Bir güz vakti
Akın akın gidiyorlar.
Kim bilir kaçı kalacak gerilerde
Kolu kanadı kırılacak.
Kim bilir kaçı kanatlanabilecek gelecek senelerde.
Kaçı seyredebilecek bir daha bu manzaraları.
Şoför mahalli aslına uygun,
Kibrit kutusu koltuklar,
Ayakkabı boyası kutularından da tekerler.
Ve dört dörtlük kasası,
Dingili telden,
Direksiyonu sabit oynamıyor yerinden.
Kimi insan,
Bir adım önünü.
Kimisi,
Yüz metre ötesini.
Kimisi ise,
Yolun sonunu görür.
Gülsün diye bir gül uzattım gülüme,
Almadı.
Düştü gülüm gülümün önüne,
Bakmadı.
Durdu durdu,
Yeni bir yıl daha geldi
Sen hala uyanamadın gitti.
Horozlar öttü hiç oralı olmadın
Ortalık ağarmaya başladı,
Bana mısın demedin.
Kuşluk vakti bitti bitecek
Bugün sabah güneşe baktım,
Güneş yerinde yoktu.
Koridora çıktım,
Koridor bizim koridordu ama
Sanki ev bizim ev değildi,
Düzler Çamı'ndayım bugün
Sakız ağaçları, kızılçamlar, ardıçlar, meşeler içindeyim
Bir kayanın çıkıntısında
Bir boşluktayım ipi kopmuş uçurtmalarda
İçimde bir ürperti
Bir elim korkuluklarda bir elim kalyonda.
Şöyle bir turluyorum mahallede.
Vücuduma yayılıyor hafif bir serinlik
Dön evine diyor sanki,dön,nereye sabah sabah?
Ahmak ıslatan cinsinden hafif bir yağmura,
Şemsiye oldu hafif dökülmüş saçlarım.
Ne zaman çıksam güneşe,
Hapşuuu! ...
Hapşırırım bir kaç kere.
Çok yaşa der hasretim.
Çok yaşamak marifet değil,
Sağlıklı yaşamak en güzeli.
Kokusuna doyamadığım çiçekler,
İğde, portakal, zambak
Nergizlerde olur hani,
Güller ve sümbüller.
Limonu yanımdan ayıramam




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!