Gece boyu bir çocuk sokakta kaldı,
Sen görmedin o çocuğu.
Ben gördüm
Ben gördüm onun tırnaklarının arasında kalmış toprağı,
Ben sürdüm yüzümü onun göğsüne.
Kucakladım durmadan.
Mevsim sonbahar,
Yan taraftaki seranın naylonlarını yenilediler,
Bir seranında tepesinde bir sürü kuşçuk birikmiş,
Görsen sevgili,
Sanki dersin ki kuş serası olmuş...
Seveceksen sonbaharda sev beni,
Ağaçlar son yaprağını dökmeden,
Ellerim ellerini tutmadığı zamanlarda üşüyorken sev,
Öyle sıcaklarda sevme.
Üşüsün tenim sen sarılmayınca,
Titresin dudaklarım.
Bugün sonbahar oldum,
Evet;
Bildiğin kızıl saçlı,
Sarı benizli bir sonbahar kadınıyım.
Bahar mı?
Bahar beni kandırıp kaçtı yine,
Sana desem ki
Sonbahardan çok keyif aldım.
Manzara güzel, keyfim çakır,
Aşk bir kapıdan giriyor,
Öbüründen çıkıyor.
Bir elim yağda öbürü balda,
Ben sonbahar olamadım ki hiç,
Yapraklarımı dışıma dökemedim,
Bırakamadım hiçbir derdimi öylece toprağa.
Herşey çıplak belki ama
Bu benim yaprak döktüğümden değil.
Belkide hiç yeşeremediğimden...
Son bir ders vereceğim size,
Belki, evet belki
Son cümlelerim...
Yani sondan önceki de olabilir,
Belki de sona daha çok vardır,
Belki de daha yeni başlıyorum
Belki de bu son Eylül'ümüz
Belki son tutunmamız
Bir sarı yaprağa
Ve son kez bırakışımız kendimizi rüzgarın önüne.
Son Eylül'ümüz olmasa bile
Son Kasım yaprağı gibisin,
Hani düşme diye dua ettikçe
Düşmeye meyil ediyorsun.
Düşeceksen düş diyor asi yanım
Sol yanım diyor ki:"Dur düşme
Düşersen biteriz,
Sessizce,
Sesim içime kaçmışçasına gidiyorum.
Usul adımlar atıyorum.
Kimse duymadan,
Kimse uyanmadan gidiyorum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!