Mavi gökyüzünün altında ki sen
Nedir çektiklerim nedir bu senden
Akşamdan sabaha bitmek bilmeyen
Bıktım sensiz geçen şu gecelerden
Ayın şavkı desem sensiz o’da yok
Geçen yıllara doğru boynumu büküp baksam
Gözde yaş aramadan bilirim üzülürsün
İhtirasa kapılıp yarınlarımı yaksam
Sözde taş aramadan bilirim üzülürsün
Dört duvar arasında hasret çekilmez deyim
Saçlarına asılıp yüzünü avuçlama
Kimseyi arkasından lanetleyip suçlama
Her şeyin sonu gibi buda bir sonuç ama
Böyle olmamalıydı, böyle olmamalıydı
Çare değildir isyan gözyaşı dökmek nede
Canım yanıyor canım
İnanın çok derinden
Sanki, deli yüreğim
Çıkacaktır yerinden
Göz yaşıma bakmadan
Dönsem neye yarar yolumdan cayıp
Fenerim görünmez pusulam kayıp
Şu kara deryayı yar bağrı sayıp
Bilmem dalayım mı dalmayayım mı
Mekânı meskende bulup ilini
Derecesi olmayan
Çok tutarsız birisin
Ne soğuk nede ılık
Kar sıcağı gibisin
Sıtma gibi titreten
Üzülürüm zannetme ömrüm geçse de yasla
Güneşi öperim de seni bir daha asla
Fark etmez beni kimle kıyaslarsan kıyasla
Fark etmez benim için kara gözlüm fark etmez
Şu geçen yıllarıma ne dönüp yazık derim
Ben duydukça inandım bir değil her sözüne
Sense dönüp bakmadın yüreğimin közüne
Artık senin gözüne, dudağına, yüzüne
Soframdaki üzüme baktığım kadar bakmam
Düğüm oldu içimde seviyorumun imi
Kendini jön sanan anık
Seni gören göz bozulur
Ocak olsan yanık yanık
Duman ağlar köz bozulur
İşim olmaz soyda cette
Yaz bitti sonbaharda
Geleceğim diyordun
Gelmezsen divaneye
Dönerim biliyordun
Sap samana dönüştü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!