Ey yolcular!
Kaburgamın kafesinde, nefesimle beslediğim bir gül var;
O, topraktan değil, Nur’dan bir parçadır,
Zat’ın emanetidir, sakın dokunmayın.
Zira o gül, bende değil, O’nda açar;
Kalbimin dört köşesi varsa şâyet
Her birine ektim zarafet
Râb halime et merhamet
Ben de sen varsın yok şikayet .
Hissiz bedenler içinde ahmak kalpler
Dönerken Dünya ekseninde
Varolmuşuz.
Biz ki kahır dolu bu yozlaşmanın
Eteklerinde sallanmışız
Hiçsiz bir gürültüde
Düştüm , kalktım , çocuktum
Bu derdin beni boğduğunu söylemeyecektim .
En kuytu köşelerde saklanacaktım.
Bulmayacaktı beni kimse.
Yürüyecektim olmazlara inat
Delilik bu ya belki de delirecektim!
Kendini kendi yalnızlığına mahkum etmiş
Elleri kolları sarılmış
Yüzüne taktığı sahte bir gülümsemeyle
Merhaba diyordu .
Merhaba sevgili sevgisizler !
Bazı kafesler kırılmalı
Açılmamı özgürlüğün kanatları
Yahu hangi düzenin karmaşası bu
Nedir bu hengâme , alçak düzen
Yok sayıyorum tüm sivri dilleri
Kendimle baş başa kalmak istiyorum
Gökyüzünü çekmek istiyorum içime
En sevdiğim kırmızı tokamı takmak istiyorum
Geç değil ben kalmak istiyorum
Gitmekle kalmak bir olmazmış
Öyle demişti Annem
Oysa her giden bir kalan değil miydi ?
Yarım kalan her ne varsa topraktaymış .
Kelebek kadar özgür olmak isterdim
Rengarenk kuşanıp bir gün uçmak
Ah ne güzel olurdu .
Sevdiğim insanlara bakmak isterdim .
Acılarında omuzlarına konup bir buse bırakmak
Ah ne güzel olurdu .
Benim kadim duruşlu , müzehher gönlüm
En çok seni anlamak isterdim .
Sâyende dinlenip en çok sana ihtiram duymak isterdim .
Beyhude geçen bu ömrümde sana aşina olmak isterdim.
Mahzun kaldığın her yerde sana hemdem olmak isterdim .




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!