Sol kaburgamda bir ev vardı, neşeli, aydınlık,
Ellerimle kurduğum, aşkla ördüğüm bir anıt.
Her taşı sevgiyle mühürlüydü, herköşesi bir umut,
Sandım ki sonsuza dek kalır, bu mahrem konut...
Bir fırtına koptu ansızın, ruhum titredi,
Soluduğun hava sayaca girsin,
Alınan nefesten haraç kesilsin.
Rüzgar esse payın devlete versin,
Esintiden sesten haraç kesilsin.
Uykuda görülen düşün payı var,
Aşk dedim, gönlümü kağıda döktürdüm
Nefreti kini kalem ile sol yanımdan söktürdüm
Gem.vurdum nefse, aşk_ı hakikate geri çektirdim
Akıllı ol, kendine gel, aşk la çarp sol yanım dedim
Kâh koşar kâh durur, yavaş yürür sevda kervanı
Sol yanımda bir çelik; soğuk, paslı ve derin,
Elimi her uzatsam, buzdur o eski yerin.
Gülüşünle ördüğün, zehirli, sahte ağlar;
Yollarıma set çekti, sanki kanlı o dağlar.
Neden sevdirdin böyle, neden bu derin yara?
Şimdi aramızda "dağlar" var...!
Ama duyuyorum seni!
Belki o gecenin "en parlak yıldızı"
Olarak yansırım "gökyüzüne".
Belki de soğuk bir sabahın
Son bir defa bakayım yüzüne,
Gözlerin deniz, ben bir gemi.
Demir almadan, ve batmadan,
Kaybolayım o dipsiz derinlikte...
Son bir defa tutayım ellerini,
Dertli türküler çalar içimde bu gece,
Yazmakla bitmez, anlatılmaz ki hece.
Yüreğim kara kaplı defter, her satırı yara,
Dertler bitmez, çile desen dizilmiş sıra sıra.
Görseydi o gözler, gözler sevgi dolu,
Son fısıltı...
Titrek bir el sallayış değil bu.
Her veda bir ölüm, her ölüm bir başlangıç,
Benim veda’m mezar taşında yazılı.
O ilk ayrılık ki,
Adam:
"Mürekkebim kandır, kağıdım ise dertli bir deri,
Senden gayrısını yazmaya varmıyor kalemimin feri.
Gurbet dediğin sadece mesafe değil, tenin tene açlığı,
İçimde susmak bilmeyen, o vuslatın amansız çığlığı."
Q
Gökler sussa, yerler dile gelmese de,
Arar ruhum bir sığınak bir nida,
Kalbimdeki boşluk, bir matem hissi,
Yalnız ve titrek, düşmüş bir yaprak gibi...
Sonsuz bir umman, adı Rahmettir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!