Diyarbakır'da doğup büyüdü. Eğitimini Diyarbakır'da tamamlayıp Öğretmenliğe başladı. Sosyal hayatı yakinen takip ederek, şiirler yazar.
Gözlerimiz alışkın değil bu taze ışığa
Biz ki mühürlemişiz kalbi karanlığa.
Kalsın dallarda o pembe, o beyaz rüya
Bizim soframızda ekmek bayat, su soğuk;
Köklerimiz sarsılmaz bu uçarı rüzgârla
Bir yanımız ihtiyar bir zamanın yokuşu,
Adımlarımızda yorgun bir takvim gürültüsü.
Diğer yanımız boş bir tabağın soğuk beyazı,
İçimizde hiç dinmeyen o açlığın ayazı.
Sen yoksun ya...
Gök yırtılmış, rüzgar isyan,
Sular kırgın akıyor dağlardan.
Kuşlar bile unutmuş türküsünü,
Özlem içime çökmüş, taş kesilmiş.
Başım mı dönüyor, nedir bu halim?
Koltukta, cam kenarında mecalim.
Gökyüzü hafifçe raksa dalıyor,
Yıldızlar ritmine eşlik ediyor;
Bir ben yerimdeyim, dönen başımla.
Göğün yüzü bir çarşaf gibi,
Yün değil bu yağmurun taneleri.
Bir sağanak olup yağacak tepemize,
Bir sana ugramayacak...
Sanki gökyüzü sana küskün,
Yıkılan binaların enkazında
Kahrolası bir sessizlik hüküm sürer
Gökyüzü kararmış, güneş gölgede
Bir umut kalmamış, insanlar mahzun
Can kurtaranlar arar sevdiklerini
Muktedirin Sofrası, Mazlumun Yarası
Bir cana kıyanın hükmü zindansa,
Neden bin canı alan "muzaffer" sayılır?
Bireyin eli kana bulanırsa leke,
Devletin elinde neden "şan" diye parıldar?
Gözlerin
Gözlerin bir gizem, derin ve güzel
Bir mavi okyanus, gökyüzünden esen rüzgarlarla serinlenen
Düşüncelerimi okuyan, kalbimi okşayan
Senin gözlerin, dünyada en güzel olan
Kuşlar müjde taşır, biz ise dert yükünü,
Unutmuşuz toprağın o en saf gününü.
Gözümüz kamaşır da bakamayız güneşe,
Sığmaz olmuşuz artık ne kedere ne neşeye.
Bir gölgeyiz ki, aslımızdan çok uzak,
Karanlıkta kayboluyorum,
Yalnızlığımın içinde boğuluyorum.
Gözlerim karanlıkta açık,
Ruhum yalnızlığımdan bıkkın ve yorgun.
Karanlıkta sesler çoğalıyor,
Birbirine karışıyor, zifiri karanlıkta kayboluyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!