Zemherinin diş bileyen o buz kesmiş ayazında
Ruhumun pas tutmuş ağır demir kilitleri çözülür
Gözbebeklerime çöker kurşuni bulutların ağırlığı
Zamanın süzgecinden sızan zehir damlar ömrüme
Ufuk çizgisine asılmış solgun silüetindir kalan
Müebbet matemindeyim sevgilim kör karanlıkta
Aynaların sırrı dökülürken yorgun ve solgun yüzüme
Hafızamın mahzeninde inler suskunluğun çığlığı
Avuçlarımda birikir toprağın derinlerinden sızan tuz
Rüzgarın uğultusu dağlar göğsümün ıssız caddelerini
Hançer yarası gibi sızlar kalbimde kalan izin
Müebbet matemindeyim sevgilim kör karanlıkta
Gök kubbe yıkılır üstüme sağır duvarlar arasında
Adımlarım takılır isli kaldırımların çıkmazlarına
Yıldızlar sönüp de bürünürken gece zifiri donuna
Hasretin demir pençesi sıkar boğazımı acımasızca
Ruhum çarmıha gerilir bu kimsesiz şehirde sensiz
Müebbet matemindeyim sevgilim kör karanlıkta
Körpe fidanları kurutan o amansız rüzgar eserken
Avuçlarımda biriken kanlı tuz taneleri ağırlaşır
Gökyüzünün yırtılan siyah pelerininden sarkan
Ruhumu dipsiz kuyulara çeken o ezeli çile artar
Bütün yolların vardığı o yasaklı mabedim sensin
Müebbet matemindeyim sevgilim kör karanlıkta
Kapanmayan yaralarımın üstüne basılırken tuzlar
Adının harfleriyle kazınır göğsüme mezar taşım
Ecelin elinden kaçan son sığınak yitip giderken
Zamanın çarkı öğütür sabrımın en ince telini
Sensiz bu dünyada kalmış en son gölgeyim artık
Müebbet matemindeyim sevgilim kör karanlıkta
Kayıt Tarihi : 28.08.2026 16:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!