Kenarı kırık olduğu anlaşılıyordu kalbinin
Kendilerini ahlak zabıtası adledenlerin
Ahlaksızlıklarını gördükçe
Derinden öğle iç çekmeleri vardı ki
Kalemine kızıyor
Öğretmenliğinden utanıyordu adeta
Bir zamanlar kartal iken kuş oldum
Yaş kemale erdi artık boş oldum
Zevk eylence bitti sanki taş oldum
Hayatın son demi fenaymış oğul
Evin odaları sanki bir zindan
Sevmekten mi vaz geçtim yoluna çıkmaktan mı
Andıkça, ortalığı dağıtıp yıkmaktan mı
İsyanlarımla senin canını sıkmaktan mı
Yaşarken cehennemim oldun da ne oldu ki
Güneşin inadına sana derken güneşim
Deli gönül öne çıkma derdinle
İsyanını özelinde tut, dinle
İçten içe savaşsanda kendinle
Onun için olduğunu bilmesin
Hançer alıp yüreğini deşsende
Gözlerim, yollarını
Bekliyor, gelmiyorsun
Gelsende, merhabasız
Kaybolup, gidiyorsun
Geldiğinle, gittiğin
İnce karanlıklardan geçerken
Kalın izler bıraktığım yollarda
Haklı isyanlarıma yağan kurşunlar
Yüreğimin Ceplerinde dururlar hala
Atsam atılmıyor satsam satılmıyor
Dışarısı çok soğuk her yerde fırtına var
Hala benim yüreğim sığınacak yer arar
Arayan ben yanan ben ağlayan ben yar diye
Kim bilir seni nerde kim bilir kimler sarar
Yuh olsun kahpe dünya yuh olsun felek sana
Ey yedi tepenin üstüne kurulu şehir
Seni seyrediyorum seni, çamlıca’ndan
Uzayın dallarından asılmış gibi
Kor kızıllığındaki güneş batarken
Tependen tepene atlıyorum adeta,
Galata kulesinin, kız kulesine
Duydum ki uzaklarda yaşarmışsın yakınsız
Gezip dolaşırmışsın tenhalarda akınsız
Yüreğin kadar kanlı kılıcın kalmış kınsız
Akılsız, şimdi sevsen ne çıkar
Acımadan kuruttun sevda denizimizi
Üçbeş tanıdık gördüm dün sokakta yürürken
Ordan burdan sırayla konuştuk düzgün düzgün
Sessizlikte yaşandı arada bir dururken
Zaman geç olunca da ayrıldık üzgün üzgün
Her gece sessiz sessiz ağlıyormuş dediler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!