Meçhulden meçhule giden yollarda,
İnsanlar trene, ne zaman bindi?
Sonra görünmezler, hiçbir kulvarda,
Hangi istasyonda, ne zaman indi?
Kaderle paralel demir raylardan,
Seni çok sevenden, sevmişim seni,
Adınla aziz ol, Muhammed Taha.
Nasıl anlattı ki, o sana beni,
Önümde açıldı, bir sonsuz saha.
İçin içimizden, daha şen olsun.
Hakka kul olmayan,halkı bezdiren,
Bir gönül bulup ta girmeyen sensin.
Hayâl âleminde fikir gezdiren,
Hakikat yüzünü görmeyen sensin.
Ne cemâli bildin,ne de celâli.
Ayık gezmez, sarhoş fani,
Şu içtiğin meye bir bak,
Basiretin nerde hani,
Kullandığın reye bir bak.
Ne ararsın resimlerde
Bölgeyi anarşi, terörle taciz,
Kıldıranlar vardır, körü körüne.
Masum vatandaşı bırakıp aciz,
Yıldıranlar vardır, körü körüne.
İnsanlık izine basıp gelmeden,
Okuyup ezberle kulluk dersini,
Gönül âleminde mabet dilersen?
Varlığı yokluğu terk et hepsini,
Ebedi tükenmez servet dilersen?
Düşmanlığı bırak dost ol âlemle,
“Ol” bir emirdi,
Beynimi kurdu.
Beni kemirdi,
Beynimin kurdu.
Davetsiz geldi,
Herkes yılda bir kez keser,
Her saniyem kurban sana.
Halik sensin, senin eser,
Feda olsun bu can sana.
Bir can ne ki, bin can yetmez,
En nihayet insanım, kırılmama lüksüm yok,
Şu koskoca dünyayı dar edene kırgınım.
Bin parçaya bölündüm, kırık, çıkık, çatlak çok,
Cennet gibi gönlümü, nâr edene kırgınım.
Suyuna sel karışmış, eğrinin de düzünde,
İşte gidiyorum ey mavi gözlüm,
Bana gurbet eller zülüm olsa da.
Ay gibi bakışlım, ey güneş yüzlüm,
Unutamam sonum ölüm olsa da,
Evlilik yılımız tam kırka bastı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!