Sevgiler satın aldım, figan saldılar.
Hicra saldılar...
Dağıldım, ağladım, amnsızca tutuştum.
Yandım...
Yandıkça küle döndüm..
Söndüm...
Sen sevmeyi ne bilirsin, ne anlarsın sevmekten, manasından sevdanın.
Yüreğimizdeki duygu kırıntıları, dökülen bir kaç damla göz yaşı mı sevda.
Ne umutlar söndürmüş, incir ağacı dikmiş ocağına, padişahın, hanın.
Ulaşılmayan yollar,kelepçeler, aşımlaz dağlar,yoksa sabır taşı mı sevda.
Ne bilir kendini bilmeyen, ne görür kendini görmeyen, feryat eyleyen insan
sevda çekmek kürek çekmeğe benzemez
ne denizdedir bu sandal
ne mavilikler
esen bir rüzgarda alabora olsan keşke
hesapsız savurduğun hayattır o
devrilip battığın
sana ne çok şey anlatamadım yanarım da yanarım
keşke anlasaydın keşke dinleseydin
asi oldun da ne oldu
aradın da ne oldu
iyisi mi var erkeğin kadının
aradıkça kötüye düşeceksin
Bitmiş bir sevdanın farkı yoktur, düşmüş bir yapraktan.
Sevda biter yaprak düşer.
İnsan hayata küser.
Yaprak yele dolanır.
İnsan bulanır.
Yaprak yol alır
Bu yazımda özellikle Türkiye'de yaşayan erkeleri, sosyal, kültürel ve
bireyel açıdan irdeleyerek bazı tesbitlerimi aktarmak istiyorum sizlere.
Erkek olmak, erkekçe yaşamak tarihe karıştı desem yeridir. Eskide
kalmış yaşamlara özenti mansında değil bu. İlkel toplumlar da bile bazı
sorunlar vardı. İlkel toplumda fiziki güç belrleyci unsur olduğu için fiziki
olarak yetersiz erkekler o zaman bile önemsizdi. Avcı, toplaycı toplum-
Sen geldiğinde ben yoktum.
Bilinmez bir yerde ateşle oynuyordum.
Mekanıbelirsiz dedin.
Ateş dedin.
Oyun dedin.
Gitmek istedin.
Sen duvar gibisin, ey yüzü duvar, özü duvar, kapı nere sen nere.
Yapısı bozuk dünyada, yıktın benim yapımı, yapı nere sen nere.
Sen karanlık gibisin, ey ruhu kara, duygusu fukara, ışık nere sen nere.
Güya aşıktın, aşk diye diye sildin neyim varsa, aşık nere sen nere.
sen farkında mısın nerede yaşadığının
senin yaşadığın topraklar her ne kadar
şehit kanıyla sulansada
bir kaç fırsatçının ve gereksizin ellerinde
sömrürler
sömürtürler
yaşam bir kartalın kanat çırpışı kadar özgürce
bir yılanın zehirleyişi kadar acımasız
bir bebeğin hıçkırıkları kadar masum
ve güneş kadar parlak
ve gök yüzü kadar masmavi berrak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!