Toprağa düşeceğiz ansızın bir güz gecesi
Belki bir rüzgarla, belki sağanak yağmurla
Kalana zor gelecek, göçene daha yok ertesi
Koyacaklar toprağa ve örtecekler üzerini çamurla...
Ayaz sis ve pus tam ölüm havası
Olur da vadesi dolarsa bu yorgun nefesin,
Görüşemezsek eğer, tek gerçeğim sevdiğini bilmek olsun.
Bu bir vasiyet değil, senden son bir rica;
Ardımda ne kaldıysa, kimsesiz bir çocuğun tebessümüne dönsün.
Yolda bir papatya görürsen, ellerinle o yetime uzat,
Sana benim yerime versin, ben vermişim gibi hisset...
Sevgi de nefrette bir anlık,
Kıymet bilmeyenin yolu karanlık,
Saygıdan başka yok bir zorunluk,
Zorlama, olursa olur olmazsa kalem çekeriz...
Kimse kimseyi yok sayıp hor bakamaz,
Ömrünün sayfası neşeyle dolsun,
Yeni yaşın bugün mübarek olsun.
Hanende huzur, gönlünde sevda,
Her adımın bahar, günün nur olsun.
Yuvada direksin, tadısın aşın,
Ömür dediğin, bir takvim yaprağının can çekişen hışırtısıymış,
Gurbet ise ucu yanık bir mektubun hiç bitmeyen, kanayan satırları...
Burada rüzgâr bile senin adını fısıldamadan geçmiyor sokaklarımdan,
Pencereme düşen her damla, sanki senin gözlerinden süzülüp gelmiş.
Seni düşünmek; gurbetin ortasında, sılası çalınmış bir sürgün gibi,
Kendi sesinin yankısında bile çaresizce senin sesini aramakmış.
Her insan yediği şaplak ve ağıtla girer bu yola,
Bizim ömür dediğimiz , aslen bir nefeslik mola,
Kimi bertaraf olur, kimi sağa sapar kimisi sola;
Bir varmış la bir yokmuşun arası, ömür dediğin…
Gelen gitmek için vaktini bekler,
Kaydırırken ömür geçer, parmak yorgun düşer de,
Aynı şarkı bin videoda, akıl kalmaz kimsede.
Özgün fikir ara dur ki, bulamazsın tek zerre,
Bir akıma kapılanlar, döner durur aynı yerde.
Canlı yayın açan açan, "gül gönder" der bağırır,
O nasıl bir güzellik,
Gülüşleri aşk kokuyor
Gamzeler ateş, yüreğimi yakıyor
Gül teni miski amber gibi kokuyor,
Gözlerimi alamıyorum, kayan yıldızlar gibi
Yana yaka gökyüzünden gönlüme süzülüyor...
Seyitgazi'den yükselen alevler,
Sarmış her yanı, yanar yürekler,
Eskişehir'in yeşili böceği kavrulular,
On can düştü toprağa, şehit oldular.
Gözyaşları sel oldu, boğdu boğazları,
Bir matem sabahında, günlerden On Kasım,
Tarih durdu o an, yeryüzünün rengi soldu.
Dokuzu beş geçesi, sessizlendi tüm yasam,
Bir güneş devrildi, kalpte bir büyük iz oldu.
Atam, sen göçtün ama, bu millet dimdik kaldı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!