Aşkından ölememek,
Ölümün bin beteri.
Çağırsan gelememek;
Kahrın içsel seferi.
Adını gizli tuttum,
Soyadı Yaralı, adı Mustafa,
O, yüce peygamberimizle adaş.
Gerçekten yaralı, sürmedi sefa,
Çileyle özdeş, kederle karındaş.
Kör tırpanı bilenmedi masatla,
Ey hocam, müşkülle doluyum bu gün,
“Levlake levlak…”ın, esrarı nedir?
Esmanın, efal-in, sıfatın, Zat’ın,
Eşyanın, asarın, esrarı nedir?
Gel gitler yaşarsam, fıtrat gereği,
İstidadımdandır, işte ben buyum.
Kim durdura bilir çarkı feleği,
Kader programı, haydandır huyum,
Şahit olmayanlar rivayet sayar.
Asla değişmiyor ezeli ayar.
Ayın biri gelir,otuz bin kira,
Züğürtlük başlıyor üçüne doğru.
Fakirin geçimi binmiştir zora,
Kalan gün cehennem,göçüne doğru.
Yüzde yüz yirmi beş bir aylık faiz.
Tek cümle; şükürlerin, yöneldiği tek kudret,
Şükredene fazlaca, ikram edendir elbet.
Sanki bir borçlu gibi, türlü ihsanlar veren,
Kullara rızık verip, talepleri gideren.
Mihnetle yaşamak ne büyük illet,
Muhannet ölümden zor be evladım.
Başı dilencilik, sonrası zillet,
Neresinden baksan hor be evladım.
Sefalet içinde çeksen de çile,
Nasıl üzgün gördüm, garip Ahmet’i,
Tasaların biri lehine değil.
Eller yiyip içer, ona zahmeti,
Posaların biri lehine değil.
Cenneti o yanda, tamu bu yanda,
Ne kadar geç kaldım tövbe yolunda,
Gufran sahibiyle açtım arayı.
Ehli harabatım işin sonunda,
Viraneye döndü, gönül sarayı.
Doğru yol zannedip eğri gitmişim,
Şu Dünya han gibi bir konak yeri,
Kimse baki değil gelen gidiyor.
Bu devran böyledir ezelden beri,
Ağlayan sızlayan gülen gidiyor.
Kimi bir anlıktır kimi yüz yıllık,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!