Duyar mısın beni
Seslensem duvarlara?
Duvarlar suskun, melodiler buruk.
Gönlüm var ya!
Ahhh şu gönlüm!
Sessiz, kırılgan, mahcup.
Emperyalistler ne eder eder,
Birkaç satılmış bulur ülkeni talan eder.
Bu yetmez,
Sofrana kadar müdahale eder.
Bu da yetmez
Eline geçirir tüm zenginlikleri
Yaşama gözlerimi kapattığımda
Aceleyle sarıp sarmalamayın,
Ne varsa ne yoksa bu dünyada var
Hemen toprağa gömmeyin beni.
Usul usul yürüyün mezarlık yolunda.
Şehit Asım'dan çıkınca,
Karşı kaldırımda bir güzel.
Gülümsüyor gözleri,
Gülümsemesi gözlerinden de güzel.
Bir yaprakta bir damla su gibi yüreğim,
Hani buluşurduk ya hafta sonları,
Irmağın kıyısında.
Altından geçerken bir alkış tufanıyla yapraklar
Selamlarken bizi
Hani bakardın ya yaslanıp omzuma
Düşlerimizi süsleyen bir gülücükle yıllara.
Yıl bin dokuz yüz yetmiş altı,
Aylardan mayıs.
Her gün şafak vakti uyanıp,
Usulca uzaklaşırken okuldan
İlk hedefim,
Edirne Otobüs Terminal büfesi olurdu.
EFKARLI DUYGULAR
Yaslayıp kulağını yüreğine
Dinlemeli,
Sadece yüreğini dinlemeli.
Bazen bir bakış, bir duruş
Pazara çıktım bugün,
Kalabalık, kalabalık, kalabalık.
Elma, erik, armut,
Fasulye, domates, patlıcan, salatalık...
Ne ararsan var.
Tam da seçim arifesinde
Ne zaman okusam,
Ne zaman “ Haydi Abbas ” diye başlasam
Duygularım kabarır
Salıveririm yelkenleri denize
Döner döner okurum.
İşte yine aynı
Şu deryanın uykulu hallerine
Biraz bakacak olursak Nazım Ustam,
Türkiye Cumhuriyeti üstüne,
Bir Osmanlı Devleti daha kurulur...
Yıkılır...
Kurulur... yıkılır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!