Bazen karlar düşer duygulara,
Buzlu zeminlerde patinajlar yaparız.
Saplanır kalırız nedensiz kaygılara,
Dünyaya küser, hayattan koparız.
Doğmaz güneşimiz, dağlarımız sislidir,
Boş boş bakıyor gözlerin,
Görmüyor gibisin beni.
Anlaşılır gibi değilsin,
Susuz kalmış göl gibi.
Tutmuyorsun ellerimi,
Dünya nüfusu bugün altı milyar,
Bu nüfusun çoçuk sayısı iki milyar yediyüz milyon kadar.
Doğan her üç çocuktan biri kayıtdışı kalıyor,
Günde otuz beş bin çocuk ölüyor.
Yavrularımız yemek beğenmezken,
Bir milyar ikiyüz milyonu,
Henüz ben ilkokul çağında,
Ablam gençliğinin baharında,
Babam vermiş kararını
İlle de Almanyaya.
Harman zamanı gelmiş,
Bu işler nasıl bitecek.
Hep su dövdüm havanda,
Gökyüzündeki uçaklarla,
Gönderdim selamlarımı.
Yalan söyleme dediler,
Türkülerde dinledim,
Yalan dünyayı.
Ne varsa hayata dair gördüğüm,
Her insan ayrı bir kördüğüm.
Parmak izleri gibi hep ayrı ayrı,
Söylenemez kendimi bile çözdüğüm.
Bütün insanlar aynı hücreleri taşıyor,
Dünyanın çilesini,
Çektiğim artık yeter.
Alını, hilesini,
Tattığım artık yeter.
Gülmek benim de hakkım,
Sabah oldu ey gönlüm,
Sen artık ışıksız ay oldun.
Güneşsiz, karanlık dünyada,
Ne de güzel parlıyordun.
Yıldızlara da geçmezdi sözün,
Fersiz kalmış gözlerle bakıyorum,
Meydandaki ateşin alevine,
Daha kaç gün burdayım bilmiyorum,
Belki de dönemem artık evime.
Her gün yavaş yavaş tükeniyorum,
Yirmibir temmuz bindokuzyüzyetmişyedide,
Milliyetçi Cephe hükümeti kurulmuştu.
Parlamento dışı Gümrük ve Tekel Bakanı,
Milliyetçi Hareket'ten Gün Sazak olmuştu.
O dönemde gümrükler nerdeyse kevgir gibi,
Vuruldu masaya yumruk, böyle olmaz dendi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!