Bir gonca gül hüzünler diyarında…
Neresinden tutsan hüsran, neresinden baksan keder.
Yanlış kapılarda eskidi en temiz yıllar,
Gel de şimdi bu acıya dayan.
Küllerinden yeniden doğan yaban gülü…
Her acıda kırıldı cam gibi,
Her yarada daha kadın;
Direncin kraliçesi…
Yürü kendi yoluna, tenhalarda yaşa,
Kalmasın geçmişten tek bir leke.
Ne bıraktı geride yorgun yıllar?
Bir avuç kırık hatıra ve ağır sessizlik…
Darmadağın bir hayat…
Ağlattı mazide sahte sevdalar.
Oysa narin bir hatıraydı yaşamak;
Canın içinde saklı, bağrı yanık bir çiçek gibi…
Hangi cümle onarır bu enkazı?
Yan yürek yan!
Sessizlik yanana kadar…
Masumiyet bir imge artık,
Aktı gitti parmakların arasından.
Bakma öyle uzaktan…
Hayat tek mevsimlik değil,
Bitmeyen bir heyecan.
Mutlu ol ömrün kalanında,
Düşlerini ilikle üzerine, giyin umutları.
Düşünme yanlış hesaplarını,
Işık vermedi o karanlık perdeler.
Her kavgada kökleştin toprakta,
Daha güçlü durmayı öğrendin; dimdik!
Şimdi tut ellerinden kendinin,
Bırak kendini sahil akşamına.
Kapat gözlerini,
Yıldızlar ne de olsa üzerinde.
Ağır uykulara daldığın yeter;
Uyan sabaha…
Dikkat et… Kimseler görmesin içindeki sızıyı,
Görmesinler o narin halini, o derin boşluğu…
Ya görürse bir başkası?
Taşıyamaz kimse… Yıkılır dünya!
Geceler uzun ve soğuk.
Ört üzerine bu şiiri, üşümesin hiçbir hayal.
Ve uzandığında yorgun yatağa, gözlerini kapattığında anla:
Zannetme ki bu yarım kalan hikâyeyi…
Ayağa kaldıracak, insanın kendi yüreğinden başkası…
Yusuf BerkmanKayıt Tarihi : 12.08.2026 13:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!