sömürdüler bizi yıllarca kanımızı emdiler doymadılar
önce bankerler soydu göz göre göre üç kuruşumuzu
seyirci kaldı birileri bu soyguna paraları alıp kaçıncaya kadar
binlerce yuva yıklıdı intaharların ardı arkası kesilmedi
senelerce boğazından kestiğini bir kaç gün içinde kaptırdı
ruh boukluğu sirayet etti yeni gelen nesile
Kim inanır olaması gerekene.
Kim umut bağlar gerçeğe.
Kim anlar düzünden.
Bu sahte yüzünden.
Bu oyun yüzünden.
Bu nankör yüzünden
Koltuk kuratardı yangınlardan.
Ardında binlerce bilmece,masal,hikaye...
Bu anlamsız yürüyüz niye.
Boya kalmadı kutusunda.
Fırça tutmuyor.
Son resimler hiç olmuyor.
Çelişkinin anası sen,çocukları biz ve onlar.
Bir dolabın etrafında milyonlar...
Aynı yere gelmiyouz artık döndükçe.
Başka yerlere gidiliyor.
Dolap terk ediliyor.
Varlık ile yokluğu düşün.
Bir yerlere düşmeden düşün.
Çalan da varlık,yalan da varlık.
Talan da varlık.
Olmaz bu kadar sakarlık.
taşları ağlatamazsın
ağlayan gökyüzünün göz yaşları düşer
gülen güneşin ışıkları düşer
yosun tutsun istiyorsan atacaksın denize
kim demiş cansız diye
son ümidi harcamadan vazgeçmem bilirsin
duruş mandalı çekilmemiş el bombası
bakış plastik patlayıcı
ses yıldırım
gözler molotof kokteyil
bu normal insan değil
coşkun akan bir ırmağa kapılmış
kayalara çarpa çarpa gidiyorken
şelale gibi bir yüksekten aşağıya düştüğümü hatırlıyorum
nasıl kurtulur insan yara bere içinde
yardım istesen kendine ihanet edersin
düşmüşsün bir kere
Sen hiç duvarlar ile konuştun mu?
Hal hatır sordun mu?
Derdini anlattın mı?
Duvardaki bir noktaya saatlerce baktın mı?
Yok yok yanlış anlama.
Tahtalarım düşmedi henüz; adayım ama.
Takıntıdan önce sıkıntı olur.
Sonra yıkıntı...
Takıntılıyı alır bir akıntı.
O dağ senin bu taş benim.
Vurur vurur vurur.
Hızını alamaz kudurur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!