Derdin başa özün taşa
Mahküm olsun gözün yaşa
Öğle düş ki kara kışa
Yüreğinde buzu kalsın
Kahroldukça dün dününde
Ne dağlarda kekik kokusunu çekerken
Ne ovalarda gelinciklerin dansını seyrederken
Ne top ne kurşun ne de hançer yarasıyla,
Şart değildir bedeninin yanımda
Yanaklarının avuçlarımda olması
En uzunu birkaç saniye süren rüyâlarımda bile olsa
Sen eskiden şerre kurşun atardın
Ay la doğar güneş ile batardın
Hüznü bilmez zevkine zevk katardın
Şimdi neden titriyorsun yüreğim
Kurt misali dağlar sana ev iken
Sanmayın derbeder, biçaresizdir
Yapmacık geçmişi, ifadesizdir
Çokları söylerki, o kadersizdir
Doğru der çokları, ben kadersizim
Talihsiz bahtımı, bin bir dert sarmış
Zehir gibisin bugün
Gözlerinden anladım
Bana öğle baktınki
Seni başkası sandım
Sırtındaki entari
Hayalinle sabahlarım
Geceleri sen uyurken
Bekliyorum yollarını
Gelmiyorsun vakit varken
Gecelerim güne hasret
Özünü, iffetini
Düşünü, niyetini
Ben senin kıymetini
Gittiğinde anladım
Kanımın donmasını
Gözlerinden aşağı
Yaş izi görüyorum
Yeter artık ağlama
Gördükçe ölüyorum
Ben ağlarım yerine
Karışmam işine ne yaparsan yap
Dayansın yüreğim etsem de feryat
Bir paçavra gibi istersen tut at
Yeter ki gözüme bakmadan gitme
Bu dert beni, öldürecek bilirim
Güç tükenmiş, sana nasıl gelirim
Can gidiyor, bir kemik bir deriyim
Yavaş yavaş, sen sela mı ver hoca
Bir sevdadır, beni böyle eriten




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!