Âlemleri yaratan,
Hikmetlerle donatan,
Hep kendini aratan,
--Yollara attın beni,
--Yollarda seni gördüm,
--Yollardan sana döndüm.
“Bezm-i elest hitabını”
Duyurmazsan ne bilirim?
“Oku kendi kitabını”
Buyurmazsan ne bilirim?
Kendi zatı selamette,
Olanlara selam gelir.
Şefaatle saadette,
Kalanlara selam gelir.
An da değil bütün sene,
İki yerde geçen, manidar vurgu,
“Min elfi şehri”, “şehri ramazan”
Sondaj maksadıyla, salınca burgu,
Her yanım ürperdi, titredi bir an.
Kapısında Ali, olunan yer mi?
Bir yer var ki bizden yakın, Tevhit denen şehir’i var.
Çokluklardan bire akın, âşıklara mesir’i var.
Zat’ı akdes kaynağından, derya-dile nehir’i var.
Mukaddesat dimağından, zevkle dolu cebir’i var.
Sevgisiz gül açmaz, çimen yeşermez,
Çöle dönmüş gönül viran değil mi?
Çiçeksiz, peteksiz, arı bal vermez,
Muhabbetsiz meclis, nirân değil mi?
İlimsiz yolların sonu kopkoyu,
Şu insanlar kendisiyle,
Yüzleşmeyi sevmiyorlar.
Yaşıyorken eğrisiyle,
Düzleşmeyi sevmiyorlar.
Yan gelerek yatmak kolay,
Âlemi dünyanın seyrine daldım,
Ne aynı ne gayri, giden gelendir.
Hayret den hayrete hayretle daldım,
San ki ”Vuslat” denen o dem bu demdir.
Her zerresi Zikri daim olanın,
Yiğidi nâmert,şer gücü cömert
En kirli servet,şer meydanında.
Kaygandır zemin,kaypaktır Emin
Yalandır yemin,şer meydanında.
Gözüme bağ edip, derin uykuyu,
Yalancı şafakla, beni eğleme.
Cehennem narıyla, verip korkuyu,
Mukaddes azapla, beni eğleme.
Dünyaya getirdin, iradem dışı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!