Ne hep konuşulur, ne hep susulur
Söz gümüş ise sukut altındır derler ya
Boşuna değildir,
Ne zaman konuşacağını,
Ne zaman susacağını bilmeli insan.
Susss!...
Yerin kulağı var,
Kimse duymasın kimse,
Susss!...
Elle gelen düğün bayram,
Ballı maaşlarıyla,
Katmerli huzur haklarıyla,
Tasarrufsuz hayatlarıyla
Sefa sürenler,
Gününü gün edenler,
Tatsız tuzsuz bir hayatımız olsun istiyorlar.
TAKKE DÜŞER KEL GÖRÜNÜR BEYLER
ne nutuklar fayda eder
ne gazeller ne takılan çelmeler
hiçbir şey değişmez daha doğrusu
haklıyı döndüremezler yolundan.
Gönlüm gülmüyor istesem de
Öldürdüm bir çok insanı içimde.
Bakma sen dedim,kendi kendime
Sırıda sırıda yüzüne güldüklerine,
Mustafa Mustafa! dediklerine.
Kafalar sabit,
Yakar yıkarız, kırar şırkarız
Bize hiç bir şey olmaz
Tanrı affetsin der düze çıkarız.
Olmadı bir de milat ilan eder
Ne varsa sıfırlarız anlayışında beyler.
Öyle bir haldeyim ki,
Bilemezsiniz içimdekileri.
Canımızdan bir can daha verdik şu yola,
Kumruların güvercinlerin kaçışlarından belli,
Yol haykırmış asfalt ağlamış bakan olmamış yollara.
Yatsan ne olur yatmasan ne olur,
Koca yatakta.
Yuvarlansan ne olur yuvarlanmasan ne olur,
Bir uçtan bir uca.
Yaralı kuş misali,
Teksas Kahvehanesi'ndeyim bu gün
Maaş günümüz
Dostlarla buluşacağız yani
İlk gelişimizde Urfa'ya
Nasıl olduysa oldu, hatırlamıyorum
Takıldık kaldık işte buraya
Temmuz Paşa düştü yola
Yığınla enkaz bırakarak ağustosa
Pılını pırtısını topladı
Gidiyor.
Biraz da uzatmalar oynansa
Kavurucu poyrazıyla iyice yakarak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!