
Gözlerimi kapattığımda ruhum konuşuyor
Ayaklarım bedenimden ayrı bir memleket kuruyor .
Beni bu kalabalıkta kimse tanımıyor
Prangalarım ayağımda
Tut ki çıkayım şu dip kuyudan
Tut ki umudum olsun
beyaz güvercinler uçurayım
Tut ki karşı kıyım olsun
sevince , hasrete , gözyaşına ,
Ben bu gecelerde bir tuhaf olurum
Saat ilerler ben hep o saniyede kalırım
Sessiz ve derin dalmaların ustası o kadın
Bekler ve yanılgıya uğrar
Bu kaçıncı yenilgi ya rabbi
Bu hangi günahımın tokadı
Bu gönül mülküne reva mı ?
Hangi gecemin sabahındayım ?
Bu nasıl kaçış ya rabbi
Yürüyorum ellerimde bıçak izleri
Dolaşıyorum ruhumda kanarken
Ağlıyorum cihanın en üst mertebesinde
Bir çift göz ve içimde düşman gizleri
Susuyorum bu avarelik içinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!