Şu insanlar kendisiyle,
Yüzleşmeyi sevmiyorlar.
Yaşıyorken eğrisiyle,
Düzleşmeyi sevmiyorlar.
Yan gelerek yatmak kolay,
Âlemi dünyanın seyrine daldım,
Ne aynı ne gayri, giden gelendir.
Hayret den hayrete hayretle daldım,
San ki ”Vuslat” denen o dem bu demdir.
Her zerresi Zikri daim olanın,
Bülbülün göğsü gülde, müştakların gönülde,
Âşıkların gözyaşı, al olmalı sonunda.
Öncesi baldan tatlı, sonu zehir olmadan,
İçtiğimiz her zehir, bal olmalı sonunda.
Ne iktidar muktedir,ne de âdil bir devlet,
Böyle çarpık sistemden krizler doğar elbet.
İltifatlar makama,mala mülke,paraya,
Sağlık,enerji,zaman,kaybolup gider elbet.
Uçurumlar çok derin,alt üst oldu dengeler.
Eceli yaklaşan, iti köpeği,
Cami duvarına, siyenlerden sor.
Sap ile samanı, küspe kepeği,
Ağzı öküz gibi, gevenlerden sor
Dilde belagat var, özde ihanet,
İnsanlar; yıkılıp, düşene kadar,
“İhtiyacın var mı? ” Diye sormazlar.
Yaratana birçok, adaklar adar,
İşleri bitince, sözde durmazlar.
Dumanı tüterek, yansa ciğerler,
Eğri yaydan çıkmış, doğru ok gibi,
Gittiği hedefi, vurmalı bir söz.
Maksadı aşmadan, engel yok gibi,
Asıl adresine, varmalı bir söz.
Dedim ki, dedi ki, demiş ki diye,
Bilgeye eziyet, çile dert bela,
Yalan yanlış dolu, sorulan soru.
Bilmediğini bilmez, cahil cühela,
Ne kadarda kolay sanıyor zoru.
Soru var anahtar sohbet etmeye,
Nefsin şımarıp ta azdığı günde,
Benliği kınayıp sövebildik mi?
Ateşlere verip, çile örsünde,
Tevhit balyozuyla dövebildik mi?
Ayırım yapmadan yahşi ve yaman,
Kaliteli markaları,
Giymesinde payımız var.
Altın, yakut, hırkaları,
Düğmesinde payımız var.
Sosyetenin, entellerin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!