Karanlık bir çağ içten, uyandı ulu tanlar,
Gökyüzünden fırladı, şimşek çakan aslanlar.
Zeus elinde yıldırımla, titretirken Olimpos,
Kaosun o tahtından, sökülüp atıldı kaos.
Odin tek gözü ile, izlerken dokuz yurdu,
Asgard’ın o surunda, mukaddes ordu durdu.
Ra’nın parlak gözünden, döküldü kızıl nehir,
Anubis’in terazisi, tartar ruhu her devir.
Mısır’ın kumlarında, yazılır gizli tarih,
Piramit duvarında, can bulur her bir talih.
Türk’ün ulu destanı, Aşina’yla can bulur,
Ötüken ormanında, kutsal kurtlar kurtulur.
Gılgamış ulu han bak, arıyor ölümsüzlük,
Karanlık dehlizlerde, aşılır o sonsuzluk.
Enkidu’nun yasıyla, sarsılır koca dünya,
Tanrıların buyruğu, gerçek olan bir rüya.
Poseidon üç dişliyle, yararken okyanusu,
Denizlerin bağrında, kurulur dev pususu.
Prometheus ateşi, çaldı kutsal dağlardan,
İnsanlık ışık aldı, o karanlık çağlardan.
Kaderin o ağını, dokur üç bilge kadın,
Zamanın defterine, yazılır senin adın.
Kusursuz bir mimari, örer bilge ulu el,
Destanlar parladıkça, diner o fırtına yel.
Çözülür bütün gizem, paslı zincir kırılır,
Mitolojik o beste, biterken akıl durur.
Evrensel oratoryo, son bulur bu sahnede,
Ruh sükuta kavuşur, o mutlak mertebede.
Yazılır hiç durmadan, efsanenin bestesi,
İşte budur çağların, mitolojik sesi.
ENGİN TOPKAN (01.06.2020)
Engin TopkanKayıt Tarihi : 24.07.2026 08:49:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



