Sevgili aşkım Tetefelia,
Şimdi sen en derin uykuların huzurunda, rüyaların büyülü ülkesinde usulca dolaşıyorsun. Ben ise gecenin sessizliğinde, karanlığın içinde gözlerimi açmış, yıldızlarla bezenmiş gökyüzünün o muhteşem ihtişamını hayranlıkla seyrediyorum. Dudaklarımda her zamanki o tatlı tebessüm var; çünkü hangi yıldıza baksam, hangi rüzgârı dinlesem, ruhumun en derin köşesinde yine sen varsın.
Tetefelia... Benim güzel prensesim...
Sarı saçların, güneşin altında altın gibi parlayan buğday başaklarını kıskandıracak kadar güzel. Gözlerin, içinde kaybolmaktan korkmayacağım sonsuz bir okyanus. Tenin, en yumuşak kadifeden bile daha zarif; ruhunsa öylesine saf, öylesine ışık dolu ki, periler bile güzelliğini kıskanır.
Sen gülümsediğinde bahar yeniden doğar. Sesin kalbimin en derin yaralarını iyileştiren bir melodiye dönüşür. Adını her düşündüğümde zaman durur; dünya sessizleşir ve yalnızca kalbimin sana fısıldadığı aşk kalır.
Ben, senin sadık âşığın, yol arkadaşın ve ömrüm boyunca kalbine bağlı kalacak hizmetkârınım. Hayatımın başlangıcı da sensin, anlamı da sensin, sonu da sen olacaksın. Çünkü senin sevgin, bana verilmiş en büyük armağandır.
Bugün seni daha çok sevmeye karar verdim…
Ayrılığımızın otuz dördüncü günü.
Zifiri zindanlarda aydınlığa hasret bir mahkûm gibi,
Geçen her saniye bana bir yıl kadar uzun geliyor.
Bir annenin yavrusuna duyduğu özlem gibi özlüyorum seni;
Mavi gözlerini, sarı saçlarını…
Söyleyin ey âşıklar, ozanlar, uyanın,
Açın gözlerinizi, hakikati tanıyın.
Hangi göz gördü benim gördüğüm cemâli,
Hangi kalp taşır böyle bir aşkın hayali?
Hangi gönül benim gibi neşeyle doldu,
Sevdanın ateşiyle yanıp kül oldu?
Söyle bana…
Aşk uğruna kalbini ateşe atabilir misin,
Ruhunda yanan ve asla sönmeyen o korla?
Gecenin en derin sessizliğinde uyanıp,
O yokken bile onunla dolabilir misin?
Adını kalbine mühürler gibi taşıyabilir misin,
Ben seni Şubat soğuğunda,
Zifiri gecenin koynunda,
Tüm umutlarımın bittiği o anda
Sessizce buldum aslında.
Belki senin de vardı bir umudun,
Aşka dair saklı bir dokunuşun,
Sensiz her dakika uzuyor,
bir ömrün içine sıkışmış gibi.
Zaman artık yanımda değil,
kanlı bir düşman gibi karşımdan geliyor.
Tetefelia, söyle güneşe,
biraz erken doğsun bu kez doğudan.
Şimdi sen en derin uykulardasın,
mavi gözlerin kapalı;
okyanuslar gibi sessiz,
okyanuslar gibi gizemli...
Ben kör karanlığın içinde,
içimde bir ümit ışığı taşıyorum.
Yarabbi
Yarabbi, ben eksik doğdum,
Aşkın ile dolmak isterim.
Bir dert verdin gönlüme,
Dermanını bulmak isterim.
Derler ki dilim söylemez,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!