Sen geldiğinde ben yoktum.
Bilinmez bir yerde ateşle oynuyordum.
Mekanıbelirsiz dedin.
Ateş dedin.
Oyun dedin.
Gitmek istedin.
Sen sevmeyi ne bilirsin, ne anlarsın sevmekten, manasından sevdanın.
Yüreğimizdeki duygu kırıntıları, dökülen bir kaç damla göz yaşı mı sevda.
Ne umutlar söndürmüş, incir ağacı dikmiş ocağına, padişahın, hanın.
Ulaşılmayan yollar,kelepçeler, aşımlaz dağlar,yoksa sabır taşı mı sevda.
Ne bilir kendini bilmeyen, ne görür kendini görmeyen, feryat eyleyen insan
Sen duvar gibisin, ey yüzü duvar, özü duvar, kapı nere sen nere.
Yapısı bozuk dünyada, yıktın benim yapımı, yapı nere sen nere.
Sen karanlık gibisin, ey ruhu kara, duygusu fukara, ışık nere sen nere.
Güya aşıktın, aşk diye diye sildin neyim varsa, aşık nere sen nere.
sen farkında mısın nerede yaşadığının
senin yaşadığın topraklar her ne kadar
şehit kanıyla sulansada
bir kaç fırsatçının ve gereksizin ellerinde
sömrürler
sömürtürler
yaşam bir kartalın kanat çırpışı kadar özgürce
bir yılanın zehirleyişi kadar acımasız
bir bebeğin hıçkırıkları kadar masum
ve güneş kadar parlak
ve gök yüzü kadar masmavi berrak
Gördüğüm bin şey var.
Kör düğüm bin şey var.
Sitemim var...
Gölgesi var üstümde yavşaklığın.
Baskısı var şerfsizliğin.
Kalem tutan ellerin kırılsın.
Yitik dünyaların sevdası olmaz.
Sevdası olsa dünyası yitmez.
Eline kelepçe,böğrüne kurşun vurdular.
Bakışları param parça.
Duruşları ölüm kokar.
Yok diyemezsin ellerimin tuttuğunu.
En son kahpelik, alın terine yapıldı.
Bir kez daha düştüler nasırlı ellerime.
Bir kez daha alçaldılar emeklerime.
Işıklar sönemsin diye ne çıralar fitillendi.
Ne umutlar küllendi.
Atar damarımızı kestiler.
Her gece aynı masal aynı hikaye.
Anlamadım nedir gaye.
Uykusu bozuk bir çocuğum yıllardır.
Hiç yoksa değişik bir masal anlat.
Yine kandır beni.Yine yalan at.
Bana ödünç mutluluk ver biraz.
Varsın olmasın biraz mutluluğun.
Birzaz mutsuz olsan ne olur benim için.
Öderim bedelini.
Pazarlık sünnettir; ver şu mübarek elini.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!