Ben yalnız doğdum yalnız yaşadım
Hep bir bahtsızlık düştü şansıma
Ne pişman oldum ne de ağladım
Hep bir kahpelik düştü şansıma...
Eza ile cefa ile yoğruldum
Duvarlara mutluluğun resmini yapalım beraber,
Huzura yol olan, huzur veren şiirler yazalım,
Omuz omuza verelim, her duvarı umutla dolduralım
Bir bahar açtıralım gönlümüz de, sevgiyle çoğalalım....
Tohumlar atalım ki, yeşersin çıkarsız sevginin izi,
Duyduğumda adını, başka bir elde,
Yüreğimde bir sızı değil, bir bilgelikti.
"Elbet bitecek," dedim, "bu sahte beste,"
Senin doğan buydu; döneklik, geçicilikti.
Ben bilirim ki sen, elbet aldatır giderdin,
Yarı yolda bırakır, ardına bakmazdın sen.
Duyduk ki o ses, artık bize haram,
Gönlündeki umutlar söndü, gardaş.
Yıkıldı dağların, yoruldu meram,
Artık o sevenin dünyası döndü,
Seni seven öldü gardaş.
Duydum ki gönlünde mevsimler bahar,
Gülüşün dünyaya neşeler saçar.
Benim olmadığım her yer bahtiyar;
Söyle aşk bu bensizliğin neresindedir?
Şahidim, gözlerin sönmemiş uyan,
Denizin ortasına pisleyen kargadan bencil
Türlü şaklabanlıklarla kendisini ediyor rezil
Her türlü sahtekarlıkda bizzat kendisi fail
Utanma duygusundan utanır oldu edepsiz...
Haydutu hırsızı kendine edinmiş rehber
Eğer sevgili senden uzak olmayı murad ediyorsa,
yakınlık talep etme,
çünkü
senin zannettiğin yakınlık
onun murad ettiği uzaklıktan daha uzaktır.
Eğilip bükülürken ömrün ince beli,
Ah, bilseydim çok ağırdır bu yükün bedeli.
Oysa taş sandım ben omuzumdaki dağı,
Bir nefes vermezdim, bilseydim cesaret hayatın tuzağı.
Gözlerimde erken çöken sis, saçlarımda ak,
Alevisi sünnisi inandığı gibi yaşasa herkes,
Ya Muhammed ya Ali diyerek tüketse nefes,
Birlikten çekinse fitne, kesilse şer ses,
Eğilmeyen dik başım beladır bana.
Diz çöktüğün nefsin cezadır sana...
Ekim rüzgârı eser,
Kalabalık caddeler, yollar,
Sanki bir hüzün perdesi,
Üzerimde sarı yapraklar.
Gözümde yollar uzar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!