İbiş ezik, tutarsız, şaklabandır ancak
Sevimli karakter tiyatro oyununda.
Mimikleri konuşur bazen yerse dayak
Tutarsız komiktir seyirci karşısında.
Ne var ki ibişlik gerçek hayatta geçmez,
“Almanlar Mersedes Arabayı yaparken”
“Atanız ne yapıyordu?” diyen yalancı;
Almanlar Mersedes Arabayı yaparken
Atatürk beş yaşında, yalancısın yalancı!
Doğmuştu bin sekiz yüz seksen bir yılında,
Devam etti çöküş iki buçuk asırda;
Viyana sonrası kaybedildi topraklar.
Çok vilayetler devlet oldu ve Yunan da...
Sonra Anadolu’da işgalci oldular…
Gelelim üç Mustafa’nın hikayesine;
İskilipli, Molla Said, Mustafa Sabri…
Hepsi de düşmandı Sultan “Ulu Hakan’a”…
Ne var ki göklere çıkarıldı her biri,
Uydurup uydurup sarıldılar yalana!
Hakan’ı, hocaları övdüler ölçüsüzce;
Söylerken yıllarca beyinleri yediler;
Güya Kemal Paşa’yı göndermiş Vahdettin
Savaşsın diye Samsun’a, böyle dediler?
Oysa doğruları söylemiştir Vahdettin!
Bakın derler “Vatanı kurtarmak için”
Her kötü gidişe mazeret hazır,
Sallarlar ezberden “Dış güçler” diye(!)
Sorarlar adama, cevabı kahır…
“Sizdeki iç güçler nerede?” diye.
Artık anlatalım bu dış güçleri:
“Madem her tarafa yapmışız fabrikalar”
“Manukyan nasıl rekortmen olmuş sahiden?”
Aslında bu doğru değil, yanlıştır bunlar
Desek de fayda yok, konuşurlar ezberden…
Kurumlar ve Gelirler Vergisi olarak
Ey dostlar! Çok konuştular arkamdan!
Ben ozanım, benim sazım, sözüm var!
Öyle anlamam yalandan dolandan!
Benim kendime has, bir duruşum var!
Ben ozanım, hislerim coşar benim;
İstediğiniz kadar çalın çırpın
Bir gün sizi de ele verir zaman!
Veyahut dibine vurun yalanın
Bir gün hakikati haykırır zaman!
Zaman unutmaz, korur gerçekleri
Dünyaya gelirken aynı fizik elbise
Allah giydirmiş kullarına, görmez gözler!
Ormanda dolaşırken benzerdi izciye
Biraz tıraş olsa etraftaki şebekler.
En az bir lisanı var dünyada herkesin;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!