Allah’a giden yol, sonsuz olsa da,
Hedef aynı amma, sevk ediş farklı.
Âşık vuslat için ilaç bulsa da,
Onu yüreklere zerk ediş farklı.
Aynı gök kubbede aynı mabette,
Gel gitler yaşarsam, fıtrat gereği,
İstidadımdandır, işte ben buyum.
Kim durdura bilir çarkı feleği,
Kader programı, haydandır huyum,
Şahit olmayanlar rivayet sayar.
Asla değişmiyor ezeli ayar.
Ayın biri gelir,otuz bin kira,
Züğürtlük başlıyor üçüne doğru.
Fakirin geçimi binmiştir zora,
Kalan gün cehennem,göçüne doğru.
Yüzde yüz yirmi beş bir aylık faiz.
Aşkından ölememek,
Ölümün bin beteri.
Çağırsan gelememek;
Kahrın içsel seferi.
Adını gizli tuttum,
Ey hocam, müşkülle doluyum bu gün,
“Levlake levlak…”ın, esrarı nedir?
Esmanın, efal-in, sıfatın, Zat’ın,
Eşyanın, asarın, esrarı nedir?
Mihnetle yaşamak ne büyük illet,
Muhannet ölümden zor be evladım.
Başı dilencilik, sonrası zillet,
Neresinden baksan hor be evladım.
Sefalet içinde çeksen de çile,
Ne kadar geç kaldım tövbe yolunda,
Gufran sahibiyle açtım arayı.
Ehli harabatım işin sonunda,
Viraneye döndü, gönül sarayı.
Doğru yol zannedip eğri gitmişim,
Soyadı Yaralı, adı Mustafa,
O, yüce peygamberimizle adaş.
Gerçekten yaralı, sürmedi sefa,
Çileyle özdeş, kederle karındaş.
Kör tırpanı bilenmedi masatla,
Nasıl üzgün gördüm, garip Ahmet’i,
Tasaların biri lehine değil.
Eller yiyip içer, ona zahmeti,
Posaların biri lehine değil.
Cenneti o yanda, tamu bu yanda,
Hakikat sahnesinde,
Gölgeyi oynuyoruz.
Gövdenin bahçesinde,
Gölgeye doymuyoruz.
Gaflet bizi uyutmuş,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!