Parça parça görme yüreğini,
Kırık aynalara bakıyorsun.
Buyur ediyorsun hüzünleri,
Kafana neleri takıyorsun.
Kahredip küsme dünyaya,
Birgün anlarsın dostum,
Baltayı taşa vurduğunu,
Taş güler, balta güler, el güler.
Bu gidişin gidiş değil,
Dağ güler, taş güler, yol güler.
Düşlerle gerçeği ayıramazsan,
Dağlarda esen seher yelimisin
Çiçekler açmış bahar dalımısın
Gönlüme düşmüş sevda gülümüsün
Nur'dan bir ışıkmısın can içinde.
Bulutlarda dolaşmak ister canım
On mart dokuzyüzelliüçte doğdum,
Aç kalmadım bir şekilde doydum,
Bir zamanlar efendiydim, beydim,
Yanmıyor artık çıram, sönmüş közüm.
Köyde geçirdim çocukluk çağımı,
Ey başı dumanlı yüce dağlar,
Sende benim gibi efkarlımısın.
Bitmez mi boranın, kışın,
Sende yürekten yaralımısın.
Yanarmı senin de içinde ateşin,
Söyleyin can dostlarım nerelerdesiniz,
Biz bir çınarın yaprakları değilmiydik.
Vurgun yemiş gibi düştük yerlere eyvah,
Kaderimize küsüp başımızı eğdik.
Unutulurmu geçse de bunca seneler,
Dünya yalansa neyin peşindeyiz,
Bir dostun muhabbeti yetmiyor mu.
Bunca ömür geçti, kaç yaşındayız,
Kimse elinden dostca tutmuyor mu.
Hep suçu başkalarında ararsın,
Aktın yüreğime sevdim gönülden,
Yıkanıp duruldum aşkın selinden,
Çok azaplar çektim yarin elinden,
Ayrılık harcını kardı da gitti.
Sanmayın ki güvenli limandayım,
Ay karanlığı gecelerde,
Mehtabım sen oldun.
Dilimdeki her hecede,
Adını söylediğimi biliyordun.
Heceler peşpeşe gelince,
Karlara karıştığımı hissediyordum,
Yürüdüğüm yol boyunca.
İpek bir duvak gibi,
Hayatın yüzünü örtüyordu.
Karlar gibi sessizdi içim,
Hiç susmayacak sandığım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!