Nasıl bir zamana kaldık be canlar,
İkrar belli değil, söz belli değil.
Bürünmüş postlara sahte cananlar,
Heves belli değil, öz belli değil.
Üstatlar hocalar ahkâm kesiyor,
Seni nasıl da özledim.
Şu beni duysan, çok mu diye sorardın...
Bende Sonsuzluğun sonu kadar guzum.
Bilmiyorum varmı yokmu bir sonu,
Ölüyü bekleyen taze mezar kadar özledim. Sensiz ölüm kokuyor satırlarım.
Sensiz atan kalbe bile düşmanım.
Nasılım öylemi, iyiyim çok iyi, bildiğin gibi,
Özledikçe yitti benden sakinliğim,
Görmedikçe kayboldu yüzümdeki gülümseme.
Arzuladıkça eridi avucumda hayallerim,
İstedikçe tükendi içimdeki her duygu.
Değemedikçe neşem, sessizce dindi,
Nasıl sevinmiştim, geliyorsun diye,
Halbuki benden kime ne?
Ben akıllı görünen bir aptalım,
Safliğimi tasdik edip onayladım.
Geliyorsun diye nasıl da sevinmiştim,
Nasılım, kaybolmuş gibi hani sokakta kalmış gibi,
Gecenin üşüyen nefesi omuzlarıma sinmiş gibi.
Susuyorum, nereye gittiğimi bilmeden yürüyorum,
Her adımda biraz daha derin bir boşluğa giriyorum.
İçimde bir enkaz var, evin bir duvarı yıkılmış gibi,
Ne acıdır bilmezsin,
"O" deyip nefessiz kalmak,
Kafanın içinde binlerce kelime,
Tek birini söyleyememek...
Y
Ne kötüdür elini uzatıp tutamamak,
Elinde güç olanlar estirir
Haksızlar haklıları bastırır
Suçlular günahsızı astırır
Ne hak kalmış ne de hukuk...
Adam zannettiğimiz palavracı
Ne başlangıç ne de son, bir anlık sözleşmeyle
Gözümü açtım yokuşa, o sonsuz yükselişle.
"Varım" dedim, yandım, kül oldum bu büyük sırda,
Aradım kendimi, kayboluşun bin gizeminde.
Bazen Habil’e özenir, masumiyete bakarım,
Bu bayram gönül kapım kapalı, penceremse kilitli,,
Siyah perdeler çekik, küçük birışık sızmaz içeri.
Ne affı, ne bayramı? Helallik mi? Affetmek mi?
Yaralar taze, izler derin, dinmez yüreğimin kederi...
Ne tatlı sözler, ne sahte gülüşler,
Ne bir mevzi tuttum, ne kalkan gerdim,
Gönlümü önüne serdim de geldim.
Haklı çıkmak değil, sadece derdim;
Ben sana içimi dökmeye geldim.
Zerre telaşım yok üstün gelmeye,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!