Sabah olsaydı seni kucaklardım.
Öğle olsaydı yine seni kucaklardım.
Akşam olsaydı, hiç bırakmadan yine sana sarılırdım.
Ekmek olsaydın seni her lokmamda hissederdim.
Su olsaydın, kana kana içerdim.
Kaptan,
açılayım seninle mavi derinliklere,
arkamızda dolu yelken,
önümüzde usul bir meltem.
Güneş ısıtır gökyüzünü,
martılar telaşlı sesleriyle
Tetifelia
Ruhum karanlığın en derininde,
yıllara hükmeden bir sürgünün içinde…
Savaşlar gördüm—
ağıtlarla yoğrulmuş,
tanrılara yükselen yakarışlar ve isyanlarla.
Bir Nisan Sabahı
Bir Nisan sabahı, bahar uyanır ışıkla,
Güneş can verir yeniden toprağa, aşkla.
Ağaçlar çiçek açmış, renk renk dallarda,
Canlılar merhaba der kıştan çıkan dünyaya.
Aydınlık bir resim olsun çizdiğin,
Güneş ile ay kardeş olsun göğünde.
Kuşlar eğilsin nehirlerden su içsin,
Nehirler aksın mavi denizlere.
Dalgalar kıyıya usul usul vursun,
Hep mavi olsun, gözlerin gibi…
Doğum günün kutlu olsun, periler diyarının prensesi Tetifelia,
Kalbimde yankı olur adın, en güzel masalın hediye bana.
Kelebekler, kuşlar, ağaçlar, rüzgâr fısıldar adını,
Büyülü melodiler sarar, doldurur her yanımı.
İsmin bir sihir gibi alır götürür uzak diyara,
Gözlerin bir ışık olur, düşer en derin bahara.
Ruhum, ruhunun kıyısına demir atmış bir gemi;
Ne azgın rüzgâr söker onu yerinden,
Ne de kudurmuş fırtınalar ayırabilir bizi
Bu kıyıdan öteki kıyının yalnızlığına.
Nice mevsimler geçti göğün altında,
Ay soldu, yıldızlar düştü gecelerden;
Şimdi sen en derin uykulardasın,
Rüyaların içinde kendine sarılmış,
Yüzünde her zamanki o tatlı gülümseme…
Okyanus gözlerin kapalı,
Dingin sular gibi sessiz, sakin.
Ben ise karanlık göğün sonsuzluğunda,
Seni rüyamda görmek
Bu bir tesadüf değil
kaderin gizli bir fısıltısı.
Elini tutmak..
Sanki o sıcaklığı bulmak gibi,
ömrüm boyunca aradığım o hiss
Sabahın beşi…
Bir sen varsın,
Bir karanlık,
Bir de hayaline sarılmış ben.
Sımsıkı tutuyorum seni içimde,
Sanki bıraksam




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!