Ne zaman aldıysam mızrabı ele
Sazımla sözümle yad oldum tele
İste son eserin işte kurbanın
Hele yaptığına dön de bak hele
Havayı dumanlı gördün diye mi
Sen bulunmaz hint kumaşı
Bense şu yolların taşı
Üstlenmişim her telaşı
Kına yak işte kına yak
Sen bulunmaz hint kumaşı
Gülüşlerim esir düştü ellere
Keşkeleri sayar sayar giderim
En çelimsiz poyrazlara yellere
Keşkeleri yayar yayar giderim
Hiç gonca açar mı solmuş yanıyla
Kıymetini bilemedik yılların
Biz her derde müstehakız Kibarım
Gitmeyen biz suçu yokki yolların
Biz her şerre müstehakız Kibarım
Kardeş olduk canımızı alanla
Her sözüne kanmışım
Her kanışta yanmışım
Senin gibi dikeni
Ben nasıl gül sanmışım
Sen beni hep sen beni
Almış yamacına Aksu köyünü
Gemin deresinin ölçer boyunu
Asırlardır oynar aynı oyunu
Kösedağı senin başına kurban
Başında bulunan taşına kurban
Her gün bir yamaçtan inelim derken
Sabahı geç bulduk akşamı erken
Çiçeği koklarken gülü okşarken
Kötü zamana rastladık kötü zamana
Karakış kur yapar bahara, yazın
Dönmem o ki ben bu yoldan
Ayırmadan kolu koldan
İster sağdan ister soldan
Koy sineme koy başını
Sen var iken bakmam aya
Bırakmaz yakamı bir talihsizlik
Her neyi istersem tersi oluyor
Cana yoldaş olmuş bu sahipsizlik
Gökten bir taş düşse beni buluyor
Elin gönül gülü her gün açarken
Baklavasını yiyip ayranını içtiğim
Baharını koklayıp ayazından geçtiğim
Rüzgarını ektikçe poyrazını biçtiğim
Kolay mı sanıyorsun seni unutmayı sen
Maldan, mülkten fayda yok yine dardayım darda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!