Her gün bir yamaçtan inelim derken
Sabahı geç bulduk akşamı erken
Çiçeği koklarken gülü okşarken
Kötü zamana rastladık kötü zamana
Karakış kur yapar bahara, yazın
Dönmem o ki ben bu yoldan
Ayırmadan kolu koldan
İster sağdan ister soldan
Koy sineme koy başını
Sen var iken bakmam aya
Koskocaman volkanken kaynayan aşkın ile
Bir an da kül olacak köze çevirdin beni
Söylemek için hemen, içimden geçse bile
Dilimde kaybolacak söze çevirdin beni
Kim demiş ki ay doğar kızıl güneş batmadan
Bırakmaz yakamı bir talihsizlik
Her neyi istersem tersi oluyor
Cana yoldaş olmuş bu sahipsizlik
Gökten bir taş düşse beni buluyor
Elin gönül gülü her gün açarken
Baklavasını yiyip ayranını içtiğim
Baharını koklayıp ayazından geçtiğim
Rüzgarını ektikçe poyrazını biçtiğim
Kolay mı sanıyorsun seni unutmayı sen
Maldan, mülkten fayda yok yine dardayım darda
Gözüm değdi yanağının
Alına yar alına
Kurban olam dudağının
Balına yar balına
Gömleğimin düğmeleri
Sevdanın şerbeti gönül ovama
Dolsa da kendime içiremedim
Sen benim gözümde bir hiçtin ama
Kalbime sözümü geçiremedim
Bu da gelecekmiş başıma bu da
Gelecek neleri saklıyor bizden, kim bilir
Zamanı geldiğinde arz etmek için,
Hangi acıları, hangi kayıpları
Hangi görmemişlikleri, hangi depremleri
Hangi feryatları, hangi karanlıkları
Gün ortasında..
Ağız tadı ile meşke ermeden
Sevda güllerini sayıp dermeden
Koşup eylenmeye fırsat vermeden
Kahrolası zaman ne çabuk geçtin
Anında sönüyor bir ışık yaksam
Her aklıma gelişinde nefretim arşa çıkar
Efkârım hırs ateşinde dünyayı yakar, yıkar
Sanma gönül bir gün seni lanetlemekten bıkar
Seni küle çevirmeden bıkarsam kahrolayım
Kayar gibi hiç durmadan kel başta şimşir tarak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!