Münevver Şenol Şiirleri - Şair Münevver ...

Münevver Şenol

Sevmek ayıpmış neden olsunki?
Bir insan kendini bildikten sonra.
Gezip anlaşmakta çok varmış fayda.
Sonunda ben gibi, pişmanlık duyma.
Şendim, şakraktım sindirdi beni.
Aptala çevirdi mala döndürdü.

Devamını Oku
Münevver Şenol

Seninle biryerlere sığamıyorum.
Tıpkı yaramaz bir çocuk gibisin.
Senide bırakıp gidemiyorum,
Ne yapayım ben?
Şeytan diyor ki,
al başını çek git bu dünyadan.

Devamını Oku
Münevver Şenol

Eee Müniş!
Kırk yıldır çektiğim dedin yazdın, biz seni dinledik
Peki şimdi cevap hakkı doğmadı mı kocana?
doğdu tabi.
Hadi arkadaşlar!
telefona bağlayında birde ona soralım.

Devamını Oku
Münevver Şenol

Geceler ahh o adıgibi kara simsiyah geceler.
Ben sana yıllarımı gençliğimi verdim.
Amaa sende ne buldum?
Sevgili gibi sevdin mi,kucakladınmı beni?
Yoksa ana gibi bağrına basıpta sahipmi çıktın.
Hayır,hayır hiç biri.

Devamını Oku
Münevver Şenol

Ah benim bahtsız ANAM eller gibi pul değil.
Güller gibi gül ANAM.
Asker olan babanın yaptığı kaçamakta.
Bir gecelik aşkın mahsulüsün sen.
Ama o kahrolası savaşlar,senin gibi nicelerini öksüz.
Vahide gibi gelinleride dul bırakmadımı?

Devamını Oku
Münevver Şenol

Affet Tanrım
Bu hayatın yükü ağır,taşıyamam.
Böyle zavallı, hem öksüz yaşayamam.
Tanrım, ne yaptım sana ben bilmiyorum?
Kusurum ne ise, söyle senden özür diliyorum.
Eller gibi gülmedim ben.

Devamını Oku
Münevver Şenol

Bugün, çocuklarımsız ilk bayramım.
İçimse dolu dolu, tarifi imkansız bir şey.
Dokunsalar ha ağladım, ha ağlıyacağım.
Sebep diyorum, kendi kendime sebep?
Üç büyük şehire bölünmüşüz,daha ne olsunki?
Hasret diyorum, kendi kendime,

Devamını Oku
Münevver Şenol

Annemin peşpeşe kaybettiği bebeklerinin ardından sekiz sene çocuğu olmamış. Beni de hemayil, tedavilerle bulmuş, altı-yedi aylık hamileyken karnında bebeğinin ağlama seslerini duymuş ama bunu kimseye söyleyememiş. “Herhalde bana öyle geliyor” diye düşünmüş ama bir gece babam da aynı sesleri duyunca hem şaşırmış hem de biraz korkmuş.
Daha sonra halamla gidip bir din hocasına bu durumu sorup fikir almışlar, o da, nadir de olsa böyle şeylerin olabileceğini söylemiş ve eklemiş: “sizin başınızda bir felaket dolaşıyor, bu sabiye de malum olduğu için, anneme, babama böyle felaket verme Allah’ım diye kaderine ağlıyor” demiş. Gerçekten birkaç gün sonra annem ''göremiyorum'' diye feryat etmeye başlamış (tıpkı Türk filmi gibi) . Babam, çaresiz, annemin sabah kahvaltısını yaptırıp işine gitmiş. Öğle tatilinde doktora gitmişler, “gebelik humması” tanısı konulmuş. İki ay sonra annem beni sezaryenle dünyaya getirmiş ama prematüre olarak. Annemle dört ay hastanede kalmışız.

Bir sürü tedaviden sonra annemin gözleri açılmış (Türk filmi devam ediyor) . Tabii ben de normal kiloma ulaşmışım bu arada. Annem hastaneden taburcu olmuş, evimize gelmişiz, fakat annem bunun sevincini yaşayamamış, zira kız kardeşi Zehra’yı yüzü gözü morluklar içinde karşısında bulmuş. Meğerse teyzem enişteme “sen beni aldatıyorsun” demiş. Eniştem önce inkar etmiş, daha sonra da “sen bana iftira atıyorsun” diyerek teyzemi dövmeye başlamış. Üstelik teyzem de hamileymiş! Annem “sorun değil, bizde kalırsın, biz ne yersek seninle paylaşırız” diyerek kız kardeşine sahip çıkmış. (Tabii babam da annemin bu fikrine katılmış) . Aradan aylar geçmiş, teyzemi ne arayan ne de soran olmuş. Annem beni büyük teyzem Nefise’ye emanet edip tebdil-i kıyafet giyinip (kara çarşafa bürünüp) Zehra teyzemle birlikte Faruk Enişte’yi takip etmişler. Sonunda Faruk Enişte’nin bir dostu olduğunu, Ankara telziler semtinde bir ev tutup birlikte yaşadıklarını öğrenmişler. Çiftleri, semt karakolundan iki polisle takibe almışlar. Eniştem ve birlikte yaşadığı kadın, önce sinemaya gitmişler, annem, teyzem ve polisler de gizlice peşlerinden. Daha sonra eve geldiklerinde baskını gerçekleştirmişler. Olay, tek celsede boşanma ile sonuçlanmış. Tabii nafaka ödemesi de karara bağlanmış ama bırakın nafakayı, işinden ayrılıp sırra kadem basmış Faruk Enişte.

