Öyle ya da böyle seni
Ben ne zaman sevmedim ki
ATATÜRK’den sonra sana
Ne zaman baş eğmedim ki
Eğmemiştim eğdirmiştin
Çekilince gönül suyum
Kurağa düştüm kurağa
Burasıdır, son denilen
Durağa düştüm durağa
Yol yordam yok anlayış dar
Aşkı bilmez gibi tir tir titreyip
Ne diye korkarsın e güzel kalbim
Bir sağa bir sola, başını eğip
Ne diye sarkarsın e güzel kalbim
Her zaman bu yolda açılmaz perde
El ne derse desin bana
Sevmişim vermem cihana
Gidene dek mezarıma
Esiremin esiriyim
Ne başımın, ne paşamın
Beni mi buldun felek
Kahpeliği yapacak
Genç yaşta yüreğimi
Ne vardı ki yakacak
Seni anlamıyorum
Kenarı kırık olduğu anlaşılıyordu kalbinin
Kendilerini ahlak zabıtası adledenlerin
Ahlaksızlıklarını gördükçe
Derinden öğle iç çekmeleri vardı ki
Kalemine kızıyor
Öğretmenliğinden utanıyordu adeta
Bir zamanlar kartal iken kuş oldum
Yaş kemale erdi artık boş oldum
Zevk eylence bitti sanki taş oldum
Hayatın son demi fenaymış oğul
Evin odaları sanki bir zindan
Nere baksam orası boş
Budanası aklım sarhoş
Bu günlerde değilim hoş
Gelecektim, gelemedim
Getiren de olmadı
Seni görüp gönlüme koyduğum andan beri
Dilimin ucundasın kalbimin ortasında
Senden gayrı her şeyden caydığım andan beri
Dilimin ucundasın aklımın ortasında
Sen vadide gonca gül, lebideryada efsun
Çivimizi çıkarmışlar çakan yok
Ağlasakta halimize bakan yok
Meşaleyi adam gibi tutan yok
Son pişmanlık fayda etmaz uyanın
Sabır taşı çatlamaya yaklaştı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!