İki dakikalık ömüre
Ne çok şey sığdırıyoruz öyle
Umarsız tasasız
Hiç ölmeyecek gibi
Doğar insan okunur ezanı
Mevsim kış, dünya soğuk, gök bulutlu,
Kuru dallar, yapraksız ağaçlar durur.
Kar altında toprak, doğanın uykusu,
Her yer sessiz, ama içimde fırtınalar kudurur.
Sonsuzluğun sınırlarında kaybolan,
Bir parça hayat arayan bir insanım ben.
Bir kelimeye uydur her kelimeyi, Satırları korumak için yazılan her cümleyi.
Düşüncelerin, hayallerin, duyguların,
Kitabının sayfalarında yer bulacağın, sınırsız alanlar.
Her kelime, her cümle, seni yansıtacak,
Gönül uslanmaz olmuş, pervasız bir âteş-baz,
Nâ-çar kalmış zaman, ne bir ümit var ne bir niyaz.
Gurur ve benlik pâ-mâl oldu aşkın eşiğinde,
Sûz-i dil olmuş yangın, yüreğin en derininde.
Vuslat ki artık nâ-mümkün, ufuklar karanlık,
Ey sevgili Peygamberimiz, sen ki insanların en üstünüsün
Sen ki yaratılmışların en güzeli, hakikatin ve güzelliğin kendisisin
Sen ki sırât-ı müstakîm üzere yürüyen, karanlıkları aydınlatan, insanları doğru yola iletensin
Sen ki doğruluğun ve adaletin simgesi, merhametin kaynağısın
Sen ki her daim sabırlı, mücadeleci, cömert ve yardımseversin
Anka kuşu, semada süzülürken,
Kanatlarında güneşin en sıcak tonları.
Göz kamaştırıcı bir ışıltı yayıyor etrafa,
Gücünü her anlamda ortaya koyuyor.
Efsanelere konu olan bu kuş,
Karanlık gecede yürüyoruz,
Yanı başımızda sevdiklerimizin cansız bedenleri,
Gözlerimiz dolu dolu, yüreklerimiz buruk acıyla doldu.
Nasıl dayanırız bu acıya?
Nasıl sakinleştiririz bu öfkeyi?
Acı bir halay sesi gelir
Kırık yaralı
Issız bir ülkenin çığlığında
Sağır eder sessizliği
Aldırmadan yakarışlara
Lif olur çeker hüzmüne




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!