Zehra teyzem, kızı Hülya’yı bizim evimizde dünyaya getirmiş. Babam o kadar iyi bir insandı ki eve geldiğinde önce Hülya’yı kucağına alıp severdi, sonra da beni. Hülya, babama, “Çerkes Baba” derdi. Bir gün İstanbul’da babamın büyük halası tramvaya bindiğinde bir bakmış ki, vatman, bizim kayıp(kaçak) enişte. Hemen yanındaki gence ''evladım şu vatmanın yaka numarasını öğrenir misin ama sakın belli etme, çünkü o bizim kayıp(kaçak) damat demiş''. Yaka numarası sayesinde nerede oturduğunu bulmuşlar ama sonuç sürpriz değil, Yedikule’de Vartui adında ermeni bir hanımla yaşıyormuş. Ankara’ya mektupla bilgiler tek tek ulaştırılmış.

Devamını Oku
Münevver Şenol

Annem ayşeyle halam nebiş 2
Annem ayşeyle halam nebiye hem akranlar hemde biribirilerini çokseverler,
nereye gitseler beraber giderlerdi,gene ikisi istanbuldan izmire bana geldiler,biz çiğli hv.lojmanlarında oturuyorduk,lojmanlarda çok güzel komşuluk vardır, birinin misafiri geldiği zaman hemen toplanır,hoşgeldine gidilir daha sonra hepsi tek,tek davet eder ağırlarlar,o günde arkadaşlarım annemle halama hoşgeldine geldiler, fakat fenerle,cimbomun önemli bir maçı var,benim iki oğlumda fanatik fenerli,o tarihlerde tanju çolakta fenerde oynuyor,fenerin yenilmesi demek oğlanların kahrolması demek, anneminde büyük oğlum murata aşırı zaafı var,kendi oğlu olmadığı için,oda ilk oğlan olunca,ikinci oğlum buraktan farklı tutardı,misafirler geldi ama o seneler bir televizyonumuz var,oda salonda,ikiside gayet şık giyindiler,hoş,beşten sonra
annem abdest almış bir yandan tesbihini çekiyor,gözüde maçta,heyecanla ya allah at tancu,diye bağırıyor,halam usulca ayşeciğim onun adı tanju,derkende parmağıyla sus işareti yapıyor,aradan biraz geçiyor annem gene ya allah yaa atsana be tancu,deyince halam,bak ayşeciğim, on tane şaşkın,bir topun peşinde koçuyor,sen tesbih çekip günaha giriyorsun
deyip annemin elindeki tesbihi aldı, annem biraz bozuldu,hiç birşey demedi ama suratını astı,iki kolunu kavuşturup oturdu, halam,ayşeciğim,öyle kollarını bağama iyi saymazlar,hemde suratını asma sana gülmek yakışıyor,dedi,annem ellerini iki yana indirdi,halam,misafirlere dönüp ayşeciğim bizim ilk gelinimizdir çok asildir,şimdiye kadar bir dediğimi iki yapmamışyır,ayşeciğim beni kırmadığı için sana teşekkür ederim dedi,
arkadaşlarım onların bu haline şaşırdılar ama annemide çok taktir ettiler bu yaşına rağmen saygıya bak dediler, buda şimdi bir anı kaldı ikiside peş,peşe rahmetli oldu nur içinde yatsınlar.

Devamını Oku
Münevver Şenol

Çocukluğumda yaşadıklarım aklıma geldik çe,kimi zaman güler,kimizamanda ağlarım.Geçenlerde Halamın küçük kızı Ülkü Sultan tepe den,Pendik; e taşınırken yüklü kamyonun üstünde minicik köpeğine sarılıp
gözlerinden akan yaşları dilinle yaladığını hiç unutamam dedi.Ama Pendik,
teki ev sahibimizin karısı Fikriye teyze daha köpeği görür görmez kendileri sığdı itleri kusur kaldı demez mi? Bir gün okuldan geldimki köpeğim kaybolmuş tabiki attılar ama çok ağlamıştım.babam hergün zembil dediği alet çantasıyla iş bulmaya gidiyor ama her seferinde de eli boş dönüyordu,
Tabi ay dediğin ne ki hemen geliveriyor du kirada birikmiş ti,Fikriye teyze gelirnusaybindeyken aldığımız ipek duvar ve sedir halımızı bu çok güzel,bunu
kiraya sayayım der alır giderdi,yerdeki bünyan halısıda nasibini aldığın dan yer boş kalmasın diye ince bir kilim almıştı babam.Hatta balkonuna koymak için kardeşimle benim yattığımız divanı bile almıştı kira karşılığı yer yatağında
beton çekmişti hasta oldum diye babam portakal sandıklarından sedir yapmıştı, Birgün komşumuz Gülser teyze geldi Babama bak Mahmut Abi bu

Devamını Oku