Artık ne baharım var, ne de yazım
Karanlıklar içinde, zemheriyi yaşayan bir hicranım
Kalan umutlarım, kanatsız çırpınan kuşlarım
Hep ağlarım, bahtım için el açar yanarım
Eskiyor yıllar
Beni benden alan derd-i hicranlar
Ruhumu kuşatan sualler, aklıma dirlik vermeyen sancılar
Dinmiyor ıstıraplar, kalbime suhuleti çok gören figanlar, sukut ettirenolaylar
İstemesem de bir gün gideceksin
Zamanın çığlıkları sarhoş ederken
Yoksul hayallerin sarılmalarında
Gece kanarken gözlerim silmeyeceksin
Kuşatılmış sokakların çirkin suratlarını
Ne zaman alıp başımı gitsem, esrarın perdesinden akseden aşka nefesimi teslim etsem
Yitik yılların, figanlaşan anıların, ruhumun bizarlığında ki hülyaların acı çığlıklarıydı
O vakit an ve kuşatan efkarın sedası yüreğimi burkanken, hıçkırıklarım hiç dinmiyordu
Zihnimi tarumar eden sualler, akıl sır ermeyen ve inşirahı vededen sitayişler artıyordu
Çaresiz sukuta geçtiğimde
Ve kalbi daralmalarım hicranla refakat ettikçe
Hüzün dalgaları sinemde feveran ederek sabrı davet ediyordu
An ve zaman adına
Şayet hakikatin hikmeti fevkalade saklandığında
Mecnunları çok severim
Vurgun yiyen sinelerinin titremesini dinlerim
Mütevekkil halinde irkilirim, dalan gözleriyle akar giderim
Sual etmekten imtina ederim, emrine amade bir nefes misali dilekleri için kefilim
Yahu hatun
Bilmem ki neden düşünmezsin
Hissetmeyi nefeslenirsin lakin kendi derdindesin
Yaşamanın
Bir hesap dâhilinde olacağını
Yıllarca dem vururlardı
Makamda nihayet bir imtihan safhasında adımdı
Fakat mütemadiyen zikredilenler gereği gibi anlaşılmadı ne acıydı
En yakın dostlarımız
Ve muhabbet ikliminde arkadaşlık kurduklarımız
Yollar
Arşınlanırken yıllar
Her geçen anı besteliyordu
Beyan edilen bir iklim kuşağını hatırlatıyor
Bir şey vardı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!