Gönül bağımız gizli kalsın
Varsın herkes yalan sansın
Dağlar taşlar şahidimiz
Dünya yansa külüm kalsın
Ozan dermiş eşin, dostun, akraban
Gönül bağın açma her gelen yele,
Sırrı ifşa etmek hiç düşer mi dile?
Aşk şarabı sunan o badeyi al eline,
Her kadehte bin bir divaneler var...
Bu âlem misali bir rüyadan ibaret,
Gönül bağlama hiç fani saraya,
Sultan olsan bile bir gün gidersin.
Gerek yok dünyada boş tantanaya,
Ektiğin dert ile orda bitersin.
Mağrur bakma öyle yüksek dağlara,
Gönül bahçemde bir veda rüzgarı,
Savurdu her çiçeği, yaktı her anı.
Şimdi ben, kim bilir hangi uzak diyardayım,
Sen, her yüzde beni arayan bir yabancı.
Sözlerimde saklı kalan o son yemin,
Gönül bahçemizde açan tek gülsün,
Sabahın nurusun, şafağın izi.
Ne zaman baksam o eşsiz renge,
Unuturum birden kederi, sızı.
Ela gözlüm, ömrümün en tatlı dizesi.
Gönül bahçen dolsa, her gülü sanma,
Diken gizler elbet, hıyanet yakın.
Gözün görmediği, her söze kanma,
Sükût kalesine, bir çivi çakın.
Konuşun yine de, tartın her sözü,
Gönül heybesinde ağır bir sızı,
Dile gelse kelam, yetmiyor Nurgül.
Güneşin bağrında saklı bir buzun,
Ateşi sönüyor, bitmiyor Nurgül.
Gözlerin ufkuma çekilen mil mi?
Nakarat
Gönül coşar, ritim başlar bu akşam,
Müzik dolar, dertler biter bu akşam.
Eller havaya, neşe dolsun her yan,
Dünya döner, eğlence var bu akşam.
Gönül dağlarımı duman bürüdü,
Yaş döktü gözlerim, sevdam savruldu.
Kimi zaman hüzün, kimi zaman aşk vurdu,
O gün bu gündür, hayatım çileyle doldu.
Ozan mustafa yanık bağlama çaldı,
Gönülde bir sızı, dilde bin yalan,
Aşk diye sunulan koskoca talan.
İçten gelmiyorsa bir bakış, selam;
Varlığı yük olur, özünde bir gam.
Q
Bugün yapay hisler gölgesindeyiz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